Çi-Çi / Yazılı Anlatımlarımları
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 23 Kasım 2017, 08:24:52


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: 1 ... 5 6 [7]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Çi-Çi / Yazılı Anlatımlarımları  (Okunma Sayısı 11983 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Çi-Çi
Deli Sarı
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.310



« Yanıtla #60 : 09 Eylül 2017, 20:03:41 »

Sıfırlar Hiç Bitmeyecek!

Yaşamak isteyen mücadele etmelidir. Uyuşturucu yumuşaklık ile irade kuvveti, zor dakikalarda isyan ile başarıyı sağlayacak teşebbüs, sorumluluk korkusu ile karar verme kabiliyeti, zaaf ile medeni cesaret, zayıf mahlûk ile çetin karakterli de yaşar. Şahsî menfaat ile millî ihtiras, iltimas ile mutlak sorumluluk, şahsiyetsiz ile erdemli tavır, düşmanın iyiliklerini takdir eden ile kanının karışmamasına dikkat eden de yaşar. Yaşamak için mücadele eder. Fakat mühim bir farkla! Biri 'Sıfır' diğeri 'Bir' olarak yaşar.

İnsaniyet âlemine koşanlar artık hakikatle alâkaları kalmayan, basit insanların iştahlarıdır. Ahlâk kuralları ile yalan ve iftirayı, hak çiğneme ile hakları göz ardı etmeyi iyi bilir. Bunlarda rastlantı ve keyfîlik egemen olmuştur. İkiyüzlü bir ahlâkî ve insanî kimlik bulundurur. Hiçbir dünya görüşünün katı bir temsilcisi olamaz da, konu kendisine gelince, adalet yolunu şaşırır. Öyle ki, kendisine saygısızlık bir adaletsizlik biçimi olur. Verilen talimattaki temel görüşe göre ümit eder, özsaygı ve onuru ile yaşamak isteyenleri tahammülsüzce yok etmek ister. Menfaatlerin sesi karşısında geri çekilen, bağımsızlığı boğan tutsak ve güçsüz tavırları ile adı üstünde sıfırdır.

Kullanmasını bilenin elinde kukla sıfır, ürken varlığının boşluğunu itham ile örtmeye gayret eder. Çünkü kendisi sadece sevmesini bilir, böylece güya koşullanmış biri değildir. Hep insanla ilgili sorunlara öncelik verir fakat Türk'e karşı mücadele edip, kendi soyunun davasını güder.

Esas ırkçı kimdir?

Girişimlerini saklamak ve zehirlerini zerk ederek uyuşturmak için ırk, renk farkı gözetmeksizin insanların hepsinin bir olduğundan bahseden mi, yoksa her şart altında insancılığı salık verirken, kendi kanını her türlü bozulmaya karşı koruyan mı? Kendilerini sevgi dolu, zararsız, iyiliksever, tehlikeli olmaktan çok, ehemmiyetsiz gösterenler, Türk olmadığını, kendisini Türk hissetmediğini, birdenbire yüksek mevkilere gelince anımsamaya başlar.

Yazık ki, hiçbir ödleklik ödülsüz kalmaz. İnsancıların doğalarında derin bir kurnazlık vardır. Yalnız ileri doğru değil, yukarı doğru yaratıcıları da sevmez.

Tebessüm uyandırabilen bir incelikle şahsiyetin ve ırkın harap edilmesi için, fikir ve kanaatlerinde daima fırsat bularak yaşar. Yeni servetler için millî temelleri tahrip etmekten çekinmez. Gücendirmediği için, düşman gözündeki yeri bambaşkadır. Esasen sıfırlar hiç bitmeyecek! Millî değerler ile hiçbir düşünce bağı kalmamış bu kimselerin, mühim yerlerde bulunması ümidi yok edici, diğer yandan mücadelenin de epey kuvvetli olacağının belirtisidir.

