Toroslar'da bir Bozkurt
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 20 Kasım 2019, 14:32:44


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Toroslar'da bir Bozkurt  (Okunma Sayısı 3114 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Karagerey
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.865



« : 31 Ağustos 2013, 19:07:01 »

                                                              BOZKURT
Gece zifiri idi, yürüyordu arkasına bakmadan. Zaten arkasında bakacak kimsesi de kalmamıştı. Hava çok soğuk, hafiften de kar yağıyordu. Birden yoldan çıktı ve dağa doğru tırmanmaya başladı. Bu dağa tırmanış geçmişi de terketmek anlamı taşıyordu. Ağaçların arasında yürürken, soğuğu iliklerinde hissetmeye başladı. Halbu ki, soğuğu hiç sevmez, kaldıramazdı. Oysa bu gün soğuğa doğru yürüyor, meydan okuyordu. Biraz yorulmuştu, bir ağacın altında oturdu. Sırtından çantasını çıkardı. Yiyecek bir şeyler aradı ama bulamadı. Bu arada arkasında bir çıtırtı duydu. Bıçağını çekmesiyle birlikte sarmaş dolaş yuvarlanmaya başladı. Bir Ayı ile ölümüne bir kavga vardı. Genç, açlıkla beraber bu savaşın üzün sürmesinin kaybetmesi anlamına geleceğini bildiği için, son bir hamle ile ayının boğazına davrandı. Ayının boğazından kanlar fışkırırken, ayı da son bir hamle ile genci savurdu. Şimdi ikisi de ayrı ayrı yerde, kanlar içinde yatıyorlardı. Genç bayılmış, ayı ise orada can vermişti. Ne kadar süre geçti bilinmez ama, genç uyanmak için dirense de, uyanamıyor, hem açlık hem de kan kaybından dolayı kendine gelemiyordu. Tekrar kendinden geçmişti. Bir zaman sonra GENÇ DUYDUĞU SESLERE YAVAŞÇA KULAK KABARTTI. Yavaşça gözlerini açtı. Hala kıpırdanamıyordu. Yanında bir kurt vardı. Önce korktu fakat kurta iyice bakınca, korku yerini şaşkınlığa bırakmıştı. Kurt, gencin yaralarını yalayıp temizlemeye çalışıyordu. Genç açlığa ve acıya dayanamayarak tekrar bayıldı. Ayıldığı zaman artık yaraları daha az ağrıyordu. Yavaşça doğruldu. Baktı Kurt yanı başında uyuyordu. Kurt, gencin kalktığını görünce, fazlaca istifini bozmadı. Sadece göz göze geldiler. Genç yavaşça Kurtun yanına yaklaştı ve başını okşadı. Kurt da buna izin vermişcesine Ona yaklaştı. Genç, kurtun yanında bir Geyik gördü. Belliki KURT GETİRMİŞTİ. Çantasından çakmağını çıkardı, ateş yaktı ve geyiği pişirdi. Bir kendisi, bir kurt yiyordu. Aradan geçen bir kaç gün içinde genç iyileşti. Gitme zamanı gelmişti. Genç ne yapacağını bilemiyordu. Genç yola koyulunca Kurtun da geleceğini sanıyordu ama Kurt olduğu yerde çakılı kalmış, gencin arkasından bakıyordu. Genç bir kaç defa kurta seslendi gelmesi için ama kurt yerinden kıpırdamadı. Genç anladı ki, O Bozkurt idi, yalnız yaşar ve dik yaşardı. Kurt Gencin Onu anladığını anlamış gibi arkasından bir kaç defa uludu. Ve genç gözden kayboldu. Kurt ise başka yöne doğru KIRAÇ ATANIN YANINA DOĞRU YOL ALMAKTAYDI...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
Karagerey
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.865



« Yanıtla #1 : 12 Kasım 2013, 17:54:52 »

