Kilise Ekümenik olursa
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 13 Kasım 2019, 03:42:51


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kilise Ekümenik olursa  (Okunma Sayısı 1990 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Mergen Kurt
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.023


« : 16 Mayıs 2014, 11:11:34 »

Ekümenik kelime anlamıyla birleşme ve toplanma demektir.

Hristiyan kiliselerinin tek çatı altında toplanması planları ekümenik kelimesine dahildir diyebiliriz.

Bu yazıyı yazma amacım da Türkiye'de ekümenik kelimesinin ne amaçla kullanıldığı,kimler tarafından desteklendiği ve olası bir durumda ekümenikliği kabul edilen kilise ve sonrası durumun ne olabileceğini kısaca anlatmaktır.

Türkiye'de ekümenikliği istenen kilise Ortodoks kiliselerinden olan Fener Rum Patrikhanesidir.Bunu istemelerinin sebebi ortodoks kiliseleri arasındaki önceliğinin olmasıdır.

Eğer olası bir durumda bu ekümeniklik verilirse,buna bağlı başpiskopos ayrıcalıklı hale gelecektir.Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale edebilecek şartlar sağlanacaktır.
Hristiyan dünyasının bir ayağı da burası olacaktır.Medyada devamlı yer bulacak,çeşitli olaylarda kilisenin devamlı görüşü sorulacaktır.
Devlet içinde devlet durumu gibi hareketler olacaktır.Türkiye Cumhuriyeti Devleti yasalarına bağlılık azalacak,inanç özgürlüğü bahanesiyle kendilerine ayrıcalık istenecek,kendi yasalarını hazırlamak isteyeceklerdir.
Açılan çeşitli okullardaki faaliyetlerin takip edilmesi zorlaşacaktır.
Birçok kilise açılması için çalışmalar başlayacaktır.
Türkiye'de yaşayan hristiyanların,Suryanilerin temsilciliğinin kendilerinin olduğunu ileri süreceklerdir.
Türkiye'de yaşayan hristiyanların azınlık hakları bahanesiyle devamlı Avrupa mahkemelerine davalar açılacaktır.
Ekümeniklik dinlerarası diyologun bir parçasıdır ve bunu destekleyenlerce istenmektedir.


Ülkemizde sınıfsal kademenin oluşmasına da neden olabilir bu durum.Böyle bir istek dahi halkçılık ilkesine aykırıdır.
Dinlerarası diyalog projesinin bir isteği olabilecek bu şeylerin kabul edilmesi mümkün değildir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çiğdem ATSIZALP
Deli Sarı
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.317



« Yanıtla #1 : 16 Mayıs 2014, 12:46:30 »

Fatih devrinde Patrikhaneye verilen imtiyazlara karşılık Patrikhane ve patrik devlete sadakatten ayrılmayacağına, mükellefiyetlerini yerine getireceğine din adamı ve diğerlerinden hıyanetini gördüğü kişileri araştırıp hemen bildireceğine dair yemin etmiş. Buna karşılık Patrikhane bu sorumluluğunu unutup, siyasetle ilgilenmeye ve imkân buldukça da bu yönde faaliyetlerde bulunmuştur. Patrikhane Bizans'ı şahsında yaşatmaya çalışmıştır. Bu yönde İstanbul başkent olmak üzere Bizans İmparatorluğunu en geniş sınırları ile diriltmek ve büyük bir Yunanistan kurmak demek olan Megali İdea düşüncesi doğrultusunda faaliyet göstermiştir. Rum adı ile birleşmiş olan Balkan milletini gerçekten Rumlaştırmak şeklinde göstermiştir. Bu şekilde Mora'dan Karpatlar'a kadar Balkanlar Rumlaştırılmaya çalışılmıştır. Bu nedenle Patrikhanenin Lozan'da faaliyet alanı daraltılmış ve İstanbul Eyüp ilçesine bağlı salt bir kilise haline getirilmiştir. Bundan sonra Patrikhane tekrar eski statüsüne kavuşmak üzere politikalar izlemiş, fırsat buldukça Megali İdea doğrultusunda faaliyetler göstermek üzere kurulan Etnik-i Eterya Cemiyeti'nin merkezi İstanbul'un Fener semti yapılmış, bu şekilde cemiyetin faaliyetlerinde Fener Rum Patrikhanesinin ve kiliselerin rolü çok büyük olmuştur. Patrikhane ile birlikte kiliseler ve Rum okulları adeta Etnik-i Eterya'nın bir şubesi haline getirilmiştir. Hatta patrik Grigoryos bu cemiyete girmişti. Ve işlerini yürütmekte idi.

