Şaman, Kızılbaş - Alevi- Ya da Milletimin Kılıç Artığı Yetimleri
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 24 Kasım 2017, 16:13:50


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2 3
  Yazdır  
Gönderen Konu: Şaman, Kızılbaş - Alevi- Ya da Milletimin Kılıç Artığı Yetimleri  (Okunma Sayısı 12362 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Gök Türk Beyi
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 7.575


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« : 07 Eylül 2013, 01:28:55 »

Şaman, Kızılbaş - Alevi- Ya da Milletimin Kılıç Artığı Yetimleri

Türk tarihinin en aydınlık ve en net bilinen gerçeğinin, 1300-1350 yıldır karanlığa mahkumiyeti, mahkum edilenin maduriyeti ve madurun kendi gerçeğiyle değil de siyasallaşarak hareket etmesi, siyaset aranasında da üzerinde siyaset yapılmasına- kendilerinin- zemin oluşturması ve 1350 yıllık arayış!....

Zalimin, zülmünde kurtulmak için öz Vatanı-Orta Asya da- kaçış, geldiği yer
“Anadoluda” duyup-bulduklarıyla özlerinde olanın –Şaman- harmanlanması,
“Alevilik”. Bu harmanı kabullenmeyenlerin din adına Türk Soyunu katletmesi!
Devlet olanlara karşı nefret, ön yarğıya karşı da hep ön yarğı, bitmeyen arayış, zamana karşı direnç... Direncin mekanda ki korunağı dağlara sığınma. Gerçeğini “Sır”dağlarda hürce haykırma ve indiği ovada da burdayım diyebilme arayışı...

Beş bin yıllık kökü ve gövdesi  sağlam çınarın; dallarının maduriyetini haykırırken,  kök ve gövdesine karşı duyarsızlığı!.. Bir türlü beden ve ruh bütünlüğü içinde olamama, kafa karışıklığının oluşturduğu boşluk, bu boşluğun üzerinde oluşturulan “gerçeğe aykırı” siyasi ve ideolojik yapılanma ve birtürlü ben olamamanın, Türk Oğlu Türk olup,Türk’üm diyememek ve dememenin
adıdır, Alevilik!...

Türk’ün Dini Şaman -  Emevi ve İslam!

Türkler, yaşadığı coğrafyada (Orta Asya-Türkistan-) 650’lü yıllarda Emevi ordularının istila hareketiyle karşı karşıya kalırlar.Emevilerin bu istilası sırasında da Türkler İslam Dinini tanırlar. Türklere göre –Emevi İslam, İslam da Emevi-demekdir ve bunun adı da zulüm ve katliamdır!

Geniş bir coğrafyada devletleşmeye çalışan Emeviler için,-siyasi hırs ve ikdidar,  İslam Dininin Cihan-ı Şumul Esaslarının- önündedir.
İktidarlarını korumak için “iman ve ahlaki” değerlerden daha çok paraya ihtiyacları vardır.
Emeviler,Türklere “din tepliği” yapmazlar. Türkleri İslama davet etmezler!..
Zulüm yaparlar!

Neden böyle yaparlar?

Eğer,Türkler İslam Dinini kabul etseler, Emeviler ağır vergi alamayacak, yağma ve talan yapamayacaklardır. Emeviler baskı, zulüm ve katliam yaparak Türkistanı kontrol etmeye çalışırlarken, İslamın temel prensiplerini de hiçe sayarlar.

Türkler bu baskı, zulüm ve katliamda kurtulmak, bir nebze de olsa rahat edebilmek için “Biz de Müslüman olduk” derler!.. Bu,zulümde kurtulmak için yapılan bir hiledir!.. Bir müddet böyle idare ederler.Ama, Emeviler, Cuma namazına gitmeyi ve Kuran bilmeyi de şart koşar! 

Türkistanda hemen her aile Emevi zulmüne tabii olmuşdur. Zulümkar olan, Emevi siyasi anlayışıdır. Emeviler bu siyasi anlayışlarını –DİN- kılıfı altında uygulama alanına sokmuşlardır. Türkler, Emevileri vesiyleyle de Emevi anlayışlı dini red ederler!
Bu dönemde zulümde kacarak, İran, Irak ve kısmen de Anadolu topraklarına göç başlar.
Belki de, “Zulümkara yakın olmak, zulümde daha az etkilenmekdir”
mantığıyala hareket edilir..Tebdil-i Mekanda hayır umulur.
                                            *
Türklerin Yeni Mekanı ve Hz.Ali’yi Tanımaları-Alevilik-

İran,Irak ve kısmen de Anadolu eksenli coğrafyaya göç edenler,bu bölgede Emevilerin elinde asker (mecburi!) esir ve köle olarak bulunan Türkler;Emevi zulmüne tabii olmuş,başkalarının da olduğunu öğrenirler! Hz.Ali ve Ehl-i Beyt de zulümlerin en ağırını görmüşdür.