Şehrin en sapa sokağının en karanlık yerinde bir kargaşa vardı. Uzaktan ne olduğunu anlamak imkansızdı. Ama dikkatli bakınca bir kavganın olduğunu sezilebilirdi. Kavgada beş kişi vardı ama kaça kaç bir kavga olduğunu anlamak o kadar da kolay değildi. Yere düşmeler başlayınca kavgada ki rakiplerde belli olmaya başladı. Bire dört bir kavga vardı. İlk bakıldığında adaletsiz gibi görünen bu kavga, yere düşenlere bakılırsa, adaletsizliğin kimden yana olduğunu komik bir şekilde anlatıyordu. Dört kişi ne yaparsa yapsın diğer kişiyi asla düşüremiyor, hatta darbe bile veremiyorlardı. Bir kurt çevikliği ve hissi ile dört kişiyi evire çevire dövdü. Daha sonra dördünü de sürükleyerek daha aydınlık bir yere taşıdı, taşıdı ama taşıdığı yerde dükkanların ve belediyenin izleme kameraları vardı. Buna rağmen hiç istifini bozmadı. Daha da ilginç olarak, yere çökerek sanki yere diz vurur gibi kameralara baktı ve gitti.
   Gece bitmiyor devam ediyordu. Sokaktan geçenlerin polisi araması ile birlikte, mahallenin o sokağı polis ile dolmuştu.. Hiçbir görgü tanığı yoktu ama kamera kayıtları alınarak merkeze gittiler. Kişi tesbit edildi ama sadece resimde kim olduğunu görmüşlerdi. Ne bir kayıt ne bir belge ne de bir kimlik bilgisi vardı. Sanki gökten yağmurla inmiş ve gökkuşağı ile tekrar göğe çıkmış biriydi bu genç. Ama bütün polisler bu yüzü iyi tanıyorlardı çünkü bu ay içinde bu üçüncü olay ve olayı yapan da aynı gençti. NE KADAR GÜVENLİK ÖNLEMLKERİ ALSALAR DA, genci ne yakalayabilmişler, bırakın yakalamayı izine bile rastlayamamışlardı. Polis teşkilatı şaşkın, iç işleri bakanlığı şaşkın, hatta başbakanlık bile bu olaylar karşısında tedirgindi. Kimdi bu genç? Nereden geliyor, nereye gidiyor, nerede yaşıyordu? Bütün ülke yöneteni bunu düşünürken, dağlara, Toroslara doğru karanlık ve soğuk eşliğinde yol alan bir genç vardı ve arkasına bakmadan, düz yolda yürürmüş gibi tırmanıyordu. Az gittikten sonra yanına bir Bozkurt geldi ve beraber yürümeye başladılar. Bir kulübenin önüne varınca başka Bozkurtlar, onları karşıladı ve beraberce kulübenin içine girdiler, soğuğu ve karanlığı dışarıda bırakarak.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
Karagerey
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.865



« Yanıtla #2 : 13 Kasım 2013, 15:29:48 »