Sıfır, sorumluluktan korkar. Şahsî korkaklık aslında kanın zayıflaması ve kanın zehirlenmesi ile kendini gösterir. O, sakıngan, göğüs geremeyen, hıyanet içinde geleceği feda eder. Bir ise, sorumluluk almaktan korkmaz. Bir an değil, yüzyıllarca yaşar. Uğurda ölmekteki yüceliği yalnızca içinde hisseder, ülküsüne doğru ilerler. Zira O, ‘Bir’ olmakla kusursuz, daha kuvvetli, karşı koymaya daha yeteneklidir.

09.09.2017

Çi-Çi


Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çi-Çi
Deli Sarı
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.310



« Yanıtla #61 : 23 Eylül 2017, 22:55:50 »

Sorumluluğu Taşıyan Erdemlidir

Ruhunu kimi bir aşk ihtiyacı ile açar, kimi bir geçmiş zaman acısı ile kavrulur, kimi yalnızlığını ruhuyla değil vücuduyla duyar, kimi içinde umumî bir harp başlatır, kimi aranan hiçbir şeyi bulmak mümkün olmaz da bir gün, ruhunun içine çekildiği kabuğu kıracak, bütün kanıyla, hayaliyle, inancıyla ve hayatıyla duyduğu kimseyi bulur.

Her şeyin mânâsı vardır. Gençliğin art niyetsiz çağında yardım etmiş olduklarından zarar gören kimse, insanları çok defa adam yerine koyar ve dostça davranış sadakatsizlikle, içten bağlılık ihanetle, dirayet budalalıkla karşılık bulur. Zira yalancılık kılıfına giriverenlerle ancak yıkım yaşanır. Bu nedenle insanları tanımalı ve gerçek taraflarını görmeyi öğrenmelidir.

Bazen düşünme kabiliyeti samimiyetle birleştiği hâlde yeterli gelmez. İki ayrı anlam, iki ayrı yüz, iki ayrı manzara vardır. Bunları öğrendikçe gelişigüzel düşünceler biter. İnsan hissiyatı ile aklı arasında mücadele edemez.

Ruhun kendini aşıp yücelmesi bir kere yok edildiği zaman daha çok mücadele etmek gerekir. Güçlü isteklerin körüklenmesi için mümkün olan her şey yapılmalıdır. Sert, disiplinli, fedakâr bir dorukta duyulan endişe olmaz, azimli bir cesaret olur. Böyle biri hakiki ihtiyaçlarını görür, bu ihtiyaçlarının temini için sevdiği ve saydığı şey uğruna mücadeleye girer. Saygı duymak için bilmek gerekir.

Gerçek hayatın ortaya koyduğu derslerle yoğrulan kimse toplumsal konular içindeki meseleleri iyi bilir. Nedir ki, tecrübe etmemiş için bazı olumsuz yaşantılar vardır. Mesleği kolay yaşamak olanların birbirini destekleyerek lâyık olmadıkları yere çıkması onursuzcadır. Onurlu olan çalışmaktır. Daha da güzeli kendi imkânları ile çabalamaktır. Yükümlülüğü koyan ile onun sorumluluğunu taşıyan erdemlidir.

İnsanı doyuran esenli ve düzenli bir hayata kavuşturan şey, yalnızlıktan kurtulmak, karşılıklı sevgi bağı içinde yaşamak olacaktır. Candan bağlılığa giden yolun adı aile kurmak ve çoğalmak istemektir. Bilhassa Türk genci aile kurmalıdır. Çünkü milletini seven bir kimse bu sevgisini ancak milleti için göze almaya, tahammül etmeye hazır olduğunu feragat ve fedakârlıkla ispat edebilir.

Sadece menfaati önceleyen bir milli his düşünülemez. Kayıtsız, sefil bir hayat süren, ahlâkça düşük bir milletin mensubu olmak utanç vericidir. Milli ihtiras kendi hayatı için büyük bir mücadeleye girişmeye mecburdur. Milli gurur geliştirilmelidir.

