Tek bir rahatımızı dahi feda etmeyiz!
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 16 Temmuz 2018, 23:17:59


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Tek bir rahatımızı dahi feda etmeyiz!  (Okunma Sayısı 269 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
yürekli-kam
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 8.120


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« : 14 Aralık 2017, 10:28:09 »

Her devlet bir rejimle yönetilir. Devletlerin kuruluş amacı milletin huzurlu ve güvenli bir şekilde varlığını devam ettirebilmesidir. Rejimler ise bu yönetimin nasıl olacağını belirler. Amacı millete hizmet etmektir. Bunu amaçlayan rejimler eğer milletin yaşayışına ters ilkeler içeriyorsa başarılı olamaz. Çünkü millet, kendisine karşı olan hiçbir şeyi kolay kolay  benimsemez. Hele ki biz Türkler’e zorla bir şey benimsemek imkansızdır. Kimse bize bir şey dikta edemez.  Hayatımızdaki sorunlar bile büyük ölçüde etkilerken, tüm yaşamımızı değiştirebilecek bir rejime nasıl uyum sağlayabiliriz ki?

  Her milletin bir kültürü vardır. Bu kültürler yaradılıştan gelir. Bir güç tarafından asimile edilse dahi hala yaşayışında eskilerden izler taşır. Çünkü kültür sosyal bir şekilde aktarıldığı gibi genlerle kalıtsal olarakta aktarılır. Güçlü bir kültüre sahip olan bir milletin kültürünün tamamen değişmesi için asırlar gerekir. Bir tek siyasi rejim değişikliğiyle o toplumun yüzyıllardır süren yaşayışını toptan değişeceği düşünülemez.

  Türk milletine uygun olan rejimin ne olduğunu mütaala etmek için tarihimize, varoluşumuza ve kültürümüze bakmak gerekir. Atalarımız, Orta Asya’daki iklim sebebiyle göçebe bir yaşam sürüyorlardı. Onlar öldürücü soğuklardan kurtulmayı başarmışlardı. Bozkır hayatı gerçeten zordur. Dönemin şartlarına göre düşündüğümüz zaman atalarımızın olağanüstü kuvvet gösterip büyüdükleri, diğer milletlere hakim oldukları, göçebe bir imparatorluk kurduklarını anlamak zor olmayacaktır. Tarihte ilk varoluş zamanımızdan itibaren yaşatılarını bu şekilde şekillendiren atalarımız için devlet tarafından yapılan her işin savaşa katkısı olması gerekirdi. Zira karnımızı doyurmak için şavaş gerekliydi. Mete Han’ın, çine hükmetmesinin ardından onlarla yine yeniden bir savaş araması da savaşçılık ruhumuzla alakalıdır. Eğer biz saldırgan olmayıpta dünyaya barışsal bir gözle baksaydık bu zamanlara gelmemizin bir olanağı yoktu.

Sürekli ayakta kalmak için sürekli savaş halinde olmak gerekir. Sürekli savaş halinde olabilmek için hızlı kararlar alabilen, disiplinli, korkusuz ve saldırgan bir devlet düzeni gereklidir. Bu düzen kuşkusuz roma meclislernde yavaş yavaş karar alınmasına sebep olan demokrasi değildi. O dönemlerde bir iş yapmak için yavaş ve kusurlu işleyen demokrasiyi kullansaydık vay halimize...

Demokrasi, tüm vatandaşların devleti yönetmede eşit haklara sahip olduğu yönetim biçimidir. Demokraside önemli olan çoğunlutur. Çoğunluk ne derse desin doğru olan çoğunluğun dediğidir. Bu olayın bize verebileceği zarrarları hayal edebiliyor musunuz? Yüzde ellibir oyla ülkeniin başına bir 'fetocu' kürtçü, Türk düşmanının geldiğini düşünün. Bunlar ülkeyi peşkeş çekmek için bir an bile beklemeyecek zaniye evlatlarıdır. Eğer yurdunuzu bunların elinde bırakmakta bir kusur görmüyorsanız ya gafil ya da vatan hainisinizdir.

