Ilımlı Hedef Kitleyi Adım Adım İkna Yöntemimiz- Umarım Faydalı Olur
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 17 Ekim 2019, 02:23:53


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ilımlı Hedef Kitleyi Adım Adım İkna Yöntemimiz- Umarım Faydalı Olur  (Okunma Sayısı 1895 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Mergen Kurt
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.023


« : 18 Ağustos 2014, 18:12:55 »

Kandaşlar bir çalışma yaptım, umarım faydası olur. Daha önceden ırkçı olmayanları ikna yöntemlerini konuşmuştuk. Türkçü öğretideki amacımız, Türk soylu olup uykuda olan kandaşlarımızı uyandırmak, yanlış düşünenlere gerçeği göstermek ve mankurtlaşmış olanları tekrardan kazanmaktır.

Bu yüzden, bizlerin tartışmaları sıradan tartışmalar değil, karşımızdakini kazanmaya yönelik olmalıdır.


Bunun için de tartışma içinde olacağımız kişilerin düşünce yapısına göre hareket edip, onları kazanacağız. Hedef kitlemiz krtlere kardeş deyip onlara ılımlı yaklaşanlardır.

Bir kişinin düşüncesini değiştirmek için aşama aşama yol katedeceğiz. Bu kolay değil ama imkansız da değil.


krtlere ılımlı olan kitleyi kendimize çekmek ve onların bizim gibi düşünmesini sağlamak için yapmamız gerekenleri sıralayacağım:


1- Karşınızdakini tanıyın. Konuya karşınızdakini çözmeden girmeyin. Karşınızdakini inceleyin, kendinizce tasvir edin. Şimdiye kadar edindiğiniz tecrübelerle neler düşünebileceğini belirleyin. Fiziksel özelliklerine dikkat edin. İnsanlar benzediği kişilerin huylarına da benzerler. Ne giydiğine, düzenli olup olmadığına, küfürlü konuşup konuşmadığına dikkat edin.

Karşısınızdaki nasıl biriyse, ona göre hareket edin. Onun tasvip etmeyeceği bir davranışı, sözü söylememek için, ilk adımda kaybetmemek için önce onun nasıl biri olduğunu öğrenin.



2- krtlere ılımlı olan ve onlarla bir Türk soylu arasında fark görmeyen biri, düşüncesinin böyle olduğuna kendini kandırmış kişidir. Bu kişinin muhtemel krt yakınları, arkadaşları vardır. Onların iyi olduğunu düşünüp, herkes aynı değildir mantığındadır. Bu kişiyi kazanmak için önyargılarını kırarak başlayacağız. Emin olun, karşımızdaki kişi, fazla sorgulamayan, bu konuyu derinlemesine düşünmeyen biridir. Biz onu kazanmak için öncelikle, onunla aynı fikriyata kısmen sahipmişiz gibi davranacağız.

Yani ilk adım, radikal olduğuumuzu belli etmemektir. Çünkü radikal olduğumuz fikri, karşı tarafta bencil, itici olarak algılanacaktır. Aklımızda sorular var ve cevap arıyoruz hissi yaratın.

Daha konuya girmeden, kendinizi karşınızdakine ısındırmadan asla ırklarla, milliyetçilikle ilgili konulara girmeyin.



3- Konuya nereden girmek size kalmış. Konuşmanın gidişatına göre, bir yerden bağlayın.


4- Konuyu döndürün dolaştırın, şiddete getirin. Ve bir anda krtlerin genel olarak şiddet eğilimi olduğunu ve zayıf olanları ezdiklerini söyleyin. Birkaç örnek verin. Bu örneklerin doğru olup olmaması önemli değil. Kazanmak için her türlü yalana başvurun. Bizim için önemli olan kazanmaktır. Dürüstlüğü başka zamana bırakın.