Bunun biricik yolu önce çok çalışmak, sonra toplumca sorumluluk bilinci yani feragatten memnun bir fedakârlık ruhu ile ülküye doğru ilerlemektir. En lüzumlu olan şeyleri öğrenmelidir.

Nitekim kendi milletinin hayatını sağlamak için izlenecek yol bilinirse, sorumluluk korkusu olanlardan, karar almak kabiliyetinden yoksun bulunanlardan, medeni cesaret yokluğundan oluşan değersizlikten kurtulmuş olmanın mutluluğu yaşanır.

23.09.2017

Çi-Çi

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çi-Çi
Deli Sarı
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.310



« Yanıtla #62 : 20 Ekim 2017, 18:53:41 »

Millî bilinci işlemez hâle getirmek genlerinde Türklük karakterini taşımayan kimselerin sıradan insanlar için biçtiği kalıpları dayatmaları ile olur. Yabancı fikirlerin kana karışmaları kendini böyle tezahür eder. Geçmişe küfretmek değersiz pek çok kimseye mecliste mevkii temin ettiği gibi, milliyet düşmanlığını da körükler.

Türk ırkının büyüklüğünü sağlayan husus, yalnızca fikri yeteneğinin zengin oluşu değil, bunları toplum hizmetine vermeye olan isteğidir. Bir Türk'ün çalışma sözcüğünden anladığı kendi hayatını korumaya hizmet eden bir eylem değil, ancak toplumun çıkarları uğruna irtibatlı bir gayrettir. Türk ırkının ebedî oluşu ruhun bu asil kabiliyeti iledir.

Bağımsızlığı korumak uğrunda oluşmuş millî birlik fikri dokunulmazdır. Davranış birliği dağıtılamaz. Çünkü bütün bir hayat içinde mutluluğa, zenginliğe erişmeden üreterek çalışan öğretmen, çiftçi, bilimci, mühendis, memur, çeşitli meslek sahipleri toplumun hayatiyetini düşünerek, tercih ederek dürüst yoldan ayrılmaması, sıkıntılara katlanması işte yalnızca bu koşul ile ifade olunur.

Görevini yerine getirmek sadece kendi ihtiyaçlarını karşılamakla olmaz. Toplum uğruna kendini feda etmek yoksa bencillikten bahsetmelidir. O zaman anlaşılır yıkım çıkmazında bulunanların bağımsızlığı koruma koşulu ile manda teklifi, ya başaramazsak diyenlerin Türk milletini ölmüş saymaları veya 'çok şükür Türk olmaktan kurtulduk' diyenlerin Türk milletinin varlığını ve bağımsızlığını korumak için yaptığı girişim ve özveriyi küçümsedikleri birkaç yüzleri! Türk ırkı yaşayacak, böyle özverili girişimleri sürecek, daima başaracaktır. Zira millî birlik köklü ve düzenlidir.

Nedir ki, esas ırkçılık Türk'e karşı yapılmaktadır. Türk'ün benliğine, diline, mazisine, mefahirine, şanlı fütuhat, teşkilât, medeniyet tarihine küfür edenler önce milliyeti inkâr eder, insaniyetçi kesiliverir, para her şeyi olanların pazarı hâline gelir. Türkleri kurtarıp bir program ile ortaya çıkılacak ama evvela bir Türk olunduğunda bu mümkün olabilir. Türk ırkını yönlendirebilecek kuvvet ancak Türkçülerden çıkacaktır.

