Fransız: Korkak, sinsi, hain...
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 03 Nisan 2020, 04:24:10


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Fransız: Korkak, sinsi, hain...  (Okunma Sayısı 4972 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« : 08 Mart 2011, 13:22:56 »

Fransız: Korkak, sinsi, hain...

Ulubilge Nihal Atsız'ın çok tartışılan ve kimilerince de abartılı bulunan vasiyetini incelerken; tarihi, O'nun baktığı geniş perspektiften bakarak değerlendirmeliyiz. Vasiyette "tarihi düşman", "yeni düşman", "yarınki düşman", gibi sınıflandırmalar binlerce yıllık Türk Tarihi gözönüne alınarak ve Türklüğün gelecekteki yüzyılları düşünülerek yapılmış sınıflandırmadır. Yani bazılarınca "canım bizim şu milletle ne düşmanlığımız olabilir" türünden yaklaşımlar sıradan insana mahsustur; Türklüğün Işığı Atsız, çağlar ötesinin bozkır öykülerini bize anlattığı gibi geleceği de -geçmişten gelen deneyimler ile- görebilen yücelikte bir kişidir. O nedenle biz Türkçüler vasiyette adı geçen milletlere özellikle dikkat etmeliyiz.

Şimdi gelelim vasiyette bizden 3000 km ötede korkalıklıkarı, namertlikleri ve buna rağmen de kendini beğenmişlikleri ile tanınan Fransızlar'a... Bu kendini beğenmiş korkaklarla Türk Milleti' nin bilinen  ilk karşılaşması Atilla    zamanında olsa bile;günümüze kadar kesintisiz gelen ilişkilerin başlaması Atsız Ata'nın vasiyetinden yaklaşık 400 yıl önce Fransa kralı Fransuva'nın Alman Kral Şarlken'e esir düşmesi sonucu, Fransuva'nın annesinin Kanuni Sultan Süleyman'den yardım istemesi ile başlar yani ilişkilerin başlması bile Fransızlar'ın acziyeti iledir.

Bundan sonra Türkler'in korumacılığında, Türk'ün boyunduruğunda yaşayabilen Fansızlar, kanlarınn gereğini yaparak zayıflayan ve gerilemeye başlayan Osmanlı'nın bu durumundan faydalanarak 1798 yılında Osmanlı toprağı Mısır'ı işgal ederek ilk hainliklerini göstermişlerdir. Bu korkak, savaşmakatan aciz ve zafer fakîri tarih sahibi, kendini beğenmiş millet için Atsız'ın "yeni düşmanımız" demesinin nedeni de yukarıda da bahsettiğim gibi Atsız'ın tarihe bakışının binlerce yıllık bir perspekiften olduğu için vasiyetin yazımından yaklaşık 150 yıl önce Fransa'nın düşmanlığını ilk kez açıkça göstermesi ve 150 yılın da Türk Tarihi açısından "yeni" kabul edilmesi nedeniyledir.

Fransa'nn 1798 yılında bir nevi sahibini ısıran köpek misâli başlayan düşmanlığı bundan sonra yine kahpece ve korkakça devam etmiş nâmert kanlarnın gereği olarak 1827 yılında Navarin'de Türk Donanması'nı yakarak, 1830 yılında Cezayir'i işgal ederek, Türk Toprakların'da iç karşıklık çıkarmak için Kavalalı Mehmet Ali Paşa'yı isyana teşvik ederek, 1881'de Tunus'u işgal ederek ve en nihayetinde de Anadolu'ya kadar kadar gelip güney illerimizi işgal etmeleri ile de 19 ve 20. yüzyıldaki bilinen büyük düşmanlıklarını göstermşlerdir.