Genç adam yanındaki Bozkurtlarla birlikte kulübeye girince, aksakallı, ak saçlı dedeyi her zamanki yerde buldu. Dede, ocağın yanı başında duvara bakıyordu. Zaten çoğu zaman o duvara bakar ve saatlerce öyle kalırdı. O duvarda, kılıçlar, oklar, yaylar, bıçaklar yani akla ne gelirse vardı. Bazen dede bu savaş aletlerini eline alır, saatlerce parlatmaya çalışırdı. Ama asla parlamazlardı, dede onların parlamayacaklarını bile bile eline alır parlatmaya çalışırdı.
   Gençin kendisi de, ocağın bir kıyısına oturdu, az sonra dayanamadı, ocağın ısısı ile uzandı. Aklına buralara nasıl geldiği, dede ile nasıl tanıştığı geldi.
   O gün dağlara doğru bir anda yol değiştirdiğinde, bu dede ve Bozkurtlarla karşılaşıp, bu tuhaf ve sessiz arkadaşlığı kuracağı aklının ucundan geçmezdi. O gece, kurt ile yollarını ayırdıktan sonra, kurt peşinden gelmeyince, az gittikten sonra, O Kurtun peşinden gitmeye karar vermiş ve Kurt ile birlikte Dedenin kulübesine kadar gelmişlerdi. Genç dedenin yanına yaklaşarak selam vermiş, Dede de onu buyur etmişti. Dede çok az konuşan, hatta konuşmayan biri idi. Kendisi de konuşmayı sevmebiği için çok kolay anlaşmışlardı. Ertesi gün dede konuştu, konuştu ama gençin uzun zaman anlayamayacağı kısa bir konuşma yaptı. Bu konuşmada Dede adını dedi. Adı Kıraçmış. Dede gençe de bir ad takmıştı. Gence Çeri demişti. Genç kendi adını bile hatırlamadığı için Çeri adını yadırgamadı ve sadece tebessüm ile kabul etti.
Dede;
Bak Çeri oğul, benim yanımda istediğin kadar kalabilirsin sadece bunun için bir tek şartım olacak.
Buyur dede, neyse şartın kabulümdür.
Bazen haftada bir, bazen ayda bir dediğim yerlere gideceksin ve dediklerimi yapacaksın. Tek şartım budur.
Tamam dede yaparım da nedir bu yapacaklarım?
 Bunu zamanı gelince öğreneceksin.
Tamam dede, sen nasıl istersen öyle olsun...
  
                 Bunları düşünürken kendinden geçmişti ki, dedenin yine kılıçları parlatma uğraşını verdiği sesle irkildi.
Dede, bu kılıçların parlamayacağını bile bile parlatmaya çalışırsın?
Oğul... Çeri, Anlatsam anlar mısın? Bu bilmek değil, umudu yitirmemektir. Bu isyandır, Bu Tanrıya yeter demektir.
Peki Dede, de o zaman bana, bunların önemi ne, seninle bağları ne?
Oğul, bunu sana anlatmayacağım, anlatıpta üzerine gereksiz yük bindirmeyeceğim. Bazen az bilmek ya da hiç bilmemek insana huzur verir. Zamanı gelinceye kadar sabret.
          
              Genç, bu sözler üzerine sustu. Bilirdi ki, dede ne derse o olur ve doğru olur. Zaten dede de haklı idi. Kendisi hiç bir şey bilmemenin rahatlığı ve huzurunu yaşıyordu. Ne kendi geçmişini, ne de Dedenin geçmişini biliyor ve merak ediyordu. Böylesi daha güzeldi. Tıpkı ilk geldiğinde dedenin şartını kabul edip zamanını beklediği gibi şimdi de beklemeliydi.
     Kısa bir sessizlikten sonra Genç Çeri tekrar uzandı. Bu defada, Dedenin şartı olan konuyu düşünmeye başlamıştı. Aylar sonra, Dede kendisini yanına çağırmış,
Çeri görev günün geldi, bu gece dediğim yere gideceksin.
Tamam dede giderim ama ne yapacağım orada?
Sabah saat 11 gibi şu köşede bir arabanın tekeri patlayacak ve o araçta iki kişi olacak. Onları bir güzel döveceksin ama dikkat et ölmesinler, sağlam yerleri de kalmasın. Sonra, az ileride iş yerleri var oraya sürükleyeceksin, yere diz vuracaksın ve dönüp geleceksin.
 Dede ne diyorsun sen? Bu ne biçim bir görev?
Sen bilirsin, cevap ver yapacak mısın, yoksa yapmayacak mısın?
Tamam Kıraç dede, sorgu yok, yapacağım.
  
