ESKİ TÜRKLERDE KAĞANLIK
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 17 Kasım 2019, 23:10:39


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: ESKİ TÜRKLERDE KAĞANLIK  (Okunma Sayısı 513 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Tan Hu
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 594


Möngke Tenggeri-yin Küčün-dür


« : 09 Eylül 2017, 16:51:34 »

Dünya medeniyetlerinin doğuşunda oynadığı büyük roller ile bozkırlı Türk topluluklarının bir takım içtimai prensipleri olduğu ve yeryüzünde cemiyet hayatının ilk örneğini veren bir medeniyet tipi olarak Türk medeniyetinin, örf ve gelenekler halinde, belli bir hukuk sistemine sahip bulunduğu bilinmektedir.

Toy müessesesi, tüm bu açılardan bütüncül bir şekilde göz önüne alınarak Türklerdeki adalet ve medeniyet ruhunun göstergesi olarak da değerlendirilmektedir. Üstelik onun çağdaşı olan devletlerin hiçbirinde böyle bir meclis yokken bu yapının önemi daha da iyi anlaşılmaktadır. Bu da Türk tarihi için meclis (toy-kurultay-kengeş) kavramının daha farklı bir anlam kazanmasını sağlamaktadır.

Orkun yazıtların da geçtiği üzere Hakan, Kut’u Gök Tanrı’dan almaktaydı. Fakat kut verilme, takdir manasındaydı. Seçim tamamen o devirde olabilecek demokratik usullerle yapılıyordu. Hakan seçmek için kurultay toplanıyordu. Burada öne çıkan hükümdarın devleti iyi yönetebilecek özelliklerinin olup olmamasıdır.

Gılgamış Destanı’nda geçen meclis, seçimle gelen bir meclisten ziyade daha çok ortak özellikler ve amaçlar için bir araya gelen bir topluluk niteliği taşımaktadır. Ancak bu oluşum daha önce görülmediğinden medeniyetler tarihi içinde ilk sayılabilecek bir yapıdaydı. Hali hazırda da öyledir.

Gök Türklerde kağanların ve devlet adamlarının başlıca görevinin, soyuna hizmet etmek olduğu anlaşılmaktadır. Yani Gök Türklerde “soy (boy-halk) devlet/hükümdar için” değil, “devlet/hükümdar soy (boy-halk) için” anlayışı bulunmaktaydı. İlteber unvanının aslının İl Tapar yani “İle Hizmet Eden” olduğu, Yabgu unvanının kökünün de “Yap-” yani “Saklamak, Korumak” olduğunu bilirseniz Türk hükümdarlarının devletlerine, boylarına-soylarına hizmet edip onları korumalarıyla görevli olduğunu anlarsınız.

Gök Türk kağanları bu görevlerini yerine getirmeyip keyfî davranmaya başlarlarsa beylerinin ve halklarının tepkisiyle karşılaşırlar, kimi zaman da tahtlarını, hatta bazen hayatlarını kaybederlerdi. Gök Türklerde kağanların başlıca görevlerinin soyunu yani milletini ve devletini korumak olduğu kaydedilmektedir. Adaletli olmaz, yoksulu zengin etmez, azı çoğaltmaz, fetih yapmaz ve ganimeti eşit paylaştırmazsan kelle gider. Devlet Kagan’ın tek başına hakimiyetinde asla olamaz.

Birçok tarihi kaynak eski dönemlerde Türk Devletlerinde ikili, üçlü iç karışıklıkların ve Kağan’ın öldürülmesi ya da kaçması ile sonuçlanan, iki ayrı devlet teşkilatı ile şekillenen hükümdarlıklardan bahseder. Gücünü Tanrı’dan dahi almış olsa, Kut sahibi olan tek hükümdarın, kardeşlerin, şadların ya da amcaların o erk sahibine başkaldırmayacağı anlamını doğurmaz.

Tahta geçemeyen hanedan üyeleri kimi zaman bu durumu kabullenip yeni kağanın hizmetine giriyorlarsa da bazıları silâhlı mücadeleyle yönetimi ele geçirmeye çalışıyorlardı. Kimi durumlarda ise ancak devlet adamlarından, beylerden ve halktan destek görmeyen kağanlar ya öldürülüyorlar ya da kaçmak zorunda bırakılıyorlardı.