Türkler Kerbela da katledilen Hz.Hüseyin’in ve mahiyetinin akibetiyle,
kendilerinin uğradığı zulmü aynileştirirler. Zulmü görenler farklı da olsa,
zulümkar  aynıdır.Emevi!
Türklerde,zulme uğrayan Hz.Ali,Hz.Hüseyin ve Ehl-i Beyt’e karşı bir sevda
-aşk- başlar.

Bu sevda,din merkezli değildir. Zulümde ayniliğin paylaşıldığı, masuma duyulan bir sevdadır. Türkler, Hz.Ali ve özelliklede Hz.Hüseyin’i zulüm görenlerin en başına yerleştirmişlerdir. Türk’ün,zalime nefreti; zulüm görenlerle aynileşmesi,
Evlad- ı Türkistanın, Evlad-ı Kerbelayı baştacı etmesi, Hz.Ali aşkını, bu aşk da Aleviliği doğurmuştur.

Alevilik, anlayış ve uygulama alanlarındaki görüntüsüyle,homojen bir yapıda değildir. Ehl-i Sünnetle ayniliği paylaşanlar olduğu gibi; ne ‘Şi’ ne de ‘Sünni’ anlayışlı bir İslamla  uzakdan yakına bir ilgisi olmayanlar da vardır.

İslamın temel prensiplerine –itikat, ameli ve mesepler- kuşkuyla bakan bir gurup Türkler de özlerinde olanla “Türk Kültürü ve inanç değerlerini” İslamın bağzı prensipleriyle harmanlayarak kendi inanç ve ibadet sistemini oluşturmuşlardır.

Bu sistem, Allah,Muhammed, Ali ve Ehl-i Beyt merkezli ve Cem ibadetli bir anlayışdır. Bu anlayış ve inançın adı da Alevilikdir.Bugün,bu oluşum kendini kabulettirme mucadelesi vermekdedir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Gök Türk Beyi
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 7.575


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #1 : 07 Eylül 2013, 01:29:26 »

Cem Nedir?

Bir araya gelmek, birlik olmak, dayanışma demekdir.

Nasıl ve kimler Cem’e alınır? Namuslu, haysiyetli, dürüst ve temiz insanlar Cem’e alınırlar.
Kimler Cem’e alınmazlar? Zina edenler, Faiz ve kul hakkı yiyenler, sahtekar ve dolandırıcılar, iftıra edenler, kadına ve çocuğa kötü davrananlar, hırsızlar ve zülümkarlar... Bu gibi sıfatları taşıyanlar “Düşkün” kabuledildiğinde, Cem İbadetine alınmazlar.

Bunlara, Dede veya Pir’in vereceği ceza ve yükümlülükler vardır.  Eğer bu yükümlülükleri yerine getirir ve de tövbe ederlerse;  toplumda da kabul görürlerse, zaman içinde Cem’e alınabilirler.

Cem toplumsal bir “oto kontrol” sistemidir. Kötülüğe ve yanlışa karşı çelik bir zırhdır.

Pekiyi, Cem’i İbadet saymamak ne demekdir?..Cem’e karşı olanların mantığı nedir?
Tek cümleyle izahı “Allahla kul arasına girip, papazlık rolüne soyunmak” demekdir!...
Ne Türk’ün anlayışında, ne de İslam’ın prensiplerinde “Papaza” yer yok dur. Ama yakamızı da bir türlü “Papazlardan” kurtaramıyoruz!

Alevilik sadece Türk coğrafyasında Türk’ün anlayışıdır. Balkanlara da Türk eliyle taşınmışdır.Anadolu ve Balkanların Vatanlaşmasında ‘Alevi – Bektaşi’ teşkilat, dergah ve tekkelerinin rolü de çok büyükdür.
                                                       *

Emevi zulmünün sona ermesi ve Abbasiler döneminde de askeri alandaki mutlak Türk hakimiyeti,Türkler arasında İslamın yayılmasını sağlamışdır. Bu dönemle beraber, İslamın bayraktarlığını da Türkler ele almışlardır.

Bu dönemde, Türkler arasında İslam yayılırken, İmam Ebu Hanifinin görüşüne itibar edilmiş, bu esaslar kabullenilmişdir. (İmam Ebu Hanifi,İman Caferin talebelerindendir)


Alevi Türkler, Abbasi, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde de-Malesef- çok da rahat edememişlerdir! Osmanlıda, her Millet ve her dinde   insanlara tölerans ve hoşgörü gösterilmiş, özellikle Hıristiyan teba brokrasiye hakimken Alevi-Sünnü Türk  cepheden, cepeye koşan askerden başka hiçbir sahada kendine yer bulamamışdır!..
Hırıstiyan dönmeler, devşirmeler ve kıro yanaşmalar her fırsatı çokiyi değerlendirerek,Türk soyunu “Kızılbaş”  bir bahaneyle katletmişlerdir!...

