Muhafazakarlık ve Maddiyat
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 26 Ekim 2014, 03:59:10


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Muhafazakarlık ve Maddiyat  (Okunma Sayısı 1027 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Kağan_Bahadır
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 940



Site
« : 05 Eylül 2013, 09:46:41 »

MUHAFAZAKARLIK VE MADDİYAT

Hayatım boyunca para karşılığı yazı yazmadım. Elbette kader bir gün beni, profesyonel bir yayın grubuna yazı yazmaya doğru sürüklerse, emeğin karşılığı olarak ücret almak gerekecektir. Bundan tabii bir durum yoktur.

Şu durumumda bile, yazılarımda belli bir yayın grubunun reklamını yapmam için teklifler aldım. Yapılan teklife göre, kendi yayınevlerinden çıkan kitapları öven yazılar yazmam karşılığında ücretsiz kitap sahibi olacaktım. Zaten teklifi yapan yayın grubunun bünyesinde barınan yazarların çoğunu severek takip ettiğim ve gerektiğinde onların kitaplarından alıntılar yaptığım için yazılarımda değişen herhangi bir şey olmayacaktı. Lâkin, daha anlaşmamışken dahi yayınevindeki sorumlunun amirane tavırları nedeniyle bu teklifi reddettim ve gönderdikleri kitapları teslim almadan iade ettim. Bugün “İyi ki böyle yapmışım” diyorum.

Bütün bunları neden yazıyorum? Bildiğiniz gibi Habertürk Gazetesi, 2 Ocak tarihinde başta Necip Fazıl Kısakürek olmak üzere birçok ismin dönemin başbakanı Adnan Menderes’e yazdığı ve adeta “para dilenen” mektupları yayınladı. Habertürk, şimdiden “yılın gazetecilik olayı” diye niteleyebileceğimiz bir haberi sütunlarına taşımış oldu. Bu araştırmayı yapan Abdullah Kılıç’ı kutlamak gerek…

Mektuplar okunduğunda birçok kişi sükut-ı hayale uğradı. Necip Fazıl hayranları hemen savunmaya ve taarruza geçtiler. Birçoklarına göre bu, normal bir olaydı ve abartmamak gerekiyordu. “Benden olanı ne pahasına olursa olsun savunurum” düşüncesi ile bir başkası yazsa tiksinecekleri sözleri savunur duruma geldiler. Savunanların birçoğunun da Necip Fazıl’ın hayatı hakkında pek bilgi sahibi olmadıkları da yaptıkları konuşmalar ile ortaya çıktı.

Kendine “muhafazakâr” diyenlerin savundukları Necip Fazıl’ın ne kadar muhafazakar olduğu kuşkuludur. Üstelik “muhafazakâr” tanımı da Türkiye’de maalesef yanlış kullanılmaktadır. Türkçe karşılığı olarak “tutucu” tabiri verilen muhafazakârlık, aslında “geleneklere bağlılık ve koruyuculuk” olarak tanımlanmalıdır. Gelenekleri korumak da salt dindarlık ile açıklanamaz. Eğer ortada bir “dindar muhafazakâr” aranıyorsa da yaşayan bir örnek olarak, kendini siyasi tartışmalardan geri çeken, fikirlerine katılmasam bile ödül törenlerinden ve lüksten kaçınmasıyla ünlü başka örnekler karşımızda durmaktadır. Kariyeri kumarla, yalvaran mektuplarla, kutsal saydığı değerler için başka kutsallara saldırmakla anılan biri “muhafazakâr” diye tanımlanamaz.

Muhafazakârlık dindarlıkla eşdeğer değilse, önümüzde duran asıl muhafazakârlık abidesi Hüseyin Nihâl Atsız’dır. Türbeler kapalıyken, bekçiye zorla Fatih’in türbesini açtırıp öğrencileri ile birlikte içini temizleten, kadın hanedan üyeleri yurda döndüklerinde ilk ziyaret edenlerden biri olan, devrin icabına göre değil kendi mantığına göre hareket edip gözden düşmüş İstiklâl Harbi kahramanlarını ziyaret edebilen Nihâl Atsız… Hapse düştüğünde affedilmek için Cumhurbaşkanı’na dilekçe yazmayı bile reddeden, hapse düşen diğer arkadaşlarının kendisi için açlık grevi yapmalarına dahi karşı çıkan Nihâl Atsız… Başka dik duruşlu bir adam, başka geleneklerine saygılı ama yeniliklere de açık bir “muhafazakâr” aramanıza gerek mi var?

