Kurt Yasası
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 18 Kasım 2019, 19:02:21


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kurt Yasası  (Okunma Sayısı 4782 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
AlfaKurt
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 26



Site
« : 07 Haziran 2012, 15:13:50 »

Sisli bir ilkyaz sabahı, dişi kurdun sancısı tuttu. Durum, sürünün başkanına bildirildi. Gebe kurdun yanına iki yaşlı dişi kurt verilerek, önceden hazırlanan yuvaya gönderildi. Birkaç saat sonra genç kurdun dört tane yavrusu oldu. Anne kurt, çok sevindi mutlandı.

Yaşlı kurtlardan biri bu güzel muştuyu, sürünün diğğer üyelerine bildirdi. Bütün kurtlar, bu güzel muştuyu gecenin derinliklerine çığlıklar atarak kutladılar. Dişi kurdun erkeği, sürünün başkanıydı(Alfa kurt). Başkan yetenekli ,barışçı, usçu ve çok haktandı. Ayrıca, hem yürekli hem de yenilmezdi. Başka kurt sürüleri de onu çok sever ve sayarlardı. Kavga edenleri cezalandırır, bozguncuları sevmezdi. Kurtlar, başkanlarını çok seviyorlardı. O başlarına geçeli aç, açık olmamışlardı. Onun yürekliliği ve yenilmezliği karşısında, bütün kurtlar baş eğmişlerdi. Kurt sürülerinin av alanları yeniden belirlenmişti. Tartışmalar, kavgalar, ortadan kalkmış, bölgeye barış gelmişti. Öyle sert, kararlı ve ödünsüz bir başkandı ki, korkudan kimse sorun çıkarmıyordu.

Kurtların, bu doğuma sevinmeleri boşa değildi. Hem sayıları çoğalmış hem de başkanları kadar güçlü olabilecek yeni üyelere kavuşmuşlardı.


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Bu memlekette Türkçülük fikri bir gün mutlaka muzaffer olacaktır. Irkımızın yaşaması için de birinci şart budur. Beni hayata bağlayan en büyük bağ bu inançtır.
AlfaKurt
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 26



Site
« Yanıtla #1 : 07 Haziran 2012, 15:14:57 »

İki hafta sonra, yavruların gözü açıldı. Altı hafta sonra da yavrular, bazı kuralları öğrenecek duruma geldiler.

Güneşli bir gün anne kurt, yavrularıyla ormanda geziye çıktı. Onları, biraz geriden baba kurdun dört savaşçısı izliyordu. Yavrular, gördükleri her şeyle ilgileniyor ve soruyorlardı. Anne de onları bıkmadani usanmadan yanıtlıyordu. Anne, kendileri için yararlı olabilecek bilgileri anlatırken, yavrular ilgiyle onu dinliyorlardı. Yavrular her şeyle ilgiliydiler. Çok mutluydular. Birbirleriyle dolaşıp oynaştılar. Ağaç ağaç, yeşil yeşil koşuştular. Dere tepe kovalaştılar.


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Bu memlekette Türkçülük fikri bir gün mutlaka muzaffer olacaktır. Irkımızın yaşaması için de birinci şart budur. Beni hayata bağlayan en büyük bağ bu inançtır.
AlfaKurt
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 26



Site
« Yanıtla #2 : 07 Haziran 2012, 15:15:41 »

Ağaçların güneşi kucakladığı bir sırada, kulakları sağır edecek kadar güçlü patlamalar oldu. Yavrulardan üçü, acı çığlıklarla yere düştü. Anne kurdun içi yandı. Vücudundan kızıl ışıklar geçti, kuytulara vurdu. Öyle bir haykırdı ki: "Oouuu! Ooouuu!" sesleriyle ağaçlar ürperdi, titredi yaprak yaprak. Ormanın yüreği indi yerlere.Kuytu gölge kaçıştı korkular, sindi gelinciklere, sincaplara ve tavşanlara. Ayak değmemiş yerlere üzünç taşıdılar. Kanat vurdular kuşlar, ürkünün bilinmediği göklerde uçuştular.

