Karabekir Tarihi 1938'de Bitmiyor
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 19 Kasım 2019, 11:20:53


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Karabekir Tarihi 1938'de Bitmiyor  (Okunma Sayısı 1322 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Kagan_Bahadir
Ziyaretçi
« : 08 Haziran 2012, 20:26:38 »

KARABEKİR TARİHİ 1938’DE BİTMİYOR

Günümüzün popüler tarihçileri bir konuda hataya düşüyorlar. İlber Ortaylı’nın deyimi ile “pasta keser gibi tarih yazma” konusunda müthiş bir hüner sahibi hale geliyorlar. Bu pasta keser gibi tarih yazımı, tarihçiyi belirli konuların uzmanı ilan etmeye ve o devir dışında başka hiçbir devirle ilgilenmemeye itiyor.
Tarih yazımında yorum kullanmak bir yere kadardır. Nota tektir, şarkının bestesi bir tanedir. “Yine Bir Gülnihal”i notasını değiştirip çalarsan onun adı artık “Yine Bir Gülnihal” olmaz. En fazla yapabileceğin, aynı notayı farklı enstrümanla çalabilmektir. Tarih yazıcılığı açısından da önemli olan, konuyu değiştirmeden, ideolojik boyutlara sapmadan anlatabilmektir. İçinden bir notayı söküp attığın şarkı, şarkı olmaktan çıkar.
Bütün bunları şunun için yazıyorum. Yakın tarihimizin ilgi çeken simalarından biri olan ve yaptıkları kadar yapmakla suçlandıkları ile ünlü kumandanımız Kâzım Karabekir, son günlerin popüler ismi haline geldi. Bir zat-ı muhterem, Karabekir’in piyasada bulunan ve birinci sınıf kağıda basılıp okunması kolaylaşan eserlerine, günlüklerine rağmen  “derleme” adı ile lâkin kendi ismini ortaya koyarak kitaplar yazıyor. Karabekir’in harp meydanlarında geçen ömrünü, neredeyse virgül atlamadan yazdığı malumdur. Dolayısıyla eserlerinin kalınlığı göz korkutur. Karabekir’in hayatına vakıf olabilmek zor iş olduğu için, bunun “kolay yolunu” bu zat-ı muhteremin eserlerini okuyarak bulanlarımız giderek artıyor.
Asıl lezzeti kaçırarak ve “yoğurdun suyu” diyebileceğimiz tadı almak, kolay yol gibi görünse de tehlikeli boyutlara varabiliyor. Zira “Karabekir’in gözüyle” diyerek sunulan tarih, Karabekir’in baktığı ufku göstermek yerine, sadece gözünün fotoğrafını çekiyor. Haliyle bir Karabekir fotoğrafının tamamını değil, sadece bir kısmını o da yazarın seçip sunduklarını görebiliyoruz. Yazar da bu seçkide, kendi ideolojisine uyan kısımları alıp gerisini atınca ortaya “Yazar’ın gözüyle Karabekir”den ziyade “Yazar’ın Karabekir’i” çıkıyor ki, biz bunu daha evvel Atatürk’te de yaşadık.
İslamcısı kendisine bir Atatürk yarattı, sosyalisti kırpa kırpa bir Atatürk heykeli çıkardı. Neticede bir baktık ki iki Atatürk de birbirinden tamamen farklı uçlarda ve alakasız… Oysa Atatürk o ikisinin birleşimiydi ama hep eksik bırakılan noktaları vardı. Milliyetçi yönü hep göz ardı edildi ve sair…

Karabekir’e dönecek olursak, yazarın Karabekir’inin 1938’de ortadan kaybolduğunu görüyoruz. Ona göre özellikle Atatürk döneminde şiddetli bir Atatürk ve CHP muhalifi bir Kâzım Karabekir yaşamıştır. Lâkin bu Karabekir’in, Atatürk’ün ölümü ile birlikte ortadan kayboluşu gerçek değildir. Karabekir, İsmet İnönü’nün daveti ile 1939 yılında Cumhuriyet Halk Partisi’ne katılmıştır ve Karabekir tacirlerinin aksine “resmi ideoloji” diye yerden yere vurdukları düşünce ile aslında bir görüş ayrılığı yoktur.
Bunu nereden mi anlıyoruz? Açıklayayım.
1939 yılında TBMM’de “Tunceli vilâyetinin idaresi hakkındaki 2884 sayılı kanun hükmünün uzatılmasına dair kanun lâyihası” görüşülmektedir. Görüşülen kanun, bu ideoloji tarihçilerinin yerden yere vurduğu ve soykırım dedikleri Dersim bölgesinde uygulanan sıkıyönetimin devamı hakkındadır. Görüşmelerde söz alan Kâzım Karabekir, şu konuşmayı yapmıştır:

“Bendeniz kısaca maruzatta bulunacağım. O havalide gerek harpte ve gerek sulhta bir hayli yıllar vazife görmüş olduğumdan dolayı arz edeceğim noktaya dikkati Hükümetimizden rica etmeği muvafık görüyorum. Çünkü bu noktadan bahsedilmemiştir: Dersim Türk’tür. Orada gayet az Kürt vardır. Bunun delili olmak üzere: ister coğrafî isimlere, ister Koç uşağı, Bağlı uşağı gibi... Ta eskidenberi gelen Türk isimlerine, isterse fizyonomiye bakılsın, tamamıyla bu halkın Türk olduklarını gösterir. Fakat buranın sapa bir yer olması ve vaktiyle Kürtlerden asker alınmaması dolayısıyla oradaki Türkler de Kürt unsuruna temessül etmeği faydalı görmüşlerdir.
Onun için yapılacak ıslahatta her türlü tedbirlerle; gerek çocuklarını mekteplerde okutmakla, gerekse halkın içerisine bir takım münevverlerimizi göndermek suretiyle kendilerinin halis Türk olduklarını, yani mazinin Hititlerden kalmış diğer Kürt tabakası gibi değil, tamamıyla bizden hiç farkı bulunmayan Türk olduklarını bunlara sindirmeliyiz. O mıntıkadan menfaatler bekleyen, bazı büyük devletler mütemadi
surette onların ırk nazariyesiyle oynuyor ve içlerine Kürt vaziyetinde başka unsurlardan olan bazı ilim adamları da karıştırarak onları bizden ayırmaya çalışıyorlar. İstiklâl harbinde tuttuğum güzel sistem şu idi: Kürt sanılan mıntıkanın
eski Hititlerden olup binaenaleyh Türk olduklarını, Dersimin ise tamamıyla Selçuk Türklerinden olduğunu aşiret beylerine telkin etmek suretiyle çok büyük bir fikrî inkılâp hazırlanmıştı. Onun için Hükümetten rica ediyorum, Dersim mıntıkası halkına, ki Hükümetimizi ve Devletimizi çok uğraştırmıştır, öz Türk olduklarını her vasıta ile, muhtelif kanallarla anlatmak lâzımdır. Diğer Kürt mıntıkalarına gelince: o mıntıkalar hakkında da arz ettiğim gibi en eski Türk olduklarını anlatmak ve bu fikri yerleştirmek lâzımdır. Çünkü o mıntıkadan başka suretle siyasî istifade etmek isteyenler, çok büyük kuvvetlerle o halkı bizden ayırmak için bir düzeye uğraşıyorlar ve çok para sarf ediyorlar.” (TBMM İ:37 7.7.1939 C:1)

Neticede kanun kabul edilir ve 1942 yılına kadar uzatılır.
Görüldüğü gibi Kâzım Karabekir tarihi 1938’de biten ve ömür boyu muhalif geçen bir hayat değildir.
Tabii bazı ideoloji tarihçileri için 1938’den sonra yaşayan Kâzım Karabekir’den ekmek çıkmıyor…

KAĞAN BAHADIR
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BALAMİR
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 30



« Yanıtla #1 : 08 Haziran 2012, 22:12:00 »

İnsanlara Karabekir Paşa'nın hep cumhuriyet karşıtı olduğu söylenir.Fakat öz kızı Timsal Karabekir'in katıldığı bir programda 1919 yılında(henüz Ulu Başbuğ Samsun'a çıkmadan) askerlerine arapça harflerle cumhuriyet yazıp fotoğraf çektiren bir adamı yanlış,kürt ismet'i kahraman göstermelerini bir türlü kabullenemiyorum
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.179 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.