Fetullah-cı mı? - HİV VİRÜSÜ mü?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 20 Kasım 2017, 14:58:40


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: Fetullah-cı mı? - HİV VİRÜSÜ mü?  (Okunma Sayısı 12784 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Gök Türk Beyi
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 7.529


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« : 07 Eylül 2013, 01:32:50 »

“Eğer devletseniz!, Milleti oluşturan değerlere kayıtsız kalamazsınız!
Kayıtsızlık, sosyal alanda boşlukların oluşmasına ve  bir arayışa zemin oluşturacakdır… Devletin bıraktığı bu boşluk –HİV’ lerin- üremesine zemin oluşturmuşdur!..
 Türk Milletinin zafiyetlerini de mükemmel tesbitle...önce cemaatlaşmış, tarikatlaşmış! Ve holdinğleşmişlerdir. Hivler, iç siyasetde belirleyici, global güçlerin elinde de heran harekete hazır yeniçeri (devşirme) görevini üslenmişlerdir!’’

______________________________________________________________


  Fetullah-cı  mı?  - HİV  VİRÜSÜ mü?

Kamuoyunda “Fetullah-cı” olarak bilinen, yılarca tartışıldığı halde kimliği bir türlü “net olarak” tesbit edilemeyen bu oluşum nedir?! Ben, bu oluşumun ‘kimliğini’ gelişim süreleri içinde, beş ana başlık altında sorğulamaya çalışacağım.

1-Dini bir Cemaat mı?
2-Milli bir Örgüt mü?
3-Siyasi bir Örgüt mü?
4-Hayır kurumu mu?
5-Global Güçlerin İçimizdeki Devşirmeleri ve bir Holding mi?!

F.Gülen hareketi 1984`lü yıllara kadar bir cemaat olarak (tartışılır da olsa) kabul edilebilinir. Dönem itibariyle oluşan -sosyal boşluğu- çok net ve mükemmel değerlendirerek, genelde Ünüversite gençliğini hedef kitle olarak seçmişler, toplumsal duyarlılığı ‘siyasallaşmadan!’ –Türk ve İslam- ruhunun ayağa kaldırılması olarak harekete geçirmişlerdir. Bu hareketleriylede oldukca sempati toplayarak, kısa sürede güçlenmişlerdir...Cemaatlaşma süreci de bu noktada bitmiş ve holdingleşme süreci başlamışdır. Bu süreçde –yönetim kurulları- oluşturulmuş bu kurullar da ulusal ve uluslar arası stratejiyi belirlemişlerdir.Bu noktada da  F.Gülen devrede çıkarılmış, ABD devreye girmişdir. F.Gülen’in se  etkinliği kullanılmışdır. Kullanılıyor!


Ben yazımın devamında-F.Gülen Hocayı- bu oluşumun dışında tutacağım.

Bu oluşum için ‘Biraderler Holding ve HİV’ virüsü tanımını kullanacağım!

1- Dini bir Cemaat mı?

Türk ve İslam topluluklarında cemaat-cemaatlar vardır. Klapipi anlamda bakıldığında bir sakınca da doğurmaz.Cemaatlar Tarihi süreç içinde ve -devletin güç olduğu dönemlerde - bir çok önemli roller de üslenmişler,hayırlı ve yararlı hizmetler de yapmışlardır.

Devletin zafiyet içinde olduğu dönemlerde de,‘siyasallaşarak’ güçlerini ‘devlet olmak’ için kullanmışlardır. Tarih cemaatlarla ilgili binlerce iyi ve kötü olaylara tanıklık etmişdir. İyiler siyasallaşmamış, İslami değerlerle oynamayan klapipi cemaatlardır. Kötülerse İslamı ana kaynağında ve asıl mecrasında çıkararak kendi menfaatları doğrultusunda ele alanlardır.Bunlar ‘kelime ve kavramlarla’ oynayarak, Hak’kın yanında olmayı değil, haklı ve güçlü olmayı ana gaye edinmiş olanlardır.

Biraderler Holdingin! yapısal benzerleri, geçmişimizde de varmıdır? Vardır.
Bu yapılaşmanın ilham kaynağı, geçmişdeki O oluşumlarda aranmalıdır.

 
Bunlar:

a)İslam Tarihinde,Hariciler. Biraderler Holdiğin bugünkü stratejilerinin bir ayağını oluşturmakdadır. Bunlar Sıffın Savaşında sonra Hz.Ali  ye karşı cephe alan sapkın bir gurupdur ama müthiş bir tartışma ve propoganda uzmanları olarak tanınmışlardır!
"Hüküm ancak Allahındır" cümlesi haricilerin sloganı haline gelir. Hatta bir gün Hz. Ali halka hitabederken haricilerden biri kalkar "Ey Ali! Allah’ın dinine insanları ortak kıldın. Hüküm ancak Allah’ındır" der. Bunun üzerine her taraftan "Hüküm ancak Allahın!", "Hüküm ancak Allahın!" sesleri yükselir. Hz. Ali buna mukabil şöyle der: "Söz, hak bir söz, fakat bununla batıl murat ediliyor."

Bir gün Hz. Peygamber ganimet dağıtırken biri çıkar, "Ya Muhammed, adil ol! Adaletle dağıtmadın!" der. Kıpkırmızı olan Hz. Peygamber "Ben adil olmazsam daha kim adil olur?" der ve şunu bildirir: "Dikkat edin, bunun neslinden (bu cinsten) ilerde bir kavim zuhur edecek. Okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklar."