Gök Türklerde yeni bir kağan seçildiğinde yüksek rütbeli kişiler (beyler) kağanı bir keçe örtünün içinde taşıyarak güneş yönünde dokuz kez döndürürlerdi; her dönüşte bütün tebaa yeni kağanın önünde eğilirdi. Eğilmeler bitince beyler kağanı ata bindirerek dolaştırırlar, bu sırada kağanın boğazına ipek bir bez dolayarak sıkarlar, hemen ardından bağı çözerek kağana başlarında kaç yıl kalacağını sorarlardı. Kağan baygın durumda olduğundan süreyi açık seçik söyleyemezdi. Beyler de kağanın ağzından karmakarışık dökülen sözcüklerden, kağanın hükümdarlık yapacağı süreyi kestirmeye çalışırlar ya da bu sözü alırlardı. Bu süre zarfında ölmez ise öldürülürdü.
 
Eski Türklerde devletin başında her daim Kut sahibi tek bir büyük hükümdar bulunur. Vekillik ya da danışmanlık yapanlar ile taşra yönetiminde yer alan yetkililer Küçük Kağan, Yabgu, Şad gibi unvanlar alırlar. Konum olarak büyük hükümdarın altında, ona bağlı olarak görev alırlar.

Kagan’ın çevresinde çalışan devlet adamlarının yanı sıra, kağanların özel işleriyle uğraşan görevlilere ise Toygun denir. Tamgaçı, Tudun, Şad ve İlteber gibi unvanlar taşıyanlar da Toygun olabiliyorlardı. Toygunluk, sabit bir rütbeden çok, kağanın buyrukları sonucunda özel işlerle ilgilenen herhangi bir memura verilen bir unvan gibi gözükmektedir. Bu sözcüğün “Toy (Meclis) Üyesi” olduğu konusunda da emin değiliz.

Kagan’ın danışmak, müşavere etmek, görüşmek, düşünmek gibi anlamlara gelen Kengeşleri vardır. Kökeninin Ögleş yani “akıl danışmak”tan geldiği de ifade edilmektedir.

Gök Türk Tiginleri çok küçük yaşlarda Şad olabilmelerine karşılık, genellikle veliaht ya da Kağan olamıyorlardı. Bunun bir nedeni, çok güçlü olan amcalarının onların veliaht ve Kağan olmalarına engel oluşturmalarıdır; ya da küçük çocukların devleti yönetemeyecekleri düşünülmesidir.  Hâlbuki Selçuklularda ve Osmanlılarda çok küçük yaşta Sultan olan pek çok şehzade vardır.

Gök Türkler Kağan seçecekleri kimsenin kişilik özelliklerine bakarlardı. Bir çok farklı özelliğin temelinde genel olarak en akıllı ve bilge olan her daim Kagan seçilmiştir. Türk kağanlarının önemli özelliklerinden olan Erdem (Ertem), “cesaret, alplik, bilge, fedakarlık, bağlılık, dostluk, minnettarlık, vefa, samimiyet, mertlik, dürüstlük, cömertlik ve konukseverlik” gibi kavramların hepsini kapsıyordu. Gök Türklerde kağan olacak kişilerde bu kimselerin en çok bilgelik, erdem, cesaret ve adalet gibi kavramlara sahip olup olmadıklarına bakılıyordu.

Gök Türk Kağanlarının bir özelliği de kendi özel birliklerinin, otağlarının ve yönetim merkezlerinin olmasıdır.

Gök Türklerde kağanların ayrıca tanrısal vasıflara sahip olduklarına inanılırdı. Bundan dolayı bazı Gök Türk kağanları tarafından Teŋri Kagan (Teng-li K’e-han 登利可汗 ve T’ien K’e-han) unvanları kullanılmıştır.

Gök Türk kağanlarının bir vasfı da, yönetime gelebilmek için Tanrı’dan kut almış olmalarına inanılmasıdır.

Tan Hu
09.09.2017
turkcuturanci.com
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 5.035


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #1 : 08 Kasım 2019, 16:42:52 »

Türkiye de Türk milletine, özüne tarihine geri dönderecek bir Türk Kağan'ı lazım.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.112 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.