Din ve Türkçülük - Kham Otmar
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 12 Kasım 2019, 11:26:15


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Din ve Türkçülük - Kham Otmar  (Okunma Sayısı 2064 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Erlik Tanrıöğen
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 875


Nur'dan Rıza aldık.


« : 13 Kasım 2015, 10:49:41 »

Kafası basmayan geri zekalılar bizim dinsiz yada Allahsız olduğumuzu dile getirirler. Halbuki işin aslı öyle değildir. Bizim için ırk dinden evvel gelir, bu sebeple bize kafir diyenler bile olmuştur. Bilinmelidir ki Türk ırkı tarihten bugüne bakarsak dindar bir ırktır. Karahanlı devleti kurulur kurulmaz ilk icraatları kafir dedikleri kandaşları olan Budist Uygurlara cihad ilan etmekti.

Din insanları birleştiren yahut ayıran bir mevzudur. Türkçüler eşitlik ilkesine yalnız kandaşları arasında uygulayan ve bu manada Acuna meydan okuyan bir fedakarlık ve fedailik hareketidir. Ben ne inanca mensub olursam olayım dininden veya mezhebinden dolayı kandaşımı tahkir (sorgulayamam) edemem.

Fakat din maskesi altında yobazlık ve arapçılık ihanetine göz yumamayız. Bin seneden beri ister istemez Türk cemiyetinin bir hayat tarzı ve yaşamı olan İslam dinine hakaret etmek veya arap dini demek bizim lüksümüz değildir. Ama islam adı altında arapçı beynelmilelciliği savunan, selefi mezhebi ile bizim milletin evlatlarını arap davası uğruna ( ümmetçilik) heba edenlere bir cevabımız elbette vardır.

Türklerin islam anlayışı ile sefil arapların din anlayışı arasında far vardır, elbette olmalıdır. Ben ideolog falan da değilim. Davamın fikir adamın Ziya Gökalp ne demiş bir bakalım:

"Dini Türkçülük, din kitaplarının hutbelerle vaazların Türkçe olması demektir" diyen Gökalp, Milletin din kitaplarını okuyup anladığında dinin hakiki mahiyetini öğreneceğini hatip ve vaizlerin söylediklerini anladıklarında ibadetlerden zevk alacaklarını belirtmektedir. "İmam-ı Azam hazretleri hatta namazdaki surelerin bile milli lisanda okunmasının caiz olduğu" görüşüne atıfta bulınan Gökalp, ibadetten alınacak dini heyecan ancak "okunan duaların tamamıyla anlaşılmasına bağlıdır" demektedir. Halkın en fazla vecd duyduğu anların namazlardan sonra ana dilleri ile yaptıkları derûnî ve samimi münacatlardır ve Türkçe ilahiler,vaazlar, mevlid ile şiirler de halkın dini duygularını ve heyecanlarını artıran unsurlar olduğuna işaret etmektedir.

Gökalp, "Türklerin dini hayat yaşamasını temin eden âmiller, dinî ibadetler arasında eskiden beri Türk diliyle yapılmasına izin verilen ayinler olmasıdır. O halde dini hayatımıza daha büyük bir vecd ve inşirah vermek gerek. Tilavetler müstesna olmak üzere- Kur'an-ı Kerim'in ve gerek ibadet ve ayinlerden sonra okunan bütün dualarda münacatların ve hutbelerin Türkçe okunması çok faydalı olur" kanaatine varmaktadır.

Ziya Gökalp'in dinde Türkçülüğünün hedefi, dini anlamda ve dini yaşantıya vecd ve inşirah vermek için Türkçeye daha fazla yer verilmesi hedeflenmektedir. Ancak , ibadet kastıyla okunan Kur'an ile emir olan ibadetlerin Türkçe yapılması hususunu ayrı tutulmakta ve Türkçe yapılmasından bahsetmemektedir.