Ancak Fransa'nın bu düşmanlıklarının yanında tasmalı köpekleri ermeniler'i kullanarak -sözde- ermeni soykırım'ı  tezgahının yaratcılarından ve günümüzdeki en büyük destekçilerinden biri olduğu bilindiği gibi; 2001 yılında sözde soykırımın Fransa Meclisin'de kabul edilmesi ve sonrasında 2006 yılı Ekim ayında da "Ermeni soykırımı'nın inkârının da suç sayılması" ile de düşmanlıkları kanıtlanmışır.

Geçmişten çıkardığımız dersler neticesinde şunu söyleyebiyiliriz : "sinsi ve korkak bir millet olan Fransızlar, Türkler'in zayıf anında en son ve en hain saldırıyı bekleyen akbabalardır"

 Nihal Atsız'ın oğlu Yağmur Atsız'a Yazmakla birlikte esasında tüm Türkçülere bıraktığını varsaydığımız vasiyetnamenin gereği olarak da Fransa'yı ve Fransızları daima düşman bileceğiz.

Onbaşı Yamtar  Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
www.turkcuturanci.com
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Gumus Kurt
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 18 Mart 2011, 16:31:44 »

Daha önce Fransızlar hakkında yazdığım makaleyi sizlerle paylaşmak isterim. Zaten Onbaşı Yamtar Beğ'in yazdıklarından da Fransızlar'ın nasıl bir Türk düşmanı millet olduğunu anlayabiliyoruz. Ufak bir eklemede ben yapayım.

Fransızlar


Fransızlar köken olarak Frenk’dir. Frenkler ise Cermenlerin bir koludur. Şu an insanlara Fransa dendiğinden modern, gelişmiş, medeni bir ülke akıllarına gelir. Aslında bu yanlış bir düşüncedir. Fransızlar ne medenidir, ne de modern. Gelişmiş bir ülke olabilirler ama bunun bir nedeni vardır tabii ki. O da sömürgeler ile elde ettiği güç.

Biraz geçmişe dönersek bu Fransızların Türk milletinden korktuğuna şahit oluruz.  Hatta zamanında Almanya  bizlerden yardım istemiştir. Biz de bu Fransızlara asker göndermek yerine Almanlara yeni çeri kıyafeti göndermişizdir. Sonucunda ise bu yeniçeri kıyafetli insanları gören Fransızlar, Alman sınırlarına geçmemiştir. Gördüğünüz gibi bu Fransızlar aslında korkak bir millettir. Hatta Kanuni’nin yazdığı bir ferman vardır. Bu Ferman bile Türklerin, Fransızlar karşısında ne kadar büyük bir ulus olduğunu kanıtlamaktadır. Osmanlı zamanında Fransızlar bizim korumamız sayesinde rahat nefes almışlardır. Diğer devletlere karşı onları her zaman korumuşuzdur.

Ama tıpkı diğerleri gibi Fransızlar’da bunun sonucunda bizlere fenalık etmişlerdir. Biraz güçlenen Fransızların ilk işi Osmanlı toprağı olan Mısır’ı ele geçirmeye çalışmalarıdır. 1. Dünya savaşında İngilizler ile Osmanlı topraklarını bölüşen, Türkleri Anadolu’dan atmaya çalışan yine bu Fransızlar’dır. Bu Fransızların Türk düşmanlığı tabii ki bunlarla sınırlı değildir. Korsika denen bir adası vardır bunların. Bu adanın bayrağında  bir Türk kellesi vardır. Zamanında Fransa Cumhurbaşkanı Chirac 1987 yılında Paris Belediye Başkanı iken şunu söylemiştir; “Biz iktidara geldiğimizde Türkiye’ye ikinci Sevr’i kabul ettireceğiz

Fransızlar ayrıca çok pis bir millettir. Zamanında Fransa’yı resmen pislik götürüyordu. Fransızlar pislik içinde yaşıyorlardı ve pis kokuyorlardı.  Banyo yapmayı bile bilmeyen bu Fransızlar, kötü kokulardan kurtulmak için parfümü bulmuşlardır. Versay (Versailles) adında bunların bir sarayları vardır. Sarayın 1300 odası vardır; ama bu sarayın en önemli özelliği ise tuvaletin olmamasıdır.

