Demokrasinin kusuru ve hatalı işleyiş mantığı
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 18 Kasım 2017, 00:28:33


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2 3
  Yazdır  
Gönderen Konu: Demokrasinin kusuru ve hatalı işleyiş mantığı  (Okunma Sayısı 6263 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Mergen Kurt
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.035


« : 09 Mart 2014, 20:54:51 »

Atsız ata demokrasinin en büyük kusuru için zeka ve kalite yerine kalabalığı koymasıdır demiş. Evet, demokrasi kalabalığın azınlığa sırf sayı bakımından üstün olmasıdır.
Niteliğin nicelik karşısındaki mağlubiyeti doğru olandan uzaktır. Demokrasi çoğunluğun memnuniyeti için oluşturulmuş bir terimdir. Bunun mutlak doğru olarak öne sürülmesi kaliteli fikirlerin yok sayılması demektir.

Kenneth Arrow' un demokrasinin işleyiş düzeni ile ilgili olan imkansızlık teoremi, oylama mantığının aslında akılcı değil sadece öne sürülen seçeneklerden başkası olmadığının elde edilen sonuçlara kanıtıdır. Oylayıcılara yöneltilen bir soru veya bilgi olmadan birer içeriğe sahip seçeneklerden birinin seçilmek istenmesi seçeneklerden olanlarla olmayanlar arasında bir savaşımdan başka bir şey olmadığını gösterir.

Arrow' un teoremi matematiğe dayalı var sayılanla seçeneklere koyulmayanın arasındaki ilişkiyi inceler. Sanılanın aksine, olan kısıtlanmamış genişletilmiştir. Bu teorem üzerinde düşünmeyip halka sunulmayan bir elemanın sonuç üzerindeki etkisini ihmal edenler var olanlar arasında bir ilişki hesap etmiştir.


Teoremde altı tane temel özellik vardır. Bunlardan diktatörsüzlük ve bireyin egemenliği ögelerini işleyip demokrasi hakkındaki kişisel yorumuma varacağım.

Bu iki özellik birbirlerine en benzeyen özelliklerdir. Çünkü ikisinde de bireyin tercih sırası vardır. Ben teoremi direkt vermek yerine kendi yorumumu katarak farklı bir düzende vereceğim.
Her bireyin düşünce sistemi kendi tercih sistemini oluşturur ve bu her birey için farklıdır. Bir birey için o bireye sunulan seçenekler arasında tercih sırası:

A>B>C>D olsun


Diğer bir birey için:

B>C>D>A olsun


Şimdi bu iki bireyi memnun edecek bir sonuç oluşturalım


B>C>...>.... gibi bir sonuçla karşılaşırız. İlk sıraya B konulacakmış gibi görünür çünkü iki birey için de daha ön sıralardadır. Ancak bu net değildir. Çünkü iki bireyin de seçeneklere bağlılıkları farklıdır. Farklı olma nedeni iki bireye de eksik sunulan verilerdir. Bunlardan biri de seçenekler için verilecek olan birey değerleridir. Her oylayıcı her seçeneğe karşı farklı tutum içerisindedir.


Seçimlerde eksik olan gözardı edilen de budur.



İlk birey için seçenek değerleri:

A:7

B:6

C:2

D:1



İkinci birey için seçenek değerleri:


A:1

B:4

C:3

D:2

Şimdi iki birey için oluşturulan sıralama:

B>A>C>D


Şimdi seçeneklere olduğundan farklı değerler verelim:

İlk birey için:

A:10

B:4

C:3

D:1


İkinci birey:


A:1

B:4

C:3

D:2


Şimdi iki birey için sıralama


A>B>C>D olur ki ilk sıradaki B yerine bu sefer A geçer.



Demokrasi bireyler arasındaki seçeneğe farklı bakış açısı ve tutumu dikkate almamaktadır. Demokraside memnuniyet bu yüzden gerçekleşemez. Çünkü işleyen demokrasi sistemi oylayıcıya az veri ile sunulmaktadır.


Demokrasi bu yüzden yanlış anlaşılmaktadır ve seçimler yanlış değerlendirilmektedir. Demokrasi çoğunluk memnuniyetine dayalı gibi görünse çoğunluğu memnun etmek olanaksızdır. Hele ki politikacılar seçimlerde herkesin memnuniyetinden bahsetmektedir. Herkesin memnuniyeti sağlanamaz.


Demokrasi tanımı bile kişiden kişiye değişirken ve demokrasinin çıkışı ve o zamandaki uygulanış mantığı ve ortamı günümüzde yokken demokrasinin sabit bir amacı olduğundan bile bahsedilemez.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Erlik Tanrıöğen
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 12 Mart 2014, 14:09:41 »

Sanırım iktisatçı veya iktisat tarihçisi bir arkadaş bulduk. Iktisadi bir paradoksu sosyal bilimlere bu denli açıkça aktarmak Arrow'a nobel kazandırmıştı, bence bu tarz bir açıklamanın o başarıdan aşağı kalır yanı yok. Tebrik ediyor ve yazınıza bu kadar geç ulaşmış olduğum için hayıflanıyorum.

Demokrasinin çoğunluk memnuniyeti anlayışı olasılığın doğasına da böylece aykırıdır. Bir parti yüzde 50 oyun üzerine çıkmıyorsa çoğunluk iktidarını istiyor anlamına gelmez, ve yukarıda yazan kusur isin sadece matematiksel yönüne dair bir kusurdur. Düşününüz, matematikten insani ilimlere yaklaştıkça daha ne abuk sabuk detaylar bulacağız.

Güç dengeleri istiyor ve hümanizm safsatası gerektiriyor diye sürdürülen demokrasi tiyatrosu güç hakka geçince ve safsatalar yerini ilmi gerçeklere bırakınca perdeleri kapatacak.

Milli egemenliğin demokrasi ile mümkün olmadığı anlaşılacak.

Tekrar tebrik ederim, yazılarınızın devamını umuyorum.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çi-Çi
Deli Sarı
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.310



« Yanıtla #2 : 29 Mart 2014, 15:23:46 »

Demokrasi çok yönlü bir kavramdır. Kimine göre bağımsızlık, kimine göre eşitlik, kimine göre de özgürlüktür. Demokrasi rejim mi, bir yönetim anlayışı mıdır? Demokrasi halkın egemenliğinin yani söz hakkının sürekli olduğu bir yönetim modelidir, öyle olmalıdır. Demokrasi hakimiyetin bütün millete yayılması ve devlet idaresinin milletin her ferdi tarafından kullanılması demektir. Fakat acaba demokrasilerde en iyiler seçilmez de seçilmek için ortaya çıkanlar mı seçilir?

Değerli paylaşımınız için çok teşekkürler Mergen Kurt
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sağ
APTAL OLDUĞUNDAN ATILDI
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 125



« Yanıtla #3 : 29 Mart 2014, 15:50:53 »

Demokrasi esas olanı atlıyor.

10 kişinin içinde 9 kişi gerçeği göremeyip sadece 1 kişi görebilir.

Demokrasi kelle sayısının kararını mutlak doğru sayıyor.

Doğru yanlış, gerçek hayal, vs. gibi kararlarını kelle sayısından veriyor.

Ne kadar da bilimsel değil mi!?!

Demokrasi sadece tarihte çoğunluğun gazabından dayak yemiş milletlerin tecrübelerinden doğmuştur.

Temsili demokrasi çürüdü, şimdi katılımcı demokrasi ile demokrasi geliştirilmeye çalışılıyor.

Dünyada kabul gören en mübarek sistem demokrasi şu anda ama bakalım nereye kadar.

Demokrasinin geliştirilmiş halleri tutarsa eğer o vakit geleceğimizin tek ideolojisi bu olacaktır.

Ama tutmazsa ne olacak göreceğiz...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çi-Çi
Deli Sarı
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.310



« Yanıtla #4 : 29 Mart 2014, 16:25:43 »

Parti içi demokrasi bile yokken, hukuk devletinin teminat altına alınması için Anayasada kamu hak ve özgürlüklerinin düzenlenmiş olması yeterli değildir. Bunların uygulamada önem kazanması için her şeyden önce devletin en etkin organı olan idarenin özel bir yargı sistemi tarafından sıkı bir şekilde denetlenmesi gerekir. Günümüzde uygulamaları dikkate aldığımızda sizce bir hukuk devletinden bahsedebilir miyiz?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kumandan
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 24


« Yanıtla #5 : 29 Mart 2014, 16:46:44 »

Cumhurbaşkanı yeterlik şartları arasında "yüksek öğretim mezunu olmak" var. 2 yıllık da oluyor, 4 yıllak da oluyor.
Milletvekili yeterlik şartları arasında "ilkokul mezunu olmak" var. Meclisteki vekillerin %99'u üniversite mezunu.
Oy verme yeterliğinde malesef böyle bir şey yok.

Bence demokrasiyi batıran işte bu genel oy ilkesidir. Bu batırma da ancak bizim gibi ülkelerde oluyor yalnız. Onun için ülkemizde uygulanan demokrasiyi "şuurlu" hale getirmeliyiz. Hepimiz "şuurlu demokrasiden" yanayızdır. Genel oy ilkesine göre herkes cinsiyet, ırk, servet, vergi ve ÖĞRENİM DURUMU gibi sınırlamalara tabi olmaksızın oy kullanma hakkına sahiptir. Yaş kriteri yok bu ilkede, dikkat. İngiltere'de nüfusun %50'si üniversite mezunu iken bizim ülkede okuma-yazma oranı %80'dir. Bizim gibi ülkelerde genel oy ilkesinin "öğrenim durumu sınırlaması yasağı" kriterinden taviz verilmezse demokrasi "oklokrasiye" dönüşür. Nitekim bizim ülkede oklokrasi var şu an. (%50'nin canı can, diğerlerininki patlıcan diye anlatabilirim size.) Bence yapılması gereken anayasayadaki oy verme yeterlik şartları arasına "ortaöğretim mezunu olmak(lise)" eklenmeli, yapılamıyorsa "ilköğretim mezunu olmak(8. sınıf)" eklenmeli. Yoksa bu şu an uygulanan demokrasi bize göre değil.

Bizim ülkede idealizm çalışmaz. İdeal olanı, en üst olanı budur, bunu getirelim dediğiniz an ülke batar. Getirdiğiniz şey de işlemez. Demokrasi konusunda da böyle, demokrasiyi kendinize uydurmanız gerekir. Nitekim eskiden de atı olanın mecliste söz hakkı vardı. Atı olmayan konuşamazdı. Eşitler arası eşitliğe niçin karşı olalım? !!!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Mergen Kurt
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.035


« Yanıtla #6 : 15 Mayıs 2014, 11:53:03 »

Soma' daki önlenebilecek kaza, önlenmesi engellendiği için ben buna katliam diyorum. Sırf demokrasinin kelle sayısı olarak anlaşılması yüzünden 300' e yakın işçi hayatını kaybetti. Bunda suçlu belli ama kullanılan araç da demokrasi olduğu zaman bir suçlu da demokrasi oluyor.

Demokrasi faydalı olanı reddediyorsa bu onun kusurlu bir işleyişi olduğunu gösterir. Neden, hatalı bir karar verdin diye sorma hakkı yoktur. Bu sistemde şikayetçi olsanız da, haklı olsanız da kelle sayınız şikayet ettiklerinizinkinden çok değilse tüm çabalarınız boşa gidecektir. Çünkü her şey ona göre ayarlanmıştır. Demokrasi sadece sayıların üstünlüğüdür. Çoğunluğu memnun etmek için oluşturulmuş, gelişimim önündeki büyükbir engeldir.

Demokrasinin sadece sayıların üstünlüğü olarak algılanması, hataları örter. Nasıl ki bir ara ülkemizde yolsuzluk, para çalma gibi konular gündeme gelmişti ve yerel seçim sonuçları bir galibiyeti göstermişti, işte o zaman hatalar örtülmüştü.
Ne aklayıcı halktı, ne de bileni. Araştıranın mahkeme olmadığı karar verenin de yargıç olmadığı bir sistemde halk, karayı aklayabilecek bir seviyedeyse bu demokrasinin mekanizmasının yanlışa sevk ettiğinin kanıtıdır.

Halkın tamamı bir konuda görüş bildirip bir konuya yönlendiriyorsa bu gelişimi de engelleyecek. Çünkü her alanın bileni ve uzmanı vardır ve söz hakkı onlarda olmalıdır. Halkın tamamı bir savaşı onaylayamaz mesela. Çünkü asker savaş şartlarını sokaktan geçen herhangi birinden daha iyi bilmektedir. Ya da sağlıkla ilgili bir karar alınacak, bir doktorla sıradan bir vatandaş aynı kararı vermeyecek. Çünkü herkesin alanı farklıdır ve herkes belli konularda donanımlıdır.

Demokrasi ise bunu reddediyor. Herkesi aynı kefeye koyup herkese eşit söz hakkı veriyor. Soma' daki önlenen karar da bunun göstergesi. Belki denetim yapılsaydı, önlem alınsaydı farklı bir tablo olurdu. Ancak görüyoruz ki, ellerini kaldıranların çokluğu önlem alınmasını engellemeye yetiyormuş. İşte ben demokrasiyi bu yüzden sevmiyorum. Doğru kararların alınmasını engellemek için kaldırılan el sayısı yetiyor her şeye. Bilen ile bilmeyen, okuyan ile okumayan aynı haklara sahip. Aynılığın olmadığı bir dünyada aynı olmayı vaadetmek demokrasiyi iyi yapmaz. Çoğunluğun memnuniyeti diyerek yanlışlıklar örtülemez, suçlular affedilemez. Atsız Ata' nın dediği gibi, demokrasinin en büyük kusuru, kaliteli fikilerin kalitesiz fikirler karşısında kalabalığı koymasıdır. Başka tanımları demokrasiyi en doğru yapmaz. O sadece mevcutların iyisidir ve daha iyi bir seçeneği olmadığı için vardır. En iyi ve en doğru bir sistem değildir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Mergen Kurt
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.035


« Yanıtla #7 : 26 Mayıs 2014, 09:46:19 »

Demokrasi bana milleti uyutmak için uydurulmuş bir sistem gibi geliyor arada. Millet kendini tatmin etsin, kendi kendini yönetiyor sansın. Sandıktan sandığa demokrasi bu. Ne zaman ki seçim gelir, vatandaş bir anda adam yerine koyulur. Seçimden anladığımız budur bizim. Demokrasi milletin egemenliği için gelmiştir. Ama sadece seçimlerde kullanılsın diye değil, her alanda millet yönetimin içinde bulunmalı. Yoksa ne anlamı kalıyor demokrasinin.

Seçim meydanlarında en çok konuşan, halkı en çok ikna eden milletin temsilcisi oluveriyor. Sonra da yaptığı her işi kendi kafasına göre yapıyor. Millete bir an olsun sormuyor ne yapalım diye. Toplumun sözü yok, söz hakkı yok. Halkın temsilcisi ayağına istediğini yapıyor.

Demokrasi seçilene istediğini yapma özgürlüğünü mü veriyor, bunun neresinde halk var?

Protestoları bile hazmedemeyenler, eleştirilmeye öfkelenenler mi halkın isteğini yerine getirecek. Demkrasi bu şekliyle milletin egemenliği değildir.

Zaten her alanda halkın yönetime girmesi de bir ütopyadır. Halkın isteğinin ne olduğunun tespiti için halkın bireylerinin fikriyatının bilinmesi gerekir. Bu da imkansız bir durumdur. Belki takımlaşarak, takımların başkanları ve başkanların başkanları diyerek bir merdiven oluturulabilir ancak bu da yetersiz kalır. Sonuçta belli bir sınıfın hakimiyetini engelleyemez. Ayrıca alınan kararların uygulanması da imkansız. Yani bu çağ için imkansız. Eğer devrin dönüşümü ile herkesin eline bir buton verilecek olursa her karar için halkın fikri sorulabilir.

Teorik olarak temsilcilerin halkın isteğine göre ülkeyi yönettiklerini söyleyemeyiz. En azından başa geçenler halkın isteğini en azından sormadan milletin egemenliğine yaklaşamaz. Bazı kararlarda sorması bile doğruyu aramayı sağlar. Bulmayı sağlamaz ama aramak bile demokrasinin hatalarını örtebilir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Mergen Kurt
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.035


« Yanıtla #8 : 31 Mayıs 2014, 23:06:43 »

Demokrasiyi daha iyi olan bir sisteme geçiş için bir basamak görebiliriz. Bahsettiğimiz kusurlarından dolayı ondan daha iyi bir seçeneğin arayışı gerekmektedir. Bu demokrasiyi kullanmayı reddetmek olarak anlaşılmamalı, daha iyi olana yönelmenin bir gerekliliğidir. Yeni şekil arayışı belki şimdilik sadece teorikte kalacaktır. Ancak ilerleyen zamanlar bunu gözardı edemeyecek ve yeni seçeneklere yönelecektir.

Bu belki şu an için saçma bir düşünce olarak gelebilir. Bin yıl önce de biri çıkıp demokrasiden bahsetse çok saçma bir durummuş gibi gelecekti. Kraldan başkası mı olurmuş, halk nasıl kendini yönetecek denilebilirdi?
Ama krallık hatalarıyla birlikte vardı ve değişen çağ, ilerleyen zaman daha iyi bir sisteme geçilmesini sağladı. Yeni kurulan devletler de bu yeni sistemi benimsedi.
Günümüz için vazgeçilmez gibi görünse de, daha iyisi yok sanılsa da daha iyi seçenekler ortaya çıkacaktır. Hiçbir şeyin durağan olmadığı dünyada, değişimin demokrasiyi değiştirmeyeceğini sanmak, her şeyin aynı kalacağına inanmak ne kadar mantıklı olabilir?

Güç belli bir kesimin eline geçtiğinde, bunun devamı istenecektir. Demokrasi de bunun devamını sağlayamayabilecektir. Çünkü sadece sayı dikkate alınmaktadır. Bu sayı gücü elinde bulunduran için önemli ve azlığı tehlikedir.
Bu kesim sadece bir soy olmayabilir, zengin fakir olmayabilir. Bağlı olduğu ülkenin gelişimi için mücadele edenlerden oluşabilir. Mesela bir ülkede bulaşıcı bir hastalık var ve halkı etkiliyor, halkın en önemli sorunu oluyor diyelim.
Bu hastalığın çaresinin bulunması için de bilimadamlarının rahat çalışma koşullarına sahip olması gerekmektedir. Sağlık politikaları eğer bilimadamlarının çalışma ortamını bozuyorsa ve halkın çoğunluğu da buna engel oluyorsa, yani politikalara destek veriyorsa halkın iyiliği için bir çalışma halkın kendisi tarafından engellenmiş olacaktır.

O zaman iktidarın kaliteli fikirleriyle gelişim için çalışanların elinde olması gerekecektir. Yani en iyi yöneten iktidarda kalmalıdır. Baştakilerin halk tarafından seçilmeyip, ülkenin yöneticilik bakımından en yetenekli kişileri belirleyen ayrı bir zümre tarafından seçilmesi gerekecektir.
Ülkemizdeki anayasa mahkemelerindeki sistem de bahsettiğime uygun bir örnektir. Belli sayıda yargıç kendi içlerine kendilerinin seçtiği, halkın karışmadığı birini getirme hakkına sahiplerdi. Bu şekilde halkın bazı konulara müdahale edemediği, mevcut olanın devamını sağlanabiliyordu. Halka rağmen, iyi kabul edilen korunmuş oluyordu.

İleride bir ülke de bunu kullanabilir ve kendini en iyi yönetecek kişileri kendi seçebilir. Tabi bu da kötü yanlarıyla birlikte varolur. Sistem kurulduğunda bu seçici ekip kötü ve yeteneksiz kişilerden oluşursa ülke de yeteneksizler tarafından yönetilir. Ancak doğru uygulandığı takdirde, halkın bazı yanlış kararları vermesi engellenebilir. Bu demek değildir ki halkın düşüncesi önemsenmesin. Halka danışılsın ve alınan kararlarda en doğru olan için bir arayış varolsun. Ancak gelişimin engellenmesinin de önüne geçilmeli. Üstünlerin sıradanlardan daha çok söz sahibi olduğu bir sisteme gidiş kaçınılmazdır. Belki 100 sene sonra bunlar tartışılmaya bile başlanacaktır. Demokraside bağnazlar sayıca fazla diyerek kaliteli fikirlere karşı üstün geliyorsa bunun bir gün önüne geçilecektir. Demokrasinin bin yıl sonra da varolacağını söylemek, hiç bir canlının yaşlanmayacağını söylemekle eş değerdir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Hun Türk
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 473



« Yanıtla #9 : 01 Haziran 2014, 01:19:28 »

Türkçü diktatörlük bence bu halka bu müstehak. Piyasada bu kadar koyun, sadece bacak arasını düşünen,yobaz,hain vb mahlukat varken bizim davamız ancak bu yönetim tarzı ile başarılı olabilir. Bize demokrasi çok. Demokrasi olunca ne olduğunu 12 yıldan beri görüyoruz. Allahın gürcü e.... bile başbakan, ermeni dönmesi cumhurbaşkanı oluyor gerisini siz düşünün. Aysun kayacı diye bir kadın vardı benim oyum çobanınki ile bir mi diyordu kendisinden beklenmeyecek şekilde ilk kez doğru bir şey söylemişti. Bence de demokrasiden haberi olmayan ile bizlerin oyu bir olmamalı olursa şimdiki saçmalıklar ortaya çıkıyor. Belki eski sistemimiz olan senato meclis tipi ile bu su istimal ve kafaya göre yönetim anlayışı değişebilir. En azından babalarının çiftliği gibi indir kaldır ile kanun geçiremezler.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2 3
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.065 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.