Anne kurt, bütün gücünü bacaklarına, öfkesini yüreğine biriktirip öne atıldı. Çapraz pusulara yürüdü. Ateşler yalazlandı yeşilin avuçlarından. Alevlere koştu, barutlar saçmalar topladı gövdesi, kırmızıya düştü. Daha da yabanıllaştı. İçini, alevlere düşürenlerden birine ulaştığında; avcı tetiği bir daha çekmek üzereydi. Kıyıcısı, tetiğe bir kez daha dokundu. Bir daha... yararı yoktu. Beyaz tüyler kırmızıya düşmüş dev bir yabanıl, havada uçarak atıldı üstüne. Gözleri yanardağ gibiydi. Pençeleri, kirişinden çekilmiş oklar gibi ağılı acımasızdı. Kılıçtan keskin dişlerini avcının boğazına geçirdi. Avcıyla birlikte yere düştüler. Dişleri avcının boğazında öylece kilitlenip kaldı. Avcı sırt üstü düşmüştü. Korku ve acıyla kurdu kucaklamıştı. Ölüm aralarındaydı. Damarlarındaki kırmızı sular, gövdelerindeki çizgilerde birleşti. Sıcak aktı bir süre. Sonra yel girdi taa içlerine, serinletip üşüttü. Dondurdu kırmızı yürüyen suları. Gök yüzünün en altındaki bir yerde devinimsiz, öylece kaldılar.


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Bu memlekette Türkçülük fikri bir gün mutlaka muzaffer olacaktır. Irkımızın yaşaması için de birinci şart budur. Beni hayata bağlayan en büyük bağ bu inançtır.
AlfaKurt
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 26



Site
« Yanıtla #3 : 07 Haziran 2012, 15:16:38 »

Her yeri toz duman kaplamıştı. savaşçı kurtlar, güçlü kaslarıyla yavru kurtlara yöneldiler. Gövdelerindeki barutların açtıkları deliklere aldırmadan, dişleriyle yavru kurtların yelelerinden tuttular. Mavi barut dumanlarının içerisinden geçip, ormanın serinliklerinde yittiler.

Dört savaşçı kurt, yaralı ve bitkin bir durumda inlerine döndüler. Başkan Kurt ve diğer genç kurtlar av bölgelerinden daha geri dönmemişlerdi. Savaşçı kurtlar, sürünün en yaşlısı olan Bilge Kurt'a durumu anlattılar. Bilge Kurt, üzünç içinde kurtları dinledi. Sağ kurtulan yavru kurda, özenle bakılması için buyruk çıkardı. Ölmüş yavruları toprağa çukur eştirip gömdürdü. Yanına, üç yaşlı kurt ile birlikte, yarası az olan iki savaşçı kurdu aldı, yola çıktılar. Bir süre sonra sürüye yetiştirler. Başkan Kurt'un gözcüleri, Bilge Kurt'un endişeyle sürüye yaklaştığını Başkan Kurt'a bildirdiler. Başkan Kurt, sürüsüyle hızla geriye döndü. Bilge Kurt'u karşıladı:
-Bunca ivecenliğinin nedeni nedir, halkımın Bilge'si? Dönüşümüzü bekleyemeyecek kadar izimize koşturan nedir? dedi.

Gözleri, eşinin ve yavrularının koruyucalarına takıldı. Birden yüreğine karanlık düştü. Bilge Kurt'un ve diğerlerinin üzünçlü davranışları onu iyice tasalandırdı. Sorusunu yineledi:
-Söyle Bilgem! Yeterince tasalandım... Koma beni tasalara!... dedi.

Bilge Kurt söze nereden başlayacağını bir türlü kestiremiyordu. Başkan Kurt ve savaşçıları iyice endişelendiler. Hepsi birden, ağrılı bir fırtına çıkacakmış gibi tedirgindiler.


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Bu memlekette Türkçülük fikri bir gün mutlaka muzaffer olacaktır. Irkımızın yaşaması için de birinci şart budur. Beni hayata bağlayan en büyük bağ bu inançtır.
AlfaKurt
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 26



Site
« Yanıtla #4 : 07 Haziran 2012, 15:17:28 »

Bilge Kurt, bakışlarını yere düşürdü. Ağır ve üzünç yüklenmiş bir sesle:
-Başkan! Başkan! Büyük Başkan! Soyumuzun, sürümüzün onuru yiğit Başkan! Nice kavgalara, nice savaşlara başı dik yürümüş, soylu yiğidim! Sözlerim, söyleyeceklerim ağrılıdır... Yakacaktır soylu yüreğini, dağlayacaktır bedenini. Kor kor alevler gelip oturacaktır içine. Ne ki, acına dayançlı olasın. Bal eyleyesin ağıları, tutasın, taşırmayasın yüreğinde...