İşte hariciler bu hadisin çizdiği çerçevede insanlardır. İslam kahramanı Hz.Aliyi bile tekfirden çekinmemişlerdir.Aslında ibadete de düşkündürler!...

Hz.Peygamberin tarifiyle, "Sizden biri onların namazı yanında kendi namazını, onların orucu yanında kendi orucunu küçük görür. Lakin onların imanı boğazlarını aşmaz."  HİV’lerin İmanı mi?..Pazarlamacı değilim!

Haricilerle Biraderler Holding arasında ki benzerlik; kelime ve kavramları‘islam adına’ hilekar bir şekilde kullanmadaki ustalıklarıdır. Bunlar da ‘Hüküm Allahındır’ derler. Kuran’ın hükümlerini ve Resulullahın sözlerini –sanırım eskimiş bulduklarında!-kendi çıkarlarına göre yorumlarlar. İsbatım: ‘Allaha inanan ve Hz.Muhammede inanmayan, ama küfür de etmeyen musevi ve hıristiyanlar da cennete gircekler!’...Profösör Hayrettin Karaman. HİV’ lerin büyük ağbeyi İyi diyalogcu ve  Cennet taciri!


b) Türk Tarihinde,‘Hasan bin Sabah’ diğer adıyla ‘Haşhaşiler’de, bunların bugünkü stratejilerinin diğer ayağını oluşturmakdadır. (Sultan Alparslan-Melikşah Dönemi) Haşhaşiler de Hasan bin Sabah’ın emirlerine  uymakda ve uygulamak da tereddüt etmemişlerdir. Bir eylemi yapmak için yıllarca sabır gösterip emrin gelmesini beklemişlerdir.O emri, aldıklarında da tereddütsüz O eylemi-din adına- gerçekleşdirmişlerdir! Bu kadar sadakatı neden göstermişlerdir? Mubarek Zat Hasan bunlara, kerametini ve cenneti göstermişdirde ondan!..

HİV”lerin parolası da ‘Önce kabül, sonra tebliğ-hareket’dir. Olduğunuz ve gittiğiniz her yerde kendinizi kabul ettirin. Bunun için sabır ve dayanıklı  gösterin! Bu aylar, yılar alabilir. Hatta ömürleri yetmeyen arkadaşlarımız da olabilir! Şartlar ne olursa olsun ikinci emri –tebliğ- almadan harekete geçmeyin!

Haşhaşilerle,  Biraderler Holding arasında da, O!  Büyük zata itaat, Allaha itaatın önündedir. Mensuplarının muhakeme kabiliyetleri ve iradeleri kesin bir şekilde ‘tahakkum’ altına alınmışdır.

Ruhuna zincir vurulmuş bir insanın ‘kuduz bir köpekde’ farkı olmaz.Bu ‘köpeğin’ ipini elinde tutan,O anın gelmesini bekler ve köpeği salar...Kuduz da imha edilene kadar, imha eder!
Benzerlik kayıtsız, şartsız itaat ve iradesizlikdedir!

c)Yakın Tarih,Pakistanda;Ahmediye Cemaatı (Kadiyan), bu oluşum lideri Mirza Gulam Ahmeddir 1835 – 1908 yılları arasında Hindisdanda yaşamış ve 1882 yılında da ‘Vahi’ geldiğini  söyleyerek kendisinin‘Mesih’olduğunu ilan etmişdir!..Bu adama ‘Vahi’ geldiğinde Hindistan, İngilizlerin işğali altında ve  henüz bölünmemiş bir bütündür. Mesih-Mehti!, Gulam  Ahmed`in verdiği ilk fetfa da İngilizlere karşı verilen bağımsızlık savaşının, cihadın haram olduğudur. Bu fetfasını da şu görüşüyle destekler ‘idarede adalet varsa,savaş gerekmez. İngilizler adil ve adaletlidir!’ Bu adam Mehdiyse ‘Fetfası yanlış’ ya da İngilizler yanlış zamanda Hindistanı işğal etmişler!.. Bunlar ,bu gün  global güçlerin korumasında ciddi bir güçdürler ve Pakistanın uluslararası arenada başını ağrıtan ciddi bir beladır.

Organize ettikleri toplantılara katılım için tuttukları otobüsler ücretsiz olduğu gibi 6-10 dilde  yazılmış kıtaplar da bedava!..Avrupada ‘sığınmacı-İlticacı’olan ve ancak geçinebilen bu insanlar, bu ağır maliyeti nasıl karşılıyor acaba!?

Kendilerine bunu ne zaman sorsam ‘Allahın Yardımı’ cevabını almışımdır!
Bu gurup da, görsel TV ve yazılı medyasıyla oldukca etkilidir!

Ahmediye cemaatı!Mirza Gulam Ahmed için ‘Hz.Mehti –Mesih’derler. Desinler, ne var yani? !Elbet de bir şey yok da!..Bu, bunların bunu demesi ve buna inanmasıyla sınırlı değil. Problem de burda başlıyor!... Gulam Ahmedin, Hz.Mehdi-Mesih olduğunu kabul etmeyenler Kafirdir diyorlar  ve  müslümanlar arasına nifak sokuyorlar. Din adına hareket ettikleini söyleyip, birliği bozarak direnç merkezlerini zayıflatıp, karğaşaya  zemin hazırlayarak global güçlerin ellerini güçlendiriyorlar. Onlara rahat hareket etme (siyasi alanda) alanları sağlıyorlar.