Yeniden, devletten para alarak yazı yazanlar meselesine dönersek… Bu durumun Menderes ile başladığını düşünmek yanlış olur. Belli menfaatler karşılığı kalem oynatanlar, Menderes’ten önce de vardı, bugün de var… 1944 Türkçülük Davası’nda adeta savcı rolüne girip peşin hükümle tüm hapistekileri suçlu ilân edenlerin bunu herhangi bir menfaat karşılığı yapmadıklarını kim iddia edebilir? Yahut bugün birilerinin iktidardan para almadıklarını kim söyleyebilir? Bunların olduğuna dair elimizde bir delil yok belki ama ileride bu gibi vesikalar çıktığında hiç şaşırmayacağımız da kesindir.

Hiç okumadığı kitapları tavsiye eden kitap tanıtım yazarlarına, muhalefet ediyormuş gibi görünüp kendisinden nefret ettiren, doğal olarak kendisine antipati duyurup eleştirdiklerini “sempatik” hale getirenlere kadar… Etrafındaki muhalif yazarlar teker teker giderken, onların birer boş taklitleri olarak koltuğuna oturmayı kabul edenlere kadar… Matbuat alemindeki bazı hareketler hakikaten reklam ve hırs kokuyor.

KAĞAN BAHADIR
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Siyasi ve ictimai mezhebim Türkçülüktür. Mesleğim milli şuur tabiyesi ve topluma münevver kişi kazandırmaktır.

KAĞAN BAHADIR
Türk Çerisi
Otağ Ulağı
Türkçü - Turancı BOZKURT
********
ileti Sayısı: 868


« Yanıtla #1 : 05 Eylül 2013, 11:51:37 »

Malesef muhafazakarlık ile dindarlığı aynı kefeye koyma yanlışı artarak devam ediyor. Muhafazakarlık muhafaza etmektir. Osmanlıca bir terimdir. Geçmişini, kültürünü ve soyunu muhafaza etme düşüncesi ise sadece Türkçülükte vardır. Din konusunda muhafazakarlık derse birisi saçmalamış olur. Din eskiden de aynıydı şimdi de aynı. Ülkemizdeki kavram kargaşası gittikçe büyüyor. Cümlelerden ve sözcüklerden farklı manalar algılayan bir toplumun sosyal yaşantısı, iletişimi nasıl olabilir ki?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Çalış didin ve çalış yıldızlar kapacaksın,
Bir Tanrıya bir de Türklüğe tapacaksın!
Kam Tini
SÜRESİZ YASAKLI
Türkçü BOZKURT
*
ileti Sayısı: 1.687



« Yanıtla #2 : 05 Eylül 2013, 12:12:08 »

Nihayet böyle güzel yazılara birisi yorum yazdı. Sağol Kazım.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
Erlik Adana
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 16 Eylül 2013, 11:49:14 »

Yeniden Kağan Bahadır'la fikir teatisi imkanına ulaşmanın önemini belirttikten sonra, araştırmacılık tam olarak Kağan Ağabeğ'in mesleği olsa da bir belge denen ancak bence itirafname olan şu yazıyı da eklemek istiyorum. İşte, Necip Fazıl'ın ağzından yediği haramın belgesin göreceksiniz. Bu örtülü ödenekteki örtünün nasıl İslamcılık örtüsü olduğunu anlayacak, Amerikancılığı gün gibi ortada olan Menderes'in kimleri beslediğini okuyacaksınız:

Kendisi adına yapılan bir siteden alıntıdır:


MENDERES VE ÖRTÜLÜ ÖDENEK

Beni Yassıada’ya şahitliğe çağırdılar
(…)
Sual:
-Örtülü ödenek vaziyetine ne dersiniz?
-Evet aldım. Alırken de bir rejim ve hükumet meddahlığı vazifesini üzerime almadım. Ben, Tanzimattan beri sökün edici oluşların köksüz olduğunu, hiçbir zaman Doğu be Batı arası bir nefs muhasebesine yanaşılmadığını ve mahsup sırrına varılmadığını, her kıymetin ruh ve kökünde, yani İslamda bulunduğunu ve aklımızı Batıdan devşirirken, ruhumuzu Doğuda tutmamız gerektiği üzerinde bütün bir dünya görüşü ve ideal savunucusuyum. İşte Adnan Beyde, Tanzimat’tan bu yana gelmiş sadrazamlar ve başvekiller arasında bu davayı tutmaya müstaid biricik insanı buldum ve yardımını davamın hakkı olarak kabul ettim. Bütün aldıklarımı, mücadelesini ettiğim yolda harcadım. Ve sade harcamakla kalmayıp evimdeki eski koltuk ve halılara kadar da bu uğurda satmaya mecbur oldum. Zira Adnan Beyin “bir kere başla da sonu gelir” diye ettiği her yardım, Demokrat Parti iktidarının manfi kutbu tarafından engellenince, kendisine bir ev yaptırılmaya başlanıp, birinci katı çıkmadan yüzüstü bırakılan bîçare gibi, elimdeki avucumdakini sarfetmeğe, üstelik müthiş bir borç altına girmeğe mahkum oldum. Yani örtülü ödenekten bana verilen paralar, şahsıma bir şey getirmek yerine, benim bütün imkanlarımı yedi, bitirdi ve neyim varsa gotürdü. Böyleve Adnan Menderes, örtülü ödeneğiyle beni kullanmış değil, asıl ben onu idealim uğrunda kullanmaya teşebbüs etmiş, fakat iradesiz ve sabatsız karakteri yüzünden muvaffak olamamış bulunuyorum. Benim, bir dava uğrunda bir nevi vergi hakkiyle alabildiğim, reklam parasına bile yetmez, gülünç meblağlara karşılık, kendisinden milyonlar devşirip şimdi gözünü oymaya bakan, Büyük Doğu’yu örtülü ödenek beslemesi olmakla suçlayan ve hesap vermeğe davet edilmeyen bazı gazetelerin hali, masumluk ve ulviliğimizin ters tarafından mükemmel bir ifadesidir. İsterseniz bu gazetelerin hesabını yüksek huzurunuzda ortaya dökeyim.
-Hayır.
-Böyleyken huzurunuzda suçlu sıfatiyle oturan dünün Demokrat Parti Genel Başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin Başvekili Adnan Menderes’e, bize gösterdiği yarım, devamsız ve samimiyet derecesi belirsiz alakadan dolayı minnettar olduğumuzu ve böyle olmakta devam edeceğimizi bildirmek de vazifemdir.

Bu sahne karşısında, söyleyeceği bir şey olup olmadığı sorulan Adnan Menderes, bana uzaktan teşekkür dolu gözlerle bakarak, söyleyeceği sözü olmadığını bildirirken aynı suale mahut savcı, kürsüsünden hafifçe doğrularak, galerinin hayret bakışları karşısında şu cevabı verdi:
-Söyleyecek bir şey yok!

147.000
Örtülü ödenekten bana verilenleri 147.000 lira olarak tespit etmişlerdi. 1952’den 1960’a kadar, iki kere günlük, bir defa da haftalık gazete çıkarmam için verilen, üstelik en saf niyetle gazeteme ve davama tahsis ettiğim için yetersizliği yüzünde evimdeki baba mirası eşyayı da gotüren ve beni çeneme kadar borca batıran para… Bu 147.000 liranın, üzerine oturup “tamamlanmadıkça bir şey yapamam!” diye onu tasarrufuma geçirmiş olsam ve kendimi pahalıya satmayı bilseydim, o zamanlar oturduğum köşkü bana yüzbin liraya satmaya kalkan ev sahibime “evet!” demekle, bugün, yine dava ve gayeme mahsus olmak üzere birkaç milyonluk bir servet sahibiydim. Bugün, Feneryolu’nda, Bağdat Caddesi üstünde, 5000 metre karelik bahçesiyle bu mülk 5 milyon lira değerindedir.

Fakat bende, gayem ve yolum bakımından mutlaka malik bulunmam gereken böyle bir malî ve ticarî şuurdan hiçbir zaman hiçbir eser olmadı; ve mukaddes hedefe yol açabilmek, bir köprübaşı tutabilmek için en yetersiz yardımlara razı olmak ve bu yüzden evimdeki eşyayı da kaybetmek ve borç denizinde boğulmak gibi bir vaziyet doğdu. Yani mahut 147.000, sırf İslamî gayeye yol bulabilmek için, olduğu gibi, pişirdiğim yemeğe gitti, üstelik cebimde ve kilerimdekileri de silip süpürdü.