'Şimdi soğukkanlılıkla düşünülsün: Türk milletinin üstünlüğüne inanmış ve bütün Türklerin birleşip tek devlet hâlinde toplanmasını ülkü edinmiş Türkçülerle bu yobazların aynı gurupta nasıl toplanabilir? Yalnız Türklerden mürekkep bir devlet kurmak isteyen Türkçülerle, Müslümanları bir devlet yapıp resmî dilin Arapça olmasını isteyenler bir tutulur mu? Türk devletinin büyük makamlarında yarım kan Türklere bile tahammülü olmayan Türkçülerle başkanlarını Araptan seçen budalalar aynı kazanda kaynar mı?' Atsız, Sağcı Kimdir, Basılmamış Makaleler s:96

Milliyeti inkâr edenlerin başka çareleri de yoktur. Ümmet olmalı, adına da dava demelidir. Bir de Hümanist ve komünistlerle ortak payda ağızlarında öyle moda laflar türetirler ki, bunların bir kısmı sorumluluktan ödü patlayanlar bir kısmı da kaybettikleri oyu almak için zemin sağlayanlardır.

Türkçülük yani Türk milliyetçiliğinin ana unsurları Irkçılık ve Turancılık olmaksızın yapılmaz. Irkçılığın aleyhinde bulunanlarda yaratıcı güçle ve medeniyet kurma imtiyazı ile donanımlı ırk mensubu olanlara karşı amansız bir mücadele vardır. Dini topluluk maskesi altında yaşayanlar bu maskeyi bir gün atabilecekleri kadar güçlendikleri zaman şahsiyeti ve ırkı yok etmek için var güçleri ile çabalayacak olanlardır.

Bu hayatları için gerekli şartlar temin edildiği zaman gerçekleşir. Zira sadece hayatta kalmaları mühimdir. Hangi toprağa, hangi bayrağa, hangi dile ve hangi ele hizmet ettiklerinin önemi yoktur. Bastıkları toprak amaçlarına hizmet etmekte ise sorun yoktur. Baktıkları bayrak sadece baktıklarıdır. Kullandıkları dil anlaştıkları kadar olsa kâfidir. Hizmet ettikleri kendilerini övgüye boğanlar olmalıdır. Bütün bunların altında kendilerini ancak bir yaşayan hissedebilirler. Kendilerine çevrilen şüpheli bakışları yine basın yolu ile uzaklaştırırlar. Davaları da kendileri gibi kopyadır, çalınmıştır. İtikadın zerresi yokken başkası için itikat ölçerdirler. Bu itikat ölçerler için din artık iş yapmak için bir vasıtadır. Nitekim emirle ısmarlama olarak yaşarlar.

‘Bilakis asıl hainlik, elimizden çıkan yerleri unutmak ve millete de unutturmak istemektir….Türkçülüğe sinsi ve açık hücum etmesi gayet normaldir. Biz bilakis, Tanrı göstermesin onun Türkçülüğe taraftar gözükmesinden korkarız.’ Atsız, Faruk Nafiz’e Bir İhtar, Basılmamış Makaleler, s: 73

Yaşayış biçimi daima yalan söylemek olanların kalkıp da bilmedikleri ve sahip olmadıkları ehemmiyetler hakkında ahkâm kesmeleri ne fecidir, fecaattir. Oysa kendilerine bahşedilen misafirperverliği suiistimal etmemeli başka milletler tarafından devamlı surette sıkıştırıldıklarından dolayı yılana sarılmamalıdır. Sonra Tanrı bilir o yılan nerede kabuk değiştirir.

Kanların karışması, direnme kuvveti olmaması, rüzgârlar önünde sürüklenip gidişi kesin kaçınılmaz kılar. Asil iradeye tabi olanların kaçınılmaz sonu gibi, rüzgârın önündeki saman çöpü misalidir. Zira daha kuvvetli olanın görevi hükmetmektir, zayıf olanlara karışmak değildir.