Karşımızdaki her krtün aynı hareketleri sergilemediğini söyler. Siz de sakın ola, inatçılık yapıp konuyu üstelemeyin. İnatçılık diğer adımlarda olacak. Siz sadece gördüğünüz, şahit olduğunuz olayları söylediğinizi, böyle olmayabileceğini söyleyin ve konuyu değiştirin.


5- Konuyu bir anda uyuşturucuya getirin. Haberlerde yine uyuşturucu operasyonları olduğunu söyleyin. Özellikle belli başlı illeri vurgulayın ve bu illerde uyuşturucu tarlaları olduğunu söyleyin. Bunun bir benzerinin başka şehirlerde olmadığını söyleyin. Ve tekrardan örnekler verin. Avrupa' da uyuşturucunun pkknın elinde olduğunu söyleyin. Avrupalı devletlerin uyuşturucuya karşı açtığı savaştan ve pkk ile mücadelelerinden bahsedin. Böyle bir şey yoksa bile siz söyleyin. Amaç karşımızdakini kazanmak diyorum.


6- Yavaş yavaş temel oluşturmaya ve söyleyeceğiniz şeyler için bir hazırlamış oluyoruz.


Bundan sonraki aşamalarda yapılacak olan, ben böyle düşünüyorum ama böyle olmayabilir, karar senin anlayışıdır. Yaklaşımımız böyle olacak. Sıra geldi, soru sorarak ikna etmek. Sorduğumuz sorularda alacağımız cevaplar için bekleyin. Karşınızdakini dinleyin. Onu ikna etmeye çalışıyormuş gibi hissettirmeyin.


7- Ona krtlerin neden terörle anıldığını sorun. Büyük ihtimal alacağınız cevap, her krtün aynı olmadığını, bazılarının yaptıkları nedeniyle hepsinin aynıymış gibi görüldüğünü söyleyecektir.

Biz onun gibi düşünmesek de, ona aslında haklısın demek zorundayız. Karşımızdakini kazanmak için aynı frekanstan konuşacağız onunla. Kendinizin de kısmen öyle düşündüğünü söyleyin. Bir de, onun kelime haznesine göre kelime seçin. Anlaşılır olsun. Mesela, latince kelimeler kullanmayın. Skolastik, rit gibi şeyler söylemeyin. Bu sözü kullanan solcu-sosyalist gibilerle aynı olduğunuzu düşünmesin karşınızdaki. Onun üslubunu kullanın.


8- Bundan önceki ikna metotları ile ilgili bir makalede karşınızdakini özgür bırakın imgesi işlenmişti ve soruya karşılık soru metodunu kullanın denmişti. Bu daha etkilidir. Biz onun cevaplarına karşı ' sen yanlış düşünüyorsun doğrusu bu' demeyeceğiz. Sorularla önyargısını kıracak, sorgulamaya iteceğiz. Kısaca aklını karıştıracağız.


9- 7. maddede karşımızdakine soru sormuştuk. Aldığımız cevabı 8. maddedeki gibi karşılayacağız. Yani ona tekrar soru soracağız.

pkk bir terör örgütüdür, halkın içinde defalarca bomba patlatmıştır. Onlar ile siyasi uzantıları birbirinin aynısıdır. Onların siyasi uzantısına destek verenler terör mensubu sayılır. Çünkü halkın ortasında bomba patlatanlara destek verilmiş oluyor o zaman, sen de böyle mi düşünüyorsun diye soracağız.

Alacağımız cevap ne olursa olsun, ona böyle bir soru yönelterek o istemeden de onun bizi onaylamasını sağlamış olduk.


10- Kontrol sizde olsun ve konuyu dağıttırmaya izin vermeyin.

