Türk' ün Savaşçı Olmasının Altında Yatan Sebep
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 11 Aralık 2019, 20:21:20


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türk' ün Savaşçı Olmasının Altında Yatan Sebep  (Okunma Sayısı 4868 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Mergen Kurt
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.023


« : 16 Haziran 2014, 13:09:06 »

Atalarım hep dünyayı fethetmek istemiş, hep savaşmış. Hayatları savaş meydanında geçmiş. Kadını bile savaşçı olmuş, ordu kurmuş Tomris Hatun gibi. Ama niye? Savaşçı olmamız ve dünyaya hükmetme amacımızın altında ne yatıyor? Türklerin göç etmesinin ve göç eden kavim olarak bilinmesi kuraklıktan mı yoksa her yere ulaşma isteğinin yaşam şeklini oluşturması mı? Niye tercihler savaştan yana oldu?
Bunun altında yatan yaratılışımızdaki üstünlük ve bize yağılık edenlerin çokluğudur.
Türk yaşadığı çevrede başkalarıyla ortak hareket etmek istememiştir. Başka soylarla oturup onlarla birlikte karar almak Türk' e hep aykırı gelmiştir. Türk kendinden başkasına hiçbir şeyi danışmamıştır. Çünkü yaratılışından gelen üstünlük, üstün olmayanlarla arasında hep bir mesafe olmasına neden olmuştur. Üstün biri neden bir başkasıyla eşit olsun, neden başkasıyla birlikte olsun onun gibi düşünsün?

Toprak hakimiyeti ve onun üstünde yaşayan toplum bir ırka ve onun kağanına bağlı olmak zorundadır. Bu her zaman böyle olmuştur. Türk için aksi bir durum, esaret demektir. Ancak Türk' ün tarihinde hiçbir zaman böyle bir durum olmamıştır. Mesela Çin' in tamamının elde olmadığı zamanlarda bile onların arasındaki Türk soyu kendisini yönetmiştir ve kendi kağanına bağlı kalmıştır. Çinli yöneticiler de Türk bölgelerini ziyaret edip Türk' e özgü ongunları hediye etmiştir. Bu Türk' ün şanlı tarihinde, başkalarının sembolünü kullanmayıp kendi soyuna özgü olanı kullandığını gösterir. Bu Türk' ün sıradan ve açıklaması olmayan bir davranışı değildir. Aslında, kendi gibi olmayan, yani Üstün olmayanlara itibar etmemesi yatmaktadır bunda. Türk özünü bildiği zaman, tarihini atasını tanıdığı zaman üstün olduğunun bilincinde olur. Töresini koruyan Türk de, bu sayede dünyanın neresinde olursa olsun kendine yabancı olanı kabul etmeyecek ve geleneklerini yaşatacaktır.
Türk töresinin korunması için temel şart özümüzün bilinmesi ve bilincinde olunmasıdır. Bizden olmayan bir durum, davranış bu şekilde tanınır. Bize yabancı gelen de kabul edilmez. Çünkü bize en uygun olan, bizden olandır.

Vücudumuza bir mikrop girdiğinde vücudumuz nasıl ki yabancı proteini farkediyor ve ona karşı savunmasını veriyorsa, Türk de töresini bildiği zaman kendinden olmayana karşı bir mücadele verecektir. Bunu bir soy olarak demiyorum, yabancı olan bir alışkanlık akım da bunun içindedir.

Savaş da bunun içinde vardır, yani üstün olana üstün olmayan yağılık eder. Üstünün yağısı çoktur. Türk her zaman savaşmışsa ve dünyayı ele geçirmek, hükmetmek için savaşmış ve dünyanın her yanına ulaşmayı arzulamışsa bu kendini korumak için yaptığı bir refleks hareketidir. Türkler, orta Asya' da kalmayıp dünyaya yayılmışsa, amerikaya geçmiş, hindistana yürümüşse, batıya geçmişse hep kendini korumak için, hep üstün olduğunu bilip diğerlerine hükmetmek için bunu yapmıştır.


Mesela, Atilla. Neden Avrupa' da yayılmak istedi. Her şeye sahipti, aç kalmazdı, istediğine ulaşabilirdi. Ama o her yeri ele geçirmek istedi. Bulunduğu çevredeki toplumların yaşadıkları toprakları hak etmediğini düşünüyordu. Eğer sahibi olacaksa, o üstün olanın olmalıydı. İyi savaşan kazanmalıydı o toprakları.

