Din ve Vicdan Özgürlüğü veya Otağ’da Laiklik Sancıları
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 14 Kasım 2019, 19:03:57


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: Din ve Vicdan Özgürlüğü veya Otağ’da Laiklik Sancıları  (Okunma Sayısı 4031 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Erlik Adana
Ziyaretçi
« : 19 Eylül 2013, 09:45:48 »

Ortadoğu’da mezhepsel gerilimler had safhada. En yakını bin yıllık olan tartışmalar yüzünden insanlar ellerinde baltalar ‘’Kimi öldürsek?’’ diye sormanın arifesinde. Suriye’deki bölünmüşlük, gerilimini Lübnan’a taşıdı bile. Hala kimin yaptığı sisin ardında olan Reyhanlı saldırısında kaybettiğimiz Türklerle de bir defa daha mezhepsel ayrılıklar Arapların sınırlarını aşıp bize dokunacak gibi görünüyor. İnanç durumu bizimki kadar homojenlik gösteren bir toplumda dinsel gerilimlerin nasıl meydana geldiği sorusu ise komplo teorisyenlerini haklı çıkaracak bir yelpazede cevaplar içeriyor.

Kısa bir modernleşme tarihi turunda cevap aramaya ne dersiniz?

Osmanlı Devleti yıkılıyor ve yerine modern bir ulus devlet kuruluyorken Türkiye Devleti kendisine bir medeniyet dairesi arıyordu. Millet artık Arapları istemiyor, aydınlarsa Batı kültürünü zaten iki yüz yıla yakın zamandır tanıdıklarından tercih ediyorlardı. Yönetici kadrolar da artık Doğu ile organik bağlar kalmadığını, tarih defterinin çok ihanetler yazdığını gördüklerinden ve Ortadoğu bugünden bile karmaşık olduğundan yönlerini Batı’ya dönmüşlerdi.

Başka sebeplerle beraber bizi ilgilendiren bir etken daha artık ‘’Laiklik’’ olarak tanımlayacağımız düzenlemeleri getirmeyi zorunlu kılıyordu: Anadolu Türkleri’ndeki mezhepsel  bölünmüşlük.

Fatih dönemi ile Türkmen Beğleri saraydan uzaklaşıyor, Şerif Mardin’e göre merkez ile çevre arasındaki gerilim biraz daha artıyordu. Tek gerilim bu değildi, Heterodoks İslami Gruplar (Şiiler-Aleviler-Bektaşiler) da çevrede güç kazanıyor İstanbul’a uzak yerlerde bu İslami yorumlar etkinleşiyordu. Elbette Osmanlı bu hali istemeyecekti. Tafsilata girmeye gerek yok, işte şimdiki dini ayrılıkların kökeni o dönemdedir.

‘’Laikliğin gelmesinin’’ pek çok nedeni olduğunu belirtmiştik. İşte bunlardan biri de zaten neredeyse tamamı Müslüman olan Anadolu Türklüğü içindeki mezhepsel gerilimleri dindirmekti. Yakın ve uzak tarih küçük itikadî ayrılıkların veya tarihsel anlaşmazlıkların bizim olmayan bir savaşta milletimizi nasıl bölüp savaştırabileceğini defalarca yazmıştır.

Anadolu mezhepler tarihi, çok acı hatıralarla iki taraflı derin uçurumlarla doludur. Oy devşiren dervişler vicdani bozulmaların göstergesidir.


Ortadoğu’da yeni politik açılımların mezhepler üzerine kurgulandığını Türkçü bir bakışla yapılacak Arap Baharı okumasında görmek çok kolaydır. Üstelik Türk Devleti ve Milleti de bu çirkin yeni halin bir ortağı yapılmak istemektedir.

Hiçbirinin mezhebini bilmediğimiz Cumhuriyet dönemi yönetim kadrolarınının mı yoksa ‘’Biliyorsunuz Kılıçdaroğlu Alevî!’’ diyen şimdiki Başbakan’ın mı tavrını seçecekleri Türkçüler için çok önemli bir sorun olarak durmaktadır!