Global güçlere ne zaman hizmetkar lazım olsa,islami söylemli-içimizde devşirdiklerinde- munafıklarda ordu kuruyorlar...

Cemaat-ı Ahmediye mensuplarının, Avrupada,özellikle de İngilterede el üstünde tutulması,‘terörist olmayan, iyi müslüman!’muamelesi görmesi, nedendir acaba? Bunlara sağlanan her türlü kolaylık ve imkan niçindir?..İnsan! hakları,din ve vicdan hürriyeti olabilir mi?!..Olur demek, ahmaklık olur.
 
Bu cemaatın! da ortaya çıkışı,söylemleri-kelime ve kavramlarla ‘İslam adına’  oynamaları ve propoganda gücü ,finans kaynakları, global güç merkezleriyle iç içelikleri,-Biraderler Holdingle- bire bir benzerlik gösterir.Biri Türk Milletinin, diğeri Pakistan Milletinin haliylede Müslümanın hayat damarlarına şırınga edilen HİV virüsüdür. 

d)Hıristiyan tarihinde, Masonlar. Biraderler Holdinğin,örgütlenme şekli tam bir Mason Localarını andırmakdadır.Alt basamaklardakilerin çalışma yöntemleri de ‘Yahova Şahitleriyle aynılık gösterir. Masonlarda makam olarak ‘derecelendirme’ vardır. 33 dereceli birader!..Bunlarda da ‘ağbey-lik’ makamı var.Bu ağbeyler,hizmetde! bulundukları bölgelerde,yasal soygun ve takiyecilikdeki başarılarına göre derece alırlar!

Masonlarda da din,dil ve soy önemli değildir!..Örgütün kuralları herşeyin üstündedir.Mensupları da sıradan vatandaşlar değil zengin,toplum içinde etkinliği olan,kariyer sahibi ve istikbal beklentisi içinde olanlardan oluşur.

Biraderler holdingin kuralı da böyledir.‘Maddi destek ve bizimle ol da,kim olursan ol’, ana ilkeleridir. Sıradan insanlarla da bir ilişkileri olmaz!

Benzerlikleri, örgütlenmedeki yapısal aynılık, finans kaynaklarının karanlık olması, sinsilikleri, brokrasiye sızmadaki ustalıkları ve bulundukları yere göre renk almaları –bukelemun- türü bir varlık olmalarındadır.

d) Diyalog ve Hoşgörü

Takkiy ve sahtakarlığı, kelime oyunları ve kavram kargaşası içinde mükemmel harmanlama sanatına ve bu sanatın icrasına da mukdedir olan bu devşirmeler, aldıkları emir-talimat gereği ‘dinler arası diyalog’adı altında kulağa hoş gelen, ama islami açıda ‘Munafıklık ve Şirk’ kabul edilen bir girişimide İslam adına  başlatmışlardır!

Müslümanın referansı, İslamın tek ve tartışmasız kaynağı Resulullah ve Kurandir
Bu kaynaklarda hareketle;

1-Allahın indinde DİN İslamdır.
2-Kuran son kitap,Hz.Muhammed (s.v) de son Peyğamberdir.

 Allahın indinde din İslam olduğuna göre,bir Müslüman diğer dinlerin de hak olduğunu nasıl kabul eder?
Kabul ederse ne durumda olur?..
Hak din İslam diyeceksiniz, sonrada Hak kabuletmediğinizle ‘din adına’ ortak hareket edeceksiniz. Bir müslüman açısında bunun ‘İslam adına’ anlaşılır bir yanı yok.

(Vebalıdan kaçar gibi Müslüman olmayanlarda kaçalım m.? Onlara düşman mı olalım? Elbetde hayır. Medeni bir şekilde sosyal ve beşeri münasebetler geliştirilmeli. Birbirlerimizi olduğumuz gibi kabul etmeliyiz. Bunu yapmak için din adına sahtekarlık yapmaya-munafıklığa ne gerek var?!İnsan olarak eşidiz. Ne üstün ne alçak. Din adına Alçaklık yapılıyor. Bu alçakların bunu kendi adlarına yapmalarında bir sakınca yok. Dini kullanmaları, Alçaklık!)

Pekiyi diyalog kurmak istediğiniz taraf, İslama nasıl bakıyor?

1-Hz.Muhammed katil,terörüst ve sahtekardır diyor. Kura-ı Kerim’e de  uyanık bir sahtekarın Tevrat ve İncilde çaldıkları ve uydurduklarıyla oluşmuş bir kitap olarak bakıyor...
Bu durumda,bu adamlarla hangi ortak noktada buluşarak din adına diyalog kuracaksınız?!..

Allahın birliği noktasında dahi taraflar arasında ortak bir anlayış yokken, RESULULLAHI nereye koyacaksınız?

Resulullahın olmadığı yerde,İslam adına kiminle nasıl diyalog kuracaksınız?

Kura-ı Kerim’in hükümleri ne olacak?

