Fethullah Gülen Dosyası
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 02 Haziran 2020, 01:52:17


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: Fethullah Gülen Dosyası  (Okunma Sayısı 6443 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Kam - Şaman
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 217


Bozkurt


« : 15 Haziran 2011, 10:51:39 »

Sevgili dostlar;

Bugünkü konumuz Fethullah Gülen. Kendisinin kara kaplı defterini açıp, içinde ne var ne yoksa bir bir ortaya dökelim de, piyasada yazılmayan, iç yüzünü, masallarını, efsaneleri bir bir ortaya döküp ne menem bir adam olduğunu hep beraber görelim.

Fethullah, 1938 yılında, Erzurum’un Hasankale (Pasinler) ilçesi, Korucuk köyünde doğmuş. Kendisi adeta Süpermen olan bu adam, 4 yaşında Kur’an-ı hatim edivermiş Gülümseme Görüyorsunuz değil mi? Ne kadar zeki, muhterem bir adam, yaşıtları daha düzgün konuşamazken bizim Süpermen annesinin üstün çabalarıyla çok kısa zamanda hatim yapmış! Ne diyelim kıskananlar çatlasın Gülümseme Sonra bizim Fethullah ilkokula başlamış ve 3. Sınıftan terk etmiş. Daha sonra dışarıdan vermiş.

On yaşına geldiğindeyse babası ona hafızlık bile yaptırmış, vah onu dinleyen cemaatin haline Gülümseme 14 yaşında ise ilk vaazını Alvarlı köyünde vermiş ve nihayetinde 1957 yılında yani 19 yaşındayken risale-i nur ile tanışmış ve ardından hiç bırakmamış. 1962 yılında, İskenderun’da askerlik görevini yaparken camilerde vaaz veriyor ve bu vaazları yüzünden kendisi hakkında Cumhuriyet aleyhinde konuşmak, halkı galeyana getirmek ve dini nitelikli devrim yapmaya çalışmak suçu ile dava açılıyor. Sonra nasıl oluyorsa bu suçtan dolayı paçasını kurtarıyor. Ardından 1971’de tekrar tutuklanıyor ve 7 ay cezaevinde tutuklu kalıyor.

İlginçtir ki 12 Eylül darbesinden bir hafta sonra Turgut Özal ile Bostancı’da vaaz verdiği caminin imam odasında özel olarak görüşüyor. Bu durum, Özal’ın federasyonu dillendirmesi ve ülkeyi bölme planları hatırlandığında oldukça manidar gözükmektedir.  Özal, Irak işgali konusunda Amerika ya tam destek olması ve Fethullah’ın da ona tam destek olduğunu da hatırlatmakta fayda var. Saddam, İsrail’e karşı savaşırken Fetullah’ın “İsrailli bebeklere ağlıyorum” diyordu. 1992 yılında da Amerika’da yolları yine birleşmişti. Dallas’ta bulunan Methodist Üniversitesinin hastanesinde ameliyat olan Özal’ı ziyaret etti. İlginçtir ki bu üniversite 2007 yılında Türk – Ermeni Diyalog konferansı da düzenlemişti! Tabi bu diyaloğun ardında kimlerin olduğunu tahmin etmek pek de zor olmasa gerek Gülümseme

