Suriye sadece Suriye değildir
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 21 Ocak 2020, 23:29:37


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Suriye sadece Suriye değildir  (Okunma Sayısı 1601 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Erlik Adana
Ziyaretçi
« : 09 Ağustos 2012, 02:01:07 »

   Türkiye, Suriye meselesinde bir çıkmaza doğru yol aldıkça içimizden çıkan seslerin yönü ve kuvveti bizi ya tecrübenin verdiği haklılığa has edayla gülümsetiyor ya da milletimizin düşmanlarının ihanette ne kadar ileri gidebilceği konusunda yeni ufuklar bahşediyor. Geriye dönüp bizim ve dostlarımızın birkaç ay veya birkaç yıl önce nasıl düşünüp ne yazdığımıza bakmak olayların seyri hakkındaki öngörülerimizin ne kadar haklı olduğunu ilan ediyor. Geçmişte milletimize iyiymiş gibi gelen gelişmelerin bugün nelere malolduğunu görmek bize bugün için daha çok çalışma çağrılarında bulunuyor. Gözümüzün önünde birkaç hür düşünce kanalı haricinde milletimizin içine girdiği topyekün mantalite değişimi bizi şaşkınlığa ve üzüntüye itiyor. Bundan sonra neler olabileceğini kestiriyor, mevcut durumun devamı ihtimali ile çekincelere maruz kalıyoruz. Milletimizin bize sorduğunu varsaydığımız düşüceler üzerine cevaplar üretmeye mecbur kalıyoruz:
   
        Ne oldu? Ne oluyor?
   
        Milletimizi kandıramaz oluşumuz milli meselelerde he türlü siyasi kaygıdan uzak durarak görüş bildirmemize sebep olmaktadır. Bugün Suriye meselesi sadece Türkiye ve Suriye arasında peyda olmuş bir mesele değilse, Suriye'deki de yine ihtilalci grupla  yönetim yandaşları arasındaki bir harpten ibaret değildir. Adına Büyük Ortadoğu projesi denilen Amerikan kaynaklı bir güç arayışı ile buna karşı duran Yeni Doğu Bloku arasında süren bir iktidar kavgasıdır. Yalnızca birkaç yıllık bir hesabın realite kazanması de yoktur ortada. 80'li yılların ardından ülkemizde körüklenen Ameriko-Liberal Ilımlı İslamcılık hareketleri,  yine aynı zamanda filizlenen Türkiye-İran-Irak içerisindeki peşmerge faaliyetleri, İran'da baş gösteren yeşiller hareketi, son adı ile Ortadoğu'daki despotik karakterdeki laik yapıların yerini romantik İslamî güçlerin alması anlamına gelen Arap Baharı aynı kaynaktan yol alarak Ortadoğu'nun bugünkü şeklini veren olaylar olmuştur. Tüm bunlar meydana gelirken kendi meseleleri ile meşgul olan Doğu Bloku ülkeleri de artık kafalarını kaldırarak bu ''Eski Güç''ün rahatça at koşturmasına mani olmaya girişmişledir. Bölgede Amerikancı varlığın bedelini çok ağır ödemiş Rusya ne olursa olsun destek sözleri aldığı Esad'dan desteğini esirgememektedir. En son İran kozunu da masaya sürmüş, bununla yetinmeyip Suriye Ermenilerini Ermenistan'a nakletme konusunda adımlar atmıştır. Bunu hem Azerbaycan'ı zora sokacağını düşünerek hem de Türkiye'ye gözdağı vermek niyetiyle yapmıştır.
   
