DEVLET NASIL OLUŞUR?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 10 Aralık 2019, 00:17:21


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: DEVLET NASIL OLUŞUR?  (Okunma Sayısı 3327 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Mergen Kurt
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.023


« : 07 Mayıs 2014, 18:51:58 »

Devlet bir halk kitlesinin toprak bütünlüğüne bağlı olarak örgütlenmiş şeklidir. İnsanlık olduğu müddetçe devlet var mıydı, devletleşmek Tengrinin bir kanunu mu, devlet olmak kaçınılmaz mıdır bunların cevabını arayacağız.

Her birey bir aitlik duygusuyla donatılmıştır. Bu Tengrinin bağışladığı bir özelliktir. Herkes farklıdır ve aynılık yoktur. Farklılık içinde bir aynılığa yönelim vardır. Bu da kendine benzeyenlerle ortak hareket etme anlayışını ve kendine benzeyen takım için bir aitlik duygusuyla birlikte vardır. Nasılki aslanlar  kurtlar veya çakallar kendinden olanlarla bir grup ise, birlikte hareket ediyorsa insanlar da birbirine benzeyenler ile bir grup oluşturur. Grup oluşturmanın altında kendini güvene alma hissi yatar. Her şeyden önce birey için güvende olma davranışı vardır. Bu da gruplaşmadaki esas sebeptir.

Oluşan grubun devamı için belli bir disiplin gerekecektir. Bu disiplin anlayışı da takımı oluşturan üyelerin özelliğine göre oluşacaktır. Bu disiplin anlayışı takımın kurallarını ve hiyerarşisini getirecektir. Takımın devamı için hiyerarşi şarttır. Bu da bir başkanın olmasını sağlayacaktır. Her takım farklı özellikteki bireylerden oluştuğu için her takımın kuralları kendine özgü ve birbirinden farklı olacktır.

Takım üyelerinin çıkarları birbirleriyle uyumlu olacaktır. Çünkü hepsinin özelliği aynı olduğu gibi, amaçları da dostları da düşmanları aynı olacaktır. Dolayısıyla diğer takımlar doğal düşmanları olacaktır. Bir takım üyelerinin çıkarlarıyla başka bir takımın çıkarları birbiriyle kesişecektir. Bu da savaşı doğuracaktır. Bu da kaçınılmaz olarak her takımın kendi içinde kapalı bir kutu olmasını sağlayacaktır.

Dışarıya düşman olarak bakan takım üyeleri nesillerinin devamını da kendi takımındakilerle sağlayacak ve takımın geleceği de diğer takımlara benzemeyecektir.


Bu takım üyeleri savaşta kaybetseler de, kendi içlerindeki hiyerarşi yıkılsa da, kuralları geçerliliğini yitirse de varolacaktır. Çünkü Tengrinin bağışladığı farklılık, aynı olanları tekrar biraraya getirecektir. Bu biraraya gelme isteği de öncekinden muhtemelen daha güçlü şekilde sağlanacaktır. Çünkü aynılığa bir de tarih benzerliği katılacaktır.

Devletlerin oluşum aşaması da sanırım bu şekildedir. Yani tarihte ismi geçen bir devlet varsa onun kuralları da vardır. Onu oluşturan halkın da ortak bir ismi vardır. O devletlerin diğer devletlerle savaşı vardır. O devletlerin yıkılması ile ortaya çıkan devletlerde onu oluşturan halkın kan bağı vardır. Bir çeşit kanıtıdır.

Milliyetçiliğin Fransız ihtilali ile geldiğini savunmak bu neticede mantık dışıdır. Hele ki ulus-devlete 300 yıllık tarih biçmek saçmalık ötesidir. Fransa' daki devrim olmadan önce de Fransa bir fransız devletiydi. Sadece başlarında kralı ve kralcıları vardı. Göktürkleri kuran da Türklerdi. Kominist Sovyetler aslında Rus' tu. Sırplar Osmanlı' dan ayrılmadan önce de Sırp kitlesi yaşıyordu o topraklarda.
Yunan medeniyetsizliği Yunan' dan oluşuyordu. Onlar demokrasiyi üretmeden önce de ürettikten sonra da yunandı. İsrailoğulları fransız devriminden yüzyıllar önce de orada ulus olarak bir krallıktı. Bugün farklı ırklardan olanları biraraya getirme çabasındaki imparatorluklar yıkılmışsa bu, ulus-devlet sisteminin diğer seçeneklerden daha geçerli olduğundandır.