1923'te yeni bir dönemin başladığı Türkiye'de, hükümranlığı millete vermesi bakımından ,Türkçülüğün Halk Fırkası'nı desteklemesi gerektiğini belirten Gökalp, milli mücadele döneminde "Türkiye'de Allah'ın kılıcı Halkçıların pençesinde Allah'ın kalemi Türkçülerin elinde idi" ve bu izdivaçtan Türk Milleti doğdu" demektedir. "Akidede mezhebimiz Maturidilik ve fıkıhta mezhebimiz Hanefilik" diyen Gökalp, siyaset mesleğimiz Halkçılık ve kültürde mesleğimiz Türkçülüktür" ifadelerini kullanmaktadır.

Yusuf Akçura'ya göre, "İslam Dini büyük Türk Milletinin teşekkülünde bir unsur olabilirdi. İslam, Türklüğün birleşmesinde bu hizmeti yerine getirebilmesi için, Hristiyanlıktaki gibi, "Milliyetlerin doğmasını kabul edecek şekilde değişmelidir." "Dinler din olmak bakımından gittikçe siyasi ehemmiyetlerini kaybediyorlar, içtimai olmaktan ziyade şahsileşiyorlar" diyen Akçura, dinlerin de ırkların emrine girmesini teklif etmektedir. Ona göre, "dinler ancak ırklarla birleşerek, ırklara yardımcı ve hatta hizmet edici olarak, siyasi ve içtimai ehemmiyetlerini muhafaza" edebilmektedirler.

Yusuf Akçura'nın İslâm dini ile ilgili görüşü iki noktada toplanmaktadır. Birincisi: Yaşlanmış ve kurumakta olan İslâmiyet ağacını milliyet aşısı yaparak ayağa kaldırmaktır. İkincisi: Yaşlı ağaç benzetmesinin tersine birinci maddeye zıt olarak çocukluk devresinde bulunan Türk birliğinin sağlanmasını sağlamak için, teşkilatlı "pür hayat ve pür heyecan" olan İslamiyeti, ırklara, Türkler için ise Türkçülüğe "hizmet edici" olmasını istemektedir.

Siyasi olarak Türkçülük fikrini ilk sırada ve İslam dinini de ona destek verici konumda olmasını öneren Akçura, İslam ahalinin hayat-ı şahsiye ve içtimaiye tanzim ile manevi hürriyetini teşkil edenin İslam dini olduğunu vurgulamaktadır. Buna göre , Türk birliği kurması esas alınmakta toplum ve şahısların dini tavır ve yaşayışlarına karışılmamaktadır.

  Atsız der ki: İnsanlar mizah ve şaka yapabilirler. Fakat bazı konular vardır ki onlar asla şakaya gelmez. Orada ciddî olmak insanlık borcudur. Bayrakla alay edemezsin. Millî tarihle eğlenemezsin. Kuranı mizah konusu yapamazsın. Aile namusunu hiçe sayamazsın. Bunlar millî mukaddesattandır. Millî mukaddesatı olmayan millet, millet değil hayvan sürüsüdür.

Anlayan anlar, Türkçüler bu milletin dini ile değil milli kimliği ile uğraşırlar. Bir de bizim savunduğumu Türk müslümanlığı var ki, arap yobaz kafasına bir panzehirdir. Nedir o?

İslamiyeti Türk milletine has bir şekilde yorumlamaktır. Diyeceksiniz o da nasıl oluyor. Farslar caferi mezhebini eski dinlerine uygun şekilde ve imamların soyunu Fars Kisralarına dayandırırken biz neden yapmayalım ( fars yurdunda var olan imam Hüseyin sevgisi onun iranlı bir prenses olan Yezdigertin kızı Banu Gazel'den gelmektedir). Adamların Ömer düşmanlığı mezhepten değil, milli tarihlerinden geliyor. Sasani devletini kim yıktı, pers prenseslerini kim cariye yaptı, altın taçları ganimet alan hep Ömer. Anladınız mı din ile milliyeti nasıl birleştirmişler.