Fethullah, 1994 senesinde ise dönemin başbakanı Tansu Çiller ile görüştü. Türkiye tarihinde ilk defa bir başbakan, cemaat lideri ile görüşüyordu. Çiller, Terörle Mücadele Yasası için destek istiyordu, tabi Fethullah’da bunun için bazı dini konularda özgürlük istiyordu, tabi bunun ne anlama geldiğini biliyoruz, ülkemizde insanların dinlerini yaşaması gibi bir sorun olmadığından kalbinde yaşattığı nifak tohumu için bir bölme ayrıcalığı elde etmeye çalıştığı açıktı. Bu görüşme popülaritesini de artırmıştı. Nuriye Akman, Ertuğrul Özkök gibi gazetecilerle röportajlar yaptı. 1995 senesinde ise bir zamanlar “umudumuz Karaoğlan” diye methiyeler düzülmüş Ecevit ile görüştü ve Ecevit’te kendisinin dümen suyuna girenlerden oluverdi. Daha sonra CHP’den Hikmet Çetin ile görüştü. En acı olanı da Türk Ocaklarının 26 Mayıs 1995’te Nihal ATSIZ beğin adı ile anılan ödülü vermeleriydi sanırım. Yine 3 Temmuz’da Reha Muhtar’ın konuğu olarak Ateş Hattı programına katıldı. Meclis başkanı Hüsamettin Cindoruk, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, Refah Partisi Grup Başkanvekili Oğuzhan Asiltürk , Muhsin Yazıcıoğlu, Aplarslan Türkeş gibi siyasilerle de görüştü ve spor camiasındaki devşirme yavrusu Hakan Şükür’ün nikâhına katıldı. Görüldüğü gibi 1994 – 1995 onun için çok uğurlu bir tarih oldu, birden her yerde konuşulur oldu.

İzlediği çizgi ile dinci kesim içerisinde bile tepki ile karşılanan Gülen ile araları açıldı. Bu açılmadan faydalanmak isteyen hemen her siyasi leş kargası gibi başına üşüşüp ondan pay almak istediler. Ne de olsa artık onu bir güç, bir merkez olarak görüyorlardı. Bu olaylar olurken Ordumuz da boş durmamış, içine sızmış bu hain oluşumdan olduğu tespit edilen 210 kişilik F tipi örgüt elemanı olan subay ve astsubay ihraç edilmişti. Bunun üzerine Askerin hükümete muhtıra vereceği söylentisi fısıltı gazetesi yoluyla yayıldı ve bir gerilim ortamı sağlamaya çalıştı. Tabi sonra bu söylemlerinde çark edip her zamanki gibi kıvırma üslubu ile işleri kendi istediği yöne çekti. 1996 yılında CHP eski genel sekreteri olan Kasım Gülek’in vasiyeti üzerine cenaze namazını kıldırdı! O meşhur diyalog olayını da 1996 da patrik Bartholomeos ile başlattılar. Bu patriğin yediği naneleri bilmeyen var mıdır? Bunun ardında dini bir samimiyet olduğuna inanmak mümkün müdür? Bunu vicdanlarınızın muhasebe terazisine bırakıyorum! 1997’de ise kendisinin Mason olduğu bilinen Süleyman Demirel’e ödül verdi. Uzantısı olan Gazeteciler ve Yazarlar vakfı aracılığı ile verilen bu ödülde Demirel’de kendisinin dümen suyuna girdiğini güzelce beyan etmişti.

1996 yılında Asya Finans’ı kurdu. Hani şu faizsiz çalıştığını iddia eden sistem var ya, işte o. Tabi azıcık ekonomiden anlayan herkesin bunu dindar geçinen cahil kesimin kandırılması için kullanılan bir aracı olduğunu görebiliyordu. 1997 de Amerika’ya gitti, tabi yine hastalık bahanesiyle. Sonra burada bir Yahudi örgütü olan ADL (Anti Defamation League - İftira ve Karalama ile Mücadele Birliği) Başkanı Abraham Foxman ile iletişime geçti. Foxman aracılığı ile Papa 2. Paul’ün sağ kolu Kardinal John O’Conner ile görüştü.

Burada ADL ile ilgili bir parantez açmak istiyorum. ADL, B’nai B’rith (Ahitin Çocukları) tarafından 1913 yılında Yahudileri savunmak ve anti semitistleri sindirmek maksadı ile kuruldu. Bu örgüt aynı zamanda 2005 yılında başbakan RTE’a da cesaret ödülü veren örgüttür. ADL’yi iyi anlamak için ardındaki gücü anlamak gerekiyor. Şimdi kısaca B’nai B’rith’ i açalım;

B’nai B’rith, Mason ve Yahudi örgütler içerisindeki en ayrıcalıklı olan örgüttür. Sadece Yahudileri üye olarak kabul eder ve Siyonizm’i savunurlar. 1843 yılında kuruldu. Sovyet komünizminin çökmesinde özel bir rol oynadı, Moskova, Sofya, Leningrad ve Varşova’da gizli operasyonlar yaptıkları 1990’da komünizm çökünce tespit edildi. Amerikan iç savaşında Güneyli, Kölecilik taraftarı Konfedarasyon ordusunun yanında yer aldı. Abraham Lincoln’ü öldüren suikastçi de bu örgüte mensuptur.  İşte bu örgüt ADL’yi kurmuştur.

