Tarihi, Birinci Kaynaktan Okumak Gerekir
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 20 Kasım 2019, 22:10:51


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Tarihi, Birinci Kaynaktan Okumak Gerekir  (Okunma Sayısı 1919 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Kagan_Bahadir
Ziyaretçi
« : 01 Kasım 2011, 15:52:56 »

TARİHİ BİRİNCİ KAYNAKTAN OKUMAK GEREKİR

Türk milleti, son dönemlerde tarihine daha fazla ilgi duymaya başladı. Bu ilginin yükselmesinde, televizyon dizilerinin de etkisi mevcuttur. Hatırlayacağımız gibi, “Muhteşem Yüzyıl” dizisinin ilk bölümleri yayınlandığında büyük tartışmalar ve protesto gösterileri yapılmıştı. Tartışmalar oranında kitaplar da raflarda yerini almıştı. Bir anda kitapçıların raflarını süslemeye başlayan Kanuni ve Hürrem kitapları, akıllara “Bu yazarların herhalde yastık altında hazır kitapları var. Uygun zamanda piyasaya sürüyorlar” düşüncesini getiriyor.

Yazdıklarını “tarih kitabı” olarak niteleyenler olduğu gibi, “tarihi roman” adıyla piyasaya çıkaranları da görüyoruz. Peşinen söylemek gerekir; tarih diziler ile öğrenilmediği gibi romanlar ile öğrenilmez. Tarih, tarih kitabından öğrenilir ve bu tarih kitabının niteliği de aynı nispette önemlidir.
Eğer tarihi roman, olmamış veya olduğu şüpheli bir olayı (Örneğin Mihrimah Sultan ile Mimar Sinan’ın sözde aşkı) doğruluğu ispatlanmış gibi okuyucuya sunarsa, saf okuyucu bunu gerçek bir bilgi olarak kabul eder. Böylelikle tarihi Baltacı ile Katerina’nın sözde birlikteliği, haremde kaç kadın oluşu ve saray entrikalarından ibaret görmeye meraklı halkımızın zihnine bu olay kazınır. Bir münazara esnasında bunu gerçekmiş gibi ortaya koyar ve rezil olur.

Tarih, tarih kitabından öğrenilir ve bu kitabın niteliği önemlidir. Hazır bilgiye erişmek, hazır yemek almak gibidir. Zahmetsizdir ve hızlıdır. Yorulmadan, çalışmadan erişilen yemek ne kadar tatlı gelse de içeriğini bilmediğimiz, ne katkı maddelerinin eklendiği nelerin çıkarıldığını bilmediğimiz bir yemeği yediğimizin de farkında olmamız gerekir.
Tarihi hazır kaynaktan elde etmeye kalkmak da tıpkı bunun gibidir. Kişiliğine, objektifliğine güvenmediğimizi bir tarihçinin elinden çıkan tarihi bir kitabın, ele aldığı kişi ve konunun neresini tahrif ettiği neresini çıkarıp neresine eklediğini, ana kaynağı okumadan bilmemiz imkânsızdır. Bunun için, eğer objektifliğine güvenmiyorsak tarihçinin elinden çıkmış kitap ya da makaleye yeterince önem vermemeli, okuyorsak bile kesin doğru bilgi olarak kabul etmememiz gerekmektedir.

Peki, tarih bilgisine sahip olmak için ne yapılması gerekir? Çözüm basittir. Örneğin, Atatürk’ü eleştiren bir kitabı okumadan önce Nutuk’u okumak, Karabekir’i eleştiren veya öven bir kitabı okumadan önce Karabekir’in yazdıklarını okumak… Anı kitaplarını, günlükleri karıştırmak… Onun döneminde yaşamış kişilerin tuttukları notlardan yararlanmak… Bunlar şüphe yok ki, diğerlerinden daha sağlıklıdır. Saf bilgiye ulaşmanın temel yoludur.

Tarihi birinci kaynaktan okumak gerekir.  Birinci kaynaklar da birinci ağızdan yazılmış anılar ve günlükler ve o dönem yanında olan isimlerin tuttuğu notlardır. Elbette yapılan yorumlar, gözden kaçabilecek unsurları ortaya çıkarması bakımından çok önemlidir. Ancak bu, ikinci planda yapılması gereken eylem olmalıdır.

KAĞAN BAHADIR
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
YigitKam
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 01 Kasım 2011, 16:01:59 »

Kağan_Bahadır Senin gibi Bozkurt yüreklerin varlığı ile yeni öğrenmeye başlayan veya kafası ütülenmiş olan kandaşlarımız gerçeklere ufak ufak ta olsa böyle verdiğiniz bilgiler ile ulaşacaktır, Gerçeklere ulaşmanın yolu kısa değildir diyerek bu güzel yazından dolayı kutluyorum seni...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Türkçü Kasırga
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.018


IRKÇI


« Yanıtla #2 : 01 Kasım 2011, 16:34:10 »

Kalemine yüregine saglik Kagan Bahadir kandasim.
Türk’ün gücünü ve kudretini kücümsemek isteyenlerin herseyde oldugu gibi sanli tarihimizede olmadik iftiralari atmalari Türk milletine karsi yogun savasin her alanda nasil sürdürüldügünü bizlere bir kez daha göstermektedir.

Örnegin Prut savasinda Türk ordusu Rus ordusunu tamamen imha etme durumuna sahip iken, Baltaci Mehmed Pasa ile Rus Caricesi Katerina arasinda yasanan güya gizli ask sebebiyle Rus ordusunun tamamen imha edilmekten kurtuldugu kanisina inananlarin sayisi az uz degildir.
Halbu ki Türk ordusu da yipranmisti. Her seferde oldugu gibi Yeniceriler yine kazan kaldirmislardi. Eger ki Pasa imha harekatina girismis olsaydi savasin sonucu belkide Türk ordusu aleyhine gelisebilirdi.
Türk Ordusunun da bu sartlar altinda savasi devam ettirmesi mümkün degildi.
Sonuc itibariyla Baltaci ile Katerina arasinda yapilan antlasma tamamen bizim lehimize olup bunun neticesinde Ruslarin isgal ettigi bazi bölgeler kurtarilmis yine Ruslardan yüklü miktarda tazminat alinmistir.

Iste birileri istedikleri yönde bizim tarihimizi carpitarak yaziyor, milletimizde dogrusu nedir, yanlisi nedir demeden bu sinsi probagandalara körü körüne inaniyor.




Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.052 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.015s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.