2-İyi niyetli olalım ve Biraderler de bu gerçeği biliyor,bile-bile de onlarla oyun oynuyor, takkiye yapıyor varsayalım...Güç, oyunu her-zaman ve şartda bozar!
Bir Müslüman hilekar,sahtekar,takkiyeci ve yalancı olur mu? Olmamalı!

Kim ne adına hareket ederse etsin Hıristiyan-özellikle Katolik-dünyası İslam ve Müslümanlar hakkında kararını vermiş, ‘İslam Teröre kaynak,Müslüman da Teröristdir’.Müslüman bu gerçekleri(bakışı) bilerek ve kabullenerek bir çıkış yolu bulmalı. Diyalog (cılkı çıkarılmış) bir sahtakarlık ve Müslümanın mukavemet gücünü kırmaya yönelik bir hareketdir. Müslümanın hayat damarına, Müslüman görülenlerce! zerk edilen HİV virüsüdür.

Genel bir değerlendirme yaparsak,Biraderler Holding:‘Harici,Haşhaşi,Kadiyan ve Moson’ anlayış,hareket, ve uygulama stratejisinin Türk Coğrafyasındaki, İslam görünümlü yeni bir dini anlayışı-veya bir ekolü- temsil etmekdedirler!

İslami bir Cemaatda,anlayışda değildir!Diyalog,Müslüman Türk insanında kafa karışıklığı;Biraderlerede bu karışıklıkda yararlanarak rahat hareket etme saha ve alanlarının açılmasından öteye bir şey ifade etmez.

(Tüm mensupları için –munafık demiyorum-.İçlerinde gerçeği bilmeden,görüntüye
aldanarak hareket edenler elbetde var.Bunlar da genelde bulundukları çevrede,
vatandaşda para toplama-dilencilik-işleriyle görevlendirilmiş olan salaklardır.
İdareci kadrolar ve -Ağbeylik derecesine!-  ulaşanlar,ne yaptıklarını bildiklerinde... itamlarım da doğrudan onlaradır.)
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Gök Türk Beyi
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 7.529


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #1 : 07 Eylül 2013, 01:33:56 »

F.Gülen’in Durumu


Elbetde oluşumu başlatan Gülendir. Cemaatlaşma aşamasında da Gülen vardır. Holdingleşme aşamasında Gülen devredışı bırakılmışdır. Ama misyonunda da en verimli bir şekilde yararlanmışlardır.Yararlanılıyor da...Bu aşamada Holding, Gülen’in yakın varlığında korkduğunda, Gülen’i ABD de mecburu ikamete tabii tutmuşdur!

Biraderler Holding bunu neden yapmışdır?

Gülen de işin ana mecrasında çıktığını bildiğinde...konuşma ihtimaline kaşı, bir şekilde susturulması gerkiyordu. Bunun için başka yollar da denenebilirdi! Ama bu büyük risk olur, tabanı kaybederlerdi! İleriye dönük iyi bir duygu sömürüsü ve yatırıma zemin oluşturmak için, dereceli biraderler istişare için toplandı ve sürgün kararını verdiler. Yer tesbitini de babalarına (abd) sordular. Baba için bu kaçırılmaz bir fırsattı, ipin bir ucu elindeydi, bu fırsatla iki ucunu da eline almış oldu.

F.Gülen neden Türkiyeye(gelmiyor!) getirilmiyor?

Demişdim ya, ‘Biraderler’ Türk Milletinin piskolojisini mükemmel bir şekilde çözdüler. Bu Millet duygusaldır. Madur da olsa,‘madur rolünü’ oynayanlara karşı merhamet duyar!
F.Gülenin ABD de olması, biraderlerin ‘maduriyet’ propogandası yapmaları ve en az gelecek 30-40 yıl içinde meşru! soyguna zemin oluşturmaları için ideal bir durumdur. F.Gülen Türkiyeye tabut içinde getirilecekdir! Ölümü de biraderler eliyle gerçekleştirilecek, ama buna mutlak son ve ecel denecekdir.

Ve, o muhteşem cenaze töreni gerçekleşecek. Bu coğrafyada  Atatürk’e, Özal’a ve Alparslan Türkeş’e yapılan muhteşem cenaze törenine nispet yaparcasına mütiş bir kalabalıkla, muhteşem bir cenaze töreni yapılacak. Ama büyük bir fark da olacak!
Bu fark da şöyle olacak: Cenaze namazında –olmasa da!- protokolde diyalog fonu oluşturulacak! İmam, Papaz, Haham, Budist Rahip, Şaman, Mosanlar ve Tanınmış Ataistlerde oluşan bu fonla gerekli yerlere, gereken mesajlar verilecek.

Cenazeye her kıtada, her din ve renkte insanlar –taşınarak- getirilecek...

Muhakeme kabiliyetleri dumura uğaramış olanlar da görüntünün etkisinde kalarak ‘ne büyük adamlar bunlar’ diyecekler! Biraderler de ‘işte bizi dünya kabul etti de, bu ülke kabul etmedi, dışladı’ propogandası yapacaklar. Ölüm de, Biraderler Holding için getirisi çok yüksek bir yatırıma dönüşdürülecek, bizler de buna şahitlik edeceğiiiz.

