KIZIL İLE KARA
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 29 Ekim 2020, 10:25:24


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: KIZIL İLE KARA  (Okunma Sayısı 3284 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Batur Alp
Ziyaretçi
« : 03 Şubat 2010, 06:48:40 »

Yüzyıllardan beri, vatanımızı içten ve dıştan çökerterek soyumuzu acun üzerinden kaldırmayı amaçlayan taarruzlar aralıksız devam etmektedir. Türklüğü hiçe sayarak sayısız hata işleyen Osmanlı artık yeryüzünde var olmasa da, can damarımızı kesmeye çalışan dış mihraklar ve onun yerli piyonları görevlerini büyük bir iştahla sürdürmektedir. Geçmişteki hatalardan ders çıkartıp, atideki varlığını teminat altına alması gereken Türk milleti, yok olmak üzereyken küllerinden doğup yeniden dirildiğini ne çabuk unuttu? Kökü dışarıda olan ve milletimizin istiklalini tehlikeye düşürebilme kabiliyetine sahip her türlü ideolojinin peşine koşarcasına giden Türk gençliği, ülkemizin ateş çemberine itilmek istendiğinin farkında değil mi? Tehlikesi ve popülaritesi bakımından milli birliğimiz üzerindeki yıkıcı etkilerinin büyüklüğünü hesaba katarsak, komünizm ve nurculuk bu yarışı at başı olarak sürdürmektedir.

Komünizm; Yahudi Marks tarafından sistemli bir hale getirilerek dünyaya sunulan, işçileri ve ezilen halkları dünyaya egemen kılarak burjuvanın ve kapitalistlerin neden olduğu eşitsizlikleri ortadan kaldırmayı amaçlayan bir akidedir. Tabiki amaç ezilenler ya da işçileri kollamak değil, emperyalizmi insaniyet kılıfına sokarak sömürüyü legal hale getirmektir. Dünya tarihi, komünizmin sebep olduğu kanlı katliam ve ölümlerden daha büyüğünü kaydetmemiştir. Sömürülen halklara özgürlük vaatleriyle girdikleri her yerin yer altı, yer üstü kaynaklarına el koyan kızıllar, bağımsızlık vaat ettiği milletlerin hürriyetini kökten kaldırarak ulusların üzerine karabulut misali çökmüşlerdir. 1979’daki Afganistan işgali ders alınması gereken güzel bir emsaldir.

Komünizm, insanlara mide endeksli refahlık ve saadet telkin eder. İnsanlığın binlerce yıllık uğraşlarıyla edindiği faziletleri hiçe sayar. Dini ve milleti, hegemonyalarının devamlılığını sağlamak amacıyla burjuvalar tarafından ortaya çıkarılan gereksiz şeyler olarak görür. Nitekim Rusya’daki bolşevik ihtilalinden sonra ilk iş olarak ülkedeki kiliselerin kapatılması, komünizmin dine müsamaha göstermediğinin kanıtıdır. 

Rusya'nın milli sistemi haline gelen ve yoksul ülkelerde Rus çaşıtlarının yürüttüğü propagandalar ile yükselişe geçen bu korkunç akım, ülkemizin içine de sızmış, sinsi faaliyetlerle bir ihanet projesi haline getirilerek, yurdumuzda moskof uşakları tarafından birçok kez ihtilal provaları yapılmıştır. Ruhunu ve vicdanını Yahudi Marks’a satan seciyesizlerin azmi ile yükselişe geçen, insanı insan yapan manevi değerlerden arındırarak, onu hayvandan farksız bir biçime sokmayı hedefleyen bu çürük telakki, maneviyatın gücü karşısında yok olmaya mahkumdur.

Sovyetlerin yıkılmasından sonraki dönemde, komünistlerin varlığı da asgari düzeye inmiş, kalanlar ise kılıf değiştirerek gayri-Türkçü akımların içinde ihanetlerini sürdürmeye devam etmişlerdir. Bugün üniversitelerimizde, bazı basın organlarında ve devletin kimi kurumlarında komünistçilik oynayan zevatlar, marjinal olma içgüdüsüyle hareket eden, kapitalist düzenin her türlü nimetlerinden faydalanıp hala komünizm teraneleri okuyan bir avuç özentiden ibarettir. Fakat, bulundukları kurumların kitleleri etkileyebilme özelliği düşünüldüğünde,  bir avuç özentiden ibaret olsalar da bu mikropların büyüyüp çoğalmalarının önüne geçilmelidir.