Türk ırkı kanını korumalı, kendisine dışarıdan sunulan zehirleri verenlere iade etmelidir. Hiçbir zaman daha az iyi olanlar, en iyilerin karşısında âbideleşemezler. Bu mücadele yüzyıllardır böyle sürüp gelmiştir ve böyle de devam edecektir. Kanının karışması için baskı nasıl yapılamazsa, kişi söylemlerinde de çok dinlemeli, az konuşmalıdır. Zira konuşma kişinin aklını kullanma yaratıcılığıdır.

Bunun için kutlu gün doğuşundan bellidir. Türkçü, Türk ruhunun ilacıdır. Ne mutlu Türk doğana!

20.10.2017

Çi-Çi
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çi-Çi
Deli Sarı
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.310



« Yanıtla #63 : 23 Ekim 2017, 18:54:54 »

Kendi milletine karşı kim savaşır!

İtibardan tasarruf olmaz, millî bir gaye olmak haysiyetiyle Türkçülükten hiç olmaz. Zira millî ülkünün inkârı Türk soyunun üstünlüğüne inanan Türkçülerin kanında, ruhunda, içinde yaşamakta olan kutlu ateşi daha da tutuşturmuştur.

O kutlu ateş ki, dolu bir kesenin boş bir kafanın yardımına koştuğu şu günlerde yazma arzusu ile yanıp tutuşan parmakların sefil, beceriksiz karalamaları ve çalakalem yazılmış değersiz süprüntülerini kanının alazı ile yakar.

Kalbinde ateşi hiç sönmeyen bir kin ile değersiz olan şeyi ortadan kaldırır ve yerine sağlam olan daha fazla bir şeyi koyar. Nitekim kendi kendine değerli bir şeyi ortaya koyamayan ancak çürük riyakâr bir çehre ile sırıtır, sadece çıkarlarını korumayı ve çoğaltmayı bilenlerin ayakları altında ezilir.

Geçmişi ve bugünü ile büyük bir millet olan Türkler milliyette ırkı esas alıyorsa bunun nedeni bir Türk ırkının var olması ve Türk milletinin tesisinde başlıca görevin Türk ırkında bulunmasıdır.

Bugün Türkçülüğe kara çalınırken, garazlara, düşmanlığa ve savaşımlara hedef olurken, Türk kanına yabancı kimselerin tamamına korku aşıladığını görmek kıvanç vericidir.

Türkçülük ırkçılık değildir deyip, Ziya Gökalp Kürt kökenli bir Türk’tü diyenlerin zaten kendisi Türk değildir. Irkçılık millî birliği bozmaktadır diyenler esas millî değerleri gözden düşüren vatan hainleridir.

Dünyada girişilen kavga sürerken Türkiye’de mühim mevkilere Türk ırkından gelenler geçmelidir ifadesi neden bazılarını rahatsız etmektedir? Irkçılık milleti parçalar iddiasını savunanlar Türk düşmanlığının birleştirdiğini salık verir.

Türkçülerin fikirlerine de tahammül edilecektir. Çünkü bizim de fikrimiz var. Kardeşlik oyunları ile Türk ırkının eğilimlerini karıştıranlar ve Türk ırkının eğilimlerinin önemini anlamayanlar, biçareler ile kuvvetlileri karıştırarak zaten kıskançlığın en çirkin örneğini vermektedir.

Irkçılığın milleti parçalamak olduğunu söyleyenler, kendi savlarına inanan ile inanmayanları elbette aynı kefeye koyacak olmadıklarını söyledikleri zaman yapmış oldukları birleştirmekten çok uzaktır.

Milliyeti yok sayan dünya görüşünü kanuna ve eyleme geçirip, hatta ölümden sonraki hâle dahi biçim vermek suretiyle kendilerinin değer verdiği şeylere değer vermeyen kimselerin hayatlarını daraltmakla ekilenin biçileceği hükmünden kaçılmaz. Türk’ü sevmeyi vatan hainliği biçimine sokmak, millî heyecanla coşan yürekleri fırtına biçmeye görevli kılar.