                                          *

Takkiye -1

Bu Hiv virüsleri için hep, sahtekar ve takkiyeci dedim. Bunu net bir örnekle açıklamaya çalışacağım. Bu virüsler en büyük takkiyeyi Atatürk  konusunda yaparlar. Atatürk’ü  hiç sevmemelerine, hatta tiksinti duymalarına  rağmen sahibi oldukları tüm kurumları ATATÜRK  köşeleriyle süslerler!

Kendi aralarında da M.Kemal ATATÜRK’ün  adını hiç ağızlarına almazlar. Aralarında kullandıkları ve sürekli değiştirdikleri‘parola’vardır. Bunlar: Beton, put ve  -değişmediyse ki- şimdi de sarhoş...

Düşmanlıkları neden dir?

Din adına mı?! -Eğer bunlar Müslümansa!- Olmaması lazım!
-Bu HİV’ler kendi yaptıklarını ‘Takdir-i İlahi’ olarak izah ederler. M.Kemal’in de İlahi Takdir sonucu Türk Milletine baş olduğunu kabul etmezler! Sanırım bu Hiv’ler, İlahi Takdirin yanlış tecelli ettiğini –haşa- düşünüyorlar!

Millet adına mı? Asla.

-Problem burda. Millet olmakdan rahatsız olduklarından dolayı M.Kemal’e düşmanlık ediyorlar!
Bu konuda, bana söz düşmez... Şair demiş diyeceğini. Onu paylaşmak daha akıllıca olur!

Esiriken mümkünmüdür İbadet?
Yatıp, kalkıp Atatürk’e dua et
Sizin gibi Dürzülerin yüzünde
Dinde soğuyacak bu Millet

İşğaldeki hali sakın unutma!
Atatürk’e dil uzatma sebepsiz
Sen, ANANDA yine çıkardın AMMA
Baban kimdi, bilemezdin ŞEREFSİZ!

             Neyzen Tevfik...Ruhu Şaad, mekanı Cennet olsun.
 

Takkiye-2

Bu sahtekarlar, hakim oldukları medya ve tv lerle, açmış oldukları okularda okuyan öğrencilerin uluslararası olimpiyatlarda hep ‘birincilik kazandıkları’ propogandasını yaparlar!..Bu okullar paralı, özel ve İngilizce eğitim yapan okullardır.

Uluslar arası başarıları, doğru mu? Hayır!
Yaptıkları tam bir sahtekarlıkdır ama, her işde olduğu gibi, bu sahtekarlıklarını da kamufile etmekden oldukca mahirdirler.

Nasıl mı?
Herhangi bir organizasyonun ‘uluslar arası’ boyut kazanabilmesi için,birden fazla ülkenin içinde yer alması ve bağzı küçük  prosüdürler gerekir!..Bu prosüdürleri yerine getirip uygulamaya da sokmuşsanız ve de elinizde medyanız da varsa; sahtekarlığınıza ‘kılıf’ oluşturmuşsunuz demekdir.Propogandanıza da zemin oluşmuşdur...Yeminde etseniz,yemininize zarar gelmez!

Bu prosüdür ne dir?

Şöyle yapıyorlar:Dünyanın her hangi bir ülkesinde, 3.(üçüncü) sınıf bir Ünüversiteye ve 3. sınıf  Profösörlere belirli bir üçret ödeyerek bir heyet oluşturuyorlar, değişik ülkelerde- kendi ÖZEL okullarında okuyan- öğrencileri de getirerek bir yarışma düzenliyorlar...Bu yarışmada da her okula bir dalda birincilik veriyorlar. Asla kaybedenin olmayacağı bu yarışmayı da ‘Uluslararası’ bir başarı olarak -medyaları vasıtasıyla- anlatıyorlar...Yani, kendi-kendilerine gelin-güvey oluyorlar!
Bu yaptıklarına da ‘hizmet’ kılıf giydirerek,Türk İnsanı üzerinde duygu sömürüsü yaparak,maddi ve manevi soygun yapıyorlar.Propogandasını yaptıklarıyla,gerçekler mukayese edildiğinde ortaya tam bir Sahtekarlık ve Takkiye çıkmakdadır...Ama bu işi de ‘Yasal Zemine!’oturtmada maharetlidirler!...Dünya üzerinde hiçbir sahtekar, bunlarla boy ölçüşemez. Hatta, bunlar şeytana bile papucu ters giydirirler diyeceğim ama,bunların olduğu yerde ‘şeytanın görevi’ icra edildiğinde papucu da kendileri giymekdedirler!...

Bunlarla birebir yaşadığım Olay.

 İş adamı bir arkadaşımın evinde (Kahraman Maraş)misafir olarak bulunuyorudum.