         Bizde Arap Baharı'ndaki gibi gelip yerleşmese de oturmuş durumda bulunan romantik İslamî yönetim de söylem geliştirmede bir sıkıntı içerisine girmiştir. Şimdiye kadar ''Sıfır sorunla yaşayın. Barışçıl görünün. Liderlik iddiasını dillendirmeden ifade edin.'' direktifleri ile gönüllerde taht kurmuş yönetimimiz bugün Yeni Doğu Bloku'nun oyuna dahil olması ile sertleşen zeminde daha az kayan bir siyasetin peşine düşmüştür. Savaştan kaçan alnı karalar şimdi en alışkın olmadıkları söylemlerin adamları olmuşlardır. Ne olduysa dünkü kardeşlerine bugün ''Ben artık falancanın ağabeği olacağım!'' der nispetince  tavırlara girişmiş -bahis insaniyetse- hükûmet güçlerinden altta kalır yanları olmayan serseri isyancılarla kardeşlik ilan etmişlerdir. Bir grup talan kaçkınını da yurdumuzun bay bir köşesine yerleştirerek ömründe ilk defa insan yerine koyulup maşa olma hakkı kazanan vatansızlara bize de isyan etme şansı vermişlerdir.
   
         Kim milletimizi, mevcut iradenin tüm bunları kendi insiyatifi ile yaptığına ikna edebilir?
   
         Ömürlerinde yalan söylememiş her işi kıbleye dönerek gören yönetim azalarının artık Türk kanına özenerek savaşçı bir kimlik kazandıklarını ve mazluma el uzatma huyu edindiklerini üstelik bunu bir de kimseye danışmada yaptıklarını var sayalım. Artık tüm kanatları ile tek safta toplanmış basının hali, bize yabancı değil midir?
   
         Dini hassasiyetleri son on yılda yavaşça yükselmiş dolar yeşili basının muhterem mensupları ne zaman Yalvaç'ın ''İki Müslüman topluluğun savaşması'' hakkıdaki sözlerini unuttular? Suriye'de tek bir Türk (Mukadderat. Türkiye'den menşei almış diyelim.) basın mensubu bulunmadığı halde gelen her katliam haber ve resmini doğrudan halka arz etmeyi neden bu kadar güvenli buluyorlar? Bir Osmanlı belgeseli tadındaki askeri bilgileri ile Kilis ve Gaziantep'teki ordu komutalıklarının sınıra (''Sınır'' bir hudud ilimizmiş gibi... ) taşınmasını sevinçle neden anlatıyorlar? Kimse onlara doğudaki tek ordu komutanlığının Malatya'daki 2. Ordu olduğun söylemiyor mu? Kilis'teki birliklerle nerede savaşmayı planlıyorlar?
   
        Tüm bu soruları ''ar etseler tükürecek'' olduğumuz basın cevaplayamayadursun, haklarını da teslim etmek gerekir. Medyamızda Türkçülük sürekli yükselmektedir. ''Suriye'deki Kürtler, Kürt bölgesi, isyancı Kürtler'' söylemleri yılgın bir milleti elalemin savaşına götürebilmek için uydurulmuş söylemler değildir ya! Suriye yönetimi Kürtleri destekliyormuş. Baba Esad döneminde desteklemiyor muydu? Esad bugün sokaklarda küfür tufanına tutulan ''hanımı'' ile akşam gezmelerine ''bize'' gelirken Kürt düşmanlığı mı yapıyordu? Şimdiye kadar pek güçlüydü diyerek mi korktuk Esad'dan?

   Esad'ın Nusayriliği, İran'ın Şia'sı yeni mi çıktı?

