Demokrasi Notları
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 16 Ekim 2019, 11:35:10


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Demokrasi Notları  (Okunma Sayısı 3833 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
İkinci Doğan
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 39



« : 25 Aralık 2010, 00:09:21 »

Bir süredir Türkiye'nin yönetim biçimi hakkında düşünüyorum. Her ne kadar şu anda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni Türk kanı taşıyanlar yönetemiyor olsa da, Türkiye'nin yönetim biçimi hakkında düşünmemiz gerek.

Türkiye nasıl yönetilmeli? Kağanlık sistemiyle mi? Temsili Demokrasi ile mi? Doğrudan Demokratik bir sistemle mi? Diktatörlükle mi? Bunları tartışmaya açmalıyız.

Birinci İlke: Türkiye için demokrasinin doğru olup olmadığını tartışmaya açmak zorundayız.

Böyle bir tartışma yapıldığını ve tartışmanın sonucunda Türkiye için demokrasinin uygun bir yönetim biçimi olduğunu varsayalım. Böyle bir durumda, bizim için yeni soru(lar) ortaya çıkıyor. Nasıl bir demokrasi istiyoruz? Türkiye için nasıl bir demokrasi gerekli?

İkinci İlke: Türkiye için sınırsız demokrasi tehlikeli bir durumdur. Sınırsız demokrasi, Türk olmayanların başa geçmesine neden olur.

Sorulara verilen yanıtlar yeni soruları doğurdu. Türkiye için sınırsız demokrasi tehlikeliyse, Türkiye'de nasıl bir demokrasi uygulanmalı?

Üçüncü İlke: Türkiye'de demokrasi, sınırlandırılmış bir demokrasi olmalıdır. Türklük'e ve Türkçülük'e hizmet etmediği anlaşılan bütün siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, dernekler, sendikalar, örgütler ve ayrım yapılmaksızın bütün tarikatlar kapatılmalıdır. Bu oluşumlar kapatılmalı, mal varlıkları Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ya da gerekli görüldüğü durumda Türkçü oluşumlara veya Türk Irkı'nın mensuplarına bağışlanmalıdır. Bu oluşumların yöneticileri ve önde gelen üyeleri koşulsuz bir biçimde idam edilmelidir. Bu oluşumların alt düzeylerdeki üyeleri ise yargılanmalı ve cezalandırılmalıdır.

Dördüncü İlke: İslamcılık, komünizm, kürtçülük, federallik, sosyalizm, hümanizm, inönücülük, sentezcilik vb. siyasi ideolojilerle siyaset yapılamayacağı anayasaya eklenmelidir. Bu ideolojileri kullanan bireyler ve/veya oluşumlar vatan hainliği suçlamasıyla yargılanmalıdır.

Beşinci İlke: Anayasamızda ve diğer yasalarımızda ırkçılıkla ilgili tüm maddeler değiştirilmelidir. Bu yasalarda, Türk Irkçılığı Anayasal bir suç olmaktan çıkartılmalı, etnik döküntü ırkçılığı ise idamla cezalandırılacak bir suç biçimine getirilmelidir.

Altıncı İlke: Türk Irkçılığı yapmayan hiçbir oluşumun siyaset yapamaması sağlanmalıdır.

Yedinci İlke: İdam cezası geri getirilmeli ve Türk töresindeki biçimiyle geri getirilmelidir.

Sekizinci İlke: Irka dayalı nüfus sayımı uygulaması, ırk atlasları ve soy ağacı uygulamaları başlatılmalıdır.

Dokuzuncu İlke: Türk Irkı'ndan olmayanların seçme ve seçilme hakları ellerinden alınmalıdır.


Yanlışlarım varsa, başka Türkçüler tarafından düzeltilmesini diliyorum.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
AKTOLGALI
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 33



« Yanıtla #1 : 25 Aralık 2010, 00:22:21 »

Bu konuda daha önce yazdığım bir yazının daha da genişletilmiş biçimi yazayım.

Benim aklımdaki ve hayalimdeki yönetim biçimi şöyledir;


Türk ırkı, son seksen yıldır Demokrasi denilen bir oyalamaca ile oyalanmaktadır. Dünya üzerinde yabancıdan kaynaklanan herhangi bir sistem Türk milletine kesinlikle uydurulamaz. Her millet kendi milli yapısına, örfüne, âdetine ve sosyal yaşamına göre yönetim biçimini benimser. Diğer milletler bile yaşayışlarına en uygun yönetim biçimini benimserken biz ne yapıyoruz? Soysuz Amerikalılar yapıları gereği başkanlık ve "Amerikalılık" etrafında toplanırken; cahil Araplar toplumlarının yaşayışı gereği uygar Dünyadan (!) etkilenmeyerek saltanatlarını devam ettirirken; sinsi İngilizler örflerinden taviz vermeyerek Kırallıklarının eteklerinin altında nefes alırken; biz Türkler hangi Türk yasası gereği Demokrasi’ye bel bağlamış, var gücümüzle onu ayakta tutmaya çalışıyoruz? Hangi Türk kutsalı Demokrasinin gerekliliğini emrediyor? Örfümüze, âdetimize, töremize uymayan Demokrasiyle yönetim biçimini seksen yıldır hazmedemeyen milletimizin bu süre içinde yaşadığı acıların sebebi bu hazımsızlıktır. Cumhuriyet, Başbuğ Kemal ATATÜRK tarafından ilan edildiği çağlarda, zamanın şartları dâhilinde belki de yapılabilecek en iyi hareketti. Ancak zamanımızda miadını doldurmuş bir Cumhuriyet var karşımızda ve yapılması gereken tek şey bu hasta Cumhuriyeti ayakta tutmaya çalışmak yerine, köklerini Türk tarihinin köklerinden alan ve Türk'ün yaşam biçimiyle esas şeklini bulan Türk Töresini diriltmek ve atalarımızın ruhlarını rahata kavuşturmaktır. 

   Cumhuriyet ile yönetim şekli yıkıldıktan sonra yerine getirilecek sistem, Türk'ün töresidir. Antik-Yunan coğrafyasındaki etnik döküntülerin rahat yaşamak amacıyla uydurduğu Demokrasi yerine, Dünyaya atının toynaklarını öptüren Türk atalarının, sayfalarını kanla doldurduğu Yüce Türk Töresi ırkımız için en hayırlısı olacaktır.  Öyle bir devlet sistemi kurulmalı ki bir daha asla Türk'ün o ışıklı siması sislerin arkasında kalmamalı. Bu kurulacak yeni sistemde Türk devleti Tanrının yeryüzündeki gölgesi sayılacak ve Türk Irkının üstünlüğüne iman etmiş bir Kaan tarafından yönetilecektir. Türk ırkının iliklerine kadar işleyen bu sistem milletimizi "muasır medeniyet" seviyesine taşıyacak yegâne güçtür. Bu sistem şu şekilde anlatılabilir;

   Devlet, Kaan, Kurultay ve Meclis olarak üç ana kurum tarafından idare edilir. Kaan adayları, Yönetim okulu adı verilen devlet okulunda yetiştirilirler. Ufak yaştan itibaren Türk soylu ailelerden alınarak bu okulda yetiştirilmeye başlarlar. İdeolojik herhangi bir oluşuma izin verilmeyen bu okullarda hâkim olan tek düşünce Türkçülük; geçerli olan tek varlık Türklüktür! Yönetim okulunda yetiştirilen öğrenciler Kaan adayı olabilmeleri için öğrencilik hayatları boyunca milli fayda getiren en az 5 (örnek) projeye imza atmış olmaları gerekir. Töre, liderlik, ekonomi, kriz yönetimi, savaş stratejisi ve proje yönetimi-denetimi alanında dersler alan ve bunları başarıyla geçen ilk 15 öğrenci arasından bir kişi Kurultay tarafından Kaanlıkla şereflendirilir. Kaan olamayan diğer öğrenciler ise devletin stratejik noktalarında göreve başlarlar. Bunun kararını Kaan ve Kurultay ortak verirler.  Kaan, devletin en üst düzey yöneticisidir. Kurultay tarafından 7 yıllığına seçilir.  Kurultay üyelerinin 4 de 3 ünün oyunu alan kişi Kaan olur. Yasama, yürütme ve yargı erklerini elinde bulundurur bu yüzden Kaan'ın sorumlu olduğu tek merci Töredir. Törenin dışına çıkamaz, Töreye aykırı hareket edemez. Töre dâhilinde aldığı kararlar hiç bir kurum tarafından denetime tabi tutulamaz. Kaan karar alırken Kurultayla birlikte alır ancak kurultayın Kaan üzerinde herhangi bir bağlayıcılığı olamaz yalnızca danışma merciidir. Kaan yalnızca savaş sırasında yalnız başına karar alabilir. Töre denetimi de Kurultay üyeleri tarafından oluşturulan Töre mahkemelerince yapılır. Kaan'ın aldığı kararlar bir tek Töreye aykırılık suçundan yargılanabilir ve töre mahkemelerince iptal edilebilir. Vatana ve millete ihanet ya da Töreyi yıpratma suçundan suçlu bulunduğu takdirde cezası Kut anlayışından dolayı boğularak ölümdür. Türkeli devletinde Kut hanedana değil kuruma aittir. Kaan ve Kurultay üyeleri Kutlu sayılırlar.

   Devletin ikinci önemli gücü olan Kurultay 100 kişiden oluşur. Bu kurultayın üyelerine Başkurtlar denir. Başkurtlar da Yönetim Okulunda yetiştirilirler. Bu okula girmenin tek şartı Türk soylu olmaktır. Türk soylu olmayan herhangi bir etnik döküntü, devletin herhangi bir kurumunda görev alamaz.  Derslerini başarıyla geçen öğrenciler Kurultay'a katılmaya hak kazanırlar. Kurultay'a girecek olan öğrencilerin herhangi bir diğer devlet dairesinde, özel şirkette veya ticarette çalışmamış olması gerekmektedir. Kurultay için en önemli konu güvenliktir. Kurultay kendisini, dışarıdan olabilecek sızmalara veya içeriden dışarıya gidecek olan bilgi akışını önlemek zorundadır. İçlerindeki sızmaya karşı üyelerin soruşturulmasını isteme ve soruşturma sonucunda idam etme hakkı vardır. Kaanlık seçimini yapan ve Kaan'ı Töre gereğince yargılayan merci kurultaydır. Kaan'ın Kurultay üyeleri hakkında soruşturma isteme hakkı var ancak soruşturmadan geçmeyen ve suçlu bulunmayan üyeleri değiştirme yetkisi yoktur. Kurultay üyeleri ne sivil nede asker kişiler olarak geçer. Başkurtlar devlet yönetiminde Kaanlık makamından sonraki en yetkili kişilerdir ve ihanet durumu haricinde dokunulmazdırlar. Başkurtlar, Kaan'ı Töre gereğince yargılayıp suçlu bulması halinde Ülke yönetimini ele alıp yerine yeni Kaan atama hakları vardır. Yeni Kaan atanana kadar ülkeyi Başkurtlar tarafından oluşturulan bir komisyon yönetir ve en kısa zamanda Kaan atanır. Kurultayın görevi Töreyi korumaktır. Zira Töre, bütün kişi ve kuruluşlardan üstündür. Bunun dışında Kaan'ın hiç bir kararına karışamazlar.

   Millet meclisi, Türk devletinin üçüncü erkidir. Bu meclis halk tarafından 5 yılda bir seçilir. Her ilden 5 milletvekili seçilir ve böylece meclis oluşturulur.  Bu meclisin şimdiki demokratik (!) meclisten tek farkı etkisidir. Karar alma mercii değildir. Bu meclisin tek amacı, devlet yöneticileri ile halk arasındaki iletişimi sağlamak ve Kaanla haftalık yapılacak görüşmelerde halkın sıkıntılarını ve isteklerini bildirmektir. Toplantıya Kaan, Başkurtlar temsilci komisyonu ve Meclis genel kurulu tarafından oluşturulan bir heyet katılır. Meclis başkanı, mecliste alınan kararları, istekleri ve şikâyetleri Kaan'a iletir. Meclis'in aldığı kararların herhangi bir bağlayıcılığı yoktur, tavsiye niteliğindedir. Kaan istediği takdirde meclisi feshedebilir ve yeni seçimlere gidebilir. Vekillerin dokunulmazlıkları yoktur ve memur statüsündedirler.

          Yönetim okulundan mezun olup Kaan ya da Başkurt olmayan kişiler devletin önemli denetim, yönetim ve istihbarat noktalarına yerleştirilirler. Böylece devlet mekanizmasının denetleyicileri hem milli bir ruha sahip olmuş olur, hem de sistemin yanlış işlemesinin önüne geçilir.

         Yüzeysel bir tarifle anlattığım gibi yönetilebilecek bir devlet, devire değil tarihe hükmedecek ve atalarımızın ruhları şad olacaktır. Bu devlet, şuanda bulunduğumuz hale geri gelmek istemiyorsa rejimde olduğu gibi sosyal yapıda da değişikliklere gitmeli. İlk olarak azınlık yasası çıkartmalı ve Türk devletinde barınan etniklerin tespitini yapmalıdır. Türk ırkına sadece kan yoluyla bağlı olanlar Türk olarak sayılacak, diğerleri azınlık kapsamında değerlendirilecektir. Azınlıkları kapsayan özel bir yasa çıkmalı ve Etnik birisi ile Türk kanı taşıyan kişi arasındaki maddi ve manevi fark devlet tarafından yasalarla korunmalıdır. Bu şu şekilde gerçekleştirilebilir;  Azınlıklara mensup herhangi bir birey devlet yönetiminde yer alamaz, Askeriyeye giremez, öğretmenlik ve doktorluk yapamaz, milli mühendislik şirketlerinde çalışamaz ve Türklerden 2 katı vergiye tabi olur. Azınlık haklarına sahip olan kişilerin 1 çocuktan fazla çocuk yapması yasaktır. Azınlıkların işçi odaları (sendika), sivil toplum örgütü, dernek vb. kuruluşlara üye olması yasaktır. Azınlıklara uygulanan idam harici cezalar, bu kişiler vatandaşlıktan ayrılmayı istedikleri ve yurt dışında yaşamayı kabul etikleri takdirde silinir. Türk ırkına mensup bir kişinin diğerlerinden biriyle evlenmesi yasaktır. Evlendiği takdirde bu evlilikten olan çocuk Türk sayılmaz, azınlık statüsünde değerlendirilir.

   Devlet vatandaşların dinine karışamaz, sadece Türk ırkına kan yoluyla bağlı kişilerin dinine yönelik hizmetler yapmak zorundadır. Diğer dinlerden kalan yapıları Kaan’ın özel izniyle Türk dinlerinden herhangi birinin ibadethanesine çevirebilir. Türkler din ve vicdan özgürlüğüne sahiptirler hiç bir şekilde zorlamaya tabi tutulamazlar. Ancak devlet yobazlığın önüne geçmek amacıyla Diyanet İşleri Başkanlığı gibi dini kontrol mekanizmalarını dini inanışları kontrol etmek amacıyla bünyesinde barındırır. Böylece din, milli kültürü baltalamamış ve Türkçe yapıya zarar vermeden yaşanır hale gelir. Kaan’ın dini ise Türk toplumlarından herhangi birinin inancı olabilir ancak Kaan dini inancını vatandaşlara yayamaz, açıkça övemez. Toplumdaki ortak nokta sadece ve sadece milli kültürdür.

   Eğitim alanında da büyük değişiklikler yapılmalı ve çocuklarımıza küçük yaşta Türklük bilinci kazandırılmalıdır. Avrupa özentisi olan bir topluluk olmaktan çıkılmalı ve Türkçü bir nesil yetiştirilmelidir. Mesela; okullarda her sene ad alma yarışmaları düzenlenmeli ve çocuklara beceriklilikleri derecesinde Türk tarihinden önemli bir şahsiyetin adı lakap olarak takılmalı. Böylelikle çocuklarımızın tarihe yönlenmesi ve Türkçü bir bilinç içerisinde yetişmesi sağlanmış olur. Düzenleme gerektiren bir başka konu ise, Türk tarihinin Osmanlı tarihinden ibaretmiş gibi anlatılmasından vazgeçilmeli, iki Türk devleti arasında olan savaşta taraf tutulmadan kardeş kavgası olarak anlatılmalıdır. Devletin finanse edeceği bir tarih komisyonun önderliğinde Türk genel tarihini anlatan bir film çekilmeli. Derin araştırmalar sonucunda inilebilen en son noktaya inildikten sonra o tarihten bu yana tüm zamanları kapsayan geniş çaplı bir film yapılmalı ve ilkokul ve liselerde ders olarak izletilmelidir. Bu ve bunun gibi atılımlardan sonra Türk ırkının geleceği ister istemez güzel olacak ve her şey kendiliğinden yoluna girecektir.

   İç politikadaki Türkçü tutumu dış politikada da gösterdiğimiz takdirde Türkeli önüne geçilmez bir sel halini alacak ve devrinin en güçlü devleti olmayı başaracaktır. Kapitalist ekonominin karşısında durmak bu çağda imkânsızdır. Hal böyleyken yapılması gereken, sistemin çarklarının arasında ezilmektense çarkları ele geçirip oyun kurucu olmaktır. İç ekonomide izlenmesi gereken yol yarı devletçi ekonomidir. İlk olarak tüm kuruluşlar kamulaştırılmalı ve bu kurumların başına devlet teşvikiyle kurulan özel yönetici şirketler geçirilmelidir. Bu şirketler, herhangi bir fabrikanın başına geçtiği takdirde %20(örnek) oranında ortaklık karşılığında fabrikayı devletin adına yönetecek, ancak asla fabrikanın sahibi olmayacaktır. Taraflar arasındaki anlaşma devlet tarafından makul bir sebep gösterilerek feshedilebilecektir. Özel kuruluşlar yaptıkları tüm işlemleri kar amaçlı yaptıklarından dolayı satma ya da kiralama olmayan bu sistem, devlet mallarının zarar etmesinin önüne geçecek; devletin malının devlette kalmasını sağlayacak; ve kar oranını en yüksek düzeyde tutacaktır. Örneğin; devlet'e ait bir hastanede yönetim şayet bir şirkette ise verilen hizmet tıpkı özel hastanedeki gibi kaliteli ancak fiyat devlet hastanesindeki gibi uygun olacaktır. Bu hem kaliteyi arttıracak hem ücreti düşürecektir. Tabiiki fiyat belirleme işlemini devlet gerçekleştirecektir. Ve elbette bu yönetici şirketlerin, Türk şirketleri olup, yurt dışında her hangi bir şirketle bağlantısı olmaması ön şarttır. Bu yönetici şirketlerin denetlenmesi, Yönetim okulundan mezun olan, Kaan ya da Başkurt olmayan insanlar arasından oluşturulan bir komisyon tarafından gerçekleştirilir. Onları denetleyen bir üst komisyon daha olur. Böylelikle rüşvetin önüne rahatlıkla geçilebilir. Zira bu kişiler küçük yaştan itibaren o yaşa gelene kadar Türk ahlak ve Töresiyle yoğrulduklarından dolayı rüşvet olmayacağı açık bir gerçektir.
            İç politikada bu şekilde yapılacak reformlarla sağlam bir ekonomi oluşturularak Dünya'da söz sahibi olunabilir. Yabancı sermayeye duyulan ihtiyaç azaldığı takdirde dışa bağımlılık da aynı oranda azalacaktır.

   Yönetimi ırkçı, eğitimi Türkçü, ekonomisi milli olan bir Türkiye’nin, Türk birliği yolunda hiçbir engeli kalmamaktadır. Ve bundan bir adım sonrası Turan!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Varlığım Türk Varlığına Armağan Olsun
turkturkcuataturkcu
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 39



« Yanıtla #2 : 26 Aralık 2010, 01:29:30 »


   Yönetimi ırkçı, eğitimi Türkçü, ekonomisi milli olan bir Türkiye’nin, Türk birliği yolunda hiçbir engeli kalmamaktadır. Ve bundan bir adım sonrası Turan!


Çok güzel özetlemissin kandaş...

Y.N: Tek cümlelik iletiler atmayalım. Gümüş Kurt
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
OnbaşıPars
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 172


TANRI TÜRK'E YAR OLSUN TURAN ELLER VAR OLSUN


« Yanıtla #3 : 26 Aralık 2010, 18:02:27 »

Demokrasi Türklüge zarardir diye düsünüyorum, ben bu cihanin en üstün irkindindan bir Türk oldugum halde memlekette yasayan soysuz kürt ile neden esit görüleyim ayni haklara neden sahip olayim ?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
KARAÇAYTÜRK
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 63


GÜN DOĞMADAN İNTİKAM ALINMALI.


« Yanıtla #4 : 26 Aralık 2010, 18:54:50 »


İkinci İlke: Türkiye için sınırsız demokrasi tehlikeli bir durumdur. Sınırsız demokrasi, Türk olmayanların başa geçmesine neden olur.

Sorulara verilen yanıtlar yeni soruları doğurdu. Türkiye için sınırsız demokrasi tehlikeliyse, Türkiye'de nasıl bir demokrasi uygulanmalı?

Üçüncü İlke: Türkiye'de demokrasi, sınırlandırılmış bir demokrasi olmalıdır. Türklük'e ve Türkçülük'e hizmet etmediği anlaşılan bütün siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, dernekler, sendikalar, örgütler ve ayrım yapılmaksızın bütün tarikatlar kapatılmalıdır. Bu oluşumlar kapatılmalı, mal varlıkları Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ya da gerekli görüldüğü durumda Türkçü oluşumlara veya Türk Irkı'nın mensuplarına bağışlanmalıdır. Bu oluşumların yöneticileri ve önde gelen üyeleri koşulsuz bir biçimde idam edilmelidir. Bu oluşumların alt düzeylerdeki üyeleri ise yargılanmalı ve cezalandırılmalıdır.

Dördüncü İlke: İslamcılık, komünizm, kürtçülük, federallik, sosyalizm, hümanizm, inönücülük, sentezcilik vb. siyasi ideolojilerle siyaset yapılamayacağı anayasaya eklenmelidir. Bu ideolojileri kullanan bireyler ve/veya oluşumlar vatan hainliği suçlamasıyla yargılanmalıdır.

Beşinci İlke: Anayasamızda ve diğer yasalarımızda ırkçılıkla ilgili tüm maddeler değiştirilmelidir. Bu yasalarda, Türk Irkçılığı Anayasal bir suç olmaktan çıkartılmalı, etnik döküntü ırkçılığı ise idamla cezalandırılacak bir suç biçimine getirilmelidir.

Altıncı İlke: Türk Irkçılığı yapmayan hiçbir oluşumun siyaset yapamaması sağlanmalıdır.

Yedinci İlke: İdam cezası geri getirilmeli ve Türk töresindeki biçimiyle geri getirilmelidir.

Sekizinci İlke: Irka dayalı nüfus sayımı uygulaması, ırk atlasları ve soy ağacı uygulamaları başlatılmalıdır.

Dokuzuncu İlke: Türk Irkı'ndan olmayanların seçme ve seçilme hakları ellerinden alınmalıdır.


Yanlışlarım varsa, başka Türkçüler tarafından düzeltilmesini diliyorum.

İlk önce yapılması gerekenlerden yedinci ilke olmalıdır.Hele Vatana ihanet söz konusu ise.Keşke olsaydı piç soyunu temizleseydik.Askerimize kurşun sıkanların  bayram havası içinde karşılanmasını kimse görmezdi.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

DİĞER MİLLETLER BAYRAĞINI SADECE SEVEBİLİR.AMA BİZ UĞRUNDA ÖLÜRÜZ..
Çiçi
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 88



« Yanıtla #5 : 27 Aralık 2010, 03:45:54 »

Aktolgalı Beylerbeyi,

Yazınızdan çok etkilendim. Türk siyasetine akılcı, mantıklı ve en önemlisi Türkçü bir bakış açısı getirmişsiniz.

Dünyada ari olarak bir tek Türk ırkı kalmıştır. Başka milletler bunun için neler vermezdi. Biz de bu asaleti koruma ve yaşatma adına adımlar atmalıyız.

Kalemine, yüreğine sağlık.

Yaşasın Turan!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Varlığım Türk Varlığına Armağan Olsun.
Tanrı Türk'ü Korusun.
AKTOLGALI
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 33



« Yanıtla #6 : 27 Aralık 2010, 19:36:14 »

Aktolgalı Beylerbeyi,

Yazınızdan çok etkilendim. Türk siyasetine akılcı, mantıklı ve en önemlisi Türkçü bir bakış açısı getirmişsiniz.

Dünyada ari olarak bir tek Türk ırkı kalmıştır. Başka milletler bunun için neler vermezdi. Biz de bu asaleti koruma ve yaşatma adına adımlar atmalıyız.

Kalemine, yüreğine sağlık.

Yaşasın Turan!

Sen sağ ol kandaş. Umarım bir gün bu düşüncelerin uygulandığı bir devlette yaşamak hepimize nasip olur..
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Varlığım Türk Varlığına Armağan Olsun
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.068 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.02s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.