Bu durumda, ‘Masum ve Mudurlar mı?!’

-İnancları esas alındığında, evet,masum ve madurlardır...Bu,Türk Soyuna ‘devşirmeler,devşirilenler ve yanaşmalar’ en ağır ve en alçakca iftiralar etmişlerdir.
İnancı horlanmış,ibadetleri,anlayışları yadırganmış ve yargılanmışdır!

Oysa ki, inanç Allahla kul arasındaki bir meseledir ve üçüncü şahısları ilgilendirmez.

Cenneti ve Cehennemi sahiplenip, oralara insanları sevk etme görevi üslenen Cehennem zabanileri, eğer bunu İslam adına yapmış ve yapıyorlarsa, İslamda Papazın yeri yokdur! Malesef ama  Papazlar da her dönemde idari makamların ve mevkilerin sahipleri olarak hep var olmuşlardır!

O zaman, bu horlamanın, yadırgamanın ve kabullenememenin sebebi nedir?!
Türk Soyuna düşmanlık yaparak, Milletin evlatlarının bedenini tahrip etme,
aralarına nifak sokarak, kardeşi-kardeşe düşman ederek gücünü zayıflatmak için ‘inanç bahane’ edilmişdir...

Malesef, soyu hiç tahribata uğramamiş, Türk Oğlu Türk –Alevi- de bu oyuna gelmişdir. Halen de oyunun içindedir!.. Kimliğini Türk olarak telafuz etmez-edemez...Aleviyimder!
İnanç, İnsana Kimlik Olur Mu?!...
Olmaz.

Kendini 200 Milyon Türkden bir olarak değil de, 20 Milyon Alevi olarak tanıtır!
Bu durum da, yönetici- yöneten ‘Devlet’ olmaya talip olmadıklarını, yönetilen ve yönlendirilen  olmayı arzu ettiklerini gösterir ki...bu korkunç ve vahim bir hatanın, 1300 yıldır yaşananların, geleceğe taşınması demekdir!

Alevi inanç ve anlayışı esas alındığında,bu Türk Soyuna haksızlık yapılmışdır. İnanç ve ibadet hürriyetleri engellenmiş ve halende engellenmekdedir.Alevilere karşı adeta, ‘Sen doğruyu bilmezsin, biz senin için doğru yolu gösteririz!’ mantıklı bir yaklaşım sergilenmekdedir.Bu anlayış da Emevi anlayışıdır.

Yani,Türk Orta Asyada ‘Şaman iken’ bu inancı yanlış bulan Kuteybe, Haccac ve Yezid İbni Muhelleb gibilerinin gazabına maruz kalmış...Şimdi de el Tayyip’in ve AKP nin merhametine!..
Onlar acılımla açacak ve onların doğru bulup, müsade ettikleri kadarını da Türk, Alevilik adına yaşayacak!..

İnanç, kişilerin özeli ve Allahla Kul arasındaki bir meseledir. Birilerinin,bir başkaları adına -doğru veya yanlış-diyerek karar verme hakları yoktur.Bu açıda bakıldığında Aleviler masum ve madurlardır.

-Siyasi açıda bakıldığında; Masum ve Madur değildirler!..Siyasetlerini varlığının -Milli Kimliğinin- üzerine bina etmeyip,inancı üzerine bina ederek yalnızlaşma yolunu seçip,kurduğu Vatanında devlet-leşenlerde hak talep eder duruma düşmüşlerdir!..

Devlet olanlara karşı hep muhalif olma yolunu seçerek,inanclarının siyasi nufus altına girmesine zemin oluşturmuşlardır.

Bunun en net örneği de Osmanlı döneminde yaşanan Yavuz Sultan Selimle,Şah İsmail arasındaki 1514 Çaldıran Savaşıdır.
Alevi-Türkmenler Şah İsmail tarafında yer almışlardır.Bu savaş İki Türk’ün güç ve ikdidar mücadelesidir. Malesef ama, her ikisi de inancı kullanmışdır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Gök Türk Beyi
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 7.575


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #2 : 07 Eylül 2013, 01:29:57 »

(Şah İsmail kim dir? Türk resmi tarihinde Yavuz Sultan Selim de, Şah İsmail de Türk dür gerçeğine vurgu yapılsa da, Yavuz taraftarlığı ağır basmakdadır. Halkda da Şah İsmailin bir Pers Hükümdar olduğu düşüncesi hakimdir.
Halkda da Yavuz Sultan Selim taraftarlığı ağır basmakdadır. Şah İsmail ne bir Fars, ne de bir Arapdır. Ana soyuyla da, baba soyuyla da Türk Oğlu, Türkdür.

