Çi-Çi / Yazılı Anlatımlarımları
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 23 Kasım 2017, 21:28:23


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: 1 ... 4 5 [6] 7
  Yazdır  
Gönderen Konu: Çi-Çi / Yazılı Anlatımlarımları  (Okunma Sayısı 11992 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Çi-Çi
Deli Sarı
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.310



« Yanıtla #50 : 23 Ocak 2015, 02:52:42 »

Ülkü sahibi kimselerin itibarı ve kıymeti vardır. Türk milletini yaşatan ve dirilten ülkü kuvvetidir. O, ya istiklal ya ölüm der, orta yol yoktur. Türk Ordusu millî ruhtur. Türk Ordusu lejyon değildir. Türk Ordusu, Türk milletinin evlatlarıdır. Türk Ordusu, ecdadın kanı, dili ve geleneği ile bu topraklara bağlıdır. Bu nedenle yabancı fikirler, Türk ahlâkı ve yaratılışı karşısında hayat bulamaz. Türk Ordusu disiplinli ve düzenlidir. Türk Ordusu’nun varlığı, Türk milletinin varlığıdır. Türk Ordusu vatanını yüceltmek için çalışır, uğrunda her zorluğa katlanır. İşte bunun için Türk Ordusu’nun bir mensubu olmak, tıpkı Türk olmanın onurunu içinde duymak gibi harikadır. Her Türk savaşçıdır. Türk milleti istekli ve inançlıdır. Türk askeri, içtenlikle yüksek ülküye dinlenmemek üzere durmadan yürür. Bir daha geri dönmemek üzere vatan için, ülkü için, Türklük için duraksamaksızın yürür. Yıldırımlar doğurur bakışları, ataların erdemini izler. Demir disiplini ile yetişen Türk askeri için emir tartışılmazdır. Rüzgârla yarışan güçlü ve cesur bakışları ok, varıp da damga vurmadığı dağlarda güneş ve ay dolaşmaz, dolaşamaz. Er meydanında karşısında uzun, eski korku titrer, diz çöker. Türk askeri mertliğin ve yiğitliğin adı, devletin ve milletin kutlu kılıcı, koruyucusudur. Nitekim çeşitli milletlerin bir araya getirerek kurdukları ücretli birliklerden değildir. Bundan dolayı yenilmezdir. Ruhludur. Türk milleti, Türk Ordusu ile daima kıvançlıdır. Yeryüzünde her günü bir ayrı cenk ile geçen Türk milleti, Türk askerî terbiyesi ile yetişmiş, yetişecek gençler ister. Zira askerî terbiyenin esası, bozulmamış Türk aile terbiyesinden gelir. Yabancı fikirlerle zehirlenmiş, fena düşüncelere öykünen kafa bilmelidir ki, Türk askerliği bedelli değil, bedeli düşmana ödetir.

04.01.2015

Çi-Çi
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çi-Çi
Deli Sarı
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.310



« Yanıtla #51 : 23 Ocak 2015, 02:54:08 »

Tanrı’nın gazabına çarpılmış bir zihniyetle yaşamak mecburi ise, o halde her anımız tedavisiz ölüm demektir. Zira görünüşü kurtarmak gayreti, gözlerin bir çırpıda gördüğü çirkinlikleri hiç fark etmez. Gördüğü ancak kendine göre bulduğudur. Daima kendinin bütün haklara sahip olduğunu sanır. Artık çoktandır bıkmış olduğumuz sözleri duyarak bir hayır beklememekte, mânâsız manevralar ve lüzumsuz izahatlar ile yalanları işitmemek isteriz. Verilen sözlerden, ihanetlerden ve hiçbir netice çıkmadığını gördüğümüz yeğlemelerden bunalırız. Kendini her zaman yerden göğe kadar haklı gören anlayışın şahsiyetsizliklerinden, ziyankâr zihinlerin yaygaracılıklarından, çekingen ve korkak hallerin gizlediklerini düşündükleri yüzlerinden midemiz bulanır. Biliriz ki, kimi tabiatlardaki adilikler ıslah edilemez. Kendi sesi, kendi yokluğunu duyar.

