Milli Nazarla İktisadi İşleyiş Teklifleri - Yazı Dizisi
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 13 Ağustos 2020, 13:50:12


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Milli Nazarla İktisadi İşleyiş Teklifleri - Yazı Dizisi  (Okunma Sayısı 2013 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Erlik Adana
Ziyaretçi
« : 26 Mart 2011, 00:26:43 »

         Türkçüler hayatın her alanına milli bir gözle bakabilecek şekilde gelişmiş bir düşünce yapısına sahip olduklarından yetkin ve uzman olmadıkları konularda bile şayet az buçuk bilgili iseler kendi değerlendirmeleri ile faydalı olabilecek fikirler geliştirebilirler. Türkçüler için fayda bir görüşten veya bilgiden milletin ne derece çıkar sağlayacağı özsorgusudur. Günün şartlarını değerlendirir, halkı bizzat içinden izleyerek fikir geliştirirler. Geçmiş tecrübelerini azami özen ve önemle bugüne kaynaklarlar. Ulusal faydadan başkasını gözetemezler. Sorunları değil, çözüm önerileri ve teklifleri vardır. En tabii bir hakları olarak sisteme, yönteme ve işleyişe eleştirel bakabiliriler.  Yaşamın her noktasını geleneklerden vazgeçemeyerek gelişim ve yenilik yakalamak üzere görürler. Milli çıkar sağlayacak bir işi muhakkak sahiplenir, bu halleri ile de bazen kimsenin görmediği ayrıntılara şahit olabilirler.
          İşte bu bağlam ve düşünce ile, erdemli bir Türk; yani bir Türkçü olma mücadelesi olarak gördüğüm çalışma ve ve düşüncelerimin tabii sonuçları olan -yetkin olmadığım ve bir alanda- iktisadi işleyiş tekliflerimi belirli aralıklar ve eski yazılarımdan derlemeler ile buradan yüksek değerlendirmelerinize sunmağa çalışacağım.

           Ekonomi alanında bir ihtisasımın olmadığını ve ekonomi yöntem ve sistemi önermeğe yetkin olamayacağımı tekrar  belirtmek isterim.
Yalnız işleyişe bir çift sözüm, kudretim kalırsa, olacak. Amacım her zamanki gibi bir düşünüş oluşturabilmek ve belki de ilk kez sesimizi bir duyan olursa bakış açımızı görmelerini sağlamaktır.

Adıyla başladığım Tanrı beni umarım utandırmaz.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Erlik Adana
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 26 Mart 2011, 00:27:11 »

1.   Teklif: Milli Kaynak ve Varlıkları Koruma Yüksek Kurumu ve Müfettişliğinin Hayata Geçirilmesi

Bir ülkenin ekonomisini yaratan gelirlerdeki düzense öldüren de boşa harcanan giderlerdir. Yıllardır iyi yönetilmediğini kabul ettiğimiz ülkemizde çok iyi bilirlermiş ve yaptıkları marifetmiş gibi her ekonomik buhranda ya vergiler artırılmış ya da devlet temel işlevleri yerine getiren kurumların gelirlerini kısmak seçeneğine yönelmiştir. Birinci teklifimizde yalnız tüketim aşırılıklarına değinmek istiyorum. Ekonomimizin bence asıl sorunu olan üretim ve üretiici meselesi başka bir bahsin konusu olabilir.

   Osmanlı İmparatorluğu duraklama ve gerileme dönemlerine değin milli ahlakımızdan olduğu üzere fetih ve gaza ağırlıklı bir yöntem uyguladığından tüketimcil soruna rastlamamıştır. Ancak ikinci bir kaynak olabilen üretimcilik ise bu dönemden sonra önem kazanma eğilimine girmiştir. Yeni Türk Devleti’nin kuruluşu ve Düntya iktisadi temayüllerinin yavaş yavaş yer değiştirmesi yaklaşık aynı dönemlere denk gelmiş olduğundan bu devirde dengeli ekonomilere rastlanmıştır. Tekin Alp, Kemalizm adlı eserinde Başbuğ’un Cumhubaşkanlığı döneminde genelde leyhte artan bütçelerin görüldüğünü, nadiren denk bütçelere rastlamak başarısı olduğunu yazar.