Samimi dindar olanla bir problemimiz olamaz zaten, fakat arap geleneğini din diye yutturanlar bu milleti zehirleyip perişan ettiler. Arapçayı ve arapları kutsal saymak bir mankurtluktur. Onlar halikularda bir millettir, hatta Türk düşmanlarır. Koyu dindar olan dedem bile daha Türkçü fikriyat ile tanışmadan evvel biz dini Türk gibi yaşamalıyız demişti bana.

Arap dilini en iyi şekilde bilen fakat dini Türkçe anlatan Ahmet Yeseviyi tanımadan, Hacı Bektaş'ın, Sarı Saltukların anlayışlarını keşf etmeden bu millet araplaşır. Rabiacılar ve siyasi islamcılar milleti araplaşmaya sürükleyeceklerdir.

Arapçılıktan kurtuluş yolu açıktır: Okuyacağız ve milli tarihin yalnız islam sonrası Türklük olmadığını haykıracağız. Bu millet, maalesef Ali ve Hamza'nın savaşları yerine evlatlarına Oğuz Kağanı, Kürşadı anlatıp, bilmedikçe mankurtluktan Bozkurtluğa geçiş yapamaz.

Türkçü Devrim

Yol uzun fakat bu kadar da değil, engeller büyük. Kutsal davanın erlerine ilk düşen görev her alanda bilgi sahibi olmaktır. Türkçü devrim nasıl olur sorusuna cevap arayalım. Ulu Bilge Atsız bin yıl sonrasına hitap ediyoruz diyor. Bu bin yıllık süreçte o tohumu ekti. Türkçülük ulu bir çınardır, bu anlamda biz onun bakımı yapıp sulamazsak o  çınar kurumaz ama yetişemez de. Ona bakım yapacak, onu sulayacak genç nesillerdir.

Eğitim her şeyin başıdır. Gençlik ve yeni nesil Türkçülük aşkıyla yetişmezse Türkçü devrim olmaz. Ne yazık ki kızıllardan ve yeşillerden etraf geçilmiyor. Milli ülkümüzü tanıtmak ve anlatmak zamanı gelmiştir. Sanal veya gerçek hayatta Türkçü felsefe dile getirilmeden, insanları Atsız ile tanıştırmadan, kafalarda ve gönüllerde Türkçü devrim hakim olmadan bu iş olmaz. Türk gençleri milli ülkü ile yetişip önemli yerlere gelmeden Türkçü devrim olamaz.

Kham Otmar

12.11.2015
turkcuturanci.com
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Erlik Tanrıöğen
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 875


Nur'dan Rıza aldık.


« Yanıtla #1 : 13 Kasım 2015, 10:59:43 »

Çok başarılı bir yazı. Din ve Türkçülük konusunda buralara temas etmek gerekir. Bence makalenin kilit cümleleri şurada:


1923'te yeni bir dönemin başladığı Türkiye'de, hükümranlığı millete vermesi bakımından ,Türkçülüğün Halk Fırkası'nı desteklemesi gerektiğini belirten Gökalp, milli mücadele döneminde "Türkiye'de Allah'ın kılıcı Halkçıların pençesinde Allah'ın kalemi Türkçülerin elinde idi" ve bu izdivaçtan Türk Milleti doğdu" demektedir. "Akidede mezhebimiz Maturidilik ve fıkıhta mezhebimiz Hanefilik" diyen Gökalp, siyaset mesleğimiz Halkçılık ve kültürde mesleğimiz Türkçülüktür" ifadelerini kullanmaktadır.


Bugün memleketteki millet ve maneviyat düşmanları, fikirlerini Halk Fırkası devresi icraatlerine bağlıyorlar. Hele Türkçülük üzerinden bu düşmanlığı güdenler, milli maneviyatçı olan bizleri Atatürk düşmanı olmakla suçluyorlar. Halbuki işin hakikati burada.