İşte, davamın baş hakkı olarak aldığım ve bunu iftiharla ilan ettiğim, fakat başta Adnan Bey’den milyonlar çimlenip de sonradan onu vatan haini diye teşhir eden namus yoksunu gazetelere nispetle işimi bilemediğim, örtülü ödenek hikayesi bütün içyüzü ve mahrem karakteriyle bundan ibarettir ve bu hikaye ve içyüzü bütün Büyük Doğu’cuların kavraması lazımdır.

(Benim Gözümde Menderes’ten)
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
yürekli-kam
yürekli-kam
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 2.873


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #4 : 16 Eylül 2013, 11:53:52 »

Bu hırsız herifin, karnı doymaz domuz sıçmığının Menderese yalvarmalarını izlerken acaba diyordum, acaba şu mhp li Türkçüler ne yapıyordur şimdi ve için için öyle gülüyordum ki yanımda bulunanlar kafayı mı yedin abi dediler. Hırsız, arsız ve kumarcı yani ne kadar pis iş varsa bu adamın üzerine yığılıp kalmış mı desem yoksa bu herif pislik çeker mi çünkü şimdilerde ne kadar pislik ruhlu insan varsa bu adama üstad diyor!!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve  abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
 BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
yürekli-kam
yürekli-kam
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 2.873


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #5 : 27 Ocak 2014, 15:11:35 »

Bu mevzuya girdiğimizde daha önce okumuş olduğum bu yazınızı bulamadım Kağan, ben geçmiş başlıkları yenileyin, güncelleyin dediğimde başımıza bu durumun gelmemesi içindir!!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve  abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
 BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Giray-han
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.279



« Yanıtla #6 : 27 Ocak 2014, 23:00:24 »

Ellerinize sağlık ağabeyim. "Muhafazakar" sıfatını çokca ülkemizde ikilem yaratmak amacı ile ne idüğü belirsiz kişilere ve toplum katmanlarına yakıştıranlar oldu. Ülkede gerçek anlamda gelenek görenek ve Türk türesine bağlı olan Türkçüler var iken, bu geleneklerimizi ayaklar altında çiğneyip Arapçılık yapanlara muhafazakar diyenlere bir cevap niteliğinde.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk'üz Türkçüyüz. Bu ülkeyi kimseye kaptırmayız.
Alp77
YörükoğluYörük
SOYSUZ BİR PİÇ OLDUĞUNDAN ATILDI
Türkçü - Turancı BOZKURT
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.016



« Yanıtla #7 : 28 Ocak 2014, 01:41:07 »

Gecen gun baska bir baslikta muhafazakar olma ile ilgili Veysel abinin birseyler dedigini okumustum.
Kagan Bahadir kandasimiz da bu konuyla ilgili makale yazmis epey zaman once burada.

Ben once 4-5 sene once yazdigim bir makaleden alinti yapmak istiyorum.

Eskiler kavram kargasasi derlerdi ve bazi hususlari óne çikarirlardi, ben kavram kargasasi konusunun önemini akp iktidari ile tekrar hatirlatip, benim "en" önemli buldugum kavram kargasasina deginmek istiyorum.
Túrkiye'ye ve Túrk'lere bir haller oldugu gibi, Türkçemize de bir haller olmaya basladi. Muhafazakar terimi ne hikmetse sadece dini manada muhafazakar olarak kullanilmaya baslandi. Halbuki muhafazakar kelimesi çok daha genis bir kavramdir ve arapça kökenli muhafaza kelimesi gibi yine baska bir yabanci dilden gelen 'statüko' kelimesi ve nihayetinde bugún kullandigimiz "statúkocu" terimi aslinda muhafazakar kelimesini daha iyi karsilamaktadir. Içinde bulunulan durumu muhafaza etme taraftari olmak demek olan statúkoculuk eskiden muhazakarlikla ifade edilirdi. Muhafazakar terimide içinde bulunulan ortami devam ettirme taraftari olmak iken, bu son senelerde muhafazakarlik çok antipatik bir ifade haline getirildi ve dincilerle özdeslestirildi.


