İlker Başbuğ ve Talat Paşa'nın Ortak Noktası
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 20 Ocak 2020, 20:39:55


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: İlker Başbuğ ve Talat Paşa'nın Ortak Noktası  (Okunma Sayısı 1472 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Kagan_Bahadir
Ziyaretçi
« : 07 Nisan 2012, 11:53:58 »

İLKER BAŞBUĞ VE TALAT PAŞA’NIN ORTAK NOKTASI

Bugünlerde gündemimiz eğitim sisteminde yapılan değişiklikler ve birbiri ardına askerlere açılan davalar ile meşgul… Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’a açılan ve “terör örgütü yöneticiliği” isnat edilen dava, hem geçmişte taşıdığı rütbe açısından hem de Başbuğ’un duruşmalar sırasında sergilediği duruş bakımından bir adım öne çıkıyor. Başbuğ, eskiden taşıdığı rütbe dolayısı ile Özel Yetkili Mahkeme’de değil Yüce Divan’da yargılanması gerektiğini belirtiyor ve Yüce Divan’da yargılanmasına karar verilene değin savunma yapmayacağını söylüyor.

Tarih dediğimiz hazine de dil gibi nankördür. Tekrarlamayınca unutulur. Fakat tarihi dilden ayıran en önemli husus şudur ki, “Tarih tekerrürden ibarettir” sözünü haklı çıkarırcasına bugünkü olayların bir benzerinin muhakkak geçmişte yaşandığını gözümüze sokar. Nitekim birçok tarihçimiz de, tarihi popülerleştirmek adına yaşanmış olayların benzerlerini bulup gazetelerde yahut dergilerde yayınlıyorlar. Ben de bu yazımda böyle bir yöntemi uygun gördüm.
“Bugünün adı, yarın dün olacak. Tarih dündür. Demek ki bugün, yarın tarih olacak.”

Bildiğiniz üzere, Birinci Dünya Savaşı’nda akıbetin mağlubiyete doğru hızla ilerlediğini gören İttihat ve Terakki Hükümeti’nin sadrazamı Talat Paşa, artık yapılacak pek fazla şeyin olmadığını görüp dönemin padişahı Vahideddin’e istifasını sunmuştur. Aslında bu Talat Paşa’nın ilk istifası değildir. İlk istifasını Mehmed Reşad’ın ölümü üzerine tahta konağına giderek geçirdiği Vahideddin’in cülusunun hemen ardından vermiştir. Ancak Vahideddin’in bir süre daha kendinden önceki hükümet ile çalışmayı seçmesi üzerine bu istifadan vazgeçmiştir.

Mondros’un ardından ikinci kez istifa eden ve bu kez istifası kabul edilen Talat Paşa’nın yerine Ahmed İzzet Paşa 14 Ekim 1918’de atanmış, bundan on beş gün sonra da Talat Paşa, aralarında Cemal ve Enver Paşaların da olduğu bir grup İttihatçı ile birlikte Türkiye’yi terk etmiştir.
Bu gidişin ardından Divaniye Mebusu Fuad Bey’in önergesi ile Talat Paşa kabinesi ile birlikte selefi Said Halim Paşa’nın kabineleri devleti lüzumsuz yere savaşa sokmak, Ermeni tehciri gibi suçlamalarla yargılanmaya başlandı.
İşte iki hikayenin benzeme noktası burada başlıyor. O sırada Türkiye’de olmamasına rağmen hem kabinenin diğer üyeleri hem de avukatlar, yargılamanın Divan-ı Harb-i Örfi’de değil Divan-ı Ali’de yapılması gerektiğini ısrarla savunuyorlar, mahkeme heyeti de aynı ısrar ve gülünç cevaplarla bu talepleri reddediyordu. Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’in de suçlu bulunarak idam edildiği bu mahkemeler, geçmiş tarihi hesapsızca sorgulaması ve diğer devletlere şirin gözükmek amacıyla haksız cezalar verilmesi bakımından ibretlik bir vesika yığınıdır. Türkiye dışında olan Talat, Cemal, Enver Paşalar ve eski İaşe Nazırı Kara lakaplı Kemal Bey dışında Said Halim Paşa dahil bütün kabine üyeleri sorgulanmıştır. Talat Paşa, gerek mektuplarında gerekse anılarında ortalık sakinleşince yargılanıp aklanmak isteğini belirtmiştir.
Pek bilindiği üzere Talat Paşa bu yargılanmayı göremeden Ermeni katil Tehleryan tarafından sokak ortasında öldürülmüştür.

Biz kendi Sadrazamımızı, Harbiye Nazırımızı yargılarken, dönemin Alman mahkemesi katil Tehleryan’ı kısa bir süre sonra dalga geçer gibi serbest bırakmıştır. Dönemin hükümeti, elbette bu hukuk rezaleti karşısında tek bir kelime söyleyememiştir.
10 Nisan, Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’in de idam edilişinin yıldönümüdür.  İdamdan üç yıl sonra “milli şehit” ilân edilen Kemal Bey’in gösterişsiz ve bakımsız kalmış mezarını ben de görme imkânı bulmuştum. Şükrü Saraçoğlu Stadı’nın hemen yanında kalmış bu bölgenin bakımının yapılarak ve imar edilerek güzelleştirilmesinin gerektiğini de bu vesile ile ifade edeyim.

KAĞAN BAHADIR
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.049 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.009s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.