Eksik olan tecrübelerden ders almaktır. Oysa dönüp dolaşıp, aynı şeyleri yaşamanın kime ne faydası vardır ki, uslanmadan hep aynı hatalar tekrar edilir. Evvelce yaşanmış tecrübeler neden dikkate alınmaz, her acı deneyim bizzat tekrar sınanır, sanki yeniden keşfedilir. Alınacak dersleri almak için aynı hadiseler yıllarca tekrar eder fakat bunlardan hiçbir hisse kapılmaz. Gördüğümüz olaylardan ders almak kabiliyetimiz zayıf kalır. Hâlbuki dün yaşanan vakaların tesirleri bu zamanlar içinde duyulur. Tecrübelerin içimizden çekilerek, büsbütün silinerek yok olmasını isteyen kimi kanaatleri bilmeliyiz. Bilmeliyiz ki, görülmeye lâyık bir dünyayı hep kendi gayelerimizin umutları ve emelleri, hayallerimizin yüceltici ve geliştirici gücünde görebiliriz. Niteliği daha düzelmemek üzere bozulanlar bunu bilmez.

Biri aldatırken diğeri aldanırken her şeyi kendine göre duyurur. Başka türlü yaşanan bir hayat, başka türlü yaşayan bir kimse ve söylenenlerin tam aksi mevcuttur.

08.01.2015

Çi-Çi
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çi-Çi
Deli Sarı
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.310



« Yanıtla #52 : 23 Ocak 2015, 02:55:24 »

Bir hayat vardır ki, yalnızca amaca varmayı arzular, ülküsü amacıdır. Bir hayat vardır ki, ülkü ile başlar ve ülkü ile devam eder. Bir hayat vardır ki, başta feragat ve fedakârlık ister. O millet hayatı ilelebet mesuttur ki, millî hayatın yaratıcıları vardır. İnanan ve ölümü göze alanlar için, hayatta korkunç gelecek hiçbir şey kalmaz. Ölüm mevcut bile değildir. Tıpkı Türk ülküsünü gerçekleştirmeye yönelen, kendini bu yola adayan, yani çok seven, varlığı içimizde her zaman parlayan, Ulu Türkçü Nihal Atsız gibi, doğduğu bugün bizim de doğum günümüzdür. Her günümüz 12 Ocak 1905, her kalp atışımız 3 Mayıs 1944 yılıdır.

Nedir ki, Türk milletinin yücelmesini derin bir aşkla istemek, düne bakarak yarını aramak kabiliyeti bulunmayanları hep rahatsız etmiştir. Çünkü bakacakları bir dünleri, uğrunda çalışacakları, ıstırap çekecekleri ve ölecekleri bir yarınları yoktur. Yalnız hiç şaşmayan bir intizam ile işlediğini gördüğümüz şudur ki, her kim Türklüğü incitici, onur kırıcı, değersiz kılıcı, karalayıcı gayret göstermekte ise, mutlaka bir biçimde ödüllendirilmektedir. Peki, Türk dili, Türk Tarihi ve Türk edebiyatı başta olmak üzere daha pek çok alanda eşsiz çalışmalar veren, eserleri dünyadaki Türkoloji araştırmalarında hâlâ tek kaynak olarak değerlendirilen Nihal Atsız, hak ettiği yerde midir? Böyle çok yönlü seçkin bir kişiliğin, pek az kimseye nasip olacak biçimde bilim adamlığı ve millet sevgisini kişiliğinde birleştirmiş gerçek bir düşünürün, ısrarlı bir şekilde engellenmesinin anlamı nedir? Atsız’ın ters çevrilmiş talihinde, çalışmalarının okullarda öğretim programında okutulması, üzerinde yöntemli çalıştığı birçok konuları, dikkati çektiği hususları, bilimsel bir çalışma ile tekrar ele alınarak yaşatılması meselesinin ötesinde, ayrıca yeterince anlaşılmamak sorunu öne çıkar. İstidadı yüksek bir kişinin, bunun gibi daha bir hayli mevzuda önünün kesilmiş olması hem düşündürücü hem de esasen ruhlandırıcı, daha yüreklendiricidir.