ADL’ye geri dönecek olursak bu konuda Amerikan EIR (Executive Intelligence Review) grubunun yazdığı 'The Ugly Druth About the ADL' (ADL Hakkındaki Çirkin Gerçek) adlı kitapta kanıtlarıyla anlatılmaktadır. Kitapta şöyle denmektedir;

ADL'nin kuruluş nedeni 'Yahudileri aşağılanmaktan kurtarmak, Yahudi düşmanlarıyla savaşmak olarak gösterilir'. Ama ABD'de, tam bir düşünceleri yönlendirici ve belirleyici polis görevi görür. Örgüt en küçük bir eleştiriyi bile Yahudi düşmanlığı, Hitlercilik olarak suçlayıp, eleştiriyi yapanı ABD'de yaşayamaz duruma getirir. Yahudileri eleştirenler, ADL'nin denetimindeki ABD medyası tarafından, ya homoseksüellik ya eroinman ya da psikopat olarak suçlanıp sokağa çıkamaz duruma getirilirler. Eğer eleştirici uslanmaz ise, o zaman ADL ile eşgüdümlü çalışan JDL (Jevvish Defense Leaguelik - Yahudi Savunma Birliği)'ye havale edilir. JDL silahlı terörist bir örgüttür. ABD'de kurulmuş 'Liberty Lobby' (Bağımsızlık Lobisi) adlı bir kuruluş, yayınladığı 'Whit Paper on the ADL' adlı kitapta, ADL'nin ve JDL'nin Mossad ile ilişkisi kanıtlarıyla gösterilir. 8 Nisan 1993'de California eyalet polisleri ADL'nin Los Angeles ve San Francisco şubelerine bir baskın düzenleyerek, belgelerine el koydu. Savcılık 800 sayfalık bir soruşturma raporunu medyaya dağıttı. ABD medyası gizli bir merkezden buyruk almışlar gibi bu soruşturma haberini yayınlamadı; rapora göre, bu iki şube yüz siyasal kuruluşla on bin insanı yasadışı bir biçimde fişlemiş, haklarında gizli dosyalar tutmuştur. Bu bilgilerin büyük bir bölümü de CIA ve FBI' dan alınmıştır; bu iş için, bu iki kuruluş çalışanlarına, yüklü miktarlarda rüşvetler dağıtılmıştır.

İşte Fethullah efendi kurduğu bu ilişkiler sonucunda 1997 yılı Kasım ayında Vatikan'ın İstanbul temsilcisi Georges Marovitch, Kadim Süryani Katolik Cemaati Metropoliti Yusuf Çetin, Süryani Katolik Patrik Vekili Yusuf Sağ ve Kadim Süryani Cemaati Piskoposu Samuel Akdemir ile görüşmeler yaptı. 1998 yılı Ocak ayında Ramazan ayı’nda Alarko grubunun iftarına katılmış ve Ramazan Bayramında Papa 2. John Paul kendisine özel bir bayram mesajı da göndermeyi unutmamıştı. Ne de olsa artık kankaydılar Gülümseme Vatikan’a gitmeden devşirdiği siyasilerden Ecevit beyle de özel bir görüşme yaptı. Kendisi 1998 yılında Taha Akyol ile yaptığı röportaj’da diyalogları ile ilgili Ecevit beyinde bilgisi dahilinde olduğunu söylüyordu;

“Bir husus kaldı zannediyorum. Yaptığımız bu şeyden devletin haberi vardı. Amerika'da bulunduğumuz zaman sayın hariciye vekilimiz İsmail Cem Bey'le arkadaşımız görüştü. Böyle bir sürecin başladığını söyledi. O da böyle bir şeyi istihsan etmişlerdi, güzel görmüşlerdi. Hatta kardinalle görüşme bu mesele için ilk adım olarak sayılıyordu. Vatikan tarafından davet edildikten sonra da gitmeden bir iki gün evvel Sayın Ecevit ile görüştük. İstanbul'daki evine gitmiştik. Kendileri önümüzdeki günlerde Vatikan'a gideceksiniz dedi. Dinler arası diyalog adına daha doğrusu değişik din müntesiplerinin diyalogu adına iyi bir şey olacağına inanıyorum dedim. O da çok isabetli olur dedi. Bu açıdan devletin üst kademesindeki yetkililer bu meseleyi biliyorlardı.”