Bu iki büyük Türk liderin, birbirlerine güç göstererek hemen aynı coğrafya’yı kontrol etme mücadelesi –keşke- olmasaydı. Yada bu siyyasi dalaşa inancı karıştırmasalardı..
Tarih yargılanmaz!..Bizler,taraftar olarak suçlu arayıp , ‘biz haklıydık’ anlayışıyla hareket ederek birbirlerimizi suclamakdansa, geçmişimizin bu acı hatırasında ibret alarak, aynı hataya düşmeyelim. Bu acı hatıra iki Türk’ün hatası olarak bilinsin ki, bizler Bir Türk olabilelim!

Çaldıran Savaşının sonuçlarını, bugüne yansımış haliyle değerlendirecek olursak, bu savaşı Türk Milleti kaybetmişdir!..Savaşın tek ve mutlak galibi de kıroler olmuşdur!

Nasıl mı?
Şah İsmail din “Şii İsmailiye” merkezli anlayışla hareketle, siyasetini din –inanç üzerinde şekillendirerek güç elde etmeyi amaçlamışdır. Şah İsmailin  üzerinde devletleşdiği İran eksenli coğrafya da yaşayan ‘ehli sünnet-şafi!- kıroler, Şah’ın –Şii İsmailiye-siyasi baskısında kaçarak Yavuz’a sığınmışalar,
Yavuz’u da tahrik ederek, savaş kışkırtıcılığı yapmışlardır.

Bu dönemde -1500 1520- İran  eksenli coğrafya da (Safevi Devleti) yaşayan kıroler, Anadolu Türk topraklarına yerleşdirilmişdir.Anadoluda yaşayan hakim nufus Kızılbaş Türkmenlerse,Yavuz’un –sünni İslam anlayışlı-siyasi baskısında kaçarak Şah İsmail’e sığınmışlardır.

Her iki Türk Büyüğünün de –din,mesep- merkezli görülen, siyasi otorite kurma anlayışının sonucu,-devlet eliyle- Türk Vatanının kıroleşmesine zemin oluşturmuşdur!..
Güney Doğunun, doğusundaki bağzı iller, Çaldıran Savaşı öncesi ve sonrasını takip eden yıllar itibariyle kıroleşmişdir!...

Bugün Konya,Kırşehir ve Haymana(Ankara) eksenli coğrafyada yaşayan kıroler de,İranda kaçıp gelen ve Yavuz Sultan Selim döneminde bu coğrafya ya yerleştirilmiş olan kırolerdir.

Çaldıran Savaşı Anadoludaki etnik,-demografik- yapıyı değiştirmişdir.
Türk nufusunun hakimiyeti aldındaki Diyarbakır eksenli coğrafya, zaman içinde kıro nufus hakimiyeti altına girmişdir!
Bugün kıroce konuşan Kızılbaşlar da, sahipsizliğin kurbanı olan, Türk Oğlu, Türk Türkmendirler.

kıro tarihcisi olalarak da bilinen İblis-i Bitlisi de verdiği fetvalarla,Kızılbaş Türkmenleri katlederek Anadolunun kıroleşmesinde etkin rol oynamışdır.
İblis-i Bitlisi, Yavuz Sultan Selime o kadar güven vermişdir ki;Yavuz Sultan Selim tuğralı (mühürlü)  kağıtlara, kendi fermanını ve fetfasını yazmasına dahi müsade edilmişdir!

Bu yanaşma, sünni anlayışlı siyasi otorite kurmak isteyen sarayı da arkasına alarak Kızılbaş, Rafizi, Mürtedi dinsiz diyerek Türk Soyunu katlettirmişdir. Kanının gereğini de -din adına- yaparak, Türk yurdunun kıroleşmesinin ilk temellerini o günde atmışdır!

Sonuç olarak,din-inanç merkezli hareket, Türk Milletinin hayrına olmamışdır. İnanç esas alınarak korunan başka milletlerse,varlıklarını koruyup, güçlenmişler, ilk fırsatda da –güçlü gördüklerinin- yanında yer alarak,Türk Milletine ihanet edip, kalleşce arkada vurmuşlardır!..

İlk kurşunu Arnavutda,ikinciyi Sırp, Bulgar, Yunanda, üçüncüyü Arap da, dördüncüyü ermenide yemişiz!..
Son kurşunuda –din adına- yüzbinlece Kızılbaş Türkmen, yerlerinde sürülüp veya da katledilerek; bunların yerine tercih edilen kırode yiyoruz!
Türk’ün Merhameti, kendi katilini beslemiş ve büyütmüşdür!..)
                                                       
                                                          *

Yakın tarih, Cumhuriyet döneminde de Aeviler siyasi hareket etmişlerdir.Eğer Aleviysen, mutlaka ‘solcu!’ olman gerek gibi bir anlayışla hareket edilmişdir.

