Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini

TÜRK TARİHİ ve EDEBİYATI => Türkçülerden Öykü ve Makaleler => Konuyu başlatan: Temuçin üzerinde 18 Mayıs 2011, 19:01:18



Konu Başlığı: Türkçeyi Eski Dillerin Güdümünden Kurtarmak
Gönderen: Temuçin üzerinde 18 Mayıs 2011, 19:01:18
                                                

    Bu yazımda Reha Oğuz Türkkan’ın Yükselen Milliyetçilik adlı kitabındaki Fethedilmiş Türkçe Sözcükler adlı yazısının  aslen Türkçülükte nasıl olması gerektiğini anlatacağım. Reha Oğuz Türkkan dilimize önceden girmiş Türkçeleşmiş sözcüklerin atılmaması gerektiğini savunmuştur. Bu kelimelerin artık büyük anlamlar içeren , bir ruhu barındıran kelimeler olduğunu ve yeni kelimelerin bizim üzerimizde etki bırakmadığını söylemiştir. Ben buna sebep ve çözüm yolları bulacağım. Öncelikle “Öztürkçeciliğin bayraktarlığını solcular yapıyor”  demiştir. Bu böyle olsa dahi atalarımıza saygısızlık olan melezleştirilmiş cümleleri bir  Türk asla kullanamaz. Bir ülke topraklarımıza dahil edildiğinde , oranın budununu kendi halkınla bir tutamadığın gibi, dilimize geçip Türkçeleşmiş(fethedilmiş) yani melezleşmiş kelimeleri ve soylarıda kendi budununla(millet) bir tutamazsın. Fethedilmiş sözcük tabiri yanlıştır. Öz kültürümüzün bir parçası olan katışıksız dile ne kadar yaklaşırsak Orta Asya atalarımızın kültürünün bir yönüne o kadar yaklaşmış oluruz. Sol bunu milliyetçi olduğu için yapmamaktadır. Atatürk yıllarındaki düzenlemeleri devam ettirdiklerini sandıklarından yapmaktadır.  Bunu yaparken kendilerini Atatürkçü diye nitelendirmektedirler. Çünkü halkçılık ilkesini kullandıklarını düşünmektedirler. Ayrıca o dönemde sol sanılan Atatürk bu yenilikleri yapmıştır diye düşünürler. Yani bir nevi devrimcilik kafasıyla bunu yaparlar. Aslında Atatürk ilkelerinden olan İnklapçılık ilkesinin asıl anlamı evrimciliktir. 2. Cumhuriyetçiler bunu Devrimcilik haline çevirmiştir. Son iki cümleye Reha Oğuz Türkkan başka bir yazısında katılmaktadır. Ama hazır yazı yazmışken bu mevzuyu da aydınlatmak istedim. Solcular Öztürkçe kullanmaya çalışırlar ama bunun Orta Asya’yı düşündüklerinden yapmadıklarını herkes iyi bilir. Bunlar Arapçayı gericilik saydıklarından böyle düşünmektedirler. Bizim Türkçülüğümüzün Öztürkçecilik yönü solculara bu bakımdan benzer duruma düşecekse bile daha birçok farklı yönlerimiz vardır. Bunlar geleneksellik, töreye uymak , örf adetlerimizi yaşatma , mücadelecilik ve Turancılık yönlerimizin hepsi birden solcularla dil konusunda ortaklık olması kısmını çok önemsetmeyecek bir hale getirmiştir. Dilin başka sözcüklerden alınarak , melezleştirilerek Türkçe kabul edilmesi , Türk kızlarına yabancıların tecavüzü sonucu olan çocuklarının Türk kabul edilmesi demektir. Bu ikisinde de bir tecavüz vardır. Birinde dile , diğerinde ise budunumuzun bir ferdine tecavüz edilmektedir. Ayrıca kültürel yozlaşmaya katkı sağlar. Böylece düşünce tarzını ve kültürünü kabullenmemiz kolaylaşır.
   Özel isimlerin başka bir dildeki kelimeye benzemesi aynı kelimeden türediğini veya köklerinin aynı olduğunu kanıtlamaz. Bu sadece uzaktan andırma şeklindedir. Konstantinopolis ve Konstantaniye’nin karmasından  İstanbul türemiş diyor Reha Oğuz Türkkan. Polis sözcüğü bul şekline sokulmamıştır. Tamamen değişmiştir. Konstantaniyedeki “tan” zaten kendi başına tamamen Türkçe olduğu için bunun Konstantaniyeyle ilgisi kalmamıştır. İstanbul olmuş ve sadece tan eklemekle ilişkisi bulunamayacak yeni bir sözcük doğmuştur. Buna kesinlikle Öztürkçe diyebiliriz.
   Vatan , vicdan gibi şu an anlam(bir ruhu barındıran) yüklü kelimeler değiştirilerek yine anlam yüklü kelimeler bulunabilir. İmkansız diye bir şey yoktur. Vatan , vicdan , vicdansız , namussuz gibi kelimelerin bize his vermesi ve özgürlük , bağımsızlık  , yurt gibi kelimelerin insanımıza his vermemesinin nedeni insanlarımızın beyninde sözcüklerin öyle kalıplaşmış olmasındandır. Ayrıca vicdan , namus gibi kelimelerin Osmanlıda yüzyıllarca yoğrulmaları yüzünden de anlamlı gelmektedir. Ayrıca bizde etkili kelimeler bulsak ve onu yüzyıllarca yoğursak elbette çok anlamlı kelimelere dönecektir. Ayrıca genlerimize bile anlamlı olduğu yönünde işlenecektir. Böyle kelimeleri bulmak imkansız olmasa gerek.
Yeni kelimelerin anlamsız gelipte eski kelimelerin anlamlı gelmesini iki maddeye sığdırabiliriz.
Birincisi: Bu madde yeni kelimelerin anlamsız gelmesinin nedeninin yüzde atmışını oluşturmaktadır. İnsanlarımızın dar kalıplardan kurtulamayıp o kelimelerin farklı tanıtılması.
İkincisi: Osmanlıda yüzyıllarca kullanılan bu sözcüklerin yoğrula yoğrula Türklerin genetiğine baskın gen olarak yerleşip her ferdin sevmesine meyilli hale gelerek dil yapımıza yerleşmesi. Elbetteki yüzyıllarca Öztürkçe kullanırsak dilimizdeki Öztürkçe sözcükler bize baskın çıkacak ve o sözcükler bize anlamlı gelmeye başlayacaktır.
 lise3  3 Mayıs 2011


Konu Başlığı: Ynt: Türkçeyi Eski Dillerin Güdümünden Kurtarmak
Gönderen: Temuçin üzerinde 16 Haziran 2011, 18:40:43
Bu başlığı daha anlaşılır bulduğumdan konunun başlığını değiştirdim.