ŞİİRE FARKLI BİR AÇIDAN BAKMAK
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 15 Kasım 2019, 11:21:58


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: ŞİİRE FARKLI BİR AÇIDAN BAKMAK  (Okunma Sayısı 1457 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Pusat38
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 231


Tanrı Türk'ü Korusun!


Site
« : 26 Haziran 2012, 13:36:51 »

Kandaşlarım bu yılki yazım değil. Hatalarım olabilir Gülümseme Bende bir "şiir" yorumu.

ŞİİRE FARKLI BİR AÇIDAN BAKMAK

Bir toplumun değer yargılarını oluşturan unsurların başında kültür gelir. Kültürün temel taşlarını da meydana getiren birtakım kavramlar vardır. Bunlar: ahlâk, eğitim, sanat, sosyal yapı, felsefe… ve adını sayamadığımız birçok öğe. Her birinin farklı konumları vardır. Özellikle sanat,  kendi içinde kollara ayrılmıştır. Mimari, edebiyat, resim, müzik, heykel…


Edebiyat, kendi başına bir sanat dalıdır. Harcında duygu ve düşünceleri barındıran, hem hayâl hem de gerçeğin süzgecinden geçen, kalemle yapılan bir sanattır. Bu türü andığımızda akla ilk gelen: şiir, roman, deneme, fıkra gibi türlerdir.


Şiir, duygu ve düşüncelerin anlatılmasında kullanılan ikinci bir lisandır. Az sözle çok şeyi anlatmaya çalışan şair, bir heykeltıraş gibi sanatını icrâ ederken çok titiz davranır ve sözcüklerini özenle seçer, mısralarını ona göre kurar. Estetiğin peşindedir. Zaten sanat amacı taşımayan her türlü söz, şiirin gölgesinde sanat eseri olarak kabul edilmez. Şiir, insanı alıp başka dünyalara götürmediği sürece, bireyde farklı çağrışımlar uyandırmadığı sürece yazılan her dize şiirin bir parçası olamaz diye düşünüyorum.

Şiir, müzikle içicedir. Hatta müzikle de icrâ edilen bir sanattır. Müziği meydana getiren nota, bir ahenk unsurudur. Şiir de ise kelimeler bu görevi üstlenir. İkisi bir araya geldiğinde bir bütün oluşturmaktalar: notaların ve kelimelerin serenadı. İşte musıkînin temel kaynağını da bu birer sanat şahanesi olan kelimeler meydana getirmektedir. Ne diyordu bir beyitte:

O gül endâmın bir al şâle bürünsün yürüsün
Ucu gönlüm gibi ardınca sürünsün yürüsün (Enderunlu Vasıf)

Dikkat edilirse ne kadar akıcı ve içten. Aruzun kelimeler üzerindeki hâkimiyeti tartışmasız.  Yine:

Hani o bırakıp giderken seni
Bu öksüz tavrını takmayacaktın
Alnına koyarken veda buseni
Yüzüme bu türlü bakmayacaktın (Orhan Seyfi Orhon)
 
Derken şair hecenin akıcılığını, durakların ahengini okuyucuya hissettirmektedir. İşte bir enstrümanın dünyasında bu kelimelerin hayat bulduğunu kabul edersek şiirin ne kadar yüce duygularla vücuda getirildiğini anlarız. 

 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

O sarayda bulunca tanrılaşan erleri
Artık gözüm arkaya bir daha dönmeyecek.
Hepsi sussa da "Kür Şad" uzatarak elini;
"Hoş geldin oğlum ATSIZ, kutlu olsun!" diyecek.
Gen
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 443



« Yanıtla #1 : 26 Haziran 2012, 15:27:15 »

Şiir bir insanın hayata bakış açısının maddesel kanıtıdır. O nedenle yazma oranı yüksek okuma ve anlama oranı düşük toplumlarda malesef şiir de yazı da  zayıf bir anlatım içerir. Çünkü adam bir şey yaşamıyor ki tüketim üzerine kurulu hayatında her şey daha sığ bir bakışaçısıyla anlatılıyor. Eline kitap almamış, varoluşunu sadece yeme, içme , boşaltma üzerine kurmuş bir varlık ancak bu kadar şiir yazar. Gelişmiş toplumların genel sorunu da budur ama tüketim anlamında gelişmiş.. Sosyal içerikli şiirler, duygusal içerikli şiirler, destansı şiirler hep kaynağını toplumdan alır. Şimdi yüzdeliğe vurduğunuz zaman dibe inen bir toplumun  şiiri de kendisi gibi diptedir. Ben de güzel bir dizelerle  bu düşüncelerime son vereyim;


Edelim nazmile bir hoşça destan
Dinlesin tâlib-i destan olanlar
Verirse de nazmım cahile siklet
Kadrim bilir sahib-i irfân
olanlar

Görmüş yok cihanda cahilden vefa
Vefa umup etme kendine cefa
Olur mu insana zehirden şifa
Fikr'etsin gönülden ihvan
olanlar

Sultan isen koyma boynunda vebal
Her işin sonunda var elbet zeval
Bir mezaristana git eyle sual
Kimdir o hâk ile yeksan olanlar