 O gece hiç uyumamış ve o kişileri nasıl tanıyacağını, tekerin nasıl ve neden patlayacağını düşünmüştü. Tam uykuya dalmışken, dede nin
Kalk Çeri gitme vakti,
 Demesiyle uyanmıştı. Kapının ağzında bir sırt çantası vardı, hiç soru sormadan çantayı sırtladı ve dedeye kal sağlıcakla diyerek yola koyulmuştu. Dedenin dediği saatte, o sokağa vardı ve dedenin dediği gibi tekeri patlamış bir araba duruyordu orada. Arabanın yanına gitti. İki kişi de arabanın lastiği ile uğraşırken. Aldı ikisini de eline ve bayıltıncaya kadar dövdü. Sonra az ilerideki dükkanların yanına kadar ikisini de sürükledi ve yere diz vurdu. Milletin şaşkın bakışları arasında döndü arkasını ve kulübeye doğru yol aldı.
    Bu olayı belki bir kaç hafta unutamamıştı. Nasıl unutsun ki? Tanımadığı iki kişiyi dövmuş ve hiç bir şey olmamış gibi gerisin geriye kulübeye dönmüştü.Taki ikinci ve üçüncü görevlere kadar. Her defasında, dedenin dediği yere gider, bazen iki bazen üç kişiyi döver, komalık eder gelirdi. Bu gün ki dördüncü idi ve alışmıştı artık alışmaktan da öte zevk alır duruma gelmişti. Sorgu yok, yarını düşünmek yok ve en zevk aldığı yerde yaşıyor ve en zevk almaya başladığı adam dövme işini yapıyordu. Daha ne ister ki amaçsız ve yarınsız yaşayan bir insan? Bunları düşüne düşüne uykuya daldı. O uykuya dalarken de, Dede, Kıraç Dede, yine pusatları parlatmaya çalışıyordu, inatla ve parlamayacaklarını bile bile.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
Karagerey
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.865



« Yanıtla #3 : 04 Ocak 2014, 13:17:47 »

