K.RTÇÜLÜK VE CEMAAT İLİŞKİSİ ÜZERİNE BİR DENEME
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 05 Ağustos 2020, 16:19:59


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: K.RTÇÜLÜK VE CEMAAT İLİŞKİSİ ÜZERİNE BİR DENEME  (Okunma Sayısı 2507 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Gökkurt-1776
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 48


Türklük ve Türkçülük ebedidir.


« : 27 Ağustos 2010, 16:23:16 »

K.RTÇÜLÜK VE CEMAAT İLİŞKİSİ ÜZERİNE BİR DENEME


           K.rtler mi cemaat,cemaatmi k.rtler üzerinde etkilidir ?

         Bu soruya net bir şekilde cevap vermeden önce cemaatleşmenin ve kürtçülüğün yakın tarihine kısa bir özet şeklinde bakmak gerekir diye düşünüyorum. Öncelikle 1960 ların sonundan itibaren Türkiye de marksist-leninist akımın hız kazanması iki ideolojik akıma can verdi. Bunlardan bir tanesi Türkçülüğün arka plana atılarak İslamiyetçiliği daha fazla ön plana alan Türk-İslam ideolojisi diğeri ise yeşil komünizm olarak da rahatlıkla adlandırabileceğimiz cemaatçilik akımıdır. 1970'ler ile Necmettin Erbakan'ın cemaat fikriyatına dayalı İslamiyetçi ideolojiyi siyasete taşımasından sonra özellikle 1980 lerden sonraki siyasi otorite boşluğundan da faydalanan fethullah gülen akımının gençleri de içine alan planlı bir yapıyla cemaat bugünlere kadar geldi. Bugün her ne kadar said-i kürdi nin akımı kendini fethullah gülen cemaatinden ayrıştırmaya kalkışsa da bunların her ikisini hizmet adını verdikleri kapsamda değerlendirip bu şekilde yorum yapmak daha doğru olur diye düşünüyorum. Özellikle 1980 sonrası dönemdeki siyasi boşluk k.rtçülerin de işine yaramış ve siyasette yuvalanma olanağı bulmuşlardır. Bu dönemde ortaya çıkan ve talepleri esasında çok da net olmayan pkk terör örgütü Türkiye Cumhuriyeti ne ve Türk Milleti ne karşı k.rtlerin ezildiği gerekçesiyle silahlı propogandaya başlamış ve bu bugüne kadar gelmiştir. Aynı siyasi boşluktan faydalanan iki akımın konunun temelinde aynı rantın peşinden koştuklarını görmemek için kör olmak gerekir.
          Biri silahlı diğeri silahsız yapılan bir propganda türüdür. Cemaatleşme ile insanlar İslam Birliği denilen olaya inandırılıp araplaştırılmakta, tarihsel realite görülmeyip arka plana atılmakta, kardeşlik masalı saf ve cahil gençlerin beynine yerleştirilmektedir. Bunun neticesinde k.rtçüliük, cemaatin içindeki k.rtlein kardeşlik hikayeleri ile de kendine yeni yollar açmaktadır. Bu şekilde bir ilerleme ise Türkçü iedeolojiye karşı olmakta ve belki de en önemlisi Türkiye Cumhuriyeti'ni millet bilincinden yoksun hale getirip halklaştırmaktadır. Bu belkide özellikle günümüzde, en önemli özelliği insanları aynı ortak paydada birleştirmek ve aynı hedefe yöneltnek olan, millet düşüncesini kaybetmemize yol açar. Millet bilincinden yoksun hale gelirsek deyim yerindeyse mahvü perişan olmamız kaçınılmaz olur. Bu ciddi bir kaygıdır ve olmalıdır.
           Bütün bunların ışığında tekrar soruya dönecek olursak, esasında cemaatleşme k.rtlere çanak tutmakta ve bu ideolojiyi beslemektedir. Bütün bu kardeşlik söylemlerinin gençlere öğretilmesinde cemaatleşme etkilidir. Her iki akımında aslında Türkçülüğe karşı bir antitez olduğunu yukarıda belirtmiştim. Fakat buna rağmen Türkiye deki bu aşırı hoşgörülü havayı da anlamak mümkün değil. pkk nın siyasi anlamdaki uzantısı (bunu kendileri tarif ediyorlar) olan demokratik toplum partisinin (artık bdp oldu) her mitinginde yüzbinlerce kişi toplanıp üzerlerinde bölücü terör örgütünün posterlerini taşıyor, her mitingde kolluk kuvvetleriyle çatışmalar çıkıyor, dtp'li belediye başkanları çıkıp federasyondan bahsedebiliyor, bütün bölücü eylemler yapılıyor ve Türkiye'den birileri çıkıyor ve diyor ki hayır Türk-k.rt kardeştir. Gerçekten anlamak mümkün değil.
            Tabii bütün bu olaylara cemaatler cephesinden yaklaşımlar aynı şekilde olmuyor. Onlara göre bütün bu olaylara rağmen hala kardeşlik mümkün fakat sadece dini orijinde birleşirsek. Cemaat talebelerine anlatılanlar bunlar. Cemaatlerin, özellikle saidi kürdi ile fethullah gülen cemaatinin, içinde ciddi bir k.rt nüfusu var ve bunları doğal olarak da kaybetmek istemedikleri gerekçesiyle çok ciddi bir şekilde k.rtçü propoganda yapmaktalar. Bu zaman zaman kardeşlik çizgisinde zaman zaman da k.rtçü şovenist duygular ve söylemlerle belirginleşmektedir.
            Cemaatin içindeki k.rtlere baktığımızda şunu görebiliriz ki bu insanlar bir şeye inandırılmış. İnandırıldıkları şey yada kendilerince duydukları aidiyet faydalı sandıkları hizmet  duygusudur. Buna inanarak hayattaki geri kalan insanlardan daha hayırlı işler yapmış zannı kazanırlar. Onlara güç veren bu boş aidiyet duygusudur.Cemaatler peşinde koştukları rantlar dolayısıyla içlerindeki ciddi k.rt nüfusu bu aidiyet duygularıyla domine eder,yönetir ve besler.
           Bir ülkenin ahlaki normlarını düzenleyen, daha sağlıklı gelişmesini sağlayan yegane unsur onun milli ülküsüdür. Milli ülküden yoksun olmak bir ulusun yokoluşu için yeterli görülebilecek bir sebeptir. Cemaatin araplaştırma ve aynı paralelde görülebilecek k.rtçülük politikasının milli ülküden üstün görülmemesi katidir. Aksi halde uygarlığın beşerriyetinde söz sahibi olmak imkansızdır.