Türkçüler nasıl Türk Milleti’nin bir örnek kümesini teşkil ediyorsa Türkçüler’in Otağı da Türk toplumunun bir örnek kümesini teşkil ediyor. Son günlerde iyice artan ahlaksız mezhep çığırtkanlığı, küfür ve hakarete varan garip söylemler artık somut adımlar atmayı zaruri hale getiriyor.

Laiklik, bizim işimize yarayan tanımı ile ‘’Din ve vicdan özgürlüğü’’ demek olup Atatürk’ün de sözü tam olarak bu tanımı içermektedir. Laiklik tartışmalarda dini kullanmamak, hiçbir din ve ibadetine engel olmamak anlamındaki etik bir prensiptir. Kimseyi dini yüzünden eleştirmemeyi, kimsenin ibadetine karışmamayı  bekler. Karşıdakinin dinin umursamadan kabul etmeyi sağladığından barış ve iç mutabakatı sağlar. Türk milleti için bu barış Türkçüler’in Otağı’ndan Türkçülük Camiası’na oradan da tüm milletimize yansımalıdır. Türkçüler’e yine bir önderlik görevi düşmektedir.

İnsanların din ve mezheplerini umursamayacağız. Hiçbir mezhebin tüm mensuplarının Türkçü olmadığını unutmayacağız. Bugünün mezhep tartışmalarına eskinin önderlerini karıştırmayacağız. Hiçbir mezhebe ve onun önderine eleştiri ve küfre varan hakarette bulunmayacağız. Sünni ile ümmetçi-yezidi-AKP’liyi Alevi/Bektaşi ile rafızî-selefi-ateist’i aynı kefeye koymayacağız.

Bir Türk’ü sadece bir Türk olduğu için seveceğiz.

Sözleri Türkçe olan bir Türk’ün yazdığı Yunus Emre ilahisi ile sözleri Türkçe olan bir Türk’ün yazdığı Şah Hataî deyişi arasında bir fark olmadığını göreceğiz. İki amcaoğlu olan Hz. Muhammed ile Hz. Ali arasında dinsel, mezhepsel, etnik bir fark olmadığını bileceğiz. İsteyen istediğine saygı duyacak, ama herkes hayatının merkezine Türk Milleti’ni koyacak.

Kızılbaş’ın bir hakaret olmadığını, Türkçüler’in maneviyat vakitlerinde istedikleri ibadeti yapma ve yapmama hakları olduğunu bileceğiz. Ama bunu Türkçülük ile ilgili konulara bulaştırmayacak, ön yargı taşımayacağız.

Yine hiçbir dine inanmıyorsak da bunu eski sosyalist jargonu kullanarak din, dinler ve peygamberlerle bir alay vesilesi yapmayacağız. Ne kadar din tebliği yapmak hoş karşılanmıyorsa birilerinin çıkıp ‘’Türkçüler dinsiz olmalıdır! Müslüman Türkçü olmaz!’’ diye bencillik yapması da o kadar nahoş olmalıdır. Tek amaçları, tek dertleri dinsizlik propagandası yapmak olan adamların El-Kaide militanlarından veya masonik örgütlerden bir farkları olmadığını bileceğiz.

Otağ’a dahi girerken dini hassasiyetleri bir kenara bırakacak, bölünmelere müsaade etmeyeceğiz. Saf, temiz Alevi-Bektaşi geleneğinin Türk inancı olduğunu elbette sonuna kadar savunacağız ama Anadolu Müslümanlığı diyebileceğimiz Sünni Anadolu Türkleri’nin da Araplardan çok farklı din geleneklerinin olduğunu unutmayacağız.

Türkçülük bir din değildir. Türk’ün dini Türkçülüktür diye türemiş sloganı bir kenara bırakacağız. En mütedeyyinden en radikal ateistine kadar herkes rahatça, dışlanma korkusu yaşamadan dini görüşünü ortaya koyabilecek. Ortada Şamanizm diye gezerken tek bildiği kam davulunun rengi olan buluğa ermemiş müptezellere itimad etmeyeceğiz.

Atsız’ın dini, Atatürk’ün dini, Eski Türkler’in dini diye aradığımız şeylerin ne kadar irrasyonel bilgiler olduğunu iyi bileceğiz. Bunları tartışmaya gerek görmeyeceğiz. ‘’Ben Atsız Ateist olduğu için Ateistim!’’ diyen hergelenin yalancı olduğunu iyi anlayacağız, onun Hz. Muhammed taktığı için sarık takan birinden bir farkı olmadığına gülüp geçeceğiz.