Hatta,bu anlayışın önderleri!;Aleviliği, ‘Marksist-Leninist ve Maoist’ bir çizgide hareket etmeye eş tutmuşlardır.Bir adım öne çıkıp ‘Darvinist’ bir anlayışla da özdeşleşdirme arayışı içinde olanlar da, kayda değer sayıdadır!

Sol –sosyalist bir sistem içinde ‘İnanç ve Teşebüs Hürriyeti’ aramak,çölde balık avına çıkmakdan daha mantıksızdır!..Solun ne siyasi,ne sosyal,ne de teknolojik alanda insanlığa sunduğu tek bir hediyesi yokdur ama, hayal pazarının da mutlak hakimidir.Hele Türkiyedeki sol!!!...Bedenleri Ülkemizde...Ruhları Uzayın keşfedilmemiş yerlerinde...Söylemde Kominist,eylemde Faşist statükocu ve dayatmacı.Halka göre hareket etmeyi deği,halkın kendilerine göre hareket etmesini dayatacak kadar da Halkcı!.. Ve 80 yıldır da aldatılan Alevi,halen Sol da, bekletisi olan Solcu!..

Aleviler de,siyasi hareket eden her oluşum gibi,‘dünyevi hayatla,uhrevi hayatı’ birbirine karıştırmışlardır.Bunun sonucunda da her siyasi oluşumun ödediği bedel kadar,bedel ödemişlerdir.Bu konuda hiçbir Türk’ün diğerini suçlama hakkı olmadığı kanaatini taşımakdayım.Her gurup kendi vicdani muhasebesini yapmaya mecburdur.İçinde bulunduğmuz-siyasi- ortamda,Vatan ve Milli Bekamız sözkonusudur.Tefferuata takılarak, inanç gibi kişiye özel konularala uğraşmaya devam edersek...Vatanın sahipleri,Vatanında şöyle bir durumla karşı karşıya kalır: 

Kendi bağındaki ‘üzümü yemek’ için, muhtarda izin istemek!..İzin alıp bir salkım üzüm alırsa-ki...muhtara minnet duymak!..Bu durumda dahi, muhtara,
‘sen kimsin LAN’ diyememek...Suclusun soyum, suçlu!..

Kendini su birikintisine mahkum etmişsen,denize girme!..Girersen,boğulsan da  yardım isteme boğul.‘Düşkünde Himmet Beklemek, Kırk Kapıda değil,kırık kapıda’ medet ummak demekdir!..
Senin kapında olması gerekenlerin kapısındaysan-ki öyle, kapısındasın!-Soyuna sahipçık,kapı sen ol...Siyaseten masum da,madur da değilsin.

İdeolojik ve kulağa hoş gelen birtakım ‘sloğanların’,dünya üzerinde uygulama alanları bulduğu ülkeleri,ülkeyin gerçeklerini ve kendi gerçeğini birkez olsun;
aklının kararını,-yaşanmışlarla mukayese ederek-, vicdan süzgecinde geçirip,
öz eleştiri yapmanı gerektirmez mi?! Vicdani muhasebeni yap!

                                                         *
Benim endişem,Aleviliğin kimlikleştirilerek,-Cemaatlaşması- siyasallaştırılması ve 1300 yıldır olduğu gibi, ‘devlet olmaya talip olmayıp’, devlet olan ‘Emevi Zihniyetine’Tabii olma!...Türk Oğlu Türk Olmak ve Kendi Vatanında birilerinde kendi İnanci ve -Türklüğün Öz Değerlerine- saygı beklemek!..
Buna rağmen de Türk’üm dememek!...
Gidişat ‘cemaatlaşmaya’ doğru!..

Bu durumda da, çok eleştirdikleri ‘İslam-cı!’ anlayışla aralarında nasıl bir fark olabilir?!..
Alevi Türk’üm dermi? Demez!
Fetullahcı Türk’üm der mi? Demez!
Nurcu Türk’üm der mi? Demez
Milli Görüşcü Türk’üm der mi? Demez!
Kominist Türk’üm der mi? Demez!

Faşist mi? Türk Tarihinde böyle bir anlayış ve yapılanma ne dün vardı,ne bugün var.Gelecekde de olmayacakdır.Türk Milletinin Ruh ve beden yapısına aykırı bir anlayışı;Türk Milletinin evlatlarına yakıştırmak,Türk’ü tarih sahnesinde silmek isteyenlerin bir planı ve oyunudur.Türk’ün kendi adını telaffuz etmesinde korkanların, ppipiolojik savaş taktiğidir. 