Türklerin birleşmesini, çok nüfuslu, ahlâkı, ilmi ve tekniği yüksek, Büyük Türkiye gibi bir millî gayesi olup, millî şerefi yüksekte tutmak isteyenler millî şuuru uyanık diye suçlanamaz. Millî menfaati korumak ve yükseltmek her Türk’ün ödevidir.

Uluslararası zehirleyiciler evvela şunu anlamalıdır: Boyunduruk altına girenler ile Türk ırkı aynı kesede olmaz, olamaz. Bunun için de bir atasözünün dediği gibi: Her şeye benzeyen bir şeye benzemez. Türkçü değilse o hâlde ya beynelmilelci veya hiçbir şeydir.

Kendi milletine karşı kim savaşır!


23.10.2017

Çi-Çi


Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çi-Çi
Deli Sarı
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.310



« Yanıtla #64 : 06 Kasım 2017, 14:35:33 »

AND OLSUN Kİ!

Türk düşmanlığının müsamaha ve kayıtsızlıktan faydalanarak sinsi sinsi ilerlediği her dönem Türklük sevgisiyle yoğrulmuş damarlarında ve şuurunda Türk milliyetçiliği Türkçülerin Gök Tanrı’nın kendilerine verdiği Kut’un gücü ile kalplerini bir ok yarası gibi ağrıttığı binlerce yıllık tarihî ihanetleri unutmamıştır and olsun ki unutmayacaktır!

Damarlarımızda Türk ülküsünün yaktığı ateş Türk bozkırlarında bir avuç toprağın kokusu içimizdeyken her iç çektiğimizde söndürülemez kinimiz, iç yangınımız atalarımızın atlarının toynaklarının çiğnediği bozkırların rüzgârları yüzümüze değerken kanımızdaki öfke yenilmezdir. Türk budunu için, Türk için, Türk ülküsü için, Türk töresi için, kılınç için, Kut için kanayan yüreğimiz and olsun ki daima Tanrıkut ile birliktedir.

Türk bozkırlarının mavi buğusu, Tanrı Dağları’nda Kür Şad’ımızın ruhu, Aral Gölü’nün kokusu, Talas nehrinin suyu, Karakum Çölü'nün meltemi, Aşkabat’ın alması, Horasan düzlüklerinde Tebriz sokaklarında Selçuklu mührü, Azerbaycan’da Kafkas dağlarında Bakü’de cenk sesleri, Baykal Gölü’nün, Issık Gölü’nün Kam ayinleri, Kazakistan’da Altay Dağları’nda kartal gözleri Türk’ün ava çıktığında rehberi, Kutsal Ötüken ormanının kavmi, Yış kişileri, Ötüken Beği, Vey Irmağı’nda suyuna bulanmış her bir zerre kanda alacağımız var. Siganfu’da Sarı su bilir, yeminimiz var. Damarlarımızda Talas suyuna bulanmış kanda soğutarak kinimizi ısıttık çelik yüreklerimizi Türk’e ait olanları korumaya, yüceltmeye and olsun ki Kutluğ Han’ın ülküsü ile bilendik.

Anadolu’da, Dandanakan’da, Dumlupınar’da, Sakarya’da, alacağımız var. Altın tüylü kartalım, asil Türk ok çubuğunun atılışı gibi Çinlinin göğsüne saplanışı gibi, Türk kılıcının aşağılık başları uçuruşu gibi, kan fışkırırken çığlık atan, ürkerek yaya kaçan düşmanın, mükemmel bir çeviklikle Ahal Teke atlarının üstünde ortalık kıyameti andırırken bin yıllar öncesinden bin yıllar sonrasına uzanan bir ülkü taşır. İrkilen, dirilen Türk’ün acundaki mavi beyaz güzelliğini, güneşe doğru uçan kartal Gök Tanrı’nın yanına yükselir Türk’ün ruhunu taşırken göğün yankılanan çığlıkları arasında Türk budunu topraksız yaşamaz diye haykırır. Türk toprağı tohum, tohumu ağaç, ağacı demir, demiri kılıç, kılıcı mızrak, mızrağı ok, Ok’u gövde eder. Her şeyi güzel kılar, acunu engin adaleti ile donatır, ahlâkı ile yeşertir, hayat verir.

