ÇİFT BOZKURT; ATATÜRK, ATSIZ!!!
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 14 Ağustos 2020, 06:13:11


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: ÇİFT BOZKURT; ATATÜRK, ATSIZ!!!  (Okunma Sayısı 2189 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ALBASTI
OTAĞ BEKÇİSİ
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 9.478


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« : 03 Kasım 2013, 17:13:08 »

ÇİFT BOZKURT;  ATATÜRK, ATSIZ!!!



Kurtuluş Savaşı’nı ve Yeni Türk Devleti’nin kuruluşunu kapsayan yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde Türk Aydını çeşitli sınıflara bölünmüştü. Dağılan ve artık milletten yeterince hüsnükabul görmeyen İttihatçılar sessiz ama etkin bir çoğunluk oluşturuyorlardı. Mali kaynaklarını hiçbir zaman kaybetmemiş liberaller uzaktan gelişmeleri izleyen bir diğer sınıftı. Türkçüler ise Akçura’nın birkaç sene önce ifade ettiği gibi bilimsel çevreden ibaret bir azınlık durumundaydı. İttihatçıları Türkçü gibi gösteren modern yazın yanlı ve yanlıştır. Bu kimseler dilde sadeleşme ve Türkleşme gibi gayretler gütmüşlerse de esasında içlerinde gayrımüslim yabancıları da barındıran siyasi bir gruptu. Türkleşmeleri, siyasi bir gayretti. Nitekim gerçek Türkçülerin hücumuna da uğramışlardı.

Bu sınıfların derinlemesine tahlili bu yazının konusu değildir.

Milli mücadele devrinde oluşturulan birinci mecliste, siyasal ve yerel güçlerin savaş esnasında gösterebilecekleri yararlar göz önünde bulundurularak çok sesli bir meclis oluşturuldu. Milli Meclis’te yer almayı hak etmeseler de halk üzerinde büyük etkisi bulunan çeşitli milletlerden çeşitli kimseler mebus yapılarak meclise alındılar. Burada maksat, hem milli mücadelenin bir sınıfa atfedilmesini önlemek hem de ekonomik ve siyasal nüfuza sahip kimseleri ‘yakında tutarak’ onlardan yararlanmaktı.

Birinci Meclis’te neden yabancıların bu denli çok olup sadece birkaç Türkçü bulunduğunu anlamak için bu neden yeterlidir. Türkçüler sadece bilimsel ve entelektüel bir azınlık olup yeterli nüfuz ve ekonomik güçte değillerdi. Örneğin, Ziya Gökalp dahi birinci mecliste yer almamıştır. Türkçülerin temsili ancak Türkçü Dr. Rıza Nur Beğ ve Mahmut Esat Beğ ile mümkün olmuştu.

Birinci Meclis’te milli mücadelenin askeri kısmı tamamlanınca toplumsal ve ekonomik kısmı için yeni kadrolara ihtiyaç duyulduğu ortaya çıktı. Birinci Meclis’in yatığı tek inkılap Saltanat’ın kaldırılmasıydı ki, bu bile zor koşullarda gerçekleşti. Bu yüzden Gazi’nin kafasında oluşan şekle göre yeni bir kadro oluşacaktı: Millileşmeye açık vekiller ve Batılılaşmaya açık vekiller.

Buradaki önemli husus Gazi’nin Türkçülüğüne açıkça delalet edebilir. Gazi, İttihat Terakki geleneğinden gelen bir Türk subayıydı ve milli mücadeledeki üstün başarıları meşruiyetini o denli bir seviyeye çıkarmıştı ki yeni meclis kadrolarını tamamen İttihatçılardan veya tamamen Batıcılardan oluştursa dahi Türk milletinden kabul görecekti. Birinci Meclis’te ‘’Sarıklılar’’dan ihtiyaç duyduğu sosyo-ekonomik nüfuzu Türkçüler sağlayabilecek durumda da değillerdi. Ama Gazi başta Ziya Gökalp olmak üzere dönemin önemli Türkçülerini yeni kurulan Türk Devleri’nin inşasında görev alabilmeleri için yanına almıştı. Cumhuriyet dönemi Türk modernleşmesinde milli olan ne varsa bu kadroların ürünü olacaktı. Büyük Komutan Gazi, Türk Devleti’ni İttihatçıların eline bırakmayarak Türk milletini çok büyük belalarda korumuş oluyordu.


Atatürk, Türkçüler için bir etkinlik sahası ve ilerlemek için bir kanal oluşturuyordu. Kendi meşruiyetine bir katkı sağlayacakları, ekonomik olarak destek verecekleri için değil; Türk Milleti’ni en iyi onlar tanıdığı ve ‘’Milliliği kaybetmeden Batılılaşmayı’’ ancak Türkçüler başarabileceği için. Atatürk’ün Türkçülük için daha büyük bir hizmetini aramaya bile gerek yoktur.