Fark nerde?..
Sanırım söylem,kelime ve kavramların kulanılışı farklı!..
Hepisinin buluştuğu ortak nokta; ‘Türk’üm demek,Faşizim demekdir!’..

Alevi bu nokda da farklı olmalıdır.Alevi,Türkdür ve Türkiyede başka kabul görecegi bir coğrafya da,arkasında emperyalis destek de yokdur
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Gök Türk Beyi
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 7.575


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #3 : 07 Eylül 2013, 01:30:23 »

Faşizim gibi sapık bir anlayışı,bir Türk kendi kardeşine nasıl yakıştırır?!

Türk’e, “Alevi –kızılbaş ve bunlar mum söndü yapar,sapıkdır” diyen çarpık ve alçak zihniyetin, Türk düşmanlığı  ne ise,Türk’e Faşist diyen zihniyetin de Türk düşmanlığı O dur.

Her iki zihniyetde de aslolan,Türk Milletini aşağılamak ve düşkün göstermekdir.

Bugün,kırocülerin azgınlıklarına dahi karşılık verilmiyorsa!,Türk,kendi coğrafyasında ve bu coğrafyada yaşayanların tamamını Milleti olarak kabul ettiğindedir.Bu da sadece Türk Milletine has bir asaletdir.Hiçbir insanın ve hiçbir Milletin bir diğerinde SOY üstünlüğü yokdur.Her Millet övgüye ve sagı gösterilmeye layıkdır.Milliyetini ifade edemeyenlerin,Milletlere de saygısı olamaz. ) 



Alevi, ‘İnsan olmak lazım’ der.İnsanız zaten...İnsan olmakda kast edilen,ölçü ne?
Kendini ve özdeğerlerini bilmede,insan olunur mu?
Kendini bilmeyenin İnsanlığa hizmeti olur mu?.
Yoksa,Türk İnsan Değilmi?!
Milletine ve Milliyetine saygı duymak,başka Milletlere de saygı duymanın temelini teşkil etmez mi?!

İslam- cılar da, ‘Müslüman olmak lazım der!’,Ümmet-cılık yapar!..
Hangi Ümmet?
Şeyh ve Krala kölelik eden,kendi ‘açına’ kuru ekmek vermezken, ‘atına’
İsvicrede su getirten bedevi mi?.
Türk Müslüman değil mi?..İnsan olmak için illa da Müslüman mı olmak gerek?!
Türk’üm demek,yaradanın verdiği sıfatı kabullenmek mi, dinin gereği? Red etmek mi?.
Red ederek,Rabbimin verdiğin yok saymak ‘şirk’ değil mi?!...Kendine sahip çıkmayanın,Ümmete! Ve insanlığa ne faydası olabilir?!

Tüm cemaatların akasında bir güç var!.Alevi, sen Türksün, senin arkanda kimin var?!..
Soyuna sahip çık.Seni, senin varlığınla korkutanda kork,varlığından korkma!
                                                   



Arzum,1300 yıldır, ‘devlet yaptıklarının’ eline mahkum yaşamayı ve önderlerinin siyasi oyununu red edip, Milliyetine sahip çıkarak, oynanan saklambac oyununda hep ‘söbelenen’ olmamalarıdır.
Soyumun,inancına olduğu kadar,kanına da sahip çıkıp,Türk’üm diyebilmesidir.

Türk Vatanının iki maduru ve birbirlerine ‘düşman edilen!’ kardeşleri,Allaha karşı sorumluluğunu ‘özelini’ bir tarafa bırakarak,birlikde hareket etmeye ve devlet olmaya mecburdurlar.Bu iki kardeşin de, Türk Vatanı dışında,dünyanın hiçbir yerinde,hürce yaşama hakkı yok.Arkalarında, hiçbir global –emperyalist – güç desteği de yok!..
Sahipsizlerin,birbirlerine sahip cıkması gerekirken;birbirlerine düşmanlık etmesi kimin işine yaradı,yarıyor,yarayacak?!..

Kim bu iki kardeş?
Milliyetci-Ülkücü- Türk ve Alevi –Devrimci- Türk.

Yıllarca Türk Milliyetcileriyle,Aleviler arasına bir düşmanlık bendi örüldü!..
Türk Milletinin üzerinde bir oyun oynadı.Türk Milliyetcilerini,Türk’e düşman gösterdiler.Hem Milliyetci olacaksınız,hem de Milletinize düşman! Salak olanın dahi hileyi-oyunu sezmesi lazımdı ama,tezgahı sağlam kuranlar sezdirmediler!..