Tekrar bir soru sorun:

' Neden onların terör partisine bu kadar çok destek oluyorlar sence '

Onun söyleyecekleri, bölgede terör partisinin birinci parti olmadığı, az bir kesimin destek verdiği şeklinde olacaktır. Ona tekrar bir soru yöneltin ve ' en az aldığı yerde bile yüzde kırk olan bir parti nasıl olur da küçümsenebilir? Toplam oy sayısında bölgenin en çok oy alan partisi terör partisidir deyin ve önce en çok oy aldıkları illeri ve oy oranlarını söyleyin.
Daha sonra da onun bir il söylemesini ve terör partisini ne kadar oy aldığını söyleyeceğinizi isteyin. O bir il söylesin, siz de terör partisinin ne kadar çok oy aldığını söyleyin. Bunun için donanımlı olmak gerekiyor, hangi ilde kaç oy almış bilin ki, karşınızdakinden daha çok bildiğinizi ve sizin haklı olduğunuzu ona hissettirin.


11- Karşınızdakine bu terörün temelinin ne olduğunu sorun. Alınacak cevap az çok bellidir. Bölgenin gelişmemesi, devletin yatırım yapmaması gibi ekonomk sebeplerden tutun, halkın hor görmesi ve darbe döneminde krtlere saldırılardan bahsedeceklerdir.


Her krtün söylediği, inandığı bazı şeyler vardır. Kısaca bundan bahsedeyim. Darbe dönemindeki 4 bin köy 17 bin failsiz ölüm meselesi. Doğru değil elbet ama ılımlıların çoğu inanır bu söylenenlere.


Ilımlı kişi, terörün darbeyle başladığına inanır ve böyle söyler. Ona bunun doğru olmadığını, Osmanlı döneminde 13, Cumhuriyet döneminde de 14 krt isyanı olduğunu söyleyin ve terörün temelinin darbeler olmadığını söyleyin.


Ona:

Peki, terör darbeyle başladıysa bizim ülkemiz dışında Irak' ta, Suriye' de, İran' da neden terör var ' deyin. Amacımız onun o ülkeleri değerlendirmesini sağlamak değil, onun bizi onaylamasını sağlamaktır.


Yani cevap beklemeden başka bir soru sorun. Kontrol elinizde olsun.



12- Karşınızdakine doğuda da yaşadığınızı ve oralara da ekonomik yatırımların çok olduğunu ve hatta daha fazla olduğunu söyleyin. Örnekler verin. Konunun ekonomik sebeplerden kaynaklanmadığını, eğer ekonomik sebeplerden kaynaklansaydı Türkiye' nin birçok yerinde benzer olayların olacağını söyleyin.


13- Karşınızdakine onların Türkiye' nin birçok ilinde provakatif eylemlerinden, tehditlerinden ve halkın kullandığı taşıtlara molotof atmalarından bahsedin. İstanbul' a, Adana' ya, Mersin' e de mi yatırım yapılmıyor da oralarda olaylar oluyor deyin.


14- pkknın zamanında kundaktaki bebekleri öldürdüğünü söyleyin ve kundaktaki bebekten de mi hak istediler deyin.


15- Kaçakçılığın hak yemek olduğundan bahsedin, elektrik, su faturası ödememenin hak yemek olduğunu ve bu yükün ödeyenlerin üstüne bindiğini söyleyin. Bilinçli bir şekilde faturalarını ödemediklerinden bahsedin ve Türkiye' nin geri kalanında yoksulların bile dişinden tırnağından artırıp bu faturayı öderken onların neden ödemediğini söyleyin.


16- Bunları yaparken asla sinirli görünmeyin, sakinliğinizi bozmayın.


17- Sizin kimseye düşmanlık beslemediğinizi ama bazı şeylerden, adaletsizlikten hak yemekten rahatsız olduğunuz için böyle düşündüğünüzü söyleyin. Bunlar sadece gözlem deyin.


18- Karşınızdakiniz, herkesin böyle olmadığını tekrarlayacaktır ve kendi tanıdıklarından bahsedecektir. Siz de ona, benim çevremdekiler ise benim anlattığım gibi deyin. Ve ona, sen de haklısın. İyiler de var elbette ama ben genelleme yapıyorum deyin. Genellemenin genel algıyla ilgili olduğundan bahsedin ve dini kitaplarda bile genelleme vardır deyin.