1821'de çıkan ve Yunanistan'ın bağımsızlığı ile sonuçlanan Mora isyanında Papazlar öncülük etmişlerdi. Bu isyanın çıkışı ve gelişmesinde Fener Patriği Grigoryos'un rolü de büyük olmuştu. Bu durum belgelerle sabit olunca Patrik ile suçları sabit görülen Metropolitler Sultan 2.Mahmut tarafından idam edilmişlerdi. Patrik Grigoryos patrikhanenin orta kapısı önünde asılmıştır. Bu kapı o tarihten bugüne kadar kapalı tutulmakta ve Megali İdea amaçlarına ulaşıncaya kadar da açılmayacağını söylemektedirler.

Patrikhane tek başına bir kurum olarak Lozan Antlaşmasında yer almamıştır. Yani Lozan Antlaşması Patrikhaneyi ne ismen ne de özel bir şekilde zikrederek bununla ilgili hükümler koymamıştır. Durum böyle olunca Ortodoksların Ekümenlik patriğinin bir ibadet kurumu olarak Lozan Antlaşmasında herhangi bir teminat ve koruma altına sokulmamış olduğu açıktır. Patrikhanenin biricik sığınağı Türk hükumetinin ve Türk milletinin hoşgörürlüğü olarak öngörülmüştür.

1925 yılında yapılan Patrik seçimi ile Ekümenik Rum Ortodoks patrikhanesinin statüsü, Lozan'ın ruhuna uygun olarak yerelleşti.

Ancak daha sonra Patrikhane içten içe kaybettiği imtiyazları elde etmek, Ekümenlik Patriklik olma çabası yönünde politika gütmeye başlamıştır. Patrikhane Lozan'a rağmen siyasi bir mahiyet arzeden doğu ve batı kiliselerinin birleşmeleri ile ilgili meselelere eğilmiş, böylece kendileri lehine ve Türkiye aleyhine stratejik ve taktik bir cephe kurma gayretini gütmüştür.

Patrikhane İkinci Dünya savaşından sonra Türkiye'nin siyasi ortamından istifade ile tekrar genişleme ve Ekümenlik patriklik olma politikalarını seslice gündeme getirmiştir. Bu yıllarda Patrikhane Lozan'a rağmen dergi ve gazete çıkarmış 1884 yılında açılışından beri Türklük aleyhine faaliyet gösteren ve bu yönde siyaset adamlarının da yetiştirildiği Heybeliada Ruhban okulunun 4 yıllık yüksek kısmı da açılmıştır. Atatürk'ün çok bulup azaltarak 7'ye indirdiği Metropolitlerin sayısı arttırarak 20'ye çıkarmıştır.

Patrikhane Kıbrıs içinde de pasif kalmamış, maddi ve manevi yardımlarını esirgemediği gibi EOKA katilleri ile işbirliği yapmış, Yunanistan'ın emri ile hareket etmiştir. Time ve Fortuna dergileri Kıbrıs meselesinde baş tahrikçinin Patrik Athenagoras olduğunu, Makarios ile beraber çalıştığı din adamlarının Patrik'e bağlı bulunduğunu dolayısıyla ondan emir aldıklarını ilan etmişlerdir.

Partikhanenin hedeflerini şu şekilde sıralamamız mümkündür.

- Ekümenik unvanını Abd ve Batı'nın baskısı ile Türkiye'ye kabul ettirmek. Lozan'a göre 'Azınlık kilisesi' nin dini makamı olan patrikhaneyi, Türk devletinden bağımsız, özerk, evrensel bir dini makam, bir anlamda Ortodoksların Vatikan'ı gibi yapmak.

- Heybeliada Ruhban Okulu'nun Milli eğitimden bağımsız patrikhaneye bağlı özel bir okul olarak eğitim yapmasını sağlamak. Abd'nin emrinde, Rusya başta olmak üzere Balkanlarda görevlendirmek. Rum Ortodoks cemaatinin yaşamadığı Anadolu'da metropolit sayısını arttırarak, ruhban okulu sayesinde oradaki kadro sorununu çözmek.

- Ayasofya'nın tekrar kilise haline getirilerek ibadete açılması.

- Patrik seçiminde, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak zorunluluğunu kaldırtmak.

- 1923 yılından sonra mübadele edilen Rum Ortodokslarının yeniden Anadolu'ya yerleştirilmesi.

Avrupa parlamentosu aldığı kararlarında Fener rum patrikhanesini Ekümenlik - Evrensel olarak kabul etmekte ve Ekümenik patrikhanenin ve diğer dinsel yerlerin binalarının korunması için gerekli tedbirlerin alınmasını istemektedir.

Değerli paylaşımınız için çok teşekkürler Mergen Kurt
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Hun Türk
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 473



« Yanıtla #2 : 01 Haziran 2014, 01:23:21 »

Türkiyede ortodoks bir vatikan oluşturmak mı istiyorlar bunu mu demek istiyorsunuz. Bence önümüzdeki  5 6 yıl içinde gürcü dölü ermeni yalanında olduğu gibi yavaş yavaş baklayı çıkaracak ağzından, bence 5 6 senesi daha var sonra bu hayata geçer bence.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.17 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.015s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.