   Yandaşlar tüm kuvvetleri ile bize karşı harp ederken, ABD'nin Güney Azerbaycan'dan başlayarak Kuzey Irak yolu ile Kuzey Suriye'yi de kapsayacak nitelikte bir Kürdistan kurup buna Türkiye topraklarının da bir kısmını katmak niyetinde olduğunu ifade etmiştik. Böylece hem Ortadoğu'nun kuzeyini kutlu bir hilal gibi kaplayan alandaki soydaşlarımıza hem de Orta Asya Türkleri ile kara bağlantımızı sağlayacak tek alan olan Güney Azerbaycan ile bağlantımızı kesmek istediklerini bildirmiştik. Mevcut idaremizin ortak ve eşi olduğu Büyük Ortadoğu projesinin nihaî hedefinin bunu sağlamak olduğu yavaşça ortaya çıkmaktadır. Medya ve hükûmet bizi bunun Esad'ın ''halt yemesi'' olduğuna inandırmak için çaba harcasa da Kuzey Suriye şehirlerinin tek kurşun atılmadan Kürt yönetimine geçmesi bize aksini ispat etmektedir. ''Güçsüz kaldı. Bitmek üzere. Kıskaçta.'' dedikleri bizdeki Kürtçü hareket de hiç de öyle olmadığını son saldırıları ile göstermektedir. Barzani'yi aklayıp muhattap ilan etme fikri kesintide kalmış olacak ki hariciye bakanımız yüz alıp yüz vermeden şanlı seferini sona erdirmiştir.
   
        Millet kanmakta, millet inanmaktadır. Millet dönüşmektedir.
   
        Şu anda yaşayan kimse tarafından masum gösterilemeyecek bir katil olan ama kimi katliamlarını şahsı ve milletinin bekası için yaptığını kabul eden bir adam olan Esad -Esed demenin onu başka biri yapmayacağı o adam- kendisine Yeni Doğu Bloku-Yumuşak Güç Dengesi tarafından verilen bazı tespitleri ilanında haklıdır. ABD ve ortaklığı; ülkesinde bir isyan çıkarmış, dost dediği ülkeleri ona karşı durmaya (belki savaş tehdidinde bulunmaya) ikna etmiştir. O da kendisine kendisi için olmayan bir yardımda bulunan diğer tarafın safına geçmiştir. Bu tabiî bir denge halidir. İran da, laik bir devleti aynı sebepten desteklemektedir. Dünya'da inanç eksenli siyasetin hala yaşadığı tek Ortaçağ ülkesinden bakınca milli çıkarlarını düşünen topluluklar görmek ne kadar garip olsa da durum bundan ibarettir.  Televizyonlarda görmeye alışmaya başladığımız İmam-Hatip mezunu -o sıfatları nereden aldıklarını bilmediğim- ''Ortadoğu analistleri, Ortadoğu ve Suriye Uzmanları, Arap Baharı Mümessilleri'' nasıl izah ederler bilmem...

   BOP'un hakikat olduğuna inandıramadığımız beyinler Ortadoğu'da bozuk itikadlılar çetesinin devletler kurup küfre ev sahibi olacağına inanmaktadırlar. Hiçbiri neden yıkılan yönetimler yerine yenilerinin hala gelmediğini açıklayamasa da vakaların büyüklüğü dimağları çok yormaktadır.

   Tam bir yıl önce yazdığım ''Zaman İlerliyor'' adlı yazıda Arap Baharı'nın alacağı şekille ilgili öngörülerimi bildirmiştim. ''Önlenebilecek gibi görünmeyen bir güç Ortadoğu'yu şekillendiriyor.'' demiştim. Unutkanlaştırılan bir millet olduğumuz için o gün dediklerimi tekrar etmek, bundan sonrası ile ilgili birkaç tahmin daha bildirmek istedim.

Onlar ilerledi, biz bekliyoruz.

Tanrı Türk'ü korusun!
Erlik Tanrıöğen
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BugaY
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 397



« Yanıtla #1 : 09 Ağustos 2012, 02:12:40 »

Güzel ve mantıklı yazmışsın tebrik ederim, yazının devamı gelecek gibi devamında Bop'un üzerinde biraz daha durulabilir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Erlik Adana
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 09 Ağustos 2012, 02:50:56 »

BOP bitmediği için üzerine yazmak ve fikir sunmak da bitmeyecek. Otağ'daki son yazılarımın tamamını buna ayırmıştım. Kaldığım yerden devam ediyorum.
Aynı adla bir devam gelmeyecek. Konunun devamı elbette gelecek.
Teşekkür ederim.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.05 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.014s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.