Kendi ucube yaşantılarını tüm Türkçülük fikri ile özdeşleştirip Türk Milleti’nin en doğal düşüncesi olan Türkçülük fikrini marjinalize eden adamların oluşturduğu fikirler hepinizin malumudur. İnternetteki Türkçü yayınları da dışarıdan bakıldığında insanların çok büyük çoğunluğunun girmekten sakındığı hale getiren yine bunlardır. Yukarıdaki tanımı ile gerçek bir laikliği Türkçü sitelere taşımak insanların bu fikre daha erken ısınmalarını da sağlayacaktır.

Ondan da öte, ülkemizde mezhepsel gerilimler yaratmak isteyenlere inat, dini ve mezhebi ne olursa olsun her Türk’e sarılmak asıl düşmanlarımızı görmemize yardımcı olacak, Türkçüler de yine az bilinen bir hizmetlerini yerine getirmiş olacaklardır.

Hiçbir dine, hiçbir mezhebe, hiçbir din önderine hakaret kabul edilemez. Tanrı’nın elçisi olduğu düşünülen kişilere eleştiri bile etik değildir.
Bizim daha önemli işlerimiz var!
Şehit Balseven’i de Kuteybe’yi de unutmamak üzere.

Yaşasın Türk Milleti!
Yaşasın Irkımız!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
EmirBörüKaraTegin
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 24



« Yanıtla #1 : 19 Eylül 2013, 10:32:55 »

Manifesto niteliğinde bir yazı tebrik ederim kandaşım.

Otağ'da küfür ve hakaret olmamalı ve bir Otağ kural haline gelmeli.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

“Biz ki Melik-i Turan, Emir-i Türkistan’ız, Biz ki Türk oğlu Türk’üz; Biz ki milletlerin en kadimi ve en ulusu Türk’ün BAŞBUĞUYUZ!…”
Bozkurt Eren
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.306



« Yanıtla #2 : 19 Eylül 2013, 12:45:01 »

Erlik andam, Türkçüler arasındaki en büyük sorun olduğuna inandığım "din, mezhep" konusunda kaleme almış olduğun bu yazı için ne kadar teşekkür etsem az kalır. Otağdaki yönetici arkadaşları en çok yoran ve birliğimizi derinden sarsan bu konu çözüme kavuşturulmadıkça sürekli kan kaybına uğrayacağımız su götürmez bir gerçek.

Türkçülere hiç yakıştıramadığım "hakaret etme" alışkanlıkları inançlar üzerine yöneldiğinde çok daha kabul edilemez bir hal alıyor. Herkes inancı veya inançsızlığını yaşama özgürlüğüne sahip olmalı fakat bir diğerinin kutsal saydığı değerlere hakaret etme hakkı olmamalı.

Yapılması gereken çok basit olmasına rağmen yıllardır bu sorun çözülemedi. Sadece biraz sağduyu. Kendi değerlerine toz kondurmayan, bir diğerinin değerine de hakaret etmeyecek.

Saygılarımla.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Milli Türk Devleti, Laik Cumhuriyet ve kutlu Türk Silahlı Kuvvetleri Atamın mirasıdır. Korumak ve yüceltmek her Türk bireyin görevidir.
Boran
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 19 Eylül 2013, 21:30:21 »

Kutlarım bu yazı için.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Erlik Adana
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 19 Eylül 2013, 22:10:09 »

Buraya ve bu konuya yeterince ilgi çekilmiş iken gariban kardeşiniz bir şey daha istese çok görülmez umarım.

Milletimizin vicdanını yaralayan, oluşturmak istediğimiz 'mükemmel Türk' profiline münasip düşmeyen bir alışkanlığımız daha var yazık ki: Ayet yazmak. Kendi aramızda masum bir eğlence olarak başlayıp "art niyetli" klavyelere ulaşınca ortaya çıkan sonuçlar bizi milletimizden biraz daha uzaklaştırmadı mı? Hassasiyet sahibi vicdanlari yaralayıp "Türkçüler iktidara gelse olacak olan bu mudur?" diye sordurmadı mı?
Bu alışkanlığı da terk etmenin tam sırasıdır!