Yalnız, bundan sonrası ne Atatürk’ün ne Türkçülerin tahmin edip isteyebilecekleri şekilde gelişiyordu. Devletin tüm kurumlarını işgal eden ve kendilerini kabul ettirmek için Kemalist adını alan eski İttihatçılar, alıştıkları gibi Türkçülüğe yeniden düşman kesilir oldular. Hatta, tabiri caizse, Türkçü kılığında Türk Dil ve Tarih kongrelerini sabote ederek bunlardan gereken faydanın sağlanmasını engellediler. Modernleşmeyi sadece Batı’yı bir taklit olarak görüp ucube kararlarla Mustafa Kemal Paşa’nın kırdığı ‘statüko’yu yeniden kurmaya çalıştılar. Öyle ki bu dönemin sonunda bunlarla mücadele etmekten bıkmış bezgin bir Ziya Gökalp, Atatürk’le arası bozulup uzaklaştırılmış bir Rıza Nur ve neredeyse Kemalistlerin tesiri altında kalmış bir Mahmut Esad Bozkurt bulunuyordu. İsmet İnönü önderliğinde daha 1930’lu yıllara varmadan Atatürk’ün de etkinlik alanını daraltmayı başarmış, yurda Komünizmin girişini kolaylaştıran ve Türkçülere eziyet dönemini başlatacak süreci başlatıyorlardı. Memlekette Milli bir şey kalmamış, Atatürk’ün kurduğu Türk Devleti yerine sanki ahlaksız bir Sovyet uydusu kurulmuştu.

Atatürk’ün nereyse sıfırdan başlayarak oluşturduğu Türklük devri maalesef kısa ömürlü oluyor, devleti ele geçiren yabancı kanlı çeteler onu dahi ele kolu bağlı bırakıyorlardı.

İşte Atsız Ata, böyle bir devrin tamamına şahit olarak Türk tarihini değiştirmek üzere ortaya çıkıyordu. Bir gün muhakkak gerçek olacak hayalleri Atatürk’ün açtığı Türkçülük kanalında filizleniyordu. Atatürk’ün armağanı olan Türk Devrinde yaşamış, Birinci Meclis’te İslamcıların İkinci Meclis’te Kemalistlerin ne kadar Türk Düşmanı olabileceklerini görmüştü. İyi öğrenmişti ki çok az kimse Türk Milleti adına ve sırf onun için çalışıyordu. Yeni bir yola, yeni bir yönteme ihtiyaç vardı. Ziya Gökalp ve Rıza Nur’un fikirlerini birleştirerek müthiş bir Türklük düşüncesi yaratmak! Bugün bile biz Türkçülerin nabzını hızlandıran bu fikir için artık Atsız hazırdı. Kahramanlar gibi geri dönmemek üzere saldırdı.

Atsız’ı büyük yapan onlarca şeyden burada değineceğimiz fikirleriyle yaşantıları arasındaki harikulade uyumdur. Atsız, Irkçılık için ‘’yabancı kaynaklı hiçbir fikri kabul etmemektir’’ diyordu, devrinde dünyanın çeşitli yerlerinde ortaya çıkan ırkçı fikirlerden hiçbirini kabul etmedi! Dalkavuklardan nefret ediyordu, Kemalist zulme dalkavukluk ederek bu dünyada ikbal görmek ihtimalini elinin tersiyle itti. Türkçü sert yaşamalıdır diyordu, ailesine ve kendisine en büyük işkenceler reva görüldüğü halde sert yaşamından bir an bile vazgeçmedi.

Atsız Türk tarihinin belki de en zeki ve üretken fikir insanı olduğu halde ve Türk Milleti’nden başka derdi olmadığı halde başına neden bunlar gelmişti?

Anadolu Türklüğü’nün yeni uyanışının lideri Gazi Mustafa Kemal hemen 1923 seçimlerinde Ziya Gökalp’i vekil seçtirecek kadar Türkçülüğe kıymet verirken Cumhuriyet’in ‘’İkinci Adam’’ı İnönü nasıl olmuştu da ‘’Turancılık’’ fikrine hastalıklı yakıştırması yapacak duruma gelmişti? Yoksa Sovyetlere yaranmak mı gerekiyordu?

İşte Atsız bu yüzden büyüktür. O mücadele verirken ne Ziya Gökalp kadar geniş bir eylem sahasına ne ondan sonra gelen yanlış milli eğilimler gibi siyasi bir partiye sahipti. Onun ilk gençliği Atatürk’ün Türk Devri’ne üretken ve olgun çağı ise Kemalistlerin zulüm dönemine denk gelmiştir. Kemalist zulüm biter bitmez başlayan Liberal-İslamcı dönemde de Atsız yükselen Kürtçülük hareketleri karşısında mücadele vermek zorunda kalmıştır. Hayatının hiçbir döneminde ne fikriyatta yumuşamaya, ne aksiyonda yavaşlamaya rastlamak mümkündür.

Destanları milli kültürümüz bize ders vermek için yaratmıştır aslında. Göç destanı ile milli kültüre sahip çıkmayı, Kür-Şad ile zulme yanındaki kalabalıklara bakmadan direnmeyi, Alp-Manas destanı ile adalet için savaşmayı, Bozkurt destanı ile yeniden doğmayı öğretmiştir Atalar bize.

Atatürk’ün destanlaşan askeri kahramanlıkları ve ardından gelen felaket devri bir yerlerden tanıdık geliyor mu? Atsız’ın Türk tarihi’ni andıran ömrü bin sene sonra nasıl anılacaktır?

Ne dersiniz; çağımızın Bozkurt’u Atatürk; Kür-Şad’ı Atsız’dır desek haksız mı oluruz?


Erlik Tanrıöğen- Türkçü Turancı Otağ Yazarı
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Budurgan
Turan Çerisi
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 167


Üstünlük Türklüktedir


« Yanıtla #1 : 14 Ocak 2016, 01:17:46 »

Ellerinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş. Yer işareti olarak ekledim tarayıcımdaki çubuğuma. Heralde tekrar tekrar okurum bu yazıyı.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.27 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.055s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.