İnsanın doğasında vardır bu. Eğer bir savaş veriyorsa, bir şeye ulaşmak içindir. Bir şeye sahip olmak içindir. Ya da kendini korumak içindir. Türkler için de durum bu olmuştur. Türk' ün huyunu bilen yağılar Türk' ün yetinmeyeceğini, esareti kabul etmeyip kendinden olmayana da hükmetmek istediğini biliyorlardı.
Bu yüzden hepsinin ortak düşüncesi oluştu. Hepsi Türk' e yağılık etmeliydi. Hepsi birleşmeliydi. Hepsi Türk' ü arkadan vurmalıydı. Bu yüzden birleştiler, bu yüzden ortak hareket ettiler. Bu yüzden hepsinin amacı, Türkleri yok etmekti, Anadolu topraklarından atmaktı. Bu yüzden avrupalılar hep bir oldu haçlı seferleri yaptı. Bu yüzden kurtuluş mücadelesinde yedi düvel bir olup Türk' e saldırdı. Hangi dinden olursa olsun, dindaş denilenler bile hep bir oldu, tek amaçları vardı. Türk' ü yok etmek istiyorlardı.


Türk bunları gördü, hayatta kalmak ve soyunu devam ettirmek için yağılarla mücadele etmeliydi. Kendinden başka dostunun olmadığını görmüştü. Kendi soyundan olmayan fırsat bekliyordu arkasından vurmak için. Tüm bunlar Türk' ün içindeki savaşçılık özelliğini ateşlemiş ve tetiklemişti. Tek çaresi vardı, savaşmak.

Kadınıyla, erkeğiyle savaşçı olmak zorundaydı. Esarete ve yok olmaya savaşçı olmasıyla karşı koyabilirdi. Tomris Hatun, kadınlardan orduyu bu yüzden kurdu. Bu yüzden kendisinden 5 kat büyük pers ordusunu savaşıp yok etti. Hem de büyük savaş taktikleri ve zekasıyla. Namusunu, canını ve soyunu kurtarmak için savaşçı olmak lazımdı. Başka yolu yoktu.

Türk bu yüzden savaşçıdır, Türk bu yüzden savaş dahisidir. Türk' ün yağısı bitmeyecektir ve savaşçılığını kaybederse yok olacaktır. Tarih göstermiştir ki sırtımızı dayadıklarımız bizi arkamızdan vurmuştur. Türk kendini korumak ve esareti kabul etmemek için savaşçıdır. Umarım bazı sorulara bir cavabım  ve faydam olmuştur kandaşlarım.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Erlik Tanrıöğen
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 875


Nur'dan Rıza aldık.


« Yanıtla #1 : 04 Kasım 2015, 21:43:42 »

Türk, ilk savaşını doğa ile verdi. Bugün milletimizin ortaya çıktığını bildiğimiz Tuva bölgesinin çok özel ve sert iklim şartları vardı. Dünyanın en soğuk bölgesiydi. Gıda ve su kaynakları çok kısıtlı, ulaşım zordu. Öncelikle bu şartlar Türkleri eğitti.

Zaman geçtikçe daha güney bölgelere göç eden Türkler hayvancılıkta çok ileri gittiler. Hem yaylak-kışlak geçişlerindeki büyük uğraş hem de hayvanları yayıp beslerken yaşanılan zorluklar Türklerin ikinci sınavı olmuştu. Büyük sürüleri at üstünde idare etmek onlara hareket ve yönlendirme becerileri kazandırdı.

Güneye geldiklerinde onları zorlayan yeni bir etken daha devreye giriyordu: diğer topluluklar. Türklerin hiçbir zaman Çinlilerden daha kalabalık olmadıklarını biliyoruz. Etraftaki diğer topluluklarla girilen mücadeleler ve bu dönemde önem kazanan yağmacılık faaliyetleri daha sonra savaşlarda ise yarayacak çok şey öğretti.

Türk tarihi aynı zamanda göç tarihidir. Türkler Tuva'dan Orta Asya'ya ve oradan da batıya doğru olarak sürekli göç ettiler. Göç, orada yaşayan insanları uzaklaştırıp yerleşme işiydi. Elbette bu da sürekli devam eden çatışmaları getirdi. Bu çatışma deneyimleri Türkleri sürekli savaşmaya hazır tutuyordu. Yaylak-kışlak meselelerinde Türk topluluklarının kendi aralarında 19.yya kadar savaştıklarını biliyoruz.

Doğa bize savaşı öğretmiş. Biz de en iyi yaptığımız işi sürekli yapmışız.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.059 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.014s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.