Kandaşlar umarım faydalı olmuştur bu çalışmam
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Mergen Kurt
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.023


« Yanıtla #1 : 18 Ağustos 2014, 19:23:22 »

Ek olarak:

Çoğu kimse tarafından ırkçılık kötüymüş gibi algılanıyor. Kandaşlarım bu algıyı yıkacağız. Çünkü tanıtıldığı gibi yanlış bir düşünce değildir. Herkesin özünde olan bir düşüncedir ırkçılık. Herkes farklı ortamda yetiştiği, farklı çevreden farklı duyduğu için ırkçılık hakkında kendilerince bir önyargıları vardır. Bu önyargılı olanları kazanmaya, onları ikna etmeye çalışacağız.


Şimdi biz önyargılı biriyle konuşacağız. Ona karşı nasıl davranalım, ne diyelim onları yazacağım. Herkes kendi fikrini ekleyebilir, yanlışım varsa söyleyebilir. Biz arayış içindeyiz ve en doğruya ulaşmaya çalışan, ulu Tengrinin görevlendirdiği insanlarız. Türkçüler olarak görevimizi yerine getirelim ve ulu ırkımıza hizmet edelim.

Önyargılı biriyle karşılaştık ve bize ırkçılık yapmayın, ırkçılık kötü bir şeydir dedi. Ona ne diyeceğiz?

Onun bizim gibi düşünmediğinin bilincinde olalım. Onun aklındaki ırkçılık tanımını değiştirelim. Ona:

-Biz kötü insanlar değiliz. Irkçılık herkesin özünde olan bir düşüncedir. Mesela senin deden bir ırkçıdır aslında. Senin deden, kız bir torununu sünnetsiz, müslüman olmayan bir hristiyana verir mi?

Diyerek başlayalım. Onun, dedesinin de herkese eşit bakmadığını hatırlatarak önce kafasını kurcalayalım ve düşünmeye sevk edelim.

Onun diyeceği şey:

-Dedem öyle görmüş, din ağırlıklı bakıyor. Dedem dininin gereğini yapıyor. Yabancı biri müslüman olsa torununu ona verir, ırkçılık yapmaz.

Diyecektir. Bizim beklediğimiz olağan cevaptır bu. Karşımızdaki hala inançsal olanda kalmış ve onu düşünmektedir. Ona verilecek cevap:

-Evet, deden inancının gereğini yapmıştır. Ama bu onun insanları sınıflandırdığını inkar etmez. Onun gözünde, kimse eşit değildir. Herkes farklıdır. Faklı olmak kötü bir özellik değildir ama deden için bir müslüman bir hristiyandan ayrıcalıklı ve üstündür.


Karşımızdaki, bizi onaylayacaktır. Bizim amacımız, karşımızdakine herkesin farklı özelliklerde olduğunu ve farklı olanlara farklı bakış açısının varlığını hissettirmektir. Önyargısını kırmak için insani duygularını kendisiyle çatıştıracağız hemen sonra. Ona bir soru yönelteceğiz ve onun da herkese farklı baktığını kendisine onaylatacağız.

- Bir ağaçtaki iki elma bile birbirinin aynısı değil. Hiçbir şey, bir başkasına tıpatıp benzemez. Herkes farklıdır, dış görünüşü, sosyal özelliği, ekonomik durumu, düşünce yapısı aynı olan hiçbir şey yoktur. Sence de öyle değil mi?

Karşımızdakine farklılığın varlığını kabul ettiriyoruz yavaş yavaş. Ona bu hissi aşılıyoruz.


- Dişi ile erkek birleştiğinde farklı bir canlı dünyaya getirir. Dişinin yumurtası ve erkeğin spermi mayoz bölünme ile bölünür. Atasına benzer ama yine de farklıdır. Yine aynı şekilde, iki farklı türden canlı birbiriyle çiftleşemez. Her tür kendisinden olanla çiftleşir. Her türün kendine has özellikleri vardır. Mesela, Afrika' daki bir zenci sarı humma hastalığına yakalanmaz ama bir beyaz veya sarı ırktaki biri yakalanır. Doğadaki bu farklılık insanlarda da yok mudur?

