Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini

TÜRK TARİHİ ve EDEBİYATI => Türkçülerden Öykü ve Makaleler => Konuyu başlatan: Türk Çerisi üzerinde 20 Ekim 2013, 15:07:50



Konu Başlığı: Din İdeolojisi
Gönderen: Türk Çerisi üzerinde 20 Ekim 2013, 15:07:50
Dini eğer tarih boyunca kirletilmiş halinden alıp çıkarırsak, sade haliyle incelersek tamamen insanı ve hayatını düzenlemek için olan bir olgu olduğunu anlayabiliriz. Din ayrıca insan hayatını kademe kademe düzenleme yolunu seçmiştir. İlk hedefi insanların her şeyden önce, temiz, iyi niyetli, zararlı davranışlardan uzak olmasını ister, ancak bunlar aşıldıktan sonra ibadet edebilirler.

Günümüzde ise dinin istediği insan tipi gibi asıl meseleler görmezlikten gelinmektedir. Din din olmaktan çıkarılmış, tıpkı, sosyalizm, Milliyetçilik vs. gibi bir ideoloji haline getirilmiştir. Bu ideolojinin yöneticileri kendi kitlesinden sorgusuz sualsiz biat istemektedir. Biat kitlesine ise sürekli olarak kendilerinden olmayanlara ve onların davranışlarına yönelik düşmanlık pompalanmaktadır. Yarattıkları bu kitlenin üyeleri artık dinlerinin istediği gibi insan olmak yerine, dinleri için kendilerinden olmayan üstelik kendileriyle aynı inanca sahip olan insanlara ve kitlelere karşı her türlü saldırıyı yapar hale gelirler.

Malesef ülkemiz son yıllardaki bir dizi yanlışlar sonucunda bu hale geldi. Din konusunda bir kavram kayması yaşandı. Dini yaşam insanın kendisi için varken, bu kavram saptırılarak toplumun geneline yayılma ideolojisi haline geldi.

Durumun bu hale gelmesinin en büyük ve hatta tek sorumlusu siyasettir. Laikliği din karşıtlığı gibi gösteren, laiklik yanlılarını din ve müslüman karşıtı gibi gösteren güç hep siyaset olmuştur. Siyaset eliyle desteklenen cemaatler, resmi olmayan kuran kursları ve hatta kuruluş amacı dışına çıkan imam hatip okulları ise bu şuursuz kitleyi yaratan kurumlar olmuştur. Oysa laikliğin amacı zaten din ile siyaseti ayırmaktı. Din ile siyaset birleştiğinde din rakiplere karşı propaganda amacı olarak kullanılırken, bu siyasi akımların taraftarları ise tabiri caizse bir militana dönüşmektedir.

Bu sebepten ötürü, hali hazırdaki siyasi dönem de göz önünde tutulursa laiklik ilkesini savunmak bizler için en önemli konuların başında gelmelidir. Yalnız laiklik ilkesi savunulurken bunun din karşıtlığı olarak algılanmaması için de dikkatli olmak şarttır. Unutulmamalı ki, laikliğin olmadığı yerde ne milliyetten ne de milliyetçilikten bahsedilebilir. Türkçülüğün ise esamisi bile okunmaz.