DEŞİLMEĞE MUHTAÇ BİR DERT, TÜRKİYEDE İRAN TÜRKLERİ NEDEN ACEMLEŞİYOR?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 11 Aralık 2019, 22:45:44


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: DEŞİLMEĞE MUHTAÇ BİR DERT, TÜRKİYEDE İRAN TÜRKLERİ NEDEN ACEMLEŞİYOR?  (Okunma Sayısı 2107 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ADSİZGÜNEYLİ
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 240



Site
« : 05 Mart 2012, 22:17:05 »

25 Ağustos 1340 (1921)

Umumiyetle Türklük temsil meyilleri göstermiyor. Büyümek isteyen bir millet böyle yanılsa bir yolda kalamaz.

Bu makale ile büyük bir yaramızı deşmek isterim: Asırlarca derinleşerek müzminleşen  yaralar mutlaka deşilmelidir. Çünkü başka türlü tedavi edilemez. Biz dâima yabancı bir tabiiyetle karşımıza çıkan insanları Türkün vǝ Türklüğün fevkinde mantıksız bir hürmetle karşılıyoruz. Bu, bizim bir kaş asırlık hastalığımızdır. Her hususta yabancının işini yabancı olduğu için tesri eder vǝ Türkün işini sürüncemede bırakırız. Keza yabancılara hoş görünmek için, onlara lisanımızla değil, onların lisanı ile hitap ederiz vǝ bu suretle vatanımızda yabancıları kendi topraklarında imiş gibi yaşatırız. Bunun için onları şımartır ve çok defa onların hakaretlerine maruz kalırız. Ecnebi şirketlerin çirkin istiklallerinden sarf-i nazar, Türk şirketlerini bile yabancılaştırmanı munâsip görürüz. Nite kim seyr-i sefayin abonman biletlerinin bir yüzü hâla Fıransızcadır.

Milletimize vǝ hâkimiyyetimize ağır darbeler vuran bu hatalar kâfi değilmiş gibi, bir de vatanımızda Türklerin yabancı yaşamasına tahammül ediyoruz. 23 ağustos 1340 târihli Vatan gazetesinde Bir arsızlık numunesi serlevhası altında Istanbulda Acem mahkemesi yaşatmağa çalışan bir İranlının güstâhâne bir cur`ati hikâye edilmiştir: Gazetenin mevsuk malumatına gore bu İranlı Acem konsoloshânesinin bir îlâmıyla Osmanlı bankasından 25, 30 bin lira derecesinde bir para teslimini istemiş, banka bir Türk mahkemesinin îlâmı olmadıkça parayı veremeyeceğini ihtar etmiştir. Bunun üzerine İranlı köpürmüş, Türk mahkemesine muracıata tenezzül etmeyeceğini ve bankaya Acem mahkemesinin îlâmını tanıtacağını söylemiş ve arsızca gürültüler etmiştir.

Türkiyede bulunan İranlılar kâmilen İran Türklerinden olduğu için, bu İranlının da Türk olduğuna şüphem yoktur. Mesele sureta bir şahsın terbiyesizce taşkınlığından ibaret görünür. Hakikatte bu hareket bir kaç asırlık hatamızın ağır bir cezasıdır. Dikkat buyurulsun: İrandan çıplak çıkıp vatanımızda zengin olan bir İranlı Türk, mücerret öteden beri yabancılara kendimizin fevkinde mevki verdiğimizden dolayı, Türklüğünü unutmuş, şımarmış ve sonar İran tabiiyyetine güvenerek vatanımızda hakimiyyetimizi tahkir etmiştir.

Bir az meseleyi izah edelim: Ben İran`ı ve İranlıları iyi tanırım. İranın istediğiniz yerini gidiniz, orada her şeyden evvel kat`i bir ınkırazın alamet-i farikası olan büyük bir dilenci kitlesi görürsünüz. Bilhassa İranın en zengin muhiti olan Türk mıtıkasında yani Azerbaycan, Hamse, Kazvin ve Hemedan vilayetlerinde köyler ve şehirler baştan başa elim günler yaşamaktadır. Şehirlerde aç ve sefil çoçuklar sokaklarda avare kalmıştır. Merhametsiz kış gecelerinde çıplak yetimler ısınmak için köpeklere sarılarak geceyi geçirirler. Bu müthiş levhaları gözümle Tebrizde ve Kazvinde gördüm. Zâlım Farsi hakimiyyeti yalnız tuzağına düşünleri soymakla meşguldur. Orada Türkler bir hâkimin huzuriyetine çıkarken veya hukumet kapısına uğrarken mutlaka kendinden geçer. Kamçı, falaka, zincir ve ip her hâkimin en tabii idare aletleridir. Türkün yegane silah-i mudafıası rüşvet ve dalkavukluktur. Be fecayii binlerce missal ile ispat edeceğim