ADL ile kurulan ilişkiler sonucunda ne tür emeller beslediği ortadadır. ADL çalışma sistemine bakıldığında Cumhuriyet düşmanı olduğu açıkça ortaya çıkmıştı. Samimi bir dindarın ADL gibi bir grupla işbirliğine girmesi zaten mantıklı da değildi. 1999 yılındaki tele kulak skandallarına da adının bulaşması boşunda değildi aslında, bu tamda ADL’nin çalışma prensiplerine uygun gözüküyordu. Dinleme skandalında adının geçmesinin sebebi dönemin İstihbarat Daire Başkanı olan Ramazan Akyürek’in Fethullahçı olmasından kaynaklanıyordu. Fethullahçı olduğu bilgisini ise İstanbul Valisi Erol Çakır veriyordu. Bugün Ergenekon operasyonunda internet ortamına sızdırılan konuşmalara takılan kişilerin dinlemesi skandalıydı zaten patlayan, o günlerin intikamını almak istiyorlardı. Anayasa Mahkemesi Başkan Vekilliği yapmış olan Osman Paksüt’ü de dinlemişlerdi. Bakan Beşir Atalay dinleme ile ilgili belge yok desede dönemin Organize Suçlar Müdür Adil Serdar Saçan’ın, DGM Baş Savcısı Aykut Cengiz Engin’e yazdığı resmi belgenin 7 yıl saklandığı ve içişleri resmi kayıtlarında bulunduğu dikkatlerden kaçmamıştır. Ardından da medyada boy gösteren Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı kasetleri, Orduyu ve Emniyet Teşkilatını ele geçirmek için gerekirse Türbanlarını, sarıklarını bir kenara bırakıp, tıraş olup, Cumhuriyet taraftarı gözükmeleri gerektiği nasihatını verdiği kasetler kimyasını bozmuş, türlü kıvırma yöntemlerine girmişti.

2000 yılında Harran’da, kendi uzantısı olan Gazeteci ve Yazarlar Vakfı tarafından İbrahim-i Dinler sempozyumunu yaptırdı. Bu ADL’nin başlattığı bir yapıydı. Yahudilik karşıtlarını sindirilmesi için, kendilerini sempatik göstermek adına bu tarz oluşumlara tam destek veriyorlardı. Nihayet Temmuz ayında 2 numaralı DGM Savcısı Yüksel tutuklanmasını istemişti. 11 Ağustos 2000 yılında Hâkim Hüseyin Eken tarafında hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarıldı. Fakat 28 Ağustos’ta İstanbul 2 numaralı DGM tarafından bu karar kaldırıldı. 16 Eylül’de Ankara 2 numaralı DGM mahkemesinde “Laik devlet yapısını değiştirerek yerine dini kurallara dayalı bir devlet kurmak amacıyla yasadışı örgüt kurup, bu amaç doğrultusunda faaliyetlerde bulunduğu' gerekçesiyle hakkında 10 yıla kadar ağır hapis cezası talebiyle” duruşmalara başlandı. Bu duruşmaların başlaması ile de bizim Fethullah ortalıktan sıvışıverdi! Tabi bahane hazırdı, yine hastalanmıştı ve tedavi için gitmişti Amerikaya Gülümseme 10 Mart 2003 tarihinde ''Anayasal sistemi değiştirerek yerine İslamî esaslara dayalı devlet kurmak amacıyla yasadışı örgüt kurup, bu amaç doğrultusunda faaliyetlerde bulunduğu'' iddiasıyla 10 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davanın kesin hükme bağlanması, 4616 sayılı şartla salıverilmeye, dava ve cezaların ertelenmesine dair kanun uyarınca ertelendi. Yani Fethullah’ın mankurtlarının iddia ettiğinin aksine bu konuda hüküm giydi ve suçlu bulundu! Tabi kaçtığı için gerekli işlemler yapılamadı.