Gök Bilge Nihal Atsız’ın da dediği gibi ırkî asaletimiz, enerjimiz ve insanlık meziyetlerimize dünya milletleri ve büyükleri hayran kalırken, kimilerinin kendi milletimizi hiçe sayması ve kendi kabiliyetlerimizden ümidi kesmemizi beklemesi bize, tüm varlığımızı geleceği kazanmaya adamamızı söyler. Türk milliyetçilerine, hiç durmadan çalışmak düşmektedir. Nitekim kimsenin düşleyemeyeceği kadar uzak bir geleceği görebilen sadece Türklerdir.

11.01.2015

Çi-Çi
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çi-Çi
Deli Sarı
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.310



« Yanıtla #53 : 23 Ocak 2015, 02:56:57 »

Büyük devletler büyümeyi amaç edinir. Dünyaya hâkim olmak ister, savaşır. Daima menfaatini düşünür, düşünmelidir. Nedir ki, kendisinin dışında kimse çıkarlarını düşünemez. Kendisi her şeyi yapar ama başkası için aykırıdır.

Bazıları da tek başına büyük değildir. Falanca milletler, filanca birliği adı altında güya kendilerini büyük hisseder. Tek başına büyük bir güç olmadığından yayılmacı siyaset güdemez fakat bir başka ülkenin iç işlerini karıştırmayı iyi bilir. Barış, hakikat ve adalet adına böler. Körü körüne, hesapsızca hareket ettirmeyi sever. Terörü besler, büyütür, görevlendirir. Tarihin en karanlık zamanlarından kendilerine miras olan ne kadar pespayelik varsa, ağız birliği yapılır, ayrıca bu yalanlara bir de anıt dikilir. Çeşitli karalama kampanyalarına hız verilir. Hatta teröre karşı savaş halinde oldukları, dine yahut bir medeniyete karşı mücadele içinde olmadıkları ifade edilir. Yazık ki, bunlar büyümeyi isteyecek kadar onurlu ve bunu açık bir biçimde söyleyecek kadar şahsiyetli olmadıklarından hep böyle kaçak dövüşür. Zira bazılarına daima küçük kalmak yakışır. Kendilerinde bulunmayan insan hakları yalnızca ağızlarında bir sakızdır.

O hâlde kendilerinde zaten mevcut olmayan temel hak ve hürriyetleri, kâğıt üzerinde tanımalarının anlamı nedir? Kutsal sayılan değerlere el uzatılan bir yerde bağlılık ve sevgiden bahsedilemez. Kimin hangi masalı anlattığı önemsizdir. Biliriz ki, milletini ancak seven biri yüceltebilir. Daha çok böyle biri milletine, içindeki yüksek değerlere tutku ile sarılır, onları gerçekleştirmek için yaşar. Yalnızca böyle bir kimse yükseltip, fenalıklardan arındırabilir. Bununla birlikte dünyayı şekillendirmek üzerine mesele henüz bitmemiştir. Aksine yeni başlamıştır. Batı da, Amerika da artık mücadele diye kendilerini inandırdıkları türlü safsataları bir kenara bırakmalıdır. Medeniyetler çatışması tezini ortaya atan kafanın esasen çok iyi bildiği ve haklı olarak da endişe ettiği tarihsel gerçekler başkadır. Dünyada Türkler pek çok yerde yaşamış, yaşadıkları yerleri yönetmişlerdir. Yani Türk tarihi bir bütündür. Türkler, biri yıkılıp, diğeri kurulan devletlerin değil, kesintisiz olarak süren bir devletin milletidir. Her milletin tarih sistemi birbirinden farklıdır. Türk Tarihi, tarihçilerin keyfîne göre ayrı ayrı anlamlar alamaz. Huntington gibi içinde tarih merakı bulunanların gayet iyi bildiği Türk Tarihi, diğer bir deyimle Türk Birliği, tek devlet temeline göre düşünülür, düşünülmelidir. Türkleri tarihe sığdıramayanlar bu sebeple haklıdır.