Büyük Gökalp, 1924'te Tanrı'ya kavuştu. O vefat ettiğinde taşlar yerine oturmuş değildi. Halk Fırkası'nda henüz kızıl çeteler boy göstermemişti. O dönem, Halk Fırkası, milli hakikatin bir ifadesi biçiminde görülüyordu.

Kendi kendimize bir soralım. Bu cümleleri şu anda bir Türkçü söylese ne hissederiz?

Makalenin diğer önemli hususu, şu cümlelerle ifade edilmiş:

İslamiyeti Türk milletine has bir şekilde yorumlamaktır. Diyeceksiniz o da nasıl oluyor. Farslar caferi mezhebini eski dinlerine uygun şekilde ve imamların soyunu Fars Kisralarına dayandırırken biz neden yapmayalım ( fars yurdunda var olan imam Hüseyin sevgisi onun iranlı bir prenses olan Yezdigertin kızı Banu Gazel'den gelmektedir). Adamların Ömer düşmanlığı mezhepten değil, milli tarihlerinden geliyor. Sasani devletini kim yıktı, pers prenseslerini kim cariye yaptı, altın taçları ganimet alan hep Ömer. Anladınız mı din ile milliyeti nasıl birleştirmişler.

İşte hakikat bu. Şu anda bizim Türk ırkı içinde çatışmasını hissettiğimiz Şia meselesi, İran milli kültürü ve tarihinden kaynaklanıyor. Fars Ulus Devleti ve Ulusal Dini, hem İslam'ı hem kendi medeniyetlerini bozmuşlar gibi geliyor bana. Oradan doğan melez kültür hem kendi milletlerini hem de tüm Ortadoğu'yu mahvediyor bugün.

Sayın Kham Otmar Abi'ye benim bir sorum var: Bu son kısımdan ne çıkarmalıyız? Önümüzde kaç yol vardır? İran, bizim için iyi mi yoksa kötü mü bir örnek teşkil eder?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #2 : 13 Kasım 2015, 14:52:52 »

Değerli kandaşım Erlik dikkat etmek istediğim husus İran kendi milli mezhebini oluşturmuş ve Hamaney'i Veliyi Fakih ( Mehdinin hak vekili) ilan etmiş olmasıdır. Bu adamı yalnız fars kavmi değil, caferi mezhebine bağlı Azeri Türkleri ve araplar tarafından yüksek merci kabul etmeleridir.

Dini lider olacaksa bu farstan yada araptan değil benim ırkımdan olacak, bu kadar. Sorduğun soru benim kanayan yaramdır. Bundan yıllar önce caferi mezhebine bağlı Izmirli bir kandaşım ile yaptığım sohbette dinde milli olunmaz diyordu. Kendisini Türkçü diye bilirdim. Asıl kilit nokta dinde milli olmak, yani Türkçü olmaktır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #3 : 13 Kasım 2015, 15:01:30 »

Farslar deve çobanı olarak gördükleri, cahil ve medeniyetsiz arap boyunduruğu altına girerken, kendi milli kimliklerinide karıştırdılar.

En önemli hususu anlatayım eski fars aristokrasisi hiç bir zaman bir arap ile evlenmedi. Fars kızları müslüman olsalar bile arap erkeklerini hep red ettiler ilk zamanlarda. Bu olay bizim Fars illerini ele geçirinceye kadar devam etti ( Selçuklu).

Ben derim ki düşmandan bile ders alınır. Teşhisin mükemmel evet iran islam ile karışık eski dinlerinde ki adetleri devam ettiriyor, ve bu klasik islam anlayışına göre sapkınlıktır.

Bunu unutmayın farslar eski atalarına bizim dinci mankurtlar gibi asla kafir demezler.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.103 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.