Kendisi tarafından kaleme alınan “Hoşgörü ve Diyalog” kitabı da bizzat ADL’nin kendine sipariş ettiği bir çalışmadır. Mankurtlar hocalarının Din-i İslamiyet ve Türk Devleti için çalıştığını öne sürse de esasında 95 ülkede faaliyet yürütebilen ve milli olan bir gücün varlığına, o ülkelere egemen olan AB-D’nin izin vereceğini düşünmek biraz aptallık olurdu! STV’nin çeşitli ülkelerde Türkçe konuşan çocukları ön plana çıkarmasına karşın esasında bu çocuklar İngilizceyi çok iyi derecede öğreniyorlar fakat Türkçeyi göz boyamak için belli bir oranda öğretiyorlardı, aksi halde nasıl kandırabilirdi ki?

Azerbaycan’da Yeniçağ Gazetesi Kurucusu ve Başyazarı olan Akil ALESKER beğ’de bu zararlı oluşumun yapısını aktarmaktadır. Kendisinin tespitlerine göre Özal’ın yardımları ile Azerbaycan’a giren Fethullah cemaati orada ciddi bir yapılanma ve ticaret dünyasını ele almış ve Ermenilere destek olduğunun altını çiziyor ve Süleyman Demirel ile Tansu Çiller’in de büyük destekler verdiğinin altını çiziyor. Esasında ADL’de Ermeni soykırımını ilk tanıyan oluşumların başında geliyor. Yani mankurtların vatanperver gösterdiği hoca efendileri aslında Ermenilerin ellerini sıkıyor ve onların faydasına çalışıyordu.

Son marifeti ise Ergenekon davasında görüldü. İnternete sızdırılan ses kayıtları, darbe günlükleri vb… belgeler tamamen Fethullahçı örgütten sızdırıldı. Orduyu, Cumhuriyet rejimini yıpratmak için ellerinden gelenin ardına koymadılar. ABD’nin Utah eyaletinde Fethullah’ın gizli kalmış elemanları sürekli bunları servis etmektedir. Sanıklar hakkında yapılanların haksız olduğunu ve mağdur edildiklerini yukarıda da adı geçen Cumhuriyet Savcısı Aykut Cengin Engin dile getirmiştir. Deniz feneri gibi kökü derine ve siyasilere uzanan yolsuzluklar gizlilik kararı alınarak hasır altı edilirken bu vatan uğruna çalışan değerli Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları her fırsatta yıpratılmaya çalışılmıştır. Gerçekliğe dayanmayan, hayal dünyasında yaşayan, PKKlı teröristlerinde aralarında bulunduğu hainlerin iddiasına dayanarak ruhsal ve fiziksel işkence yapılmaktadır. Paşalarımızın sağlık durumların malumken, bu organizasyonu tezgâhlayanlar gününü gün etmektedir.

İnsanların artık uyanma ve bu zararlı oluşumu içlerinden söküp atmak zamanı gelip çatmıştır. Milli düşmanımız olan bu F Tipi örgüt acilen tasfiye edilmeli ve en derinlere kadar tüm kökleri koparılmalıdır. Yazıma burada son veriyorum ama kendisi ile ilgili yazacaklarım burada son bulmayacaktır. Bu bölümde sadece tarihi hakkında bilgiler verdik, ileride daha da derin ilişkileri hakkında detaylı bilgileri de sunacağım.