Bizim arkadaş gün boyu telefonla arandı ve her seferinde ‘buğün olmaz misafirim var!’ cevabı vermesine rağmen,israr sürüyordu...
Kendisine,
-Ben misafir değilim.Gelecekleri beraber misafir edebiliriz.Buyurup gelsinler.
-Kim bu gelecekler?
-Bir arkadaş arıyor...Gelecekleri bilmiyorum!..Benimle tanışmak ve sohbet etmek istiyorlarmış.
Kimlerin geleceğini ben biliyordum!..
-Sen ara ve sohbet için de müsait olduğunu söyle, gelsinler.
Gelecekler Biraderlerdendi. Amaç da para!
Aradı ve beklediğin söyledi. Onlar da Akşam namazını orda kılacağız demişler.
Evde hazırlık yapıldı ve misafirlerimiz akşam namazı vaktinde 6 kişilik bir ekiple teşrif buyurdular.Biz de 5 kişiydik.
-Mümkünse hemen namazımızı cemaat olup kılalım dediler
Namazdan sonra kısa bir tanışma faslı oldu ve tanıştık.Tanışmak isteyen akademik kariyeri olan Türkiyede gelmiş dereceli bir ağbeydi!.Tam bir güven ortamı oluşması için de kendilerine,yurt içi ve yurt dışı çalışmalarını takip ettiğimi anlattım.Yakinen tanıdığım ve basında bildiklerimle de söylediklerimi destekleyerek  tam bir güven ortamının oluşmasını sağladım.

Ve sohbet başladı.İçini ve sık,sık da burnunu çekerek konuya derinlik ve duygusallık kazandırmaya çalışırken,göz ucuylada oda da bulunan 10 kişinin  durumunu kotrol ediyordu...Söyleyeceklerine itiraz edilmeyeceğini biliyor ve  kabul gördüğünden de emindi!

Hizmetin!hizmetlerini ve bu hizmetlerin gerçekleşmesindeki kerametleri! Oldukca duygusal bir dil ve tavırlarla izah etti...Kurgu, herzamanki gibi; ‘cebinizdekini bize verin,Allah da size verir’ üzerine kurulmuş ve Sahabelerin nasıl cömert olduklarıylada desteklenerek,Asr-ı Saadet ...ve Resulullahın hayatındaki önemli olaylara vurgu yapıldıktan sonra..mukayese başladı.Evet, ‘Sahabenin ulaştığı sınırlar içinde Osmanlı ancak devletleşebilmişdir!.Biz se beş(5) kıtada varız!’...Etkiliydi...

 Biliyormusunuz? bu hafta ‘Şehitler Haftası!’ Çanakkale!..O mütiş savaş ve Bedrin aslanları!...(bu ara burun ve iç çekmeleri fazlalaşıyor. Ruhda derinlik ve bakışlardaki masumiyet ve nem...Aklında da acaba cüzdanlara ne kadar hükmettim şeytanlığını ben hissediyor ve görüyorum da  diğer 9 kişiden 3’ü zaten mürüt, 6’sı da teslim olmuş bi- haldeydi)
Evet, Bedrin aslanları demişdim... Çanakkalede savaşanlara. Neden?
Çünkü, Çanakkalede o mubarek orduya ‘O Sarhoş’ değil!  Hz.Muhammed(s.v) doğrudan komuta etmişdir!  (o sarhoş, ATATÜRK oluyor!)

Baktım ki bu hayvan ot yer! Sakin bir ses tonuyla
-Efendim görgü tanıkları var! Resulullah ana karargahda, Hz Ebu Bekir sağ cenahda, Hz.Ali ortada ve Hz.Ömer de sol cenahda yalın kılıç savaşmışlardır!
Gayet rahattı...hayvan!
-Teferruata girmedim, hocam!...
Ben de, sabrın son noktasındaydım ve Ulan hayvan! Çanakkale de Resulullah vardıda, Sarı Kamışda neden yoktu? (odaya  korkuyla karışık mütiş bir sesizlik hakimdi. Tehtitkar bakışla ve tavırla kıpırdmalarına dahi fırsat vermedim)

 Beni, son sözüm bitene kadar dinleyin, yanlış bulanlar da def olup gitsin!

Bakın arkadaşlar bu hayvan,bir saatdır konuştu. Konuşmalarında dini motifleri kullanarak da sizi teslim aldı. Sizin anlamayacağınız şekilde de kendilerini Sahabe ve Osmanlının da üzerine çıkardı. Son sözleriyle de Resulullaha,Türk Milletine ve Mustafa Kemal’e de hakaret etti. (Havan, yanlış anlaşıldığını söylemeye çalışıyordu, susturdum!)

Arkadaşlar; Gayret,çaba,emek,araç-gereç,strateji, idare ve sevk olmada başarılı olunamaz.Bunlar olmada Allahın da Resulullahın da yardımı olmaz.

Çanakkalede Mustafa Kemel gibi akıllı bir komutan vardı. Bu komutanın,
komutasında savaş kazanıldı.Başarı Milletimizin evlatlarına ve komutanı M.Kemal’e aidtir.
Sarı Kamışda da iyi niyetli ama gerçeklerle değil, hayalleriyle hareket eden bir hayalperes Enver Paşa vardı. Orada yenilgi yok doğal şartların elverişsizliği var.

Kazanımların yanına,kazananı koyarak gerçekci bir değerlendirme yapmazsak, kaybettiklerimizi nasıl izah ederiz?!

Bu sakat mantıkla yapılacak bir değerlendirmede ;İslam dünyasının içinde bulunduğu durumla,Hıristiyan dünyasının içinde bulunduğu durum, mukayese edildiğinde, Resulullahın, Hıristiyanların yanında olduğu da söylenemez mi?!

Böyle salakca bir anlayış, İslami bir yaklaşım olabilir mi? Karar sizin!

Şimdi, şu HİV virüslü devşirmenin peşinde gidecekler, gitsin...Kalanlarla ben sohbete devam ederim.