Başkan Kurt, acısınıneşi ve yavrularıyla ilintili olduğunu algıladı. öfkeyle:
-Söyle Bilgem!... Tez söyle! Dağıt şu yüreğimize düşmüş gölgeleri... diye haykırdı.

Bilge Kurt:
-Eşin ve yavruların pusuya düştü. Avcılar eşini ve üç çocuğunu öldürdü, dedi.

Bilge Kurt'un bu acı söylemi karşısında Başkan Kurt çılgına döndü. Acısı içini yaktı yalım yalım. Sağıldı ağısı, gövdesine vurdu. Öyle yabanıl bir çığlık yükseldi ki içinden, çevren altından çıkıp geldi sönmüş yıldızlar. Orman ürperdi. Sular döküldü köpük köpük, yatak değiştirdi. Kanatlılar, çığlık çığlığa ürküşüp yer değiştirdiler. Sonra yeniden alıp gittiler kanatlarını ereksizce. Toprak titredi, sarsıldı beşik beşik. Bütün kurtlar başlarını göklere çevirip uluştular dağ dağ. Altın yelelerini açtılar mızrak mızrak. Çiçekler döküldü taç taç. Tomurcuklar kırıldı dallarının dibine. Ormanda yaşayan tüm canlılar boyun büküp yasa büründüler. Çevredeki bütün kurt sürüleri akın akın gelip toplandılar. Baş kaldırdılar ormana. Pençeleriyle iz iz çizdiler toprağın yüzünü.


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Bu memlekette Türkçülük fikri bir gün mutlaka muzaffer olacaktır. Irkımızın yaşaması için de birinci şart budur. Beni hayata bağlayan en büyük bağ bu inançtır.
AlfaKurt
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 26



Site
« Yanıtla #5 : 07 Haziran 2012, 15:18:19 »

Hep birlikte ses yükselttiler: "Savaş açalım insanlara. Nerede insan görürsek parçalayalım. Yüzelim derilerini kafataslarından. Saçlarını yele yapalım boyunlarımıza. Küçük büyük demeyelim, kaldıralım yurtlarından. Av alanlarımıza katalım. Bahçelerini. Köy, kasaba, kent ayır etmeyelim. Yıkalım geceleri üstlerine. Bebek beşik çekip alalım yetişkinlerinin yüreklerinden. Acılarımızın ağısı karışsın ağıtlarına. Duysunlar, ağzı süt kokan bebeklerimizin dönüşsüz çığlıklarını. Ağıllarını kırmızıya yıkayalım. Ahırlarında kesik başlar yürüsün. Görsün, kendinden başkasını görmeyen bencil gözleri. Görsünler ki ders alsınlar olanlardan. Kestikleri ağaçların, yaktıkları ormanların, kirletip yok ettikleri suların, ağılı atıkla ateşle öldürdükleri toprakların, ödesinler karşılığını. Doyumsuz, doyumsuz evrenlerinde yitip yok olsunlar." diye bağrıştılar.

Bu eylemli savaşa, ormanın diğer yaşayanları da katılıp: "Evet! Evet! Savaş açalım... Bu bir toplu kıyımdır. Biz hayvanlar böyle bir yok oluşu hak etmedik. Birlik olup savaşalım." diye desteklediler.


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Bu memlekette Türkçülük fikri bir gün mutlaka muzaffer olacaktır. Irkımızın yaşaması için de birinci şart budur. Beni hayata bağlayan en büyük bağ bu inançtır.
AlfaKurt
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 26



Site
« Yanıtla #6 : 07 Haziran 2012, 15:19:05 »

Başkan Kurt, kasılan gövdesini dinginleştirmeye çalıştı. Öfkesi Erciyes gibi, Ağrı dağı gibi büyük ve tutulmazdı. Ancak, yüreğinden yükselen başkaldırıyı tutmalıydı. Tutmalıydı ki, bu güne değin bölgesinde gerçekleştirdiği dinginlik bozulmasın. Acısını atamazdı ama, ağısını almalıydı yüreğinden, akıtmalıydı sarsılan topraklara. Öfkenin, acının ve yeğinliğin ortasında sevgiyi getirmeliydi. Büyütmemeliydi öç duygusunu sevginin üstüne. egemen kılmamalıydı öfkesini. Yüksekçe bir yere çıktı. Kurtlara baktı. İstese, ölümlere götürebileceği kurtların gözlerine. Okyanuslar kadar derin ve ürkütücüydüler. Pençeleri hançer ağızları kadar çıplak; yeleleri kirişe yatırılmış on binlerce alev uçlu ok gibiydi. Gövdesindeki bütün acıları, başkaldırıları, usunda toplayıp şöyle dedi:
-Kardeşlerim!... Ağrılı günlerimin yoldaşları! İçimde alevlerin yalazlandığı, ak göğsümde başkaldırının duman yükseldiği bir süreç yaşıyorum. Beni, acılı günümde yalnız bırakmadınız. Her biriniiz dağ dağ, tepe tepe koşupi dere dere akıp geldiniz. Bana güç, bana yürek verdiniz. Hoş geldiniz!... Hoş geldiniz!... Söylemlerinize, tepki ve öfkelerinize katılıyorum. Söylemlerinizin, salt bana güç vermek ereğiyle söylenmemiş olduğunu biliyorum. İnsan kıyıcılığının çirkinleşerek süregenleştiğini yadsımıyorum. Birlikteliğiniz beni yüreklendiriyor. Eğilmezliğinizden onur duyuyorum. Ne ki, acıya acıyla yürümek acıyı, öfkeye öfkeyle yanıt vermek yeni öfkeleri gün ışığına çıkarır. Kimsenin benim acımdan dolayı zarar görmesini kabul edemem. Yine yavrular annesiz, anneler yavrusuz kalır. Sayrılar ve yaşlılar korumasız olur.
Her yerde olduğu gibi, insanlar arasında da kötüler vardır. Bu kutsuz olay, bütün insanların kötü olduğunu kanıtlamaz. Onlarında aralarında iyi olanı, kötü olanı vardır. Aralarındaki yüreği kirli birinin yaptıklarından, hepsini sorumlu tutmamalıyız. İlenip suçlamamalıyız. İnanıyorum ki, onların da uluları, bilgeleri çoktur.
Kurtla insan, aynı sofranın zeytinleridir. İnsanlar da kurtlar gibi çoğalırlar. Onların da anneleri, babaları, yavruları, gençleri, sayrıları ve yaşlıları vardır. Onların da bizim gibi töreleri, yasaları vardır. Bizim sürü dışı davranışlarımız nasıl yadsınıyorsa, onların toplum dışı davranışları da dışlanıp yadsınıyor. Suçlu bulunanlar, suçlular cezalandırılıyor.
Sevgili kurtlarım!... Sınırdaşlarım!... Bizi yüreklendirenler!... Yürekli eşimi yitirmek, yavrularımı süt ağızlarıyla kara toprağa düşürmek, acımı tutulmaz kılmıştır. Bu durumun bir başkasının başına gelmesini dilerim. Biz kurtlar, kendi aramızda barışı sürekli kılalım. Barış ve sevgi bayrağını daha da yükseltelim. Dileğim o'dur ki, insanlar ile aramızda barışı yaşatacak, bu yüce bayrağı geleceğe taşıyacak, duyarlı ve onurlu insanlar olucaktır.
Sevgili kardeşlerim!... Korku bize yabanıldır. Yeleleriniz parlak olsun. Geceleriniz keskin gözlerinizle aydınlansın. Keskin dursun pençeleriniz. Varın, dönün yurtlarınıza. Sağlıcakla gidin yuvalarınıza.


Bütün kurtlar, Başkan Kurt'un bu söylevinden çok etkilendiler. Ona olan bağlılıkları bir kez daha yinelendi, arttı. Önünde saygıyla eğilip, ormandaki yerlerine döndüler.


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Bu memlekette Türkçülük fikri bir gün mutlaka muzaffer olacaktır. Irkımızın yaşaması için de birinci şart budur. Beni hayata bağlayan en büyük bağ bu inançtır.
AlfaKurt
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 26



Site
« Yanıtla #7 : 07 Haziran 2012, 15:20:03 »

Başkan Kurt, uzunca bir süre eşinin yokluğuna alışamadı. Çektiği yalnızlığı ve acıyı yüreğine gömdü. Başkan babası ona: "Ey oğul! Yiğit oğul! Önce soyunu sürdürüp çoğalacaksın. Çoğalanı yaşatıp yücelteceksin. Yaşamak için öldürülmeyi beklemeyeceksin. Yasamsal gereksinimin uğrunda ölümü göze alıp, gerektiğinde öldüreceksin. Sürünü yaşatıp yüceltmek için, önce kendini eğiteceksin. Öfkelere, büyüklenmelere, bencilliklere yenik düşmeyeceksin. Haksızlığa, umarsızlığa, dirliksizliğe ve kötülüklere karşı ödün vermeyeceksin. Vazgeçirici olacaksın. Sürü içinde eşitliği, sürüler arasında barışı kalıcı kılıcaksın. Bu söylediklerim, saydıklarım töremizdir. Kurtların yasalarıdır. Bunlara uymamak, yokluğa, yoksulluğa, didişmeye, tepişmeye ve yok oluşa çağrı çıkarmaktır.
Törelere ve yasalara uymak, geleceğini kurtarmaktır. Yiğitlik sele, suya, korkulara karşı durmada değil, bu töreleri yaşatıp yücetlmededir." demişti.

Başkan Kurt babasının söylemlerini hiç unutmadı. Yalnızlıklarına ve acılarına, onun söylemleriyle yürüdü. Bir de pusudan sağ kurtulan erkek yavrusunu büyütmeye, ergin bir kurt olmasına adadı kendini.


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Bu memlekette Türkçülük fikri bir gün mutlaka muzaffer olacaktır. Irkımızın yaşaması için de birinci şart budur. Beni hayata bağlayan en büyük bağ bu inançtır.
AlfaKurt
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 26



Site
« Yanıtla #8 : 07 Haziran 2012, 15:20:34 »

Bir buçuk yıl sonra küçük kurt balası, sağlıklı, güçlü, altın yeleli bir kurt oldu. Babasının ve büyüklerinin verdiği bütün işlerin üstesinden geldi. Yaşıtları içerisinde ayırt edilir oldu.

Başkan Kurt, genç kurdun başarılarından gururlanıyor, için için seviniyordu. "Uygun olan bir zamanda, onunla konuşmalıyım." diye geçiriyordu usundan. Bir av dönüşü, güneşin çevrenle oynaştığı bir zaman çağırdı genç kurdu katına.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Bu memlekette Türkçülük fikri bir gün mutlaka muzaffer olacaktır. Irkımızın yaşaması için de birinci şart budur. Beni hayata bağlayan en büyük bağ bu inançtır.
AlfaKurt
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 26



Site
« Yanıtla #9 : 07 Haziran 2012, 15:21:22 »

Başkan Kurt:
-Oğul! Oğul! Güzel oğul! Gördüklerim ve seninle ilgili işittiklerim serinletir içimi. Artık yaşlanıyorum. Yakında sürünün reisi olacaksın. Büyüdün, ergin bir kurt oldun. Ben soyumla ilgili babamdan duyduklarımı, yaşadıklarımı ve deneyimlerimi sana aktaracağım. Duyduklarını ve dinlediklerini sakın unutma. Dediklerimden, duyduklarından uzaklaşıp sapma. İyi bir başkan olmak, egemen olmak istiyorsan eğer, kendini ve yönettiğin sürü ile ilgili her şeyi bilmelisin. Beni can kulağıyla dinlemelisin. Dinleyip, eğilmez, bükülmez bir kurt olmalısın. Soyumuza, suyumuza yakışmalı, yakıştırılmalı eylemlerin.
Her topluluk gibi biz kurtların da belli töreleri ve yasaları vardır. Bizim gibi diğer kurtlar da toplu yaşarlar. Kurt sürülerini biri erkek diğeri dişi, iki eş başkan yönetir. Her sürünün kendi bölgesi vardır. Bu bölgeler diğer komşu kurtların başkanları ile barış içinde, taşlara, ağaçlara, çalılıklara ve oyuklara bıraktığımız kokularla belirlenir. Her kurt sürüsü, kendi bölgesinde avlanmak zorundadır. Bu bölgelere giren yabancı kurtlar, önceden bırakılan kokularla ve diğer kurtların ulumalarıyla uyarılır. Yanlışlıkla bir başkasının bölgesine giren kurt, bu uyarılar sonucunda geri döner. Ancak yasaklanmış alanlara girmekte direnen kurtlar kovalanır ve yakalandıklarında öldürülürler.
Başkan, bölgesini gözleyip kavgaları önler. Yavruları, yaşlıları ve sayrıları korur. Sürünün üremesini ve sağlıklı olmasını sağlar. Sürü içerisinde sürekli erinçsizlik çıkaran kurtlar uyarılır. bu alışkanlıklarını yineleyen kurtlar sürgün edilir. Sürülen kurtlar, başka bölgelerde avlanamazlar. Ancak, sürünün peşinde dolaşmalarına ve sürüden arta kalan yiyecekleri yemelerine izin verilir. Bunlar değişmez, değiştirilemez kurt yasalardır. Her kurt, bu yasalara uymak zorundadır. Herkes gibi sende bunları bilecek ve uygulayacaksın. Komşu kurtlarla iyi geçinecek ve onları dinleyeceksin. Zorunlu olmadıkça kavga etmeyecek, savaşmayacaksın. Sürünün yaşlılarını dinleyecek ve onlara değer vereceksin. Sürünün erincinin bozulmasına izin vermeyeceksin. Birkaç sorumsuzun neden olduğu kötülükten herkesi sorumlu tutmayacaksın. Bu dediklerime uyar ve uygularsan, seni herkes sever ve sayar. Yok eğer, söylemlerime sırtını dönersen, sürünün diğer üyeleri yasaları ve töreleri senin için işletirler. Atalarımın kanı için bunu unutma! Beni unutma! Geçmişini unutan, yok sayanlar; geleceklerini biçimlendiremezler. Geleceğimiz, geçmişimizin içindedir. var git işin rast gelsin, kurtlarım seni kanıksasın.

Genç Kurt, babası Başkan Kurt'un önünde eğilerek:
-Ulu Başkanım! Söylemleriniz pençeleriniz gibi can yakıcı ve güçlü. Söylemlerinize her zaman değer biçerim! Dinlerim... Usuma dolar beklerim. Sizinle yaşadıklarımı hiç unutmadım. Her olayda size göz verdim, gözledim. Kararlılığınızı izledim. Öğütlerinize kulak verdim, dinledim. Törelerimize ve yasalara olan bağlılığınız, benim kardeşlerime ve sürüme olan bağımı güçlendirdi. Ben de ulu babam gibi, törelemize uydum. Başımı verdim yasalarımıza. Sizin gibi babam olduğu için başım göğe erdi, övünç duydum. Yelelerim kızardı ay gibi. Başkan babam tasalanmasın. Öğütleri yasam, inançları kavgam olacaktır. İzniniz olduğunda da, yasaları en iyi biçimde yaşama geçireceğimden çekinceniz olmasın.

Genç Kurt saygıyla çekilip gitti. Başkan Kurt, Genç Kurt'un söyleminden çok etkilendi, duygulandı. Okyanuslar gibi kabardı yüreği. Bakışları, sevgiyle kovaladı peşinden Genç Kurt'u. Tüyleri güneş gibi parlaktı. Yaprak yapraktı, el eldi güneş ışığına batırılmış yeleleri. Kuyruğu yeşil otların üzerinde dolaşan bulutlar gibi gölge bırakıyordu.

Başkan Kurt:
-Yiğidim! Övüncüm! Aslan pençelim. İçime serin esen erinç, bölgeye hoş geldin. Kurtlarım, başarılarını esenlesin!


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Bu memlekette Türkçülük fikri bir gün mutlaka muzaffer olacaktır. Irkımızın yaşaması için de birinci şart budur. Beni hayata bağlayan en büyük bağ bu inançtır.
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.052 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.