Isteyenin bir yüzü...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Köptü Körgen
Köptü Körgen
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.416



« Yanıtla #5 : 19 Eylül 2013, 22:24:46 »

vermeyen zenci olsun...

Kardeşim yazın için ellerine sağlık, benimde en çok sinir olduğum konudur bu mezhep konusu. Sanki her iş bitmiş, memleket kurtarılmış, geriye bir tek din sorunu kalmış...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Her 3 mayısta bozkurtlar. Kol kol inerler düze... Bu ruh yaşadıkça, elbet bir gün gelecek, bozkurtlar hükmedecek, gece ile gündüze...
Zorbey
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 34



« Yanıtla #6 : 19 Eylül 2013, 22:32:56 »

Çok saf olan Türkçülüğe bulaşmış hastalıklı fikirler bu hale getirdi getirmekte."rehber kuran hedef turan, kanımız aksa da zafer islamın".
En basitinden Allah - Tanrı kargaşası ne kadar Turan'dan uzaklaştığımızın resmi. Nereden geldiğini, öz kardeşlerini unutmuş bunla kalmamış, itlere kardeşlik güden, mankurtlaşmış tabaka kökünden kazınmalıdır ki saf bir Türkçü yetişebilsin.


Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Türk Çerisi
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 796


« Yanıtla #7 : 19 Eylül 2013, 23:05:50 »

Aslında mesele "ben müslüman değilim" diyenlerin gözünde müslümanlığı en büyük düşman olarak görüp, ona saldırmasıyla ve her saldırısından sonra tatmin olunamayan bir iç güdüyle yeni saldırılara hazırlanmasıyla başladı. Saldırdılar saldırdılar ama saldırdıkça kendi gözlerinde ve düşüncelerinde islamı kat kat büyütüp bu düşmanlığı hayat amaçları haline getirdiler. Facebbokta Türkçülük iddiasında bulunan birisinin islamı bırakıp hristiyan olsak keşke diye yazdığını da gördüm.

Din konuları böyledir. Adamı içine çeker. Din düşmanlığını amaç edinmiş bir kişi ile dine kendini kaptırmış bir kişi arasında derinlere batma konusunda en ufak bir fark yoktur. Unutmayın dini ideoloji olarak görmekle dini yaşamak arasında dağlar kadar fark vardır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Çalış didin ve çalış yıldızlar kapacaksın,
Bir Tanrıya bir de Türklüğe tapacaksın!
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #8 : 20 Eylül 2013, 00:05:08 »

Her kelimesine imzamı atarım. Ancak hiç bir dini öndere hakaret edilmeyecek derken genelleme de yapmayalım. Dini önderler, kişilere göre değişiyor maalesef.Örneğin Said_i Nurside bazılarının dini önderi. Fethullah Gülen de. Bu  ve buna benzer şahıslara da saygı göstermemi kimse benden beklemesin.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ULAK_ KURT
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 444



« Yanıtla #9 : 20 Eylül 2013, 00:34:28 »

Yukarıda bir arkadaşımızın da dediği gibi, Laiklik tüm dinlere aynı uzaklıkta olmaktır. Kişiler inançları gereği Laik olamayabilirler. Bir müslüman diğer bir müslümana  bir hristiyandan ister istemez daha yakındır.

Eğer karşımızdaki kişinin soyunu ön planda tutup, dini inancını göz ardı ettiğimizde  ortaya gerçek Türkçülük çıkar ki, bu da, kişisel anlamda  lakliğe uygundur.

Kurumlar ve onun oluşturduğu devlet laik olabilir. Diğer İslam ülkelerinde mezhep savaşlarında  kan gövdeyi gotürmesine rağmen, Türkiye'de bunlar yaşanmıyorsa bunu Laiklik ilkesine borçluyuz.

Bu otağ da laiktir.  Türk Çerisi'nin de  dediği gibi, din konuları insanı içine çeker. Burada herkes dini  inancını Tanrı ile kendi arasında tutarsa sorun çıkmaz.


Bu arada, Bediüzzaman (said-kürdi, kürt sait, şeyh sait) denen şerefsize karşı içinde az da olsa beğeni, saygı vs olan varsa , zaten, "ben Türküm" demesin.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.052 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.