Bir devleti oluşturan, biraraya getiren aynılıktır. Aynı özelliği taşıyanlar için aynı yönetim biçiminde buluşma vardır. Yani aynı yönetim şekliyle yönetilmek istenme bir devleti oluşturmaya yetmez. Çünkü tek bir özellik takımı oluşturmaya yetmeyecektir.

Takımı oluşturacak güç aynı soydan gelmektir. Bu inkar edilemeyecek bir gerçektir. Bir devleti oluşturan aynı kan bağına sahip olmaktan geçer. Her devletin kendini koruma refleksi o devletin çoğunluğunu oluşturan ırkın, yine aynı şekilde çoğunlukta kalmasını sağlamaya yöneliktir. Devletlerin bu yönde harcadıkları çaba, kanunlar ve nüfus politikaları bunun kanıtı ve örneğidir.

Tabi ki de aynı ırktan olmak aynı devlette olmaya yetmez. Kore örneğindeki gibi ya da Çin-Tayvan örneğindeki gibi ayrışmalar da mevcuttur. Bu da aynı ırktaki farklılıkların farklı devletlerle sonuçlanabileceğini gösterir.
Türklerin tarihindeki bezı kez, aynı devlet içinde Doğu-Batı kağanlarının ayrı olması bile devleti oluşturanın aynı soy olmasın rağmen farklılığın iki devlet gibi yönetileceğinin göstergesidir.

Ulus devlet günümüzde çöktü demek bir hatadır bu yüzden. Çünkü ulus-devletler her zaman varolmuştur. Bir devletteki hrhangi bir sarsıntı o devleti oluşturan halkı etkilese de onların tekrardan biraraya gelmesini etkilemeyecektir. Çünkü o devleti oluşturan ırk, kendini yıkan sebebe zıt bir sistemle tekrar varolur.

Şöyle bir varsayım yapmak doğru olur bu açıdan. Şu an dünyadaki tüm insanları alıp uzaydaki başka bir yaşanılır gezegene gotürdük diyelim ve hafızalarının silindiğini var sayalım. Bir gruplaşma yine kaçınılmaz olacaktır ve oluşan gruplardaki yönelim de aynı ırkların aynı gruplarda yer almasıyla sonuçlanır. Çünkü hafızaları silinse de kendi ırklarının hangisi olduklarını bilmeseler de, genleriyle aktarılan özellikleri aynılığı oluşturmaya yetecektir. İçgüdüsel bir yaklaşım gerçekleşecektir. Yani bir örgütleşme kaçınılmazsa, aynı ırkların aynı takımlarda olması manasına gelecektir.


Hele ki şu an ülkeleri oluşturan halklar, bulundukları coğrafyaların da eski halklarıdır. Yerleşik düzene daha önceden geçilmiş yerlerde bu benzerlik daha fazladır. Aynı coğrafyada uzun süre bulunan ve birbirleriyle neslini devam ettiren ırklar için benzerlik etkenleridaha da çok olmaktadır. Çünkü birey için coğrafya da bir değerlendirme elemanı olmaktadır.


Irklar varolduğu müddetçe devletler de varolacaktır bu yüzden. Çünkü ırklar olduğu müddetçe farklılık olacaktır ve kaosa karşı Tanrı devletleşmeyi kanunlaştırmıştır. Dünyada bu yüzden ne devletsiz bir anlayış ne de tek devlet gibi bir saçmalık varolamayacaktır. Eğer devletsiz bir sistem kurulması isteniyorsa ya tek ırk olacak ya tamamen melezlik oluşturulacaktır. Dünyadaki sınırların kalkması da ırkın yok edilişiyle sağlanır. Bunun için çok kez gündeme gelen diyalog, birlik ya da globallik bir araçtır. Farklılığı yok etmeyi amaçlayan bir taktiktir. Ilımlı islam projesi de bu manada değerlendirilebilir. Bir dinin kurallarını yumuşatma ve diğer dinlerdekiler aynı çizgiye gelme, ya da hristiyanların birlik olmaya çalışılması gibi durumlar farklılığı hedef alan ve doğal olarak sonucunda devletsiz bir sistemi isteyen anlayışın planıdır. Farklılıkları yok eden, internet-televizyon gibi araçlar da ırklar arasındaki farklılığı yok eder. Ya da herkesin İngilizce öğrenmesi, dünyada büyük kesimin İngilizce bilmesi dil elemanını ortaklaştırmayı amaçlayan ve ortak bir ırk oluşmasını amaçlayan bir yöntemdir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.047 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.