Liberal Küstahlığı, Kadeş Rezaleti ve Nihâl Atsız
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 19 Kasım 2019, 00:10:40


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: Liberal Küstahlığı, Kadeş Rezaleti ve Nihâl Atsız  (Okunma Sayısı 5383 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Erlik Adana
Ziyaretçi
« : 08 Mart 2012, 22:48:04 »

           Halk arasında ''her devrin adamı'' diye bir tabir vardır. Kamer Genç'i saymazsak bu tabire en çok yakışanın liberaller olduğunu düşünürüm. Nereden peydah olduklarını bilmezden gelirsek ilk aleni mümessillerini birinci meşrutiyet meclisinde gördüğümüz bu geçitçiler kıvrak zeka (!) ve belleri ile her devirde kendilerine bir oturak bulmuşlardır. Oturak deyişimi galiz bulmayınız, bunca zamandır hangi kaynaklarla beslendiklerini açıklamayan (Samanyolu Haber gibi olmasın, Sorosçu olduklarını açıklamışlardı.) bir topluluğa daha uygun bir kelime bulamadım.

           Geçtiğimiz haftalarda ''Tal'ât Paşa'' ile ilgili bir makale yayınlanmıştı. Ben de bir hınç ile altına ''Onun katillerinin Liberallerin ataları olduğunu'' yazmıştım. Evet doğrudur. Tal'ât Paşa ve diğer İttihatçıların iyi niyetli siyasetleri her dönem olduğu için o zaman da liberal çevre tarafından baltalanmıştır. Kültür Bakanlığı tarafından yayımlanan Tevfik Çavdar imzalı Tal'ât Paşa derlemesinde de o dönemki Liberal Karadeniz vekilinin (adını anımsayamıyorum) hürriyet yanlılarını gizli bir örgüt kurmak ve yönetimi ele geçirmek istemekle suçladığını görüyoruz. Yani bugün ne diyorlarsa, o gün de diyorlardı. Bugünkü özgürlük yanlısı hükûmeti ve saltanatı düşününce kendi fikirlerini nerede tevhid edebildiklerini düşünmeden edemiyorum.

             Liberallerin huyu böyledir. Bunlar bir kadın organına vatanı satacaklarını söyleyen, millet kavramının eskidiğini iddia ederken yabancıları hakları için yüreklendiren insancıklardır. Bu yüzden şerefli insanları kendilerine düşman bellemekte her türlü İngiliz oyununu oynamakta çekinmemektedirler. Tarihin bilinemeyen, asla çözülemeyecek düğümlerini bilir edası ile caka satmakta, buradan günlerini kurtarma gayesi gütmektedirler. Yıllardır Atatürk üzerinden yaptıkları alçakça karalama siyaseti de bunun gereğidir.

             Liberaller yalancı ve sahtekar oldukları için kendilerine suç ortakları ararlar. En büyük yardımcıları saldırdıkları adamın kendisi veya yolundan gittiğini iddia eden kişilerdir. Malesef Atatürk'e yaptıkları saldırılarda hep başarılı olmuşlardır. Çünkü Kemalistler Atatürk'ü savunamamış millet için neyin doğru ve makûl olduğunu kestirememişlerdir. Liberal cephe Atatürk'ü fazla batıcı olmakla suçlarken onun bir Türkçü olduğunu kanıtlamaya değil; batıcılığın iyi bir şey olduğunu anlatmaya çalışmışlardır. Bu yönü ile bugün millet-Atatürk algısının sorumlularıdırlar.

            Hakaretâmiz Atsızcı konuşmasının ardından dönelim bu yazının kaleme alınış amacına.

            Bazı Liberal gençler -aziz mirasının sahipsiz kaldığını sandıklarından olacak- Nihâl Atsız'ın şahsına da saldırmaya niyetlendiler. Yazdıkları bir yazıyı okuyunca, konusuna yabancı da olmadığımdan içimden her zamanki cümle geçti. ''Yakın tarihte hangi düşünce, topluluk hatta milletten olursa olsun karakter ve ahlakına saldırılamayacak tek adam Nihâl Atsız'dır! Onun hayatı tam bir Bozkurt hayatı olduğundan hangi düşmanı incelerse incelesin tek bir gayrı-tabiîlik bulamayacaktır!''