    Bugün ise, kabule mecburuz ki, ekonomimizi zor durumda bırakan çeşitli etkenler mevcuttur. Bunların kimileri bizzat kabul olunan ekonomik sistemin kendisinden kaynaklı iken, önemli kısmı işleyişteki bazı hatalardan ileri gelmektedir.

   Uygulama (İşleyiş)’da oluşan kusurlardan bu teklifte ele alacağımız mili kaynak ve varlıların korunamıyor olmasıdır. En basit bir gıda ürününün ambalajından tutun da atıl durumdaki bir fabrikaya değin emek ve zaman demek olan milli ekonomi varlıkları ile; iyi yalıtılmamış bir evden tutun da yanlış yanlış yapılanması ile binlerce liraya mezar olan bir şehir ışıklandırma sistemine değin enerji ve maliyet ziyanı demek olan milli ekonomi kaynakları yeterli kadar korunamamakta, toplumsal bir israf ve umursamazlık yine toplumun kendisine kastetmektedir. Toplum israfa yönelik bir otokontrol (özdeneti) mekanizması kurmakta güçlük çekmekte, inanç önlemi de elit zümreye ait kaldığı için yeterli ve inandırıcı olamamaktadır. Kanımca israf toplumu, günümüz şartlarında, tüketim toplumundan çok daha tehlikeli bir halde seyir etmektedir.  Üstel,k bu boşa harcama işi yalnızca halka ait kalmamakta kamu/özel kurum ve kuruluşları da bu elim vurdumduymazlığa ortak olmaktadırlar. Devlet kurmlarına dahi astronomik miktarlarda enerji faturaları kesilmesi, açık pencerelere rağmen çalıştırılan hava soğutucuların ve devlet kurumlarındaki israfın birer göstergesidir.

       Daha pek çok şekilde Devlet’in her ay milyonlar lirası hiçe harcanmakta, çoğu kez de bu kayıpların karşılanması için vatandaşa yeni vergiler eklenmek hatası edilmektedir. Bir Türkçü’nün çok da umursamayacağı bu durumdan daha vahimi bu yolla yabancıları elindeki enerji kurumlarımızın kazandıklarıdır. Son özelleştirmlerle gelinen hal hepimizin malumudur.

   Devlet kurumlarının kendi kendilerini denetleyemedikleri her zaman görülmüştür ki teftiş kurumları ve müfettişlik kavramları varolmuştur. Ancak ülkemizde henüz kurumlarda kaybolan enerji, zaman ve para ile yine atıl duruma getirilmiş taşınmazların durumunu denetleyen bir kurum mevcut değildir. Genelde kurumların deneti konusu kurum amirlerinin insiyatifine bırakıldığından ve bir yaptırımı bulunmadığından denetlemeler aksamada; yüksek kurumların kendi teftiş organları da kendi alanlarına bağlı işleyişleri denetlemekten öte bir yetki ve hakka sahip bulunmadıklarında kifayetsiz kalmaktadırlar. Bu etkenler baştan beri ne yazık ki israfın önlenmesi hakkındaki çalışmaları hep aksatmıştır.

   Kayı dışı ekonomi denen sorunu dahi henüz çözememiş Maliye Müfettişliği kurumundan bu hizmeti beklemek hem imkansızdır hem de haksızlıktır. Nitekim, mevcut görev ve yetkileri göz önünde bulundurulduğunda ve imkanları incelendiğinde zaten çok ğır sorumluluklar yüklendiğinin farkına varılacaktır. Buradan anlayacağımız kadarıyla, ekonomik yönden maalesef yolsuzlukları bile gün yüzüne çıkaramayan devlet kurumlar israfla mücadelede yetersiz kalmaktadırlar. Köklü ıslahatlar, bu mücadelede şart olacaktır.

   Peki ne yapılmalıdır? Kaybolan emek ve enerjiden vazgeçmemenin yolu nedir?