Ben bu konuyu yillar once islerken konu "kavram kargasalari" oldugu icin farkli bircok mevzuya deginmistim o yuzden ozet gecmisim, lakin eklemek istedigim seyler var.

Fransiz meclisinin dizilis/oturus sekline gore "sag" ve "sol" kavramlarinin ortaya ciktigini muhakkak duymus okumussunuzdur.
Siyasi literatur olarak sag ve sol genelde yabanci dillerde "conservative" ve "progressive" kelimeleriyle ifade olunur.
Biz bu kelimeleri Turkcemizde kullaniyoruz ama siyasi literaturde kullanmiyoruz. Progressif kelimesi siyasi literaturde degiskenlik, ilerleme, yenilikci akimi ifade eder ve "sol" ile ozdeslestirilmistir. Konservatif kelimesi ise tam kelime manasi ile "tutucu"luktur, gelenekcilik dedigimiz olgu ile ozdeslestirilmistir.

Yani aslinda muhafazakar olgusunu bircok baska kelimeyle de ifade edebiliriz, hemen hemen hepsi ayni icerigi ifade etmesine ragmen, malesef Turkcemizde ayri manalari varmis gibi anlasilmakta, kelimelerin varolan manalari halk dilinde veya siyasi agizlarda zaman icerisinde baska manalari ifade eder hale gelebilmektedir.

1-Muhafazakar, 2-Statuko, 3-(Milli)Gelenekci, 4-Konservatif, 5-Tutucu.

Bu 5 ifade her ne kadar gunumuzde anlamlarini yitirmis, baska mecraya kaymis, baska manalar ifade eder gibi cesitli kavram kargasalarina mahal verir vaziyete gelmisse de, esas itibari ile bu 5 kavram "siyasi literature"de kesinlikle ayni manaya gelmektedir, ne yazik ki sadece bu konu degil daha onlarca acmazin icinde Turkcemiz, kavram kargasalari ciddi bir iletisim sorunu yaratmaktadir, iletisim kopukluklarina sebebiyet vermektedir.
Facebook'a Ekle
« Son Düzenleme: 28 Ocak 2014, 01:43:16 Gönderen: Alp77 »
Kayıtlı

Nihal Atsız Ata'dır, Türkçülüğün kapısı,
O'nun mahiyetinde, çizilmiştir yapısı,

Nihal Atsız atmıştır, davaya son temeli,
Turan Yurt kurulması, O'nun birtek emeli,

Gökbilge'dir davada, bu yüzden Atsız Ata,
Tanrı her doğan Türk'e, O'nun ruhundan kata...


Alp
Alp77
YörükoğluYörük
SOYSUZ BİR PİÇ OLDUĞUNDAN ATILDI
Türkçü - Turancı BOZKURT
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.016



« Yanıtla #8 : 28 Ocak 2014, 02:02:41 »

Yine eksik oldu, kavram kargasasi dedik, muhafazakar kelimesi yanlis anlasiliyor dedik, siyasi literaturde yerini ifade ettik, onunla ayni manaya gelen kavramlardan bahsettik, lakin konuyu bir de Turkculuge baglayip birtamam edelim.

Huseyin Nihal Atsiz'in 9 maddelik Turklugu kalkindirma planina bakilinca, diger Turk buyuklerinin fikirlerini irdeleyince gorebiliriz ki, Turkculuk ne sagcilik ne solculuktur. Hem bilimci teknikci yani ilerlemeci degiskenliklere yeniliklere aciktir, yani progresifdir, diger taraftan da Atsiz Ata'nin ifade ettigi gibi muhafazakardir. Atsiz Ata muhafazakardan ziyade Turklugu kalkindirma planinda ifade ettigi daha Turkce ifade ile, Milli Gelenekci'dir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Nihal Atsız Ata'dır, Türkçülüğün kapısı,
O'nun mahiyetinde, çizilmiştir yapısı,

Nihal Atsız atmıştır, davaya son temeli,
Turan Yurt kurulması, O'nun birtek emeli,

Gökbilge'dir davada, bu yüzden Atsız Ata,
Tanrı her doğan Türk'e, O'nun ruhundan kata...


Alp
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.151 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.009s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.