Devşirme ve 4 kişi kalkdı. Bunlardan üçü  geri geldi. Bu geri gelenlerden ikisi uzun süredir bunların içindeymiş, biri de iş adamı, o da yükek bir meblag yardım sözü vermiş.

Bu arkadaşlara,bu oluşumun-Milletimiz ve İslam adına- samimiyetsiz,sahtekar ve takkiyeci bir anlayışı olduğunu anlattım.Onlar da ikna oldular.

Milletimizin  evlatlarını bu HİV virüslerine karşı uyanık tutmak, sağlıklı bir toplum olmamızın da,Allah, Resulullah ve Kuran’a doğrudan bağlılığın da bir gereğidir.

Allahla Kul arasında,aracılık rolünü, Hıristiyanlıkda Papazlar üslenmişdir.
Müslümanların Papaza ihtiyacı var mı?!
   
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Gök Türk Beyi
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 7.529


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #2 : 07 Eylül 2013, 01:34:33 »

BU HİV’lerin GERÇEK YÜZÜ ! 
 
 Zaman gazetesinden Alıntı,

Etyen Mahcupyan’ın   (zırvası)

Türkler

Hrant'la birlikte Avrupa'daki Ermeni diyasporasının karşısına epeyce çok çıkmıştık son dönemde. Tartışmalar döner dolaşır hep aynı noktada yoğunlaşırdı. Soru Türklerin değişebilip değişemeyeceğiydi….Diyasporadakiler Türklerin değişemeyeceğini, uygarlığın getirdiği tüm yeniliklere karşın, onların ötekini kabullenemeyen özlerinin hep orada olduğunu söylerlerdi. Biz ise 'Türkler' diye bir kategoriden söz etmenin yanlış olduğunu, son dönemde Türkiye'de her kesimde önemli bir değişim dinamiğinin yaşandığını, artık geçmişe ve ötekine farklı biçimlerde de bakıldığını, toplumun kandırılmaktan bıktığını örnekleriyle anlatırdık. Sonuçta karşımızdaki grubun büyük çoğunluğunun bizim fikrimize geldiğini, Türklerle ilişkide normalleşmenin bizzat Ermeni kimliğinde bir normalleşme ürettiğini gözlemler, kendimizden memnun otelimize dönerdik. Yolda hemen her zaman sevinçli, hatta coşkulu olduğumuzu hatırlıyorum.
 Sanki adım adım köhnemiş kilitleri açıyormuşuz, bir toplumu ve kültürü açık havaya, özgürlüğe taşıyormuşuz gibi bir duygumuz olurdu. İyimserliğimiz bir gün bile azalmadı... Sonunu gördüğümüz hayırlı bir yolda ilerlemekte olduğumuza ilişkin güçlü bir kanaatimiz vardı...

Oysa Türklere ilişkin bu 'değişmezlik' kanısı hiç de yabancı olduğumuz bir görüş sayılmazdı. Çocukluğumdan beri ve özellikle siyaset yazmaya başladığımdan bu yana babam sık sık geçmiş örneklere dönerek fazla kendimi yıpratmamamı, çünkü 'bu Türklerin değişmeyeceğini' konuşmasının bir yerine iliştirirdi. Kendi babası da ona hep bunu söylemiş ve nihayette haklı çıkmıştı...

Anlaşılan her Ermeni nesli geleceğin artık eskisi gibi olmayacağı kanaatiyle kendini bir süre avutuyor, sonra da Türklerin değişmeyen özüyle karşı karşıya geliyordu.

 Ama Hrant'la ben bu telkinlerin üzerinde durmaz, kendimizi ikna ettiğimiz bir umut çizgisi üzerinde yolumuza devam ederdik. Şimdi düşünüyorum da demek ki henüz gençmişiz... Babamın çoktan öğrenmiş olduğunu bilecek yaşta değilmişiz... Hrant'ın gidişi Türklerin bize 'artık kendinizi kandırmayın' demesidir belki de. Bugün sokaklarda Hrant için biriken insanlara bakarak değişimi görsem, 'benim Türklerim işte bunlar' desem de, acaba o Türk'ten içerü değişmeyen başka bir Türk mü var, diye sorgulamadan edemiyorum. Bu farkındalık içimi burkuyor... Benim 'Türk' dediğim insanların hayatımı, günümü, fikirlerimi, iç dünyamı paylaştığım can yoldaşlarım olduğunu nasıl es geçebilirim? Ama eninde sonunda diğer 'Türk'ün ortaya çıkıp her şeye damgasını vurduğu gerçeğini de nasıl görmezden gelebilirim? Bugün artık mesele 'Ermeni sorunu', 'soykırım' falan değil... Artık bu iki Türk'ün arasındaki esas meseleyi yaşıyoruz... Ermeniler olarak yarını hangi Türk'ün belirleyeceğini merak ediyoruz. Ve gönlümüz bir güvercin tedirginliği içinde bizim can yoldaşlarımızın bu insanlık sınavından yüz akıyla çıkmasını diliyor... Hrant'ı hazmedemeyen, onun varlığına bile tahammül edemeyen öteki Türk'ün cinayete uzanan elini tutacak, onu anlayacak halimiz yok. Katil henüz reşit değilmiş... Hrant olsa "tam da bu işte" derdi, "Türkler reşit mi ki?" Olgunlaşması engellenmiş bir toplumda yaşadığımızın farkındaydık zaten, ama belki şu soruyu da sorma zamanı geldi: Yoksa kendi kimlik sorununu ötekine yönelen bir şiddet eylemine dönüştürerek ayinleştiren, bu işler için 'yaşı küçültülmüş' bir toplum mu bu? Benim Türklerimin önündeki mesele artık açık... Toplu patolojiye doğru hızla kaydırılmak istenen toplumun intiharını engellemek, herkesin kendisini 'insan' hissedeceği bir var olma halini ortaya koymak... Türkler değişebilir tabii ama öteki Türkleri değiştirebilirler mi, gerçekten de söylemek zor. Ama niye olmasın?.. Hrant olsa benim bu kuşkuculuğuma karşı çıkar, "onlar da insan değil mi.... hayret bişey" derdi...