Emperyalistlerin siyasetleri gereği Türk Tarihi’ni yok saymaları, aslını bozma çabaları ya da falancanın gölgesi altında bırakma gayretleri her zaman görülmüş, görülen bir saldırganlıktır. Bilimsel tarihçilik ile birlikte millî şuur geliştikçe Türk Tarihi üzerine çalışmalar artacak, yarınki Türk Birliği mutlak kurulacaktır. Unutmamalıdır ki, yarınlar, davalarına sahip çıkanlarındır.

13.01.2015

Çi-Çi
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çi-Çi
Deli Sarı
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.310



« Yanıtla #54 : 23 Ocak 2015, 02:58:22 »

Ömrümüz boyunca dileğimiz tarihi vatanımız olan yurtların bağımsızlığı, Türkler arasındaki tek millet bilincinin kuvvetlendirilmesi, korunması ve yaşatılmasıdır. Biliriz ki, kendimiz dışında kuvvet alacağımız hiçbir sağlamlık yoktur. Nitekim kendine ait kararları olmayanlar daima başkalarınca kararlaştırılır. Kararlaştırılıp kurgulanamayacak tek kuvvet ise, Türk milletinin büyük bir millet olduğu bilincidir. Bu bilinçtir ki, ancak yalnızca menfaati için boğuşan zihniyeti sonlandırabilir. Böyle yüksek bir fikir, siyasî sınırlar dışında kalan soydaşlarla birlikte hareket edebilir. Kalbi sadece bu büyük inançla tutuşanlar, millî birliği gerçekleştirebilir. Tarihin ebedî öğütlerini unutmayanlar, kendinden sonraki neslin mutluluğunu dileyebilir. Zira millet sevgisi, millet uğruna fedakârlık düşüncesi, sağlıksız fikirlerin panzehridir. Bu nedenle geçmiş yüzyılların millî mirasları, gerçekten büyümek isteyenlerin hakkıdır. O, millî ülküye inananlarındır. Dostu, düşmanı bilenlerindir. Millî menfaatleri her şeyin üstünde tutanlarındır. Aynı kalp atışı içinde birlikte hareket edebilenlerindir. Topluma faydalı olmak için çalışıp, çabalayanlarındır. Türk kültürünü hâkim kılmak üzere yola çıkabilenlerindir. Türk ahlâkını eksiksiz yerine getirebilenlerindir. Türk dilini koruyup, özen gösterebilenlerindir. Hiç şüphesiz ki, yarınlar kendine kıymet verebilenlerindir. Tüm bunları yapabilecek kimseler ise, yalnızca cesurlardır. Cesur kimselerin olduğu yerde, yabancı etkiler zayıf, millî ruh yüksektir. Türk demek cesur demektir. Eski toprakları kazanmak isteği cesurların, kararlıların, kutlu düşüncelilerindir. Gaye, Türk Birliği’dir. Dil birliğidir. Milletine inananların birliğidir. Öyle ki, ebedî sevenlerin birliğidir.

16.01.2015

Çi-Çi
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çi-Çi
Deli Sarı
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.310



« Yanıtla #55 : 23 Ocak 2015, 02:59:43 »