             Cemaat ekseninde dincilik ve milliyetçilik karmaşıklığı;

           Bir cemaat evine gittiğinizde yada herhangi bir cemaat mensubuyla konuştuğunuzda onun hiçbir şekilde Türk vari bir hava yansıtmadığını ve buna dair en ufak bir emarenin olmadığını görürsünüz. Neden? Çünkü bütün bunlar için önemli olan milli duyguların olmaması gerektiğidir. Peki bunun yerine ikame olabilecek hissiyat nedir? O da din yani islamiyet.Burda sorucağımız esas soru bana göre aslında dini duygular ile milli duyguların aynı orjinde değerlendirilip değerlendirilmemesi olacağıdır. Bir kere ikisi literatür bağlamında farklıdır. Biri dindir diğeri milliyet. Dolayısıyla aralarında hiyerarşik bir kategori oluşturmak son derece yanlıştır. Şöyleki; herhangi bir insanın islami ideolojiye hizmeti bireyseldir ve öylede olmalıdır. Kişinin ölümünden sonraki hayatı için yaptığı ritüeller tamamen şahsidir. Kesinlikle başkalarını ilgilendirmez. Olaya faydacı açıdan yaklaştığımızda da başklarına yarar sağlayan bir olgu olmadığından yalnızca kişinin kendisine fayda sağlar. Buna göre bu olay tamamen kişiseldir, öyle de kalmalıdır.
          Konuyu milliyet ekseninde incelersek bana göre şu sonuca varırız;millet kişilerin aynı ortak paydada birleşmeleri, aynı hedefe ulaşmak istemeleri aynı ortak kültürel mirasa sahip olmaları aynı dili konuşmaları aynı milli ülküye sahip olmaları olacağından, milliyet ise bütün bunları gerçekleştirmek isteyen insanları bir arada tutabilen aidiyet duygusu olacaktır. Dolayısıyla konuyu getirmek istediğim yer barizdir. Kişinin milliyetçi faaliyetleri yada kişilerin milli ülküsü hepimizin millet bazında ortak hareketini gerektirdiğinden kişisel değildir, kişisel de değerlendirilmemelidir. Neticede milli ülküsü aynı olan kişiler birbirini bağlar, birinin düşüncesi yada faaliyeti dolaylı da olsa bir diğerini ilgilendirir ve ilgilendirmelidir.
          Bu şekilde konuya baktığımızda görülüyor ki; din ile milliyetçi ideoloji hiyerarşik olarak değerlendirmeye tabii tutulamaz. Dini konjonktür bireysel faaliyetlere müsaittir. Ondan elde edilen algı da kişiye özeldir. Yorum farkı vardır. Zaten bu yorum farkı değilmidir ki özü bir olan islamiyeti farklı mezheplere ayıran.
           Milliyetçi ideolojide ise durum daha farklıdır. Orda birinin düşüncesi diğerini ilgilendirir. Çünkü toplumsaldır. Aidiyet duygusu daha belirgindir. Tarihsel faktörler öne çıkar. Bunun sonucunda da ortak payda belirlenir. Herkesin aynı hedefe ulaşma isteği milli refleksin ve ülkünün oluşumunu sağlar. Bütün bu bileşenlerin etkisiyle milli yapı oluşumunu tamamlar. Bu süreçte insanların birbirleriyle etkileşimi, fikir alışverişi daha fazla önem arzeder. Sonuçta din bireysel iken milliyetçilik daha toplumsaldır. Birbirinden temelde literatür bazında farklı olup birinin diğerinden önce gelmesi veya birbirinin yerine ikame olacak şekilde görülmesi yada "yok ben Türk'üm ama önce müslümanım" gibi sıraya koyucu söylemler de hem anlamsal hemde yapısal olarak son derce yanlıştır.