Etkisi en az komünizm kadar çok olan ve günümüzün yıkıcı akımlarının başını çeken Nurculuk da milli benliğe kurşun atmaya meraklı şuursuzların peşine düştüğü akidelerden birisini teşkil etmektedir. Nurculuk, Türk’ün her bakımdan güçsüz düştüğü ve devlete bağlı farklı etnisitelerin isyan ederek, ayrışmaların başladığı hengamede, cahil bir Kürt olan Said Nursi’nin yobaz kafasından ve bozuk Türkçe’sinden çıkan  evliyavari(!) düşüncelerdir. Esasen katıksız bir Kürt milliyetçisi olan ve bazı yazılarında Kürtleri uyanışa çağıran Nursi, devletin sert tutumu karşısında stratejisini değiştirmiş ve dindarlık kisvesine bürünerek Kürtçülüğünü farklı bir boyutta devam ettirmiştir. Türkleri Kuran’da geçen yecüc-mecüc kavimleri olarak göstermesi, cahilliğinin ve kürdofilliğinin bir emaresidir.

İçerisinde birçok meslek erbabından şahsiyetlerin barındığı, devlet içerisinde kapak attıkları kurumların ağırlığını tartamayacak şekilde  hamakat ve taassup abideleri olan Nurcular, yozlaşmışlığın ve milli sefaletin çağımızdaki en büyük örneklerinden birisidir. Ağababaları olan şahıs, dünyadaki müslümanların ‘’büyük şeytan’’ ismini taktığı ABD’ de yaşamını sürdüren, menşei belirsiz finansmanlardan paralar toplayarak okullar açtıran, açtığı Türk okullarındaki öğrencilere Atatürk sevgisini bile vermeden millete caka satmaya kalkan, insanların vicdani kanaatlerini etki altına alabilmek maksadıyla bol bol timsah gözyaşları döken, batının piyonu haline gelmiş riyakar adamın biridir. Görevi, Truva atı olarak Türkiye’nin içine sızarak, küresel işgalcilerin emellerine ulaşmasında önayak işlevi görmektir.

Düşünebileceğimiz hemen her alanda faaliyetleri bulunan, bilhassa üniversite ortamına yeni iştirak eden taşralı gençlerin maddi sıkıntılarından istifade ederek onlara kalacak yer imkanı sağlayan ve bu sayede beyni saf insanları pençesine düşüren şirret odakları, uyutulmuş bir toplum yaratma ülküsüyle haçlı zihniyetinin vatanımız üzerindeki gayelerine taşeronluk yapmaktadır. Cemaatleşmenin yanında, basın-medya organlarının da önemli bir bölümünü ele geçirerek kitlelere hükümet yanlısı bakış açıları geliştirme görevini layıkıyla yerine getiren satılık kalemşörler, Akp iktidarının Türk milletine uyguladığı mezalimin mütemadiyen bir hal almasının baş sorumlularıdır.


Düşüngüsel manada ve inananlarının yaşam tarzları açısından bakıldığında birbirlerinden farklı gözükselerde, esas olarak komünizmin ve nurculuğun hedefi müşterektir: Beynelmilel soysuzluk..
Birisi; dünya işçilerinden ve sömürülen halklardan dem vurarak ulusal değerlere cephe alırken, diğeri de dindarlık postuna bürünerek ümmetçi felsefe ile ulus bütünlüğünü yıkmaya gayret göstermektedir. Bütün bu yıkıcı akımlara karşı olarak milletimizin mazide olduğu gibi tek bir bütün halini alıp hak ettiği konuma ulaşması, öz değerlerine sahip çıkarak tavizsiz bir tutum sergilemesiyle vücuda gelebilecek bir olaydır. Türklüğü tekrardan dünya üzerine hakim kılarak, milletimizi her alanda yücelterek geçmişten gelen haklarımızı almamızı sağlayacak kutlu davanın adı, Türkçülüktür.

Türkçülük, kökü dışarıda olan ve Türk milletine zarar verme amacı taşıyan her türlü fikir akımının karşısında bir panzehir olarak durmaktadır.

T.T.K
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ALBASTI
OTAĞ BEKÇİSİ
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 9.595


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #1 : 08 Temmuz 2018, 12:26:47 »

Muhtesem bir makale
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.266 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.