Demokrasinin en büyük kusuru zeka ve yetenek yerine çoğunluğu koymasıdır. Oysa bizim töremizde her zaman zeka ve yeteneğe önem verilir. Olması gereken de budur. Sırf kalabalık istedi diye yanlış yapmanın kimseye bir yararı dokunmaz. Dokunacaksa da ancak düşmanlarımıza yararı olur. Atalarımız boşuna "nerede çokluk orada bokluk" dememişlerdir. Çokluk hakikatlerin tayininde rol oynamaz! İnsanlara her zaman yanlış şeyleri yapmak kolay gelir. Çünkü doğrunun peşinde gitmek zordur. İşte bu yüzden toplum içinde sivrilen ender kişilere bilgin denmiştir. Bu yüzzdensınavlar yapılır. Herkes eşitse insanlarda neden özellik aranır? Gerçekten dünya üzerindeki herkes eşit olsaydı o zaman demokrasinin yani çoğunluğun dediği doğru olurdu. Fakat gerçek böyle değildir. İnsanlar ne fizyolojik, ne  psikolojik, ne antropolojik ne de maneviyat olarak eşit değildir. Bunu görmemek için yaşamamak gerekir. Bir hayvan bile kimi boğup boğamayacağını bilir.

Bugün ülkemizde milyonlarca azınlık yaşamakta. Ve doğum oranları da Türklerden hayli fazla. Bunlara arap mültecilerde eklendi. Hepsi de geçmişte bize ihanet etmişti ve şimdi de etmekteler. Birkaç yıl sonra bunların elbirliği yapıp ülkenin başına geçmeyeceğini kim söyleyebilir? Dağda asker kanı akıtan meclise girdi. Bir yemin etmeyi geçelim İstiklal Marşını okumaya bile karşı çıktılar. Bunlar oldu. Eğer azınlıklara güvenmemiz gerekirse neden siyasi parti adı altında kürtçü pkkya meşruiyet kazandırmaya çalışan hdp liderleri tasfiye edildi? Bir Türk'ün Türk olmayanla eşit haklara sahip olması Türkçüler için kabul edilemez. Türkçü olduğunu iddia edip demokrasi ve cumhuriyet savunuculuğu yapanlar Türkçülüğün ne olduğundan habersi gafillerdir.

Demokrasi bir barış arayışıdır. Daha doğrusu dünyanın barış ile döneceğine inanmaktır. Bu son derece sakıncalı bir görüştür. "Bir millet için en büyük tehlikelerden biri barış ve dostluk afyonu yutarak uyumaktır. Büyümek istemeyen millet küçülmeye mahkumdur. Saldırmayan millete saldırılar." Tehlikesiz yaşamak isteyenler intihar etsinler! Dünya korkaklara göre bir yer değildir.

"5000 yıllık yazılı tarihi olan insanlık yalnızca 236 yıl savaşmadan durabilmiştir. Savaşlar da tabii afetler gibi binlerce yıldır sürüp gitmektedir. Savaşın modasının geçtiğini söyleyen saf yaratılışlılar ne tarihten ne insan doğasından anlıyordur. Hattâ yaşadığı süre içerisinde bile, dünyada olup bitene kör ve sağır olanlardır. Siz savaşla ilgilenmeyebilirsiniz savaş sizinle ilgilenir."

****

Demokrasilerin en iyi şekilde yaşadığı devlet rejimi cumhuriyettir. Tüm vatandaşlar eşit bir şekilde devletin yönetiminde söz hakkı alacaksa bu ancak halkın kendi kendini yönetmesiyle yani cumhuriyetle olur. Bu konuda Atatürk'ün şu sözleri aydınlatıcı olacaktır:

“ Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir. Biz Cumhuriyeti kurduk, O on yaşını doldururken demokrasinin bütün icaplarını sırası geldikçe uygulamaya koymalıdır

Atatürk’ün cumhuriyet ile ilgili düşüncelerini en güzel kendi sözleri ortaya koymaktadır. “Demokrasinin tam ve en bariz hükümet şekli cumhuriyettir.”

****

Anlaşılmıştır ki demokrasi ve cumhuriyet ne Türk kültürüne, ne gerçeklere uygun değildir. Demokrasiyle gelişmiş bir tane ülke gösteremezsiniz. Her yere demokrasi yaydığını söylenen amerika dahi demokratik bir yönetime sahip değildir. Demkrasi ve cumhuriyet pespayelik bir rejimdir. Biz bunlar için tek bir rahatımızı bile feda etmeyiz!

Baturgan,
turkcuturanci.com
11 Aralık 2017

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.067 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.