              Cemaatler ile yükselen K.rtçülük akımı;

            İçinde bulunduğumuz bugünlerde gittikçe yükselen k.rtçülük akımının temelinde cemaatleşmenin etkili olduğu aşikardır. İçinde beslediği ve zaten milli aidiyet duygusu olmayan k.rt gruplarını temelde kölesi olarak yetiştirip mürid toplayan cemaatler artan k.rtçülüğn baş sorumlularıdır. Genellikle okumak maksadıyla ülkenin batısına gelen k.rtleri kolaylıkla içine alarak başıboş bir kavimden kendi çıkarı için nemalanmaktadır. Dolayısıyla bugün k.rtler ya cemaat içinde yuvalanıp milli ideolojiye karşı tavır almaktalar ya aşırı sol gruplara kayıp sonu terörizm ile biten eylemlerin odağı olmaktalar ya da başıboş ve işsiz kaldıklarında da sağa sola saldırıp huzur içinde yaşayan insanlara rahatsızlık vermektedirler. Cemaatler içerisinde özellikle fethullah gülen cemaati ve nur cemaati içinde k.rtlerin aşırı fazla olduğunu görürüz. Hepsi söz konusu cemaatler için birer köledir. Düşünemezler, tartışamazlar, yorumlayamazlar ve en kötüsü özgür değillerdir. En basitinden bir nur talebesi, hangi dilde yazıldığı dahi belli olmayan sözde evliya said-i kürdi nin risalelerini bire bir çevirme ve yorumlama kapasitesine ve yetkisine sahip değildir. O sadece kendisine abileri  tarafından yorumlanılan kısmını bilir ve ondan sonrakilere bunu aktarır. Hiç bir şekilde özgür iradeden bahsedilemez. Sadece kendisine denileni yapar. Bu aynı zamanda İslamiyet'te robotlaşmanın ve akılcılığın dışına çıkıldığının bir göstergesidir. Bu sayede herkes kendine denileni yapar ve bu doğrumudur değil midir diye düşünmez. Hiyerarşi böyle oluşturulmuştur. Oluşturulan hiyerarşide önemli olan şey ise aktörlerin belirlenmesidir. Bu aktörler ise ya yobazlaşıp Türklüğünü unutmuş insanlardan ya da milli duygulara sahip olmayan k.rtlerden seçilmekedir. Söz konusu cemaatler tarafından sürdürülen bu politika milli ülküye karşı bilinçli bir şekilde oluşturulmaktadır. Bu sayede Türkçülüğün, karşılarına çıkabilecek yegane ideoloji olması egellenmeye çalışılmaktadır. Esas üzücü olan Türk Gençlerinin de bu tuzağa düşmeleri ve ne idüğü belirsiz yobazların peşinden gitmeleridir. Tarih ne yazık ki bu insanlara unutturulmaktadır. Koskoca Türk Tarihi sadece İslamiyet in kabulünden sonra ele alınmamalıdır. Türk Tarihi bir bütündür ve böyle değerlendirilmelidir. Şu husus kesinlikle unutulmamalıdır ki " Atasını tanımayan,it peşinde gezer ".    


                                                                                                   GÖKKURT
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk Olmak En Büyük Sanattır !!!!
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.215 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.007s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.