                                   *Yazının orjinali için bakınız*

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=490871



Evet Türk Evladı; bu yazıyı gazetesinde yayınlatanların Dini ve Milliyeti hakkında kararını sen ver!..Kime yardım ettiğini de bil !!!


                                       *

-Ben bu yazıyı gazetede okuduğum  günün akşamı,onların yayın merkezlerini arayarak (internet üzerinde) kendilerini protesto ettim.Kendilerinde sert tepki alınca da,çok daha sert tepki gösterdim.Benim ikamet ettiğim şehre çok yakın olan bir yerde bunların –eğitim merkezi!- adı altında faliyet gösterdikleri bir  dernekleri var.Gazete yetkilileriyle yazışmamda bu merkezin adını ve adresini de vererek, bu merkezi ziyaret edeceğimi! de söyledim!

Yazışmalar sertleşmeden,restleşmeye kadar vardı.Ben bilgisayarımı kapattım ve Antakyada ki evime gittim.Tüm bu anın yaşanmasında geçen süre iki saat ancak olkuşdu.evde  oturuyodum…kapı  çaldı iki kişilerdi

Kimdi bu gelenler?
Bu malum gazetenin Antakya merkezde ki  derneklerine  haber vermiş.Benimle, kendileri arasında geçen yazışmaları onlara anlatmış! Onlar da beni tanıdıklarında,bu derneğin ağbeyi İsmail adlı, “dereceli biraderle„ bu malum oluşumun içinde aktif  ve sadık bir toplayıcı olan Hasan T. adlı kişiydi gelenler.(Hasan T. yakinen tanıdığım biriydi)

Hasan T.(toplayıcı) bu yazıyı çok çirkin ve kabul edilemez buluyordu,ama kabulleniyordu! İsmail adlı “dereceli- birader„de ; -Bunda da bir keramet vardır- diyordu!...

Türk Milletine hakaretle dolu bir yazıda, nasıl bir keramat olur?!..Bu yazıda keramet vardır diyenler ve derecli biraderler sanırım, mahremlerinin üzerinde,kendi mensuplarından birini görseler! -bunda da bir keramet var-  deyip,kapıyı kapatıp giderler!..


Tanrı Türkü bunlar gibi müslümanların ellerine bırakmasın, şimdi iktidarda olanlarda bunların aynılarıdır, malumun ayinesi.

Tanrı Türkü korusun

NE MUTLU TÜRK DOĞANA!

  turkcuturanci.com
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Doyranlı
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 30



« Yanıtla #3 : 03 Aralık 2013, 21:44:09 »

Elinize sağlık ....
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Hun Türk
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 473



« Yanıtla #4 : 04 Aralık 2013, 04:15:02 »

Bide bunlar kelime şahadet getirirken muhammedi söylemezler diye hatırlıyorum.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Dertli Ozan
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 6


« Yanıtla #5 : 04 Aralık 2013, 15:05:18 »

F. Gülen dönme bir ermenidir. Türk Düşmanı organizasyonların en güçlüsünün de yıllardır liderliğini yapıyor. Ne yazık ki kendisi, Türk devletinde yıllarca barındı ve insanların inançlarından faydalanıp yaptığı duygu sömürüsüyle, din istismarı ile bugünkü konumuna geldi.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Gök Türk Beyi
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 7.529


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #6 : 20 Aralık 2014, 21:41:53 »

Her zaman dediğimiz gibi asıl virüs Fettullahtır da bu makalemizi okuyanın olduğunu da hiç zannetmiyorum!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Gök Türk Beyi
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 7.529


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #7 : 13 Haziran 2015, 11:23:56 »

Tayyibin ,ç,m,zde ki bu virüsleri temizlemesi için bir dönem daha iktidarda kalmasını isterdim çünkü virüs virüsü çok iyi tanıyor!
Bize kalırsa bunları devletin kodrosundan temizlememiz asırlar alır!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 3.681


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #8 : 25 Temmuz 2016, 17:30:39 »

Biz Fetocuların ne virus olduklarını yıllar önçe söylemişdik.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Börü:Tegin
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.955



« Yanıtla #9 : 25 Temmuz 2016, 17:48:38 »

Biz Fetocuların ne virus olduklarını yıllar önçe söylemişdik.

 Ama onlar 'hoca efendi' demeye devam ettiler. Buna rağmen şu anda mağdur edebiyatı oynayabiliyorlar.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

TÜRK:KANI:KURUMASIN:
TURAN:TUGU:YIKILMASIN:
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.078 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.