OTUZBEŞLİK İLE HAVAN GENERALİN HAYALİ
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 09 Aralık 2019, 16:28:03


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: OTUZBEŞLİK İLE HAVAN GENERALİN HAYALİ  (Okunma Sayısı 1474 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Karagerey
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.865



« : 07 Mart 2014, 12:14:18 »

  En çok hasretini çektiğini elde etmişti ama mutlu değildi. Buldu mu canını okuduğu parayı fazlasıyla elde etmişti ama mutlu değildi. Bilet alırken çıksın diye değil de, iş olsun diye alırdı. En büyük ikramiyenin çıkacağını bilse alır mıydı acaba? Gerçi istese iki günde harcar bitirirdi ama nedense harcamak istemiyordu. Zamanında o kadar çok paralar harcamıştı ki, ye ye bitmeyecek cinstendi. Bazılarına var yemez derlerken, bu olmayanı bile yerdi.
  Canı sıkılarak bir bara gitti. Bu bar çocukluk arkadaşınındı. Beraber büyümüşler, aynı üniversiteye beraber gitmişler ama ikisi de mesleğini yapmamış, kendi keyiflerinin içinde savrulmuşlardı. Birbirlerinin adını bile hatırlayamayacak kadar eski lakapları vardı. Birinin lakabı, giydiği paltosu nedeniyle General, diğerinin ise, boyunun küçük olması nedeniyle Otuzbeşlikti (küçük rakı). Aslında şimdi hepsinden uzundu ama o lakap öyle kalmıştı.
- Birader hayırdır, pek keyfin yok bu gün?
- Sorma General, başım dertte.
- De hele, ne oldu?
- Birader, yıllarca bulmadan yediğimiz meret şimdi tonuyla geldi, ne yapacağımı şaşırdım.
- Hıı?
- Ya Genaral, ne laf anlamaz adamsın, milli piyangodan büyük ikramiye bana çıktı.
- Buna mı üzülüyorsun? Dert ettiğin şeye bak, yıllarca bu parayı hayal etmedik mi?
- Hayal ettikte birader, çıkmayacağını bilerek ettik. Şimdi işin rengi değişti. Bu para bana büyük bir sorumluluk yükledi. Aslında ne yapacağıma da kararı verdim ama bir de sana danışayım dedim.
- De hele bakalım pilanın neymiş.
- Biz seninle yıllarca bu masada ülkeyi kurtarmadık mı, kurtardık. Bak işte elimize geçti fırsat. Gel gerçekten kurtaralım.
- Nasıl olacakmış bu?
- Ben pilanı yaptım ama nasıl uygulayacağım, bunu bilmiyorum. Dedi ve anlattı pilanını.
- Pilanın güzel ama biz kim büyük şehirde yaşamak kim, hem İstanbul, Ankara'da kimi tanırız ya da tanıdıklarımızı yıllardır görmüyoruz, nasıl bulacağız Onları?
- Ya General, sen hep böyle olumsuz mu olacaksın? Yapamasak da uğrunda savaşmaya değmez mi?
- Değmez mi, Yürü lan gidiyoruz yarın, ölmek var dönmek yok.
 Ve vurdular içkiye buldular dibini.
 General, İnşaat Mühendisi, Otuzbeşlik ise Zıraat Mühendisiydi. Çocukluklarında bu yana en büyük hayalleri Vatanlarını bu çamurdan çıkarmaktı. Bunun için iki hamleleri vardı. Birisi uzun vadede, diğeri kısa vadede çözüm üretiyordu.
  Uzun vadede olan kısaca şöyleydi: Önce, vatan sevdalı eğitmenler bulacaklar ve yerleşim yerlerinden uzakta, ormanlık bir alanda bir okul yapacaklar, Anadoluyu diyar diyar gezip zeki ve çevik çocukları toplayıp, hem okutacaklar hem de eğiteceklerdi. Ama bu sistemde her çocuk aynı zamanda, bir çok dili ana dili gibi konuşabilen ve birden çok sporda üstün başarı gösterebilecekti. En fazla 15-20 yıl sonra Ülke Onlardan sorulur olmalıydı. Çünkü hepsi aynı zamanda serdengeçti de olacaktı. Her çocuk, hangi dalda üstün ise, o konuda ana eğitimini alacaktı. Böylece zamanı geldiğinde her dalda uzmanlaşmış olarak piyasa çıkacak ve konusunda tek kişi olacaktı.
  İkinci yani kısa vadeli olan ise: Üniversitelere gidip, yeni gelmiş Anadolu çocuklarını bulmak, Onlara her türlü ihtiyaçlarını lkarşılayacak ortam hazırlamaktı. Onlardan beklenen şartlar ise Ayda bir de olsa toplanmaları ve tanışmaları ve de Türk Irkı için yapılabilecek olan şeyleri konuşmaları idi. Yaz tatilinde ise bir aylarını bir kampta geçirmeleriydi. Bu kamp içinde resmi olarak izci gurubu oluşturmalarıydı. Bu kamp aynı zamanda açtıkları okulun yanında yapılacak ikili bir kaynaşma ve tanışma olacaktı.
   Böyle bir hayalin peşinden kim koşmazdı ki?
 İkisi de uykularında bu hayallerini görüyorlardı. Yaz tatili olmuş ve kampa gidilmiş ve kampın son gününde bütün öğrenciler toplanmış and içiyorlardı...
  EY VATAN SABRET, KÜR ŞAD'IN TORUNLARI GELİYOR,
  EY TURAN ÜLKÜMÜZ, UYAN, HÜLAGÜ HANLAR DOĞUYOR,
  EY DOĞU TÜRKİSTAN, KARABAĞ, KIRIM, AĞLAMA;
  BU SERDENGEÇTİLER, VATAN VATAN DİYE, YÜREKLERİ DAĞLIYOR...
  Sabaha kadar, bu kutlu hayali kurdular ve yaşadılar. Sabah olunca da yola koyuldular. Eğer yapamazlar ise uğrunda ölmeye koştular.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
ATSIZALP
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 8.931


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #1 : 07 Mart 2014, 21:17:14 »

Uğrunda ölünecek davadır vatan, gözleri kapalı gidilir bu yolda çaresizliğe, gün gelir ölmemek için vatan yolunda zaferler kazanmak uğruna belkide yaşamak gereklidir kandaşım Mustafa.  
Periyodik olarak böyle bir yaşam tarzı çok güzeldir, devamlı düşünmek bu yolda ölümü, sabaha çıkarmıyız artık yoksa hiç mi ölmeyiz ölümsüzlere karışırız, ne diyorsun?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.066 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.