   Şimdiye kadar kamuda veya özel sektörde yapılan ‘’israf’’ pek nadir olarak yönetim sahiplerince anılmış, ancak bütçe açık vermişse (!) ya da akıllarına bir yerlere zam yapmak gelmişse tasarruf propagandasına girişilmiştir. Bu samimiyetsiz hareketlerin tamamı da elbettebaşarısızlıkla sonuçlanmış, yanlış zamanlama ve yöntem de üst üste gelince tasarruf ‘’ortalama bir erdem’’ olmaktan dahi çıkmıştır. Okullarda tutumluluk haftası etkinlikleri bir piknik veya yaz eğlencesi haline getirilmş, beş yılda bir yapılan rutin kurum teftişlerinde şirin görünmek için elektrik dümelerine yapıştırlan ‘’Lüzumsuz ise söndür!’’ yazıcıkları çocuklara ve gençlere tutumluluğu bir angarya gibi göstermeye başlamıştır. Ancak yüksek bir milliyet fikri ile önlenebileceği artık gün gibi ortaya çıkan israfa, akılları sıra din yolu ile önlem almaya çalışan çevreler şimdi çok gülünç duruma düşmüşlerdir. Acı olansa, milyon liralık arabalara binip; millete yalvacın bir çift kıyafeti olduğunu anlatan bu adamlar yüzünden tutumluluk fikrinin millet nazarında itimadını yitirmesidir. Milletin fıtratında bulunan kanaat ve tutumluluk fikirlerine artık uygulanmayan bir din ayrıntısı değerlendirmesi ile yaklaşmasının sorumluları da bunlardır. Siyasiler seçim dönemlerine oy propagandası yapmaya başladıklarında ağızalara ekonomiyi sakız ederlerken bile basılan ilanlar, hazırlanan yazılar, seçim araçları ve her türlü absürd harcamalar onları yalanlamaktadır.

   Muhafazakar iktidar partisinin toplam seçim masrafından fazla propaganda masrafı yapmış olmasından şüphelendiğim, çirkin siyaset arenasından bu konuda yardım beklemek ve fayda ummak da imkansız görünüyor.

   Durumun zorluğu karşısında yılmak adetimizin olmamasını her kasvete yegane umut bellediğimizden sorun deil çözüm üretmeye endeksli düşündüğümüzü belirtmiştim. Bizi diğer bütün etkin düşünce gruplarından ayıran bu özelliğimiz gereği öneri sunmamız da kaçınılmazıdır.

   Hiç vakit kaybetmeden tutumluluk propagandası ile görevlendirilmiş ve kamu kurum-kuruluşlarındaki israf ve kayıları teftişle yekilendirilmiş bir kurumun kurulması zaruridir. Maliye Bakanlığı’na yetkisi ve imkanı kapsamını aştığı için böyle bir kurum kurdurulamayacağı gibi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı da ksıtlı olan (ve olması gereken) bütçesi ilebu kurumu kurabilecek durumda değildir. Bir Milli Kaynak ve Varlıkları Koruma Yüksek Kurumu derhal İç İşleri Bakanlığı bünyesinde oluşturulmalı gereken yetki ve sorumluluklar ile de donatılmalıdır. Her an dinamik olan gizli memurlar bu kurumun müfettişliğine atanmalı, TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) ile işbirliği yapılarak kurumların gelir-gider dengeleri ve kayıpları kontrol alrtına alınmalıdır. Ayrıca başvuran ve etkin görev almak isteyen vatandaşlara da fahri müfettişlik görevleri verilmeli ve ilgililerin uyarılması konusunda yetkin hale gelmeleri sağlanmalıdır. Fahri müfettişlik uygulaması, özendirici çabalarla yaygınlaştırılarak artık milli varlığın korunması husuu tolumsal bir görev halini alacaktır.

   Kurum müfettişleri belirli şehir ve beölgelere özgü çalışmak üzere seçilmemeli, sürekli bir dönüşüm hali sağlanmalıdır. Bu görevlilerin etkin ve caydırıcı cezalar verme yetkisi olmalı, devletin bir konudaki ziyanının icap ederse zorumlulardan tahsili yoluna gidilmelidir. Başta zaruri ve zoraki görünen bu halle toplum yeniden bu yalnız hususta da olsa inşaa edilebilecektir.