Vatanlarında bu hayatı yaşayan Türkler para kazanmak için vatanımıza gelince, karşılarında faal bir makine hâlinde İran sefarethânesiyle İran konsoloshânelerini bulurlar. Sefir ve konsoloslar himâi faaliyetle bunlar ile temasta bulunur. En küçük muracıatları en mühim bir iş gibi derhal hükümetimiz nezdinde takip ve himâye olunur. Memurlarımız ve milletimiz yabancıları Türklerin fevkinde görmeğe alıştığından İran pasaportlu ve İran himayesi bir iksir-i âzam gibi her derde deva olur. Seyr-i tabiisinde bir kaç günde bitmesi icâp eden işler bu sâyede bir kaç saatte hall olunur.

İran Türkleri bu sehhar tesiri görünce, dâima Acemlere benzemek ve bizden ayrı görünmek için başlarındaki siyah külahı değiştirmezler. Bize yanaşmazlar ve bizi dâima yabancı ve düşman görürler.

Vatanlarında bir kelime Farsi konuşmağa tenezzül etmeğen İran Türkleri Türkiyede bizden ayrı kalmak için Farsi lisanını öğrenirler.

Açık söyleyelim: Asırlardan beri biz, İran Türklerinin bu ayrılıklarına lâkayd kaldığımız için onlar da Acem konsoloshânelerine sığınarak Acemlikle iftihar ettiler ve bizi yabancı ve hâkir görmeğe alıştılar. Bu, bizim cinayetimizdir. Eğer biz vatanımızda herkesten ziyâde Türk ve Türklüğü sevseydik, Türkü ve Türklüğü sevmeğenleri tenkil etseydik, dünyanın Türklerini tanıyıp onları da mücerret Türk oldukları için kendimizle beraber diğer yabancıların fevkinde tutsaydık, hiç şüphesiz menfeatlerini çok iyi bilen İran Türkleri çoktan en zâlim düşmanlarından ayrılır ve bizimle kaynaşır idi.

Bugün ihmâlimiz yüzünden vatanımızda Acem gölgesini Türk kardeşliğine tercih eden bu Türkler, vatanlarına gittikleri vakit, cehennemi bir hayat yaşarlar. Orada Farslar yani hâkiki Acemler İran Türklerini Türk oldukları için, hâkir görürler. İranda bir Acem bir Türke kızdığı vakit ona Türke Har yani eşek Türk diye hitap eder. Bu tâbirin mahfi olan Türke sözü, Acemler ağzında bir küfür makamında kullanılır.

İyi bilmeliyiz ki vatanımızda ihmâlimiz yüzünden Acemleşmeğe tenezzül eden bir kaç Türk, hiç bir vakit İrandaki dört milyon Türkü temsil edemez. Bilâkis İrandaki muazzam Türk kitlesi her vakit Acem kâbusuna karşı isyan etmiş ve çok defa büyük kurbanlar vermiştir. Sırası gelince makalelerimizde bu aziz kurbanların mukaddes menakıbını da yâd edeceğiz.

Şurasını da unutmayalım ki Acemlik iddiasında olan Türkler bile, vatanımızda Türk kardeşliğin Acem pasaportundan daha feyyaz ve daha nâfi olduğunu gördükleri vakit, derhal Acemliği terk edecekler ve vatanlarını Acem kâbusundan kurtarmak için mucâhideye girişeceklerdir.

..... Türkiye, dünyanın muvazinet keffelerinde ağır basabilmek için, her şeyden evvel İran Türklerini esaretten kurtarmalı vǝ şark hududumuzda kuvvetli bir Türk Cumhuriyetine istinat etmelidir. Bunun için, İran Türklerinin hürriyet ve istiklâli tabii ve insâni bir hak olmakla beraber, bizim için de zaruri ve hayati bir meseledir.

25 Ağustos 1340 Ruşeni (1921)qa bir yazqamızda ayrıntılı biçimdǝi
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Benim içerimde inle yen bu saz
yalnız TÜRKÇÜLÜKDEN söyle yen avaz
ele vrulmuşam bu avaza ben ,
bu sesle bağlandım sene, ey VETEN


BAYBEK BİR ULUSUN SESİ!!
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.05 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.