15 Nisan 2009
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk'ün yüreği çelikten kuvvetli, aklı kılıçtan kesindir. Türk orman gibi sessizdir fakat öfkesi ateş gibi yakıcıdır. Türk dağ gibi ağır ve sarsılmazdır fakat saldırışında rüzgâr gibi hızlıdır! Yeryüzünde Türk'ün bir eşi daha görülmemiştir...
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 15 Haziran 2011, 11:09:15 »

Ben içinde bu kadar çok hain barındıran başka bir ülke daha tanımadım. "Bu yazıdan anladığun bu mu?" derseniz? evet bu yazıdan anladığım bu. Köministi, dincisi, cemaatçisi, liberalisti, kapitalisti, hümanisti tek bir şey için çalışıyor. Anadoluda TÜRK ırkını yok etmek.Aslında bu sevinilecek bir durum. Tüm dünya, tüm görüşleri ile birleşmiş Türk'ü yok etmeye vermiş tüm çabasını. Geri zekalılar sürüsü. 5000 yıldır yokedemediniz. Hala tarihten ders almadınız mı?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Karagerey
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 1.863



« Yanıtla #2 : 15 Haziran 2011, 11:11:49 »

İmamın ordusu kitabından bazı kesimler koysak bir sakıncası olurmu acaba.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
YigitKam
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 15 Haziran 2011, 12:42:58 »

Bu Otağda sakınca veya çekince veya korku yok kandaşım, Türk'e göre Türkçü olarak ne biliyorsanız gönül rahatlığı ile serbestçe yapabilirsiniz, sorumluluk bize ait.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Karagerey
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 1.863



« Yanıtla #4 : 15 Haziran 2011, 12:54:04 »

Tamam kandaşım .Otağa zarar gelmesin diye sordum.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 18 Haziran 2011, 01:51:16 »

                      RUSYA'DA YÜKSEK MAHKEME, TARİKATIN BÜTÜN FAALİYETLERİNİ YASAKLADI

 Rusya'dan Fethullah Gülen'e ağır darbe! Rusya Yüksek Mahkemesi, Fethullah Gülen tarikatının bütün faliyetlerini yasakladı. Yüksek Mahkeme, Gülen okullarının kapatılmasına karar verdi. Rusya'nın önde gelen kuruluşlarından Yakın Doğu Enstitüsü de Gülen örgütünün CIA'nın paravanı olduğunu belirtti. Rusya'da, Fethullah Gülen cemaatine bağlı grupların faaliyetleriyle ilgili davadan yasaklama kararı çıktı.

Rusya Yüksek Mahkemesi, başsavcılığın talebi doğrultusunda Gülen cemaatini, "aşırı örgüt" kapsamında değerlendirdi ve faaliyette bulunmasını yasakladı. Mahkemede "Uluslararası dini örgütlenme" olarak bahsedilen Gülen hareketinin, geçen yıl kitapları yasaklanan Saidi Nursi'nin fikirlerini savunduğu ifade edildi. Rusya'da faaliyet gösteren ve Gülen cemaatiyle bağlantılı olan çok sayıda okul da, dini propaganda yaptıkları gerekçesiyle kapatıldı. Yüksek mahkemenin kararının ardından Gülen örgütünün bütün okullarının kapatılması bekleniyor. Rusya'nın önde gelen düşünce kuruluşlarından Yakın Doğu Enstitüsü de Gülen Cemaati'ne ilişkin bir rapor yayımladı. Enstitü'nün uzmanlarından Şeglovin; Fettulah Gülen'in CIA ajanı olduğunu belirtti. Şeglovin; Fettullah örgütünün CIA'nın dünya çapında kullandığı paravanı olduğunu söyledi. Yakın Doğu uzmanı; örgüt faaliyetlerinin temel merkezlerinin Afganistan, Afrika ve Orta Asya olduğunu ifade etti.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : 18 Haziran 2011, 01:58:14 »

Benim gözlemlediğim, ABD işi bittikten sonra ilk önce o iş için kullandığı işbirlikçisini yokediyor. Bunun en yakın örneği Usame Bin Ladin. Bakalım Geri zekalı fetoş'a ne zaman sıra gelecek?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kam - Şaman
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 217


Bozkurt


« Yanıtla #7 : 18 Haziran 2011, 02:23:38 »