            Biz Atsız'ın fikirlerini rehber ve meşale edinmiş kişiler onun fikirlerinin ne çok soysuz saldırıya maruz kaldığını çok iyi biliyoruz. Benden büyük Türkçüler fikir arenasında şimdiye kadar mağlup olmadıklarından yeni bir saldırıya geçmek ancak Liberal seviyesinde bir zekanın yapabileceği bir iş olurdu.


            Milli şuurunun uyanmaya başladığı, milletimizin tarih ve şanına büyük bağlılık gösterdiği bir dönemde bundan nemalanmak isteyen CHP 1962 yılı 18 Mart'ında bir anda Çanakkale Savaşları ve şehitlerini anımsamıştır. Her sene sadece bir grup Türkçü'nün yürekli uğraşları ve İslamcı yığınların siyasi hamlesiyle anılan Çanakkale Zaferi'nin resmi olarak CHP'li gençler tarafından kutlanacağı bildirilmiştir. Çağdaşlık ve ilericiliğin sembolü olarak Kadeş adlı bir gemide onlarca şişe içki ile kızlı erkekli bir Çanakkale Tour düzenlemişlerdir. Gece boyu çağdaşlık ve ilericiliği temsilen içkiler içilmiş danslar edilmiş türlü cinsel rezaletler işlenmiştir. Üstelik Çanakkale'ye varıldığında çoğu sarhoş olan gençler gemiden inmeyi tercih etmeyip güvertede dinlenmişlerdir.

           Türk Milleti için bu kutlu anma çok büyük manevi bir ziyana sebep olmuştur. O gece hamile kalan bir genç kızın intihar ettiği söylenmekte, iddialar gittikçe çirkinleşmektedir.

           Atsız Ata Kömen şiirinde bu olayı şöyle anmaktadır:

Er kişiysen görevin neyse, başar.
Zevke, eğlenceye hayvan da koşar.
Görüyorsun nice havan yığını
Ki yapar sadece hayvanlığını.
Fakat onlar bile kendince yine
Tükürürler Kadeş’in itlerine.

O nasıl olmalı bir ruhu ölü,
Ya da bir canlı, fakat kahpe dölü
Ki sanar durduğu yer it inidir,
Oysa bir şanlı şehitler sinidir.
O fuhuş uzmanı çikletli dişi,
Dişinin en kötü, en köhnemişi,
Kaplamış ruhunu çirkef yosunu,
Hiç umursar mı şehit ordusunu?
Var mıdır onca tivistin ötesi?
Adı üstünde: Köpek sosyetesi!


1964.


                Yazının başında da belirtmiştim, liberaller tarihi bilmezler. Bir kısmın bildikleri bir efsaneyi uydururlar. İşte böyle, Atsız Ata'nın büyük Çanakkale Yürüyüşü'nü ve Kadeş Vakasını bilen Liberal bir genç bir yazı kaleme almış. Bu yazıda Nihal Atsız Ata'nın da Kadeş gemisinde olduğu iftirası yer almakta.

                 Nihâl Atsız Ata manevi şahsını CHP'ye pazarlayacak biri değildir. Liberaller bir zamanlar kendi varlıklarını külliyen CHP'ye pazarlamışlardır, ancak Atsız Ata doğru bildiği yoldan madde alemi için ayrılacak biri değildir. 1962 yılında 57 yaşında olacak bir adamın gençlerle beraber bir gemi ziyaretine çıkacak olması ne kadar mantıklıdır? Sayın Liberal genç bunu düşünemiyorsa neden ''Çanakkale'ye Yürüyüş'' kitabının yayım tarihine bakmayı da düşünememektedir?

                Kitap okuma alışkanlığını bulunmadığını tahmin ettiğim sayın Liberal Genç'e Atsız Ata'nın kendi kaleminden Çanakkale Yürüyüşü'nün notlarını aktarayım:

Çanakkale savaşına girmiş ve iki defa yaralanmış olan mütekait bir yüzbaşı ve 13 yaşındaki oğlu, darülfünundan bir tarih, bir edebiyat ve bir coğrafya talebesi, bir liseli, bir mühendis, bir lise ve bir de ortamektep muallimi… Kafilemiz bu dokuz kişiden mürekkepti ve yedisi asker çocuğu idi.

