Kefen Biçme Sırası
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 20 Ekim 2019, 15:47:38


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kefen Biçme Sırası  (Okunma Sayısı 1704 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Erlik Tanrıöğen
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 875


Nur'dan Rıza aldık.


« : 18 Ekim 2015, 18:41:02 »

Kefen Biçme Sırası

   Büyük Nihâl Atsız’ın meşhur şiirinde geçen bir sözü Türkçüler için sonraları bir slogan halini almıştır: ‘’Türk’ e kefen biçenin ölümü korkunç olur.’’ Başlangıçta hamasi bir nutku ya da iddialı bir söylemi andırsa da bu ifade aslında uzun bir tarihsel tecrübeyle beraber kanunlaşmış bir hakikati anlatmaktadır. Bu ifade dışarıdan bakıldığında bir tehdit gibi görünse de içeriden bakmanın yolunu çizmektedir. İfadenin barındırdığı anlam tarihsel tecrübenin dışında okunursa modaya uygun sonuçlar bulunacaktır. Oysa bir adım geriden bakıldığında hem bugün hem de dün bu anlamla aydınlanabilir.

   Peki, Atsız bize ne anlatmaya çalışmıştır? Bu söz nasıl anlaşılırsa onun muhatabı olan Türk Milleti’ne vermek istediği mesaj ortaya çıkar? Şimdi kelime kelime okuyalım, bu mesajı yorumlayalım:


1) Türk

   Atsız’ın bu sözünde kastettiği Türk, etraftaki düşman milletlerin kefen biçmeye değer bulduğu Türk’tür. Türk Milleti, varolduğu Uzak Asya coğrafyasından bugüne kadar tarihsel devirler halinde bazen düşman milletlerle bazen düşman fikirlerle bazense doğanın ta kendisiyle bir savaş halinde yaşamıştır. Öyle ki bu savaşlar onu güç yönünden çelikleştirmiş ahlak yönünden mükemmelleştirmiştir. Bugünkü Türk bin yıllarca süren bir savaşlar savaşının sonucudur. Bugünkü Türk varlığı büyük mücadelelerin bir ganimetidir. Hal böyle olunca devletlerin mücadele sahası olan dünya da Türk’e her zaman düşmanlık etmiştir. Yine tarihsel devirlerle bazen yağı denen Çin, bazen uğru denen Fars, bazen gavur denen Bizanslı-Avrupalı ve bazen Ruslar milletimize dıştan düşmanlık etmişlerdir. Fakat düşmanlık ettikleri Türk bugünkünden fazla bir şeydir.

   Türk, tarihi boyunca etrafındakilerin düşmanlığını hak edecek işlerle meşgul olmuştur. Orta Asya Türk İmparatorlukları döneminde en iyi atlara sahip olan Türkler en iyi akınlarla etraftaki ülkelere akınlar yaparak düşman kazanmışlardır. Asırlık Türk-Çin düşmanlığının bir kaynağı da budur. Daha sonra Anayurt’tan çıkan Türkler Rus’un ve Fars’ın üstüne en iyi akınları yapmışlar, onların ellerinden aldıkları beldeleri Türk beldeler yaparak bir düşman daha edinmişlerdir. Vuruşa vuruşa Anadolu’ya gelen ve Anadolu Türk Medeniyeti’ni kuran bu şanlı silsile bu defa da din ve millet uğruna dünyadaki belanın kaynağı Bizans’a hücum etmiştir. Anadolu Türk Medeniyeti’nin beslediği şanlı kaynaktan kurulan Osmanlı Türk İmparatorluğu da adeta dünyada ters giden ne varsa onun başına bela olmuş; her türlü düşmanlığı tabir yerindeyse hak ede ede kazanmıştır.

   Türk, ününü yalnız cihangirlikte göstermemiştir. Asya’daki tüm medeniyeti Anadolu üzerinden Batı’ya taşıyan Türk; milletlerarası rekabet dengesini de bozmuştur. Yine Fatih İstanbul’u alarak Avrupalıların haram lokmalarını ağızlarına tıkamış doğulu milletlerin sömürülmesinin önüne geçmiştir. Hele Kanuni’nin dünyaya düşmanlığı kadar şanlı iş var mıdır? Onun devrinde zirveye ulaşan Osmanlı Türk sanat ve edebiyatı başka milletlerin bugün ulaşmaktan uzak olduğu seviyelerdedir. Böyle Türk’ü kim sevecek?

   Dünya, yaptıkları planları bozan Türk’ten hoşlanmamaktadır. Almanya’yı bir yılda yenecek batı ittifakı Türk yüzünden bu işi dört yılda başarmış; 5 Çayı’nı İstanbul’da içecek düşman amirali Akdeniz’in suları ile yetinmek zorunda kalmıştır. Hep ermeni-Türk geriliminin kaynağı sorulur. Önce Rusya, sonra Avrupa ve en son uzun süre ABD de uğraşsa kurulamayan devletten başka neden olur mu?


   Tüm bunların üzerine bugün Türk kimdir, düşmanlarının gözünden nedir diye bakmak gerekir. Bugün maalesef Türk, iradesini devleti sandığı bir kuruma devrederek yalnız havyanlığı peşinden koşan bir yığını andırmaktadır. Kıbrıs’a, Kerkük’e, Tebriz’e, Urumçi’ye sahip çıkıp burada yapılan planları terse çevirmek bir yana; bugün Türk, kendi ahlak ve iradesine sahip çıkmaktan aciz bir görüntü çizmektedir. Bugün, Fransa’daki iç karışıklığa müdahale eden Kanuni ve Hıristiyanlık alemini mezhepler bakımından bölen Fatih’in karşısında adeta kendi ülkesindeki isyanı bastıramayan bir Türk, kendi dininin mezheplerince bölünen bir Türk vardır. Bugünkü Türk; Sevr karşısında çelik bir direniş gösteren değil; BOP’a teslim olan bir Türk’tür. Geçmişte ilk matematik denklemlerinin ilk rasathanelerin özgün Türk müziğinin banisi olan Türk, bugün medeniyetler yarışında son sıralara razı görünmektedir.