Çin imparatorları, Çin generalleri, Çin elçileri, Tanrıkut Mete’yi iyi bilir. Avrupa Attila’yı çok iyi tanır. Kargıya geçirilerek karargâha dikilen antlaşmalarını iyi hatırlar Macar, Alman, Leh, Romen, Hırvatlar, Niğbolu’da hezimeti, Anadolu ve Rumeli sipahilerini, Varna Meydan Savaşını, şaheser Türk Ordusu ile nasıl gafil avlandıklarını, Dandanakan’da Çağrı Bey’i, Malazgirt’te Alp Arslan’ı, Türklerin katî dakika hükmünü, İkinci Murat’ı, Karaca Paşa’yı, Çingiz Han’ı, Aksak Temür’ü, Baybars’ı, Çağrı beyi, Fatih’i, Alman, Fransız, İngiliz iyi hatırlar Conkbayırına kendilerinden önce gelen Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı, Anafarta gurubunu, Arıburnu’nu Türk kuvvetlerinin taarruzunu ve şanlı Türk silâhlarının zaferi ile bitişini unuttularsa and olsun ki yine yaşayacakları budur!

Turancılığı kötüleyen üç general unutmayın diyeceğiz ancak siz ve sizin gibilerin unutmayacağı sadece ölümü göze alamadığınız gerçeği olacaktır. Öldüğünüz hâlde sizin gibilerin de bir gün öleceğini bildiği hâlde ölümü göze alamamaları gerçeği ne acıdır, değil mi? Savaş çok kötü bir şeydir çığırtkanlıkları, Türk milleti yoktur hezeyanları, çabuk fikir değiştirmeye meyilleri, Türkçülükle alay etmeye yeltenmeleri, sanki Türkçülük bazıları gibi demokratik seçimle elde edilmiştir. Bilmedikleri, Türkçülük hayatını ileri sürmekle, fikri savunmakla, feragât ve fedakârlıkla, belâya katlanmakla elde edilmiş, edilebilir Büyük Türk Ülküsü’dür. Bugün bile kendini, ne olduğunu bilmeyen bazılarının saygısızca Türkçü büyüklerine küstahça karşıtlığı değil düşmanlığı, onursuzca gözlerindeki korkaklık belirtisi ile saldırmaları, kendilerinden başka üstün akıl bulunmadığını sanan âcizlikleri, Türk olmadıklarının en büyük ispatı ile Türk düşmanlığını ülkü diye benimseyenlerin ekmeğine yağ sürmektedir. Millî ülküyü kendi bataklıklarına uydurmak sefilliğinden vazgeçmezlerse, Türk oklarının kalpleri inleten ıslıkları gibi düşman kanına bulanmış bulanık zihinleri and olsun ki Türk ilinden parçalanacaktır.