Aslında buna yok etmek denemez kanımca, sadece şekil değiştiriyorlar. Muhtemelen Usame şimdi Hawai sahillerinde güneşleniyordur Gülümseme Çar Nikola geldi birden aklıma, onun da katledildiği söylenmişti ama sonra İngiltere tarafından Lenin ile anlaşıldığı ve Rusya'dan kaçırıldığını öğrendik. Bunların hikâyesini de bizim çocuklarımız öğrenir artık Gülümseme
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk'ün yüreği çelikten kuvvetli, aklı kılıçtan kesindir. Türk orman gibi sessizdir fakat öfkesi ateş gibi yakıcıdır. Türk dağ gibi ağır ve sarsılmazdır fakat saldırışında rüzgâr gibi hızlıdır! Yeryüzünde Türk'ün bir eşi daha görülmemiştir...
Hun_Kurt
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 952


TANRI DAĞLARI TIEN SAN


« Yanıtla #8 : 18 Haziran 2011, 04:22:18 »

 Bu adam hakkinda senelerden beri yazilip ciziliyor sonunda efsane oldu cikti. En iyide Ergün Poyraz anlatiyor bu Türk varliginin amansiz düsmanini. Kimler desteklemedi bunu. Bir video cekiminde Türkesin buna nasil yalakalik yaptigi,fetosun ise Türkesi adam yerine koymayip tepeden baktigi bariz sekilde görülüyor. Bu haine en iyi tepkiyi Bahceli gösterdi . Aslinda Bahceli fetosun sahsinda israili abd´yi mossadi cia´yi hepsini karsisina aldi. Bahceli bilmiyormu bunun kimlerin masasi oldugunu ? Rusya gibi güclü devletler fetosa müdahale eder,buna karsilik,büyük bir islam düsmanligi kimligi barindiran almanya fetosa dokunamaz,her türlü örgütlenme kolayligini gösterir. Diger yandan sürekli milli görüsün derneklerini özel timleri ile baskinlara tabii tutar. Bir seferde fetosun dialog dernegini bassalar ya ? Iste o zaman amerika adami dogduguna pisman eder. Hastalik belli teshis belli ,yapilmasi gereken operasyunu yapmak icin daha ne bekliyoruz. Türkcülük iyi kötü örgütlenme asamasini tamamladi. Bundan sonra eylem asamasini icra etmek asli görevimiz olmali diye dusunuyorum. Türkcüler nasilsa herhangi bir kurulusa bagimli olmadiklari icin sorumluluklarida söz konusu degil. Bozkurtlar tez zamanda bir taarruz stratejisi planini harekete gecirmek zorundalar. Aksi durumda leylegin yaptigi gibi ömrümüzün lak lakla gececeginden korkarim. Irkim icin gebermeye hazirim. Öldürmeden ölürsem Gök Girsin Kizil ciksin.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

T A R K A N
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 181



Site
« Yanıtla #9 : 18 Haziran 2011, 07:22:11 »

Benim gözlemlediğim, ABD işi bittikten sonra ilk önce o iş için kullandığı işbirlikçisini yokediyor. Bunun en yakın örneği Usame Bin Ladin. Bakalım Geri zekalı fetoş'a ne zaman sıra gelecek?

Ladin'in ABD ajanı olup olmadığı bir muammadır bana göre..Ladin'in yaşayıp yaşamadığı da muammadır..Yani ABD'nin ''kendisinin öldürdüğünü'' ilan ettiği adamın kim olduğu da belirsiz..Zira birsürü çelişki açıklandı yapılan operasyon ile ilgili..Yani ABD'nin yapmayacağı iş değil bunlar..Kendi imajını kurtarmak için dünyaya böyle küresel bir yalanı yutturmak durumunda kalmış olabilir..Zira yapılan operasyon ile alakalı birçok çelişki yumağı ve cevaplanmamış soru var..

Ladin'i her ne kadar sevmesek de, Ladin ''ABD'nin aslında kağıttan kaplan olduğunu'' Afganistan'da verilen mücadele ile tüm dünyaya kanıtladı..Yani teknolojik olarak çok gelişmiş bir orduya sahip olsalar da, '' gerilla tipi savaşta sınıfta kaldıklarını '' herkes gördü.. ABD'nin sürekli olarak '' NATO yardımı beklemesinin ve TÜRK ordusunun bölgeyle ilgilenmesini '' istemesinin ana nedeni de budur..
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.063 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.