İsteklerini muhtelif manzaraların keyfîne uydurarak, güçlüden çekinen biri ülkülü olamaz. Bir insanın ülkülü olabilmesi için bir ideali, mefkûresi olmalıdır. O, bu dünyanın nesinde olduğu ile ilgilidir. Kendisine nasıl sorusunu sorar. Yaradılışının özelliklerini yerine getirmeyi ister. Atalarının yaşantılarını, onlarda bulunan kuvvet enginliğini ve azametini içinde duyar. Bir süre evvel bu dünyada olmadığını, belirli ancak daha ne kadar yaşayacağını bilmediğini ve bir müddet sonra yine bu dünyadan ayrılacağını bilir. Yaşamın bir anlamı bulunduğunu, yerine getirilmesi gereken bir görevin olduğunu fark eder. Duygu ve düşüncelerinde coşkulu ve hisli olduğu kadar davranışları ile de gerçeklere dayanan, sarih ve mutlak gayeli biridir. Daima milletinin menfaatini düşünmeyi, milletine inanmayı, milletine bağlılık duymayı, ihtiyaç sahiplerini gözetmeyi, feragat ve fedakârlık etmeyi sever. Millî ülküye inanır. Kendi huzuru ve düzeni bozulmasın diye insanlık davası güdenler, insanı insan yapan millî ülküyü benimsemez, benimseyemez. Hayat mücadeledir. Mücadele ise çetin bir yaşama savaşıdır. Hakikatleri görmezden gelerek, sırf kendini kandırmak, başkalarını aldatmaktan zevk duymak, hatta pek konuştukları sevginin yalnızca ağızlarda lâfzî kalarak, sadece akla kadar ulaşıp, kalbe ulaşamaması samimiyetsizlerde, kafasını kuma gömenlerde esasen hayatın eğlencesinde, sırf gününü gün etmek fikrinde bulunur. Böyle olmasa idi, bu gibi kimselere millî ülkü küçük ve önemsiz görünmezdi. Oysa ülkülü bir insanın sevgisi, milletine tapar, onun ölçülemeyecek kadar küçük bir şeyini dahi çok sever. Bunun gibi yüksek bir ahlâk seviyesi ancak var edici olan sevgiyi içinde, iliklerinde hisseder. Bayrak, vatan, millî marş, toplumsal değerlere bağlılık, haysiyet, doğruluk, dürüstlük gibi milletçe kutlu sayılan canlı ya da cansız ne varsa çok sever, özü ile duyumsar. Duyduğu duyacağı yabancı fikirlere gizli gizli uşaklık etmekte olan kimselere, onunla, ondan haz duyanlara hatta var edici güç deyip, sözde duvarları yıkıp, aştığını ve insanı kavradığını ifade edenlere, bu hususlar üzerine kitaplar yazıp, dillerinden düşürmeyenlere ise, güler. Çünkü aslında böyleleri en yakınındakini dahi sevmez, sevmesini bilmez de, tutar tüm insanlığı sever. Yazık ki, pek çok konuda konuştukları gibi sevgi bahsinde de samimiyetsizlerdir. Bereket versin ki, herkes için eşit ölçüde olmayan gerçek haz ve ıstırap duygusu bazı kimselerde daha derindedir.

22.01.2015

Çi-Çi
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Gök Türk Beyi
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 7.560


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #56 : 03 Eylül 2017, 16:27:29 »

Baştan sona okuduğum muhteşem anlatımlar.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Tengri Yolcusu
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 147


Tengri Biz Menen


« Yanıtla #57 : 03 Eylül 2017, 16:59:53 »

Kalemine sağlık soydaşım.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Saygı olsun bu çelik atlıların demir tuğuna,
Tuğu kaldırmış olan orduların başbuğuna.
Çi-Çi
Deli Sarı
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.310



« Yanıtla #58 : 03 Eylül 2017, 18:23:19 »

Bizim profesörlerimiz acaba önlerinde yol gösterici örnekler olmadığı, kendilerini yalnızca bilim alanına verememekte, yoksa üniversal değerde büyük sentezleri ortaya koymaktan, kendilerine güvenmekten vazgeçtikleri için mi yahut çevrelerini yalnız kazanç peşinde olup, şahsi çıkarları ile uğraşanların sarması nedeni ile mi başarısızdır.

Tarihin bizatihi kendisi ve içerisine aldığı her şey incelenirse Türklerin tarihte aldıkları yol itibarı ile büyük bir sorumluluk yüklenmiş oldukları ortadadır. En güzide bilginlerimizin, araştırmacılarımızın İngilizce haricinde diğer Batı dillerini yahut az kullanılan, unutulmaya yüz tutmuş, bilhassa Türk tarihi ile ilgili bilgileri edinebileceğimiz ölü dilleri de öğrenerek, özgün eser sahibi olmaları, araştırmalarını bir rapor yapmaