Osmanlı' yı Üç Kıtaya Yayan İki Sebep
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 17 Ekim 2019, 14:35:50


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Osmanlı' yı Üç Kıtaya Yayan İki Sebep  (Okunma Sayısı 1090 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Mergen Kurt
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.023


« : 26 Temmuz 2014, 12:17:57 »

Osmanlı' nın güçlü olmasının ve büyümesinin ardındakiler hakkında yazacağım. Herkesin ağzına doladığı kardeşlik, hoşgörü gibi zırvalıklardan ve insaniyetperverlik gibi iğrenç duygulardan değil asıl sebeplerden bahsedeceğim.

Osmanlı' da bir padişah, padişah olmadan önce padişahlık eğitimi alıyordu. Bir şehrin başına geçiriliyor, küçük bir devlet sistemi kuruluyor ve orayı yönetiyordu. Yanında hocaları da oluyordu, defterdar da, asker de, saraydaki gibi ailesi de.
Küçüklükten itibaren padişah olması için yetiştiriliyordu. İleride savaşlarda bulunmak için savaş eğitimi de alıyordu, ok atmayı da kılıç kullanmayı da öğreniyorlardı.

Yani, başa geçmeden önce bir yeterlilik eğitim alarak donanımlı biri oluyordu.

Fatih' in İstanbul' u fethetmeden önceki yaşantısına göz gezdirelim bir olayı örnek vererek:

-Ankara' da bir din alimi vardır ve bu din aliminin hitap gücü yüksek, zeki biri olduğu ve ileride halkı etkileyerek isyan çıkartabileceği vezirlerce, Padişah Murat' a haber verilir. Murat bu alimi çağırtır.

Alim geldiğinde, Padişah hal hatır sorar ve Ankara' da durumlar nasıl der. Alim cevap verir ve padişaha İstanbul' un fethedilmesi ile ilgili soru sorar. Murat da, en büyük hayalinin İstanbul' u fethetmek olduğunu söyleyince, alim ' İstanbul' u siz değil şehzadeniz Mehmet fethedecektir' der.
Böyle bir olay yaşanmıştır ve herkes bu alimin dediklerine inanır. Belki gerçek belki yalandan belki samimiyetsizce söylemiştir alim bu sözlerini ve ardında da öyle mucizevi bir şeyler yoktur belki de. Ama bu şu şekilde sonuçlanmıştır, herkes Mehmet daha bebekken ona İstanbul' u fethedecek kişi olarak bakmıştır.

O yüzden çocukluğundan itibaren İstanbul' u fethetmek için yetiştirilmiştir, o yüzden kendi top döktürmüştür, o yüzden gemileri karadan yürütmüştür. Belki de o yüzden babası Murat, erkenden padişahlıktan çekilmiştir ve 12 yaşındaki Mehmet' e devretmiştir.


Kandaşlarım, bir çocuk küçüklüğünden beri hangi eğitimi alırsa, ona yönelir. Nasıl bir donanım alırsa, ona göre şekillendirir hayatını da, devletini de, dünyayı da.


Piagetin bilişsel gelişim açıklamalarında, bir çocuğun çevresinde gördüklerini özümleme süreci vardır. Çocuk her yaşta, farklı bir devri yaşar ve gözlemlerini özümlediği sürece kendine katar. Osmanlı padişahları, bir yere idareci olarak gittiklerinde bu özümlemesini çocuk yaşta tamamlar. Her gözlemi, idarecilik boyutuyla düşünür. Ve bu eğitimi almamış birinden bir adım öncedir. Çünkü, idareci olarak geçtiği yerde, çocuk da olsa çocuk gibi değil idareci olarak davranmak zorundadır.

Bir araştırma, küçük çocukların erken yaşta aldıkları eğitimin zorluğuyla ilgilenmiş. Araştırmaya Koreli, Japon ve İngiltereli çocuklar dahil edilmiş. Bu araştırmaya göre ( sadece sonucunu vereceğim) Koreli çocuklar daha zor bir eğitim sistemiyle yaşıtları İngilizlerden ileri zeka olarak daha öndeymiş. Yaratıcı matematik veya sosyal zekadan değil ama ileri zeka, yani daha ileri yaştaki dönemlere ait davranışları taklit etme yetisinin daha gelişmiş olduğu sonucuna varmış.

Bu şu demektir, padişahlık eğitim zor olan bir şehzade, yaşıtları gibi değil babaları dedeleri gibi yaştakilerle aynı dönemi yaşar. Yani, piagetin bilişsel modeli burada çöker. Çünkü bir rutin yoktur veya bir sıradan bahsedemeyiz.

Fatih Sultan Mehmet, 12 yaşındayken babasına:

' Sen padişahsan gel ordunun başına geç, yok ben padişahsam emrediyorum gel ordunun başına geç' demiştir. Bu 12 yaşındaki çocuk, 12 yaşındaymış gibi davranmamış olgun ve yetişkin biri gibi davranmıştır. İşte bu, Koreli, İngiliz çocuklara yapılan araştırmayla uyuşur.


Donanımlı oluş Osmanlıyı üç kıtaya yayan ve dünya hakimiyetindeki birinci sebeptir.

İkinci sebep, padişahın otoritesidir. Bir padişah otoritesiyle başa gelir. Peki hangi otorite:

Otoritenin sağlanması için korku-adalet-saygınlık gibi temalar önemlidir. Eski Türk devletlerinde otorite korkudan ziyade Türk töresiyle sağlanırken yani geleneksel otoritenin içine dahil ederken, Osmanlı' yı daha çok korku-adalet yani karizmatik otoriteye dahil ederiz.

Kanuni' nin bir sözü vardır, ben kullarımın benden korkmasını da isterim gibi bir lafı var. Bu ne demektir? Padişahın otoritesini koruması için korku şarttır. Sadakat de korkuyla sağlanmıştır ve savaşlarda bu yüzden bir düzen sağlanmıştır.

Şimdi karşıt olandan bahsedeyim otorite ile ilgili. Yeniçeriler padişaha karşı çıkarken, isyan çıkarırken otorite nereye kaybolmuştur ve biz bunu nasıl tanımlarız?

Padişah söz hakkını yeniçeriyle paylaşıyorsa burada çoğulcu bir otoriteden bahsederiz. Mesela bizlere şöyle bir şeyler söylerler:

' Tek Tanrı vardır, iki tane olsaydı bir karmaşa ve kaos olurdu'

Evet, devletlerin otoritesi için de geçerlidir. Bir padişah, danışmak yerine birilerinin buyruğunu alıyorsa o devlette otorite yoktur ve güçlenmesinin önündeki en büyük sebep yok olmuştur. Bir padişah, sırf yeniçerilerden korktuğu için savaş meydanından ayrılmak zorunda kalmışsa, Osmanlıyı Osmanlı yapan savaşların lehte sonuçlanmayacağı manasına gelir.

Tengiz Ata, ' Nasıl ki Gökte tek bir Tengri varsa, yeryüzünde de tek bir Han olmalıdır ' demişse tek otorite varoluşun en büyük sebeplerindendir.

Türk töresinde, töreye karşı gelmediği sürece, başbuğa sadakat şarttır ve savaşlardan geri kaçmak ölüm sebebidir. Türk Devlet geleneğinde, otorite töre ile sağlanırken, geleneksel iken Osmanlı' da otorite anlayışı yeniçeriyi memnuniyet veya halkı korkutmak olmuş, otorite anlayışı değişmiştir.

Bu zamanla, yani Osmanlı yıkılırken hukuksal otoriteye dönüşmüş ve ikinci otorite değişimiyle bir yıkılış sürecine girmiştir.


Osmanlıyı yıkan hoşgörüdür, kardeşlik palavrasıdır. Osmanlıyı güçlendiren ise otorite anlayışı ve donanımlı yöneticilerin yetiştirilmesidir. Herkes, Osmanlıyı hoşgörüsüyle halkları birarada tuttu derken asıl sebepleri atlıyor. Ben bunlardan bahsettim, herkesin bildiği  şeyler ama verdiğim örneklerle birleştirdim. Umarım faydası olmuştur kandaşlarım.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 1.104 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.