Karşımızdaki önyargılı kişi, evet herkes farklıdır diyecektir. Konuşmanın kontrolü bizim elimizde olmalı. Karşımızdaki ' evet insanlar farklı ama bu onların birbiriyle anlaşamaması için bir sebep değildir' tarzı bir düşünceye sahip olduğu için böyle bir şey söyleyecektir. Demese bile siz dile getirin ve kendiniz cevaplayın. Cevabımız da:

- Karıncalar, arılar hepsi kendi türündeki hayvanlarla birlikte. Karınca için arı farklı, kendi arasında değil. Yeri yok. Hepsi kendi türündekilerle takımlaşmalar oluşturuyor. İnsanlar da doğadaki diğerleri gibi farklı farklı ırklardan oluşuyor. Bunların da kendi içinde takımlaşması Tanrının bir kanunudur. Bir devlet ağırlıklı bir ırktan oluşuyorsa bu Tanrının mecbur kıldığı içindir. Farklılığı reddetmek doğaya karşı gelmek demektir.
Farklı olduğumuzu söylemek kötü bir şey değildir. Farklı olmak çatışmak veya savaşmak da demek değildir. Barış için tek tip olmak şart değil. Farklı olmak doğanın gereği ve gerçeği. Öyle değil mi?


Karşımızdakine farklılığı ispat ettiğimiz anda, ilk aşama gerçekleşmiş olur. İlk amacımız onun herkesin farklı olduğunu, aynı olan hiçbir şeyin olmadığını düşündürmektir.

Geçelim ikinci aşamaya. İkinci aşamamızda karşımızdakine aynı olmayan iki şeyin farklı muameleye tabii tutulduğunu göstermektir. Ona:

- Sen iki farklı şeyi farklı görüyorsan, muamelen aynı olur mu? Mesela çok susadın, karşında bir bardak soğuk su ile tuzlu bir peynir var. Hangisini tercih edersin?

Karşındaki su diyecektir. Çünkü gözünde ikisi de farklıdır. Ona farklı olanlara farklı tercih edilmesini göstereceğiz. Örnekler ne olursa olsun, ona sizler karar verirsiniz. Önemli olan yaklaşımdır.

Karşımızdaki ırkçılık ile anlattıklarımızın aynı olmadığını söyleyecektir. Farklı bir şey beklemiyoruz. Devam edeceğiz, doğru yoldayız. O farkında olmadan ona yavaş yavaş farklı davranışları kendisinin de yaptığını göstereceğiz.


Ona hangi takımı tuttuğunu sorun. Büyük olasılık, bir takıma meyillidir. A takımını tuttuğu cevabını alalım ve biz de en büyük rakibi B takımını neden tutmadığını soralım. Ona:

- Sen takımlar arasında bir tercih yaptın. Çünkü sana göre hepsi farklıydı. Biri ise diğerlerinden daha üstündü. Onu daha çok sevmiş, kendine daha yakın görmüştün. B takımı sevmiyordun, çünkü güçsüz olduğu için değil. Onu başka özelliklerinden dolayı kendine uzak görüyordun. Kendi takımına kızıyordun bazen. Bazen şampiyon olamadığına üzülüyordun ama bu senin o takıma aidiyet duygundan uzaklaştırmıyordu. Tuttuğun takım, şampiyon olamasa bile o senin takımındı ve seviyordun. B takımı birinci olsa da onu tutmazdın. Çünkü ona uzaktın. Sana yakın olan A takımıydı.