Bizler birbirimizle “kominist-faşist!” (Kominizim de Faşiyim de Türk Milletinin ruh ve beden yapısına aykırı, iki çarpık sistemdir) diye uğraşarak,sokaklarda kovalamaca oynarken,bu tezgahı hazırlayanlar da devlet oldu!..Devlet!

Oyuna devam mı?
Eğer devamsa,‘senin adına,açılım yapanların, açtığını görmeye ve o gördüğünle yaşamaya mahkumsun!’ Oyuna devam et!

Türk Milliyetcileri için aslolan,-kültür ana merkezli- Milliyet anlayışıdır.
Milletine mensup bireylerin, inancına karışmayı vesiyleyle de ‘Allahla Kul’
arasına girmeyi red eder.Türk Milliyetcileri,Milletini inancına göre sınıflara ayırmak gibi alcakca bir oyunun içinde olmadı,olmaz ve olmayacakdır.

Hıristiyan Gagavuz,Musevi Hazara ve Kabartay,Şii Azarbeycan,Şaman Yaku,Tuva,Çavuş ve Alevi-Sunni Türkiye Türk’ü...Kimliğimiz Türk.
İnanç Allahla Kul arasındadır.Vatan ve Milli Bekamız söz konusu.Biz işimize bakalım.Allahla kul arasındaki işe de,mudahil olmayalım.Mahşeri yargı Rabbime ait. Rabbimin işine karışmayalım...emrine uyalım.

-Alevi,kendini yaşamak mı istiyorsun?
Soyuna sahip çık, soysuzu ezip geçelim!..Üçüncü yol arama. Başka çıkış yolu yoook.

Ey,Türk Oğlu Türk, Alevi: Orta Asyada,Anadolu ve Balkanlara Türk’ün değerini,anlayışı ve kültürünü taşıyan SEN...Türkistanda Kopuzu alıp,
Anadoluda SAZ eden...sözü SAZ la söyleyen, Dede Korkut’da Söz,Hoca Ahmet Yesevi de Öz,Hünkar Hacı Bektaş-ı Velide İz alan SEN, Bozkurt’u  neden yanında ayırdın?!...
Neden?

                                                       *
_Ey Türk Evladı, aradığın ne varsa ‘Özünde’ mevcut.Ne batıda,ne doğuda,ne kuzeyde, ne de güneyde buldukların senin kurtuluşunu sağlamayacakdır.
Özünde var olanı harekete geçirmen ve cesur olman tek kurtuluş yoludur.Ön yargılarını yık ve kendinde korkma!
Kardeşlerine karşı ön yargılı olma!..Kendine güven.Tevazu ve Rekabetde de kaynağın Hacı Bektaş-ı Veli ve Mevlana olsun...
İşte örneğin ve sen bu olmalısın.Busun Sen!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Gök Türk Beyi
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 7.575


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #4 : 07 Eylül 2013, 01:31:08 »

kıro Alevi Olurmu?!

OLMAZ.

Alevilik öğretisi Pir, Dede, Çelebi, Ata-Baba eliyle ve diliyle ailede öğrenilen bir yaşam, inanç ve değerler bütünüdür. Bugün Orta Asya,Tuva, Sibirya ve Yakutistanda yaşananlarla Sivas da, Tunceli de, Çorum da, Erzincan ve Memleketim Hacı Bektaş da yaşananlar ‘rütüeller’ aynıysa ve de bunlar bir yazılı belgeyle değil de,yaşanarak nesilden nesile aktarılmışsa, bu da Türk’ün değeriyse-ki öyle- Aleviysen,Türksün.

kıroün ata dini,‘Zerdüşlük ve Yezidilikdir. ‘Türkün ata dini de ‘Şamandır’
Bu noktada hareketle; Alevilikde,Türk’ün ata dininin ve yaşam biciminin ana fiğürleri mevcutdur.Zerdüşlük ve Yezidilikde ne alıntı, ne de bir söylem,figür Alevilikde bulunmaz.
kıro Alevi olmaz ,olamaz.Olsa olsa kırolerin arasında yaşayan Türk’ün,kıroce konuşanı olabilir.Yani kıroce konuşan Alevi Türk olur...

Bu nasıl olmuş olabilir?
kıroler genellikle hayvancılıkla uğraşan bir halkdır ve dağlık arazilerde yaşam alanlarıdır.Tarihin her döneminde zulüm gören ve genelde de siyasi hareket ederek ‘devlet olanlara’ muhalif olan Alevi Türkler,her baskıda dağlara sığınmışlar ve kırolerle komşuluk ettiklerinden de kıroce öğrenmişlerdir.