Sırtımızda çantalarımızla battaniyelerimiz, boynumuzda matara, dürbün ve fotoğraf makinemiz olduğu halde 3 Ağustos 1933 Perşembe akşamı Sirkeciden kalkan Selâmet vapurunun güvertesine yerleştik. Muallim olsun, talebe olsun, memur olsun hiç birimizin fazla vaktimiz olmadığı için (ders yılı yaklaşıyordu) bu yürüyüşü İstanbul’dan tutturamamıştık. Asıl dileğimiz tirenle Muratlı’ya kadar gitmek, oradan ötesini de askeri yürüyüşle yayan yürümekti. Bu yıl bunu yapamıyacağımız için yolculuk pilanımızı şöyle kararlaştırmıştık: İstanbul’dan vapurla Çanakkale’ye gidilecek, Çanakkale’den motörle Kilidilbahir’e çıkacaktık. Oradan da yaya olarak Seddülbahir’e inecek ve cenuptan şimale doğru bütün savaş yerlerini dolaşacaktık. En şimale çıkınca oradan da Maydos’a inecek, Maydos’tan Kilidilbahir’e gelerek motörle yine Çanakkale’ye geçecek ve vapurla İstanbul’a dönecektik.




           Kurduğumuz gizli örgüt bu sorduklarımın cevabını bilmektedir. Şayet Sayın Liberal Genç'in kendileri bilmiyorlarsa, susmaları hayırlarına olacaktır.
           Kendilerinin Rizeli olduğunu bildiğim ve Laz olduklarını tahmin ettiğim için bu tafsilata gereksinim duydum. Türk çocukları, Atsız'ı tanıdıkça bu saçma iddiayı değerlendirmek için bile zaman kaybetmeyeceklerdir.



Tanrı Türk'ü korusun!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Giray-han
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.212



« Yanıtla #1 : 09 Mart 2012, 00:23:55 »

Genel olarak liboşların topluma yaklaşımları, toplum üzerinden değil, birey üzerindendir.
Ki, birey önemli olmakla beraber, bireyin toplum ile uyum içinde yaşamasını beklemekten daha doğal ne olabilir ki?
Amma velakin, yurtdışında, ve yerli olan liboşlar, sadece ekonomik tutumları açısından farklılık göstermektedirler.
Onun dışında, liboşlar her manada toplumu kirleten, ahlakı ve töreyi bozan, karşı-kültür tarzı akımlara önderlik etmekte, ve buna gelişme adını vermektedirler.
Nitekim gelişme, sadece toplumun refahının, ve böylece bireyin refahının ilerlemesi ile olmaz mı? Peki siz, gidip toplumda huzursuzluk çıkaracak öğelere, "açılın, saçılın, daha fazla özgürlük!" der iseniz, ve bu kendini bilmezler, misal ki, etnikler, homoseksüeller, ve genel olarak toplum ahlakından yoksun, ya da toplum ahlakına ve Türk töresine karşı insanları fişteklerseniz, illaki toplumda huzursuzluk çıkararak, toplum refahının ilerlemesine balta vurmuş olacaksınız.

Ülkemizin en önemli değerlerinden birisi olan Türklük, ve ülkemizde Türklük bilincinin yeşermesine ön ayak olmuş en büyük kimselerden biri olan Başbuğ Atatürk'e laf atmaları bundandır. Liboşların etniklerin üzerine çok düşmelerinin sebebiyeti budur. Çünki etnikler bir Atatürk'ten yoksundur. Biz Türklerin ise Atatürk'ü ve adına Türkiye, yani Türklerin ülkesi adını verdiğimiz bir ülkemiz olduğu için bize lafları vız gelebilir. Ama etnikler, bu yolla kolayca güdülür ve motive edilirler. Yurtdışında bakınca, liboş tayfanın genellikle din karşıtı ve ateist çizgide olduğunu görebiliriz. Bizim ülkemizde ise ne hikmetse işler tersindedir. Liboşlar, Türklük ve Atatürkçülük karşıtı olan gayelerinde, her yöntemi mübah saydıkları için, dini de bu yolda kullanmaktadırlar.