Sen bir tercih yaptın, aralarından biri senin için üstün. Onu seçtin. Bu tercihi basit bir futbol takımı tutarken bile gerçekleştiriyorsun da yaşantında neden gerçekleştirmiyorsun. Aslında sen de ırkçısın, sadece kabul etmiyorsun. Bu insanın özünde olan bir durum. İnancın dolayısıyla herkese aynı demek istiyorsun ama kutsal kitabında bile bazı kavimler hakkında farklı yaklaşımlar mevcuttur.

Ama ne olursa olsun, konuyu inanç kavgasına getirmeyin. Konuyu karşımızdaki kişi, din konusuna çekmeye kalkarsa engel olun, araya girin. Ben de müslümanım deyip çıkın. Müslüman olsanız da olmasanız da onunla aynı inanca mensup olduğunuzu söyleyin. İkna için bu lazımdır. İnanç bir insan için çok önemlidir. Bir kişinin inancına karşı gelirsek karşımızda çok büyük bir direnç buluruz.


Karşımızdakine:

- Sen de farklı olana farklı davranıyorsun. Bu senin yaratılışında var. Bu kötü bir şey değil. Ben kötü biri değilim, sen de değilsin. Seninle aynı şeyleri paylaşıyorum, aynı şeyleri düşünüyorum. Sadece kendi ırkımın diğerlerinden farklı olduğunu söylemek istedim. Elbette ki, Tanrının karşısında ırki özelliklerimizle olmayacağız ya da vatandaşlık kanunları için herkes eşit haklara sahip olabilir. Benim anlatmak istediğim, her ırkın mensuplarının farklı özelliklerde olmasıdır. Bazı konularda da, herkesin yararına bu farklı özellikler kullanılabilir.

Bunu derken de örnekler vereceğiz. Bunlardan biri de daha önce yazdığım ırkçılık üzerine isimli konuda verdiğim örneği aynı şekilde tekrardan vermek olacak:

Trinidad nüfusunun büyük kısmı Doğu Hindistan kökenlilerle Afirikalıların oluşturduğu Atlantik' teki bir ada ülkesidir. Bu adada 1958 yılında ırkların farklı özellik göstermesi, davranışları ve kabiliyetine dayanan bir deney yapılır. Deney 1958 tarihinde Stanford üniversitesi psikoloji profesörü Walter Mischel tarafından yapılmıştır.


Mischel deneyi için bir okul seçer ve oradaki yaşları 7 ile 9 arasında değişen 53 çocuğu deneye dahil eder. Çocuklara okula yardım için geldiğini söyler. Herkese birer küçük çikolata verir. Çikolataları verdikten sonra başka bir şart koşar. Eğer çikolatalarını yemeyip, çikolatayı tekrardan kendisine vermeyi kabul ederlerse haftaya tekrar okula gelip daha büyük bir çikolata vereceğini söyler.

Hepsine birer kağıt verir ve kimlerin şartını kabul ettiğini yazmalarını ister.

Sonuç: Hintli çocukların şartı kabul edip çikolatalarını Mischele verirler. Afrikalı çocuklar ise dayanamayıp şartı reddetmişler ve çikolataları yemişlerdir.
Mischel, deneyi yaptıktan sonra bu öğrencilerin ilerideki yaşamlarını incelemiş ve Doğu Hindistanlı olanların afrikalılara göre daha başarılı olduklarını gözlemlemiştir.


Bu deney şu açıdan önemlidir. Afrikalılar Hintlilerin cimri olduklarını ve ileride daha çok kazanmak için ellerinde olanın tadını çıkaramayan kişiler olarak görmektedir. Hintliler de Afrikalıları savurgan, tüketici olarak görmektedir.
Aynı yerde, aynı dilde, aynı şartlarda eğitim alan, aynı ortamda yaşayan Hintliler ve Afrikalılar farklı davranışlar sergilemektedir. 7 yaşında olan ve önyargıları tam oluşmamış bu çocuklar, aynı çevrede olmalarına rağmen neden farklı tercihler yapmışlardır diye sormamız gerekir. Muhtemelen bunun cevabı da genlerinden gelenlerin davranışlarına etkimesi olacaktır.

