Gözyormaz Notlar Köşesi
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 17 Ekim 2019, 19:46:51


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Gözyormaz Notlar Köşesi  (Okunma Sayısı 1362 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Erlik Tanrıöğen
Ziyaretçi
« : 07 Şubat 2014, 21:34:51 »

Buraya gözyormaz küçük notlar yazayım; göze batmamaya çalışayım.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Erlik Tanrıöğen
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 07 Şubat 2014, 21:36:01 »

   Siyaset, pürüzlü zeminde akan suda sürüklenme meselesidir. Suyun tazyiki nispetinde zerre nasıl kuvvet bulursa; arkasındaki akımın kuvvetine kapılan kişiler de yön ve yönelim edinirler. Hâlbuki büyük ülkülerde hal böyle değildir. Büyük ülküler hep aynı yön ve tazyikte akan nehirler gibi coşku ve istikrar kaynağıdır. Herakleitos’un nehirden anladığı ‘’değişirlik’’ ancak büyük ülküye rastlamamış birinin yanılgısıyla açıklanabilir.
   
       Hükümet Cemaat gerginliğinin geldiği son noktada iki tarafın da zararda olduğunu düşünmek zannederim büyük bir itiraza maruz kalmaz. Hükümet’in kendi eli ile buyur ettiği cemaati, özellikle emniyetten panik havası ile tasfiye etmesi ortada pek çok ortak sır ve belki bunlardan daha çok kesişen çıkar olduğunu hissettiriyor. 12 yıl süren iktidardan sonra bir iki aydır AKP tarafından yönetildiğimizi fark eden Türköne Hoca –yazmazsam haksızlık olur- bu halinden beklenmeyecek bir çıkarımla bombayı patlattı : ‘’Köşeye sıkışan iktidarlar, saldırganlaşır!’’
   
        Sayın Başbakan, Belediyeci kökenli olduğu için felaket sonrası kriz masası kurma ve eylem planı yazmada zorlanmadı. Bir diğer mesleği de algı yönetimi olduğundan bir yandan diziler bir yandan basılı yayın ‘’bühtan bühtan üstüne’’ çalışıyor. Bunlardan biri de Kızılelma dizisi ki, büyük ülküyü tam idrak edemeyenleri sürükleyecek kadar kuvvet bulmuş.
   
        TRT tarafından Osman Sınav’a yaptırılan dizi, haylice milliyetçi imge içeriyor. Türk harfleri ile Türk yazmaktan ‘’Kara kıs avulumga kelgende’’ türküsünü çalmaya kadar neler var neler. Genç yakışıklı silahlı bir adam, bir hanım kız, ‘’Devlet için yapmalar, devlet için etmeler.’’, bir sahnede gördüğümüz İran Devrim Muhafızları’nın Azerbaycan Türkçesi ile konuşmaları, Suriye’deki rejim destekçilerinin birbirlerine ‘’Yoldaş, Devrimci Arkadaş’’ diye hitap etmeleri…
   
        Hükümet tarafından yaptırıldığı gün gibi ortada olan bu dizi neden böyle bir tarzda yapılmış? Hem de milliyetçiliği ayağı altına aldığını söyleyen bir başbakan zamanında! Ben bunda iki amaç görüyorum. Zannederim biri; Cemaat karşıtı milliyetçilere biraz daha şirin görünmek; bir diğeri ise emniyette cemaat öncesi milliyetçi ağırlıklı yapıyı yönlendirmek.
   
        Cemaat buralarda çok kadrolaşana kadar çoğunluğu milliyetçiler oluşturmaktaydı. Şimdilerde büyük bir hızla tasfiye edilen ‘’Abilerin’’ yerine ‘’Reislerin’’ geri döneceği konuşuluyor. Çünkü hükümetin yeni kadrolar yetiştirecek vakti ve aygıtı yok. Adana’da tırlar durdurulduğunda bunu sezmeye başlamıştık. Bakanın bile bildiği gibi o tırlar Suriyeli Türkmenler’e gitmiyordu, ama milliyetçi polisler öyle sanıverse ne olurdu ki?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Erlik Tanrıöğen
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 07 Şubat 2014, 21:37:16 »

   Demokrasileri –şayet etmezsek öleceksek- ‘’atanmışlık seçilmişlik dengesi’’ne göre de tasnif edebiliriz. Türk Modernleşmesi’nin de önemli bir tartışması ‘’Merkezîlik-Âdemimerkeziyet’’ çekişmesidir. Yani kısaca, yerel yönetimde atanmış mı seçilmiş mi etkili olmalıdır, meselesi. Liberal Demokrasilerde, yerel yönetim hizmetlerinin büyük çoğunlukla seçilmiş belediyeler tarafından yapılması, valilik makamınınsa sadece bir denetleme mekanizması olması esastır. Ancak merkezilik arttıkça, seçilmişlik işe yaramaz bir durum haline gelir.
   
       Türkiye bu konuda da müthiş bir özgünlük arz ediyor. Başbakan, beğendiği valiye ‘’Benim valim!’’diyerek liyakat enflasyonuna maruz bırakabiliyor; hem valiyi hem belediye başkanını atayabiliyor!
   
       Mevcut seçim sistemimizde ‘’Belediye başkanı seçtim.’’ diyen, yalan söyler. Aslında ‘’Başbakan’ın seçtiği Belediye Başkanı’na katıldığımı rey’ettim!’’ demek gerekir. Öyle ki, bir şehre iki vali atamaktan farksız bir durumdayız. Öyle ki, Başbakan dilinden düşürmediği ‘’Açık oy gizli sayım’’ ilkesinden bin beterine imza attı. İllerde yapılan temayül sonuçlarını halka veya partililere açıklamadan belediye başkan adaylarını belirlediler.
   
       Hiç masrafa girmeyelim seçimle. Başbakan her ile iki vali atasın.

Demokrasi, çok oy alanın istediğini yapması demek midir? O halde Kağanlık’tan daha az katılımcıdır! Hoş, zaten, demokrasiyi ‘’seçeniniz’’ var mı?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.042 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.009s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.