Sınır dışındaki ırkdaşlarımızı kurtarmak, eski yerlerimizi geri istemek, kim olursa olsun Devlet için, Töre için, Dava için, Ülkü için Türk milleti millî bir ülkü istemekten alıkonulamayacaktır. Zira Gök Tanrı Kut’u Türk’e millî ülküsünden alıkonulsun diye vermedi. Türk acuna hükmetsin diye verdi. Türk devleti Oğuz kılıcı gibi keskin, sert disiplinli devlettir. Bu disiplini bozanlar, yasaya karşı gelenler, şiddetle cezalandırılır. Özgürlük, demokrasi, insan hakları, halkların hakları, halkların kardeşliği, şeriat, ileri insan savı ile yozlaşan sözde aydınlar hepsi ama hepsi Türk örfünden çıkanlar değil, Türk devlet başkanlarına yaraşır değil, millî tarihimizin damgaları değil, bunlar miskinleşmek, unutmak, küçüklüğü kabul etmek ve millî değerleri gözden düşürmek gayretidir. Gök Tanrı’nın kutlu yarattıkları adına and olsun ki yüreği Türk Obasına, Türk soyuna, Türk boyuna, Türk budununa bağlı olanların doğuşu başkaldırışı bozkurtçadır. Türk için, Türklük için can verenlerin torunu, Türk’ten başkasını kendine gardaş bilmeyen Töreli, Türk yaradılışı ile Türk oluşu ile Türk doğuşu ile serden geçti. Uluğ atalarımızın elinden atılmış düşman kalbinde saplı duran bin yıllar evvelinin Ok’u, and olsun ki kurt başlı tastan içtiğimiz kımız değil, kinimizle ısınmış düşman kanıdır.

Türk budunu ilsiz kalmayacak. Bütün Türkler acunun sırrında yurt tutacak, acuna hâkimiyet yeniden başlayacaktır. Türkistan’dan Türkiye’ye, Türk dünyası sahipsiz kalmayacak, zaman en iyi hâkim öcünü alacaktır. Palavra atmakta kabiliyetli âlimler Türk’ün gururuna ve öfkesine asla sahip olamayacağınızın kıskançlığı içindesiniz. Türk düşmanı namertler, sokak itlerine baş eğdiren, ili, devleti, milleti ve ülküsü uğrunda çalışan, okuyan, düşünen, yazan, üreten, paylaşan, böylece mutlu olan, olabilen, gelişen, geliştikçe Türk ülküsünü, Türk töresini, Türk milletini ve Türk medeniyetini yükselten Türkçüleri öyle gözüküyor ki, kendinizle karıştırdınız. Nasıl Han kılıcını mükemmel bir çeviklikle kınından çıkarıp, bir nefes alımlık düşmanın kellesini uçuruyor ise, Türk gençliği de yüzyıllardır gönlünde gizlediği alev, kanındaki gayz ile Türk Ülküsü’nü yaşatacaktır. Yüzyıllardan beri prensip hâline gelmiş Türk yaratıcı gücü and olsun ki tehlike nereden gelirse gelsin, ne kadar büyük olursa olsun gaflet uykusuna dalmışları uyandırarak savaşacak, Türk büyüklüğünü, Türk kudretini olması gerektiği biçiminde temsil edecektir.

Türk Türklüğüne sarılır, Türklüğüne sahip çıkar. Türk töresini tutar, Türk yasasını yazar. Türk, Türk oğlu Türk yetişir. Türk, Türk kızı Türk olur. Atalarının töresince eğitilir. Tıpkı Türk bozkırlarında savaşa atılırcasına dörtnala at koşturan sanki yan yana iki at koşarmış gibi tozu dumana katan, büyük bir ordu geliyormuşçasına tek başına bir ordudur TÜRK! Türklük yolunda canını feda etmiş atası gibi kalbinde biriken kinin ve nefretin öcünü alıyormuşçasına koşar, başı dik, göğsü kabarık, bin yıl sonrasına hitap edercesine bozkurt uluyuşu ile ses verir gandaşına, and olsun ki Türk oğlu Türk balası, Türk soyundan yiğitler yiğidi bütün acunu Türklük ateşi ile yakıp kavurmadıkça Türklerin ülküsü gerçekleşmedikçe, Türklük güçlenmedikçe hiçbir Türkçü, Türkçülük ülküsünü sağlamlaştırmış olmayacak, damarlarındaki kutlu kan ruhlarını Gök Tanrı’ya adamış atalarının huzurunda göğün maviliğiyle dolmayacaktır.

06.11.2017

Çi-Çi

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: 1 ... 5 6 [7]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.064 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.017s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.