Bu çocuklar farklı özelliklerde oldukları için kabiliyetleri, yönelimleri ve ilerideki konumları da farklı olacaktır. Yani sabır isteyen bir konuma bir hintli gelebilecekken, aceleci bir işe bir afrikalı gelecektir. Bir şirket düşünelim ve şirketin başına geçebilecek kişi, sabırlı olmalı ve şirket için ilerisini düşünmelidir. Bu mevkiye bir afrikalı getirmek bu açıdan bakarsak doğru olmayacak. Çünkü Afrikalı bulunduğu an için şirketi yönetecektir ve şirketin imkanlarını bulunduğu an için harcayacaktır. O zaman da şirket yükselemeyecektir.


Herkes farklı olduğu için ve mensubu olduğu ırkın özelliklerini taşıdığı için farklı hareket eder. Herkes farklı hareket ettiği için de herkese farklı davranılmalıdır. Aslında herkes bunu uygular da.





Karşımızdaki bunları söyleyerek farklı yaklaşım şeklinin herkesin yararına olacağını anlatmalı ve ispatlamalıyız. Karşımızdaki önyargılı olacaktır. Bu çok normal. Zaten böyle bir şey bekliyoruz. Yapmamız gereken karşımızdakinin önyargısını kırmaktır. Irkçılığa bakış açısını değiştirmektir.Ona ilk başta bu duyguyu aşılayalım, gerisi gelecektir. Çünkü karşımızdaki artık sorgulayan, farklılığın bilincinde olan biridir.

Burada verdiğim örnekleri herkes değiştirebilir, kendine uygun örnekler verebilir. Yaklaşım bu şekilde olsun yeter. Her Türkçü bunu görev bilmeli, sayımızı artırmaya ve ulu Türk ırkına hizmet etmeye çalışmalıdır.


NE MUTLU TÜRK DOĞANA !
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çiğdem ATSIZALP
Deli Sarı
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.317



« Yanıtla #2 : 19 Ağustos 2014, 12:47:33 »

Eskiler ne demiş: 'âkıl ol, divane sansınlar' Bunu bir fıkra ile şöyle ifade edebiliriz.

Adamın birinin arabasının tekeri akıl hastanesinin yanında patlar! Tekeri değiştirirken bijonları yerdeki mazgaldan aşağıya düşürür ve alması imkânsızdır! Kara kara düşünürken duvarın üstünden onu izlemekte olan bir deli seslenir:

Ne düşünüp duruyorsun, her tekerden bir tane bijonu sök ve o tekeri yerine tak, en azından bu şekilde bir lastikçiye kadar idareten gidebilirsin.

Adam delinin dediğini yapıp tekeri yerine taktıktan sonra: Ben burada deliler kalıyor sanıyordum der.

Deli cevap verir: Deliler kalıyor; Aptallar değil...!


Ama tecrübeler babalara kâr ettiği gibi oğullara da miras kalmalıdır. Bir nesil, diğer neslin aldığı derslerden haberli olmakla yükümlüdür. Yani illa onun da her acı tecrübeyi bizzat tekrar etmesi lâzım gelmez! Yaşımız ya da bilgimiz, muhakememiz yahut zamanımız yeterli gelmeyerek, edebileceğimiz her türlü istifadelere engel olmamalıdır. Gözlerimizin önünde geçen hadiseler gözlerimizi açmadan geçmemelidir.

Değerli paylaşımın için çok teşekkürler Mergen Kurt

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çiğdem ATSIZALP
Deli Sarı
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.317



« Yanıtla #3 : 19 Ağustos 2014, 14:07:46 »

'Suriye’de 4 yıldır devam eden savaştan kaçan ve ülkemize sığınmak zorunda kalan Suriyeli sığınmacılara karşı sürdürülen adaletsiz, vicdansız siyasi propaganda çok tehlikeli boyutlara doğru ilerliyor.