   Türk’ün bu mesaja muhatap olması için kafe köşeleriyle pis kokulu barları terk edip kendi fıtri ahlakıyla bütünleşmesi gerekecektir.

2) Kefen Biçmek

   Hayatın en önemli kanunu ölümdür. Ölüm, hayatın sınırlarını belirleyen bir olaydır. Bu durum insanlarda olduğu gibi devletlerde de geçerli olur. Devletlerin birbirlerine kabile bağlantıları ile hücum ettiği devirlerden diplomasinin icat olduğu zamana kadar her derede bazı milletler yaşamış bazıları güçlenirken bazıları da yok olmuştur. Milletler, bugünün ütopyacıları ne iddia ederlerse etsinler, birbirlerini yok etmenin planları ile yaşarlar. Ben kefen biçmenin bu anlamda kullanıldığını varsayacağım. Pekiyi, Türk’e ne zaman kefen biçilmiştir? Dönelim ve bakalım:

   Türklerle Çinliler arasına düşmanlık ortaya çıkınca Çinliler önce içlerindeki aileleri birleştirmişlerdir. Tüm aileler kırala bağlanmış, Çin ulusal bütünlüğü sağlanmıştır. Bunun üzerine –hepimizin tarih kitaplarından aşina olduğu- Çin entrikaları başlamıştır. Bozkurtlar’ın Ölümü adlı ölümsüz eserde hikayesi anlatılan bu olay, kefen biçme metaforunun en net örneğidir.
   Türk’e karşı planlanan bir başka işi ve biçilmeye çalışan bir diğer planı bugün Rus-Fars ilişkilerinde etkileri bakımından görmek mümkündür. Maveraünnehir’de yerleştiğimiz devirden kalma düşmanlıkları bu iki ülkeyi birleştirmiş, Azerbaycan’ın işgalinde bu durum ispat olunmuştur.
   Türk’e karşı biçilen en net kefen, mükemmel bir plan gibi görülen Haçlı Seferleridir. Tüm Avrupa’nın birleşip Türkleri yok etmek planıyla başlattıkları bu girişimlerin –müdafaasında Türklerin olduğu hiçbir ayağı- başarılı olamamıştır.
   Topyekün 1. Dünya Savaşı Türk’e biçilen bir kefen örneği değil midir? Türk Devleti’nin saf dışı kalan müttefiklerine rağmen süren savaş, Türk’ü asırlık torağından atmak niyetiyle başlatılmıştır. Tarihimizin üzerimize biçilen en net kefeni, bu savaşın ürünü olan Sevr’dir. Bu adeta ölçüleri kayda geçirilmiş modern bir kefen olmuştur.



3) Korkunç Ölüm


   Yukarıda sayılan tarihi hadiselerin sonuçlarını ortaokul düzeyindeki her talebe bilse de özetleyelim: Düşmanlarının bu şekilde kurduğu her planı yırtıp atan Türk Milleti, her alçakça saldırıya en fedakarca cevabı vermiştir. Çinliler dar bir coğrafyaya sıkıştırılmış, İran’ın Kuzeyi Türk Yurdu olmuş, Rusların Sovyeteri’ni şanlı Türk isyanları yıkmıştır. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa ekonomileri altüst olmuş, ermeniler pek çok devlette azınlık olarak bile kalamamışlardır. Yani, korkunç ölüm sözü, boş bir tehdit değil; tarihi bir hakikattir.

   Korkunç ölümle anlatılmak istenen şey, Türk’ün kendisine verilmeye çalışılan zarara misliyle karşılık vermesidir. Yenilmemesi, baş eğmemesi, uyanık olmasıdır.

Bugün Üzerine

   Bugün dağılmış birkaç Türk İmparatorluğu ve ırkî asaletlerinden uzak davranışlar sergileyen Türkler görüyor olsak da; düşmanların artık durduğu hatta dünyada düşmanlıkların bittiği şeklindeki yargılara varmak hatalı olur. Böyle düşünenler Ortadoğu’nun 5 yıl öncesine bakarlarsa ibret alabilirler.

   Bugün küresel sistemin istediği şekilde ilerleyen bir plan var. Diriltilen Kürt Ulusalcılığı ile AKP Hırsız Çetesi arasında süren ve azalmış görünse de aslında sadece kızışan kirli pazarlıklar Türk Milleti’nin evlatlarının hayatlarını kaybetmesine yol açıyor. Memleket bu ikisinin ve dıştaki destekçilerinin oyun sahası olmuşken tarihe bakıp bunun yeni bir kefen olmadığını iddia etmek akıllıca olmayacaktır. Üstelik dünyanın yeni trendi de buna uzak değildir. Dünya bu pazarlığı seyretmekte, Türk’ün neleri kaybedeceğini merakla beklemektedir.
   
         Hal böyleyken Türk’e düşen Atsız’ın işaret ettiği gibi yeniden Türk olmak gibi görünüyor. Biz bu kefene sığmayız. Yeter ki bize benzeyelim.


Erlik Tanrıöğen
turkcuturanci.com
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 4.965


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #1 : 30 Temmuz 2019, 23:09:00 »

Erliğimizden gene güzel bir makale.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.051 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.014s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.