   Bu kurumun işlevi zamanla teftişle sınırlı tutulamayacak bir hale gelecektir. Belediyeler için seçim ertesi yatırımından çok da fazlası demek olmayan belediyecilik hizmetlerin düzenlemede bir basamak olmak da bu kurumun görevlerine müdahil edilebilecek bir konudur. Böylece hem beş yılda bir tekrar tekrar yama yapılmaktan yamanacak yeri kalmamış yollarla beş yılda bir tamir edilen sağlam su şebekelri de elki tarihe karışacak hem de kimse kendi reklamını milletin parasyla yapamamaya başlayacaktır.

   Kamu harcamalarındaki ihalelere sürekli birdönüşüm hali bulunacağından en az üç farklı denetçi nezaret edecektir ki ilgili sistemin en önemli yolsuzluk kaynağını nasıl keseceğinin bir göstergesidir. Yalnız kurumun görevi bununla nihayet bulmayacak, ihale alına kaynağın taahütünü ne şekilde yerine getirdiği/getirebileceği de takip edilerek düzenlenecektir.

   Özel sektörün de artık bir kurumla denet altına alınması gerektiği açıktır. Milli bir varlığın satın alınamayacağı ilkesi ile hareket edilerek başta reklem ve enerji konuları olmak üzere çeşitli konularda standartlar belirlenmelidir. Bu standartların aşımı yüksek vergilere tekabül ettirilerek caydrıcılık sağlanacak önlemlere girişilmelidir. Kurumun giderleri için özel sektör ögelerinden cüz’i vergiler alınmalı bu yolla kendi harcama denetlerinin de yapılacağı bildirilmelidir. Özel sektöre değişken bir kurum müfettişliği şartı getirilmesi de zaruridir.

   Kurum şimdiki gibi baştan savma olarak değil bu işe gönül vermiş elemanlarıı ile geri dönüşüm konusuna sahip çıkmalıdır. Geri dönüşüme ayrılan atıkların kontrolü ile özendirici önlemlere girişilmelidir.

   Genel anlamı ile tasarruf un, yani Milli ekonomi kaynak ve varlıklarına sahip çıkma işinin bireysel ve ereksel bir erdem olduğu bu götürmez bir gerçektir. Bu bağlamda Milli ülkünün yüksek olduğu yerlerde tasarrufun da gerçek anlamda sağlanacağı muhakkaktır. Toplumumuz arzuladığımız ülkü seviyesine eriştiğinde zaten ihtiyaç duyulmayacak bu kurumun şimdilik en mühim görevleri tasarruf özendiriciliği işlevi ve milli değerlerin korunması hakkındaki öğütleyiciliği olacaktır.

Bugün bizim diyebildiğimiz maddi manevi bütün değerleri geçmişten yani atalardan yani kanımızdan yani ırkımızdan alıdğımız birkaç emanet gibi görüyoruz. Boşa harcanan paralarımızı düşman eline geçen bir tersane ya da seçim yatırımı olarak yapılıp sonra atıl duruma düşürülmüş bir fabrikamızı kaybedilmiş bir kale gibi görüyoruz. Geçmişi bir an yadımızıdan çıkarmadan bugün kedimize yiğitçe mücadele sahaları oluşturuyoruz.

Milli olanı korumağa and etmiş yiğit Atsızlar’ız. Çeşitli şekil ve alanlarda….

TTK.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 26 Mart 2011, 00:57:29 »

 İşte bir TÜRKÇÜ GENÇ BOZKURT. Her satırında seninle bir kez daha gurur duydum. Erlik, devamını büyük bir coşkuyla bekliyorum.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
HUN~
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 96



« Yanıtla #3 : 26 Mart 2011, 15:47:42 »

Yiğit andam, çok iyi bir konuya değinmişsin önerdiğin çözüm yolu da tam oturmuş, her satırına ben de katılıyorum. Yeni makalelerini bekliyoruz. TTK !
Facebook'a Ekle
Kayıtlı




"Haritalarda ırkımızın yaşadığı yerlere baktık, milletimize fenalık edenleri tarihte okuduk ve milli kini ateşten damgalar gibi kalbimize yazdık."
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.23 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.014s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.