Suriyeli muhacirler, Türkiye’ye canlarını kurtarmak için sığındılar. Tıpkı 1990’lı yıllarda Saddam Hüseyin’in Irak Kürt bölgesini bombardımana tabi tuttuğunda, Kürt kardeşlerimiz canlarını kurtarmak için bize nasıl misafir oldularsa bugün Suriyeli kardeşlerimiz de aynı sebeplerden dolayı bize misafir oldular.

Yezidiler/Ezidiler, bugün nasıl evlerini, topraklarını terk etmek zorunda kalıp, yollara düştü ise Suriyeli kardeşlerimiz de aynı sebeplerden dolayı yollara düşüp, kapımıza sığındılar.

“Şehrimizde Suriyeli istemiyoruz” diyen vatandaşlarımız bu sloganı atarken babalarına, dedelerine, ananelerine bir danışsınlar. Gaziantep, Şanlıurfa, Kilis, Mardin ve Hatay’da yaşayan kardeşlerimiz, dedelerinin bu topraklara hangi zorunluluklardan dolayı geldiklerini öğrensinler.

Suriye’ye sınır olan bu şehirlerimizin dün Suriye ile olan çok güçlü bir ticareti olduğunu biliyoruz. Bugün bu halka karşı sosyal ve siyasi sebeple oluşturulmaya çalışılan suni provokasyonlara karşı durmak, bu şehirlerin vicdani ve ahlaki sorumluluğudur.

Son üç aydan beri Suriyeli kardeşlerimizin yaşadığı bazı şehirlerde oluşan provokatif gösterilerde özellikle Suriyeli muhacirlerin dükkânları, evleri ve arabalarına saldıranlar önce dedelerinin bu topraklara nerelerden geldiğine bir baksın.

Bugün kapımızı açıp Tanrı misafiri olarak kabul ettiğimiz Suriyeliler, bizim din kardeşlerimizdir.

Dün Balkanlardan buyur ettiğimiz Boşnak, Arnavut, Bulgar, Türkmen, Kürt, Çerkez, İnguş, Abhaz ve Tatar kardeşlerimiz nasıl mecburiyetler sonucunda bu topraklara gelmek zorunda kaldığında kapımızı açtıysak, bugün de Suriyeli kardeşlerimize kapımızı açmak zorunda kaldık.

Bugün Türkiye genelinde yaklaşık 79 ilimizde toplam 1.5 milyon Suriyeli muhacir yaşıyor.

Bu insanlar ellerinden geldiğince sakin ve sessiz misafir psikolojisine göre davranmaya çalışmaktadır.

2 milyona yaklaşan sayı göz önüne alındığında aslında kriminal suç açısından çok büyük vakalar söz konusu değil.

Son günlerde Suriyeli muhacirlere karşı bazı medya organlarında ideolojik yaklaşımla negatif algı oluşturulmaya çalışılması çok adaletsiz bir durum.

Türkiye’ye sığınmak zorunda kalan muhacirlerin yaşadığı problemleri irdelemek, ortaya koymak araştırmacı gazeteciliğin en temel görevidir.

Suriyelilerin acil çözüm bekleyen sosyal problemleri var. Bunu kabul etmemiz gerekiyor.

Suriye’den Türkiye’ye gelen yüzbinler içerisinde ahlaksız, art niyetli, problemli insanların varlığı söz konusu olabilir.

Doğaldır fakat Suriyelilerle ilgili haber yapılırken, genelleme yapmamalıyız. Unutmayalım bu toprakların geneline baktığımızda hepimiz muhaciriz.

Suriyeli muhacirler bizim kardeşimizdir. Tıpkı Çerkez, Boşnak, Arnavut, Kürt ve Türkmenler gibi bizim kardeşlerimizdir. Bu yüzden kardeşime dokunmayın.

Bir kez daha özellikle Suriye kriz masası var mı yok mu öğrenmek istiyorum.

Acil olarak bu kriz masasının kurulması gerekiyor.'

Osman Atalay

-alıntı-
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.058 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.008s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.