Günümüzde de Fransızlar'ın  Türk düşmanlığına devam etmektedirler. Hatta yalan olan Ermeni Soykırımı’nı bile doğru bulmuşlardır. Her zaman Türklerin karşısında olmuşlardır. Ayrıca PKK’yı besleyen ülkelerden de biridir. Fransa’nın başbakanı Sarkozy, Ermeni Soykırımı ile ilgili şunu söylemiştir; “Ermeni soykırımı yok demek inkârcılık sayılmalı. Parlamento soykırım inkârcılığına ceza getirmeli.”  Evet, Fransa’da Ermeni Soykırımı yok demek suçtur. Ermeni Terör Örgütü Asala ile gizli anlaşmalar yapan yine Fransa’dır.

Ülkemiz sınırları içinde bulunan Kürtlerin ve diğer azınlıkların haklarını sürekli savunan, onların kendi dilleri ile konuşmasını isteyen Fransa, ne hikmetse kendi ülkesinde azınlıklara karşı aynı tutumu göstermiyor. Fransa’da fransızca dışında 24 dil konuşulmaktadır.

Bu Fransızlar çoğu Tanrı tanımazdır. Yani Ateist'tir. Evrime inanırlar ve maymundan geldiklerini kabul ederler.

Fransızlar bizleri hep “barbarlık” ile suçlamışlardır. Ama esas barbarlığı onlar yapmışlardır. 1,5 milyon Cezayir'li insanı acımasızca öldürmüşlerdir. Bununla sınırlı değildir, işgal ettikleri her yerde katliam politikası uygulamışlardır. Giyotini bile bunlar icat etmiştir.

Şu an Fransa'da yaşayan Türkler ise sürekli baskı altındadırlar. Türk gençlerine saldırıda bulunulmaktadır. Şu an ellerinden gelse Türkleri Dünya üzerinden yok etmek için her şeyi yaparlar.


Bu Fransızlar hakkında yazılacak çok şey var; fakat bu bilgilerle bile ne kadar aşağılık ve Türk'e düşman bir millet  olduklarını rahatça anlayabiliyoruz.

Gümüş Kurt turkcuturanci.com
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tan Hu
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 593


Möngke Tenggeri-yin Küčün-dür


« Yanıtla #2 : 14 Kasım 2015, 16:27:05 »

Fransa’da Terör. O da neyin nesi!

Bu sabah şu meşhur Fransız çöreği kruvasandan yedim. İçi de bol çikolatalı. Yanında da sütlü bir kahve içtim.

Yediğimiz içtiğimiz bizim olsun da, durduk yere nereden çıktı bu Fransız çöreği merakı derken, gözüm televizyona ilişti.

Doğru ya! Fransa’da havai fişekli, bol ışıklı bir gece yaşanmıştı. Yüzlerce soysuz Fransız tamuya bilet almıştı.

Bu Fransız’ların Ural’lara kadar gitme hayali aklıma geldi. Her halde Paris' in süslü caddelerinde akordeon seslerine ve şampanya kokularına karışan hayaller gibi bu da geçiciydi. 

Havalı Süs Köpeği Fransızlar, Ermenilerle beraber Maraş, Antep, Urfa ve Adana’da yapmış olduklarınızı unuttuğumuzu mu sandınız?

Sizlerin diplomasi peykiniz olan Osmanlı topluluğuna da benzemediğimizi iyi bilirsiniz.

Terör destekçiliği, krt ve ermeni seviciliği, sözde soykırım tasarıları, orta doğu sevdası, demokratikleşme gibi düşmanca dayatmalarınız bize Paris’te ışıklı akşamları hatırlattı.

Paris’te aşk başkadır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.197 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.014s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.