Niçin garip oldu hükm-i şeriat
Kadı'nın müftünün yediği rüşvet
İçkiden zinadan cahile nevbet
Vermiyor hafız-ı Kur'an olanlar

Küçük lokma ile dolmaz avurdu
Ne yaman insanı kastı kavurdu
Cihanın külünü göğe savurdu
Geçti sadarete hayvan olanlar

Bizleri bu ateş haşredek yakar
Sanma şimdi sular engine akar
Borcunu zannetme gırtlağa kadar
Ezelden kalbine ferman olanlari

Alırsın rengini yeşilli morlu
İlletin yok iken olursun çorlu
Kılıç vuran düşman olursan zorlu
Kurtulmaz sahib-i kalkan olanlar

Kimsenin kimseye yoktur sâyesi
Katıldı sütlere cehlin mâyesi
Tilkiye verildi aslan pâyesi
Tilki gölgesinde aslan olanlar

Herkes belâsını azdı da buldu
İnsanda evvelki sadakat n'oldu
Eski sarayları beğenmez oldu
Yere sığmaz oldu sultan olanlar

Çarh-ı felek daim dönüp öğünmez
Dönerse de dahi eyliğe dönmez
Yedi derya suya dökülse sönmez
Bu zulmün nârından sûzan olanlar

Seyranî kâmiller ta'nın eylesin
Cahiller, nutkun zemmin söylesin
Bundan âlâ destan yapıp peylesin
Şairlikte merd-i meydan olanlar
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Pusat38
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 231


Tanrı Türk'ü Korusun!


Site
« Yanıtla #2 : 26 Haziran 2012, 20:00:40 »

Şiir bir insanın hayata bakış açısının maddesel kanıtıdır. O nedenle yazma oranı yüksek okuma ve anlama oranı düşük toplumlarda malesef şiir de yazı da  zayıf bir anlatım içerir. Çünkü adam bir şey yaşamıyor ki tüketim üzerine kurulu hayatında her şey daha sığ bir bakışaçısıyla anlatılıyor. Eline kitap almamış, varoluşunu sadece yeme, içme , boşaltma üzerine kurmuş bir varlık ancak bu kadar şiir yazar. Gelişmiş toplumların genel sorunu da budur ama tüketim anlamında gelişmiş.. Sosyal içerikli şiirler, duygusal içerikli şiirler, destansı şiirler hep kaynağını toplumdan alır. Şimdi yüzdeliğe vurduğunuz zaman dibe inen bir toplumun  şiiri de kendisi gibi diptedir. Ben de güzel bir dizelerle  bu düşüncelerime son vereyim;


Edelim nazmile bir hoşça destan
Dinlesin tâlib-i destan olanlar
Verirse de nazmım cahile siklet
Kadrim bilir sahib-i irfân
olanlar

Görmüş yok cihanda cahilden vefa
Vefa umup etme kendine cefa
Olur mu insana zehirden şifa
Fikr'etsin gönülden ihvan
olanlar

Sultan isen koyma boynunda vebal
Her işin sonunda var elbet zeval
Bir mezaristana git eyle sual
Kimdir o hâk ile yeksan olanlar

Niçin garip oldu hükm-i şeriat
Kadı'nın müftünün yediği rüşvet
İçkiden zinadan cahile nevbet
Vermiyor hafız-ı Kur'an olanlar

Küçük lokma ile dolmaz avurdu
Ne yaman insanı kastı kavurdu
Cihanın külünü göğe savurdu
Geçti sadarete hayvan olanlar

Bizleri bu ateş haşredek yakar
Sanma şimdi sular engine akar
Borcunu zannetme gırtlağa kadar
Ezelden kalbine ferman olanlari

Alırsın rengini yeşilli morlu
İlletin yok iken olursun çorlu
Kılıç vuran düşman olursan zorlu
Kurtulmaz sahib-i kalkan olanlar

Kimsenin kimseye yoktur sâyesi
Katıldı sütlere cehlin mâyesi
Tilkiye verildi aslan pâyesi
Tilki gölgesinde aslan olanlar

Herkes belâsını azdı da buldu
İnsanda evvelki sadakat n'oldu
Eski sarayları beğenmez oldu
Yere sığmaz oldu sultan olanlar

Çarh-ı felek daim dönüp öğünmez
Dönerse de dahi eyliğe dönmez
Yedi derya suya dökülse sönmez
Bu zulmün nârından sûzan olanlar

Seyranî kâmiller ta'nın eylesin
Cahiller, nutkun zemmin söylesin
Bundan âlâ destan yapıp peylesin
Şairlikte merd-i meydan olanlar
Görüşlerine kesinlikle katılıyorum kandaşım. Şiir, toplumun aynasıdır. Dille anlatılanlar gönüller anlatılanlarla bir olur mu hiç?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

O sarayda bulunca tanrılaşan erleri
Artık gözüm arkaya bir daha dönmeyecek.
Hepsi sussa da "Kür Şad" uzatarak elini;
"Hoş geldin oğlum ATSIZ, kutlu olsun!" diyecek.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.07 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.033s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.