Sadece o da değil. Mesela Taraf denilen bir gazetede okumuştum, bir yavşak enik, "Ahirette Ermeni soykırımı sorulmayacak mı?" diye bir başlık atmıştı bir yazısına. Okuyunca deliye döndüm. Dini nasıl bu yolda emellerine alet ettikleri, nasıl cahil cühelanın aklını bu yolla çelmeye çalıştıklarına şahit oldum. Liboşlar her manasıyla tam bir pragmatisttirler. Dediğiniz gibi kandaşım, babalarını bile satabilecek derecede alçak ve ahlaken düşmüş bu kimselerin, hiç bir düşünce, hiç bir ülkü, hiç bir millete karşı saygıları yoktur.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk'üz Türkçüyüz. Bu ülkeyi kimseye kaptırmayız.
oguz sad
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 09 Mart 2012, 02:27:10 »

Erlik kardeşim yazını üç kere baştan okudum, 17 yaşında olmana rağmen hasmına ahlak, dostuna ülkü dersi veriyorsun. Kalemine, zihnine sağlık; varol kardeşim.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
YigitKam
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 09 Mart 2012, 02:34:41 »

Şad senin bu kardeşim dediğin çocuğu hiç sevemedim nedense!!!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
oguz sad
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 09 Mart 2012, 02:37:11 »

Şad senin bu kardeşim dediğin çocuğu hiç sevemedim nedense!!!

Hiç inandırıcı gelmiyor. Yoksa onu sevemeyen zaten beni de sevemez, sevse de ben sevmem Gülümseme
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
YigitKam
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 09 Mart 2012, 02:38:08 »

Şad senin bu kardeşim dediğin çocuğu hiç sevemedim nedense!!!

Hiç inandırıcı gelmiyor. Yoksa onu sevemeyen zaten beni de sevemez, sevse de ben sevmem Gülümseme
Ne bilim valla şad var bişeyler Göz Kırp
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
oguz sad
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : 09 Mart 2012, 02:41:41 »

Şad senin bu kardeşim dediğin çocuğu hiç sevemedim nedense!!!

Hiç inandırıcı gelmiyor. Yoksa onu sevemeyen zaten beni de sevemez, sevse de ben sevmem Gülümseme
Ne bilim valla şad var bişeyler Göz Kırp

Yine de biz buna her hafta 3, olmadı 2, o da olmadı en az 1 makale mecburiyeti getirelim. Makalelere göre karar veririz sevip sevmeyeceğimize Gülümseme
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
YigitKam
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : 09 Mart 2012, 02:45:27 »

Yaz dediğinde yazmıyor HIYAR, araba selam vermeyipte Harbiyeden atılana benziyor bu!!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
YigitKam
Ziyaretçi
« Yanıtla #8 : 09 Mart 2012, 03:12:27 »

Otağda yazılmış en sağlam makalelerin başını çeker bu yazı Erlik Tanrıöğen anda.
Bu yapıdaki bir makale ''tam mecmualık'' değerdedir...
Kadeş olayını ilk kez öğreniyor ve öç ve şaşkınlık dolu yeni düşüncelere dalıyorum...
Atsız Ata nın gençliğinde arkadaşlarıyla yaptığı Çanakkale yolculuğu kısa ve belgesel tarzında bir filme dönüştürülebilir; keşke yapılsa.

 KURT

Kardeşim sinirlendirmeyin insanı, buna bu kadar yüz vermeyin ya, altı üstü bir kaç satır yazı Gülümseme))))
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Erlik Adana
Ziyaretçi
« Yanıtla #9 : 09 Mart 2012, 09:30:47 »

          Yürekli-Kam'ın sedasını özleyince geceyi gündüze katıp uyumamak gerektiğini unutmuşum.  Gülümseme İki gün uyumayarak çalışınca, eh şöyle vasat bir yazı da yazınca dayanamayıp laf vuracaklarını beklemekteydim. Var olsunlar. Ne diyorlarsa hakkı alîleri vardır.  Göz Kırp

          Değerli yorumları için Şad Ağabeğ'e ve Tengiz Andama teşekkür ederim. Harbiye'den Atılan'ın öğrencisi olabilmeye çalışıyorum. Somut sıkıntılarımı atlatınca hizmetten kaçınmayacağımı buradan ilan ediyorum.

Tanrı Türk'ü korusun!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.059 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.019s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.