Dilin değişmeiyle Millyet değişmez.Milliyeti, kültür ve yaşam biçiminin tamamı oluşturur.Millet Kültürel bir varlıkdır.Mesela,çocuklarımız Almanya da doğdu ve Almancayı,Türkceden daha iyi konuşuyorlar.Bundan dolayı ‘Alman oldular’ diyebilirmiyiz? Diyemeyiz.
Almanca konuşan Türkdürler.Alevi birinin kıroce konuşması, onun kıro olduğunu göstermez.kıroce konuşan Türkdür.

Eğer, hisiyatını kabetmiş olanlar varsa, onlar da kendilerini ne hissediyorsa o dur. Onların Türklüğüne de ihtiyac yok!

Türk Coğrafyasında,soyu en iyi bilinen Koçgiri ve Kureyşan aşiretleri Alevi ve Türk Oğlu Türk olmalarına rağmen, buğün kıroce ve zazaca (dersimce!) konuşan
aşiretlerdir.Tunceli (Dersim) Tarihde isyankar Türkmen-Alevi  aşiret ve
beylerinin karargah kurduğu bir Türk coğrafyasıdır.Bugün, bu aşiretler içinde soyuna (Türklüğüne) sahip cıkanlardan çok daha fazlası,kırocülerle birlikte hareket etmekdedirler.Bu aşiretlerde dille beraber, asalet de kaybedilmişdir.

Şanlı Urfa da yaşayan Karakeçili Aşireti de kıroce konuşmakdadır.Sünni bir aşiretdir.Ben bu Aşiretin içinde bulundum.Bu Aşiret de Türkdür.Bu konuda da oldukca şuurlular.Her yıl ‘Söğüt’e’ gelerek Osmanlının kuruluşunun yıldönümü kutlamalarına katılırlar.Yaşadıkları yerde de (Siverek) kapsamlı bir şekilde şenlik
ve törenler yaparlar.
Kara Keçili Aşiretinde,dil, kaybedilmiş olsa da,Asalet kaybedilmemişdir.

turkcuturanci.com
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Karagerey
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.890



« Yanıtla #5 : 07 Eylül 2013, 09:13:55 »

Ders niteliğinde bir yazı olmuş. Eline sağlık Kameçem. Bu yazıyı sık sık ana sayfada tutarak, otağımıza yeni girenlerin okumasını sağlamalıyız.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
Baturgan
Atsız'ın Kılıcı
turkcuturanci.com
Türkçü - Turancı BOZKURT
********
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.796


TÜRK BUDUN : ÖKÜN !


« Yanıtla #6 : 11 Ocak 2017, 19:56:20 »

Bugün,kırocülerin azgınlıklarına dahi karşılık verilmiyorsa!,Türk,kendi coğrafyasında ve bu coğrafyada yaşayanların tamamını Milleti olarak kabul ettiğindedir.Bu da sadece Türk Milletine has bir asaletdir.Hiçbir insanın ve hiçbir Milletin bir diğerinde SOY üstünlüğü yokdur.Her Millet övgüye ve sagı gösterilmeye layıkdır.Milliyetini ifade edemeyenlerin,Milletlere de saygısı olamaz. ) 

Türk Milliyetcileri için aslolan,-kültür ana merkezli- Milliyet anlayışıdır.
Milletine mensup bireylerin, inancına karışmayı vesiyleyle de ‘Allahla Kul’
arasına girmeyi red eder.Türk Milliyetcileri,Milletini inancına göre sınıflara ayırmak gibi alcakca bir oyunun içinde olmadı,olmaz ve olmayacakdır.

Tevazu ve Rekabetde de kaynağın Hacı Bektaş-ı Veli ve Mevlana olsun...
İşte örneğin ve sen bu olmalısın.Busun Sen!

Ağabey, bunları sen mi yazdın?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

TÜRKÜZ LAN!
Boran
ATSIZCI

ileti Sayısı: 10.339


« Yanıtla #7 : 11 Ocak 2017, 20:28:10 »

Türklerin gerçek hislerini yazmış. Kendi fikirleri değil. O zaman 'Türklerde ırkçılık geni yok' diyen; Turan Yazgan ın üzerine boşuna yürümüş olacaktı. Neyse gelince kendi söyler.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Boran
ATSIZCI

ileti Sayısı: 10.339


« Yanıtla #8 : 11 Ocak 2017, 20:30:44 »

Yaşlandı artık. Ara sıra hümanistliği tutabilir Peynir
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Baturgan
Atsız'ın Kılıcı
turkcuturanci.com
Türkçü - Turancı BOZKURT
********
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.796


TÜRK BUDUN : ÖKÜN !


« Yanıtla #9 : 11 Ocak 2017, 20:50:34 »

Yaşlandı artık. Ara sıra hümanistliği tutabilir Peynir
Peynir görünce şaşırdım bayağı.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

TÜRKÜZ LAN!
Sayfa: [1] 2 3
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.068 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.