 Gecenin sessizliğini, kuşlar ve kurtlar eşliğinde rahatsız etmeden bozan, bozmadan sessizlik ile konuşarak giden bir at ve atın üstünde de bir kara yağız delikanlı sessizce yol almaktaydı. En dolgun halinde olmasına rağmen ortaya çıkamayan ay ve parlamasına rağmen bulutların izin vermediği yıldızlarla birlikte açık bir kapı aramaktaydılar ama kar ve tipi, soğuk ile beraber bu ortaklığı bozmaktaydı. Oysa ki, bu kutlu gecede, onlarda bu kutlu geceye katkı yapmak, puslu gecenin pusunu kaldırıp yol göstermek istiyorlardı. Onların yapamadığını Kutlanmış Bozkurtlar yapmakta, boğazlarından hüznün tınısı, yol gösterir bir halde, tipinin uğultusuna eşlik etmekteydi. Oysa ki, delikanlı buraları avucunun içi gibi bilirdi. Yine de onların bu istekleri hoşuna gitmişti. Hele ki, Bozkurtların, iki de bir önüne çıkması, yol gösterir gibi koşuşturmaları, kâh oynaşmaları, kâh dövüşmeleri hoşuna da gitmiyor değildi. Bu durum içindeki hüzne bir damla da olsa kımız damlatıp içini okşuyordu. Hele ki, en dolgun Ay'ın ortaya çıkmak istemesine rağmen çıkamaması ve  ayın yok haline bürünmesi içindeki hüznün başka bir hale büründürüyor, Irkının kaderini görüyordu.
      Kıraç Atanın heyecanlı ve panik hali, Çeriyi şaşırtmıştı. Kıraç Atayı hiç böyle görmemişti. Bir içeri girip bir dışarı çıkıyor, duvardaki pusatlara ise her zamankinden daha fazla ilgi gösteriyordu. İşin en ilginç yanı ise, pusatlar bu gün, eski hallerinden biraz fazla olarak parlamaktaydılar. Bu durum, çeriyi bir hayli şaşırtmıştı.
Kıraç Atam, neler oluyor? Nedir bu halin?
Çeri, bu gün bir konuğumuz gelecek, bu yüzdendir bu halim. Onun gelmesi ile birlikte, kutlu sonun en yakınında olacağız.
 Bu ne demek şimdi? Yine aklımı karıştırdın be Atam.
 Hiç aklın karışmasın, bak duvardaki pusatlara, onların da dili vardır, onlardan anla, anla ki yavaş yavaş senin de yüreğin yanmaya başlasın.
 Çeri pusatların az da olsa parladıklarını görmüştü ama o kadar. Kıraç Atası böyle deyince kafası iyice karıştı. Çaresizce olacakları ve gelecekleri beklemeye başladı. Her zamanki yaptığı gibi, az sorarak, çok bekleyerek, yaşanacakları görecekti.
    Delikanlı, atından inmiş beraber yürüyorlardı. Delikanlının yol alışından belliydi, bu yolları çok iyi bildiği. Buna rağmen etrafları Bozkurtlar ile doluydu ve Bozkurtlar kara kışın içinde baharı mujdeler gibi mutluluktan koşuşturuyorlardı.
    Karşı taraftan bir kurt uluması ile delikanlının yanındaki kurtların karşılık vermesi bir oldu. Bu durum delikanlı ve Kıraç Ata için ne kadar normal ise Çeri içinde o kadar alışılmadık ama beklenen bir haberleşme idi.
   Ve kapı üç defa tıklandı, Çerinin heyecandan kalbi yerinden çıkacakmış gibi oldu. Kıraç Ata ise, sırtını ocağa ve duvarda duran pusatlara vermiş şekilde, yaşanacakları ve gelen kişiyi bilir şekilde buyur etti. İçeri ye, 1,70 boylarında ama çevik görünümlü, pusatlı kumral, 40-45 yaşlarında kumral bir er girdi, girdi ve girmesiyle yere diz vurdu. Çeri bu diz vurmayı biliyordu. Kıraç Atasının en önem verdiği şeydi. Ama içeri giren erin diz vurmasındaki asaleti fark etmemek imkansızdı. Sanki yer sallanmış, ocaktaki ateş korkmuş gibi bir kaç defa titremişti. Bu KASVETLİ ORTAMDA, DUVARDAKİ PUSATLARIN İKİDE BİR PARLAYIP SÖNMELERİ HİÇ BİRİNİN GÖZÜNDEN KAÇMAMIŞTI. Er kişi diz vurduktan sonra, Kıraç Atanın izin vermesi ile yanına yaklaştı ve,
 Kıraç Atam nicedir görüşmemiştik, özlemişim senin kutlu evini.
Teginim, esen getirdin, bende seni özlemiştim ve bu günü beklerdim nicedir. Bilirsin senin gelişin, gelecek olanların gelmesini hızlandıracak, gelecek olanlara yol açacak ve kutlu günün önüne kimse geçemeyecek, Kızıl elma yüreğimizde daha da kızarıp, Türk'ün ayak bastığı tüm toprakları yakacak, yakacak ve Tüm Bozkurtlar Turan Ülküsü için uluyacaklar. Ve bu böylece devam edecek, ta ki, Başbuğumuzun torunu, son başbuğumuz gelene kadar.
   Küçük ev hiç bu kadar büyük olmamıştı. Çeri olanlar karşısında dili tutulmuş gibi sessizce durmakta ve geleni izlemekte ve gelecek olanları düşünmekteydi. Çeriyi Kıraç Atanın sesi kendine getirdi.
 Çeri, bak bu  erin adı Kara Tegindir. Bakma kendisini kara olmadığına, onun karalığı Irkının kara bahtından gelmedir. Unutma bu geliş başka gelişlerin de başlangıcı olacaktır ve artık TOYUMUZ BAŞLAMIŞTIR, KUTLU OLSUN YÜCE IRKIMIZA.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
Açina Tayeçe
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 04 Ocak 2014, 13:26:37 »

              Kara Tegin, özlemiştim seni.  Kıraç Ata olmasa, göreceğimiz de yoktu.  Demek kutlu toy yaklaştı. Toroslar bu kutlu güne hazır mı?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Karagerey
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.865



« Yanıtla #5 : 04 Ocak 2014, 13:36:09 »

Hazır olanlar, toya katılacak hazır olmayanlar ise kızıl tamuyu boylayacak. Burada Hülagü Han kanunu geçerli olacak. Bu arada gelecek olan kişileri ve son gelecek olanı tahmin edebildin mi Açina Ablam?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
Alp77
YörükoğluYörük
SOYSUZ BİR PİÇ OLDUĞUNDAN ATILDI
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 990



« Yanıtla #6 : 04 Ocak 2014, 15:44:44 »

Bende merak ettim, heyecan oluverdi. Devamını çabuk yaz, haftaya yeni bölümünü bekleten diziler gibi uzun sürmesin. Gülümseme
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Nihal Atsız Ata'dır, Türkçülüğün kapısı,
O'nun mahiyetinde, çizilmiştir yapısı,

Nihal Atsız atmıştır, davaya son temeli,
Turan Yurt kurulması, O'nun birtek emeli,

Gökbilge'dir davada, bu yüzden Atsız Ata,
Tanrı her doğan Türk'e, O'nun ruhundan kata...


Alp
Zeynep Açıkgöz
azgın bir orospu olduğundan atıldı
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 49



« Yanıtla #7 : 04 Ocak 2014, 20:40:23 »

Toroslardan it çıkcak değil ya illaki bozkurt çıkar çünkü Toroslar bozkurt inidir.
Ben de Torosların kızıyım, Torosların havasıyla suyuyla Türkmen başlığı altında bozkurt gibi uluyarak büyüdüm, bu topraklarda doğan her çocuğa önce Türklük aşılanır bizim baba memleketi Kadirli de Kozan da ırkcılık çok önemlidir yabancılar bizim topraklarda her zaman yaban kalır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Alp77
YörükoğluYörük
SOYSUZ BİR PİÇ OLDUĞUNDAN ATILDI
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 990



« Yanıtla #8 : 15 Ocak 2014, 06:20:48 »

Diziler bile haftada bir yayin yapiyor, nerde bu destanin devami! Gülümseme
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Nihal Atsız Ata'dır, Türkçülüğün kapısı,
O'nun mahiyetinde, çizilmiştir yapısı,

Nihal Atsız atmıştır, davaya son temeli,
Turan Yurt kurulması, O'nun birtek emeli,

Gökbilge'dir davada, bu yüzden Atsız Ata,
Tanrı her doğan Türk'e, O'nun ruhundan kata...


Alp
Karagerey
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.865



« Yanıtla #9 : 04 Mart 2014, 18:20:53 »

  Günleri kımız içmekle ve eğitim yapmakla geçmekteydi. Kurtlar eşliğinde yapılan eğitimin tadı bir başka idi. Karın ve soğuğun etkisi, Onları daha da kamçılıyor ve daha çok çalışıyorlar ve kanlarının ısınmasını sağlıyordu.
 Burası Torosların en yalçın yeriydi. Pek kimseler gelmemiş, gelenler de dönememişti. Bu yüzden buraya, Giden Gelmez Dağları denmişti. Halbuki, gelseler, gelebilseler, Korkmasalar, burada ki Tanrın Dağı esintisini, kokusunu bulacaklar, dönmek istemeyecelerdi.
 Kıraç Ata, burada bir çok Türk'ü konuk etmişti. Gelenlerin hepside dönmek istememiş ve burada uçmağa varmışlardı. Ama bunu sadece Kıraç Ata bilirdi.
  Bu günlerde, Çeri de, ne olduğunu, ne olması gerektiğini, Irkını, ihanetleri, Bütün Türk tarihini öğrenmiş ve ne amaç için dövüştüğünü öğrenmişti. Artık bir amacı, uğruna öleceği kutlu bir davası vardı.
  Üçü de, Kür Şadın Torununu bekliyor ve Kutlu günün hasretini çekiyorlardı. Oysa, Kür Şadın Torunu Kür Şad, kanını bulmak, kanını tanımak için daha çok eziyetler çekecek, Kendini bulmak için ne dağlar delmek zorunda kalacaktı.
  Ama O Kür Şadın kanını taşıyordu. Kanını buluncaya kadar yılmayacak, yakacak ve yanacaktı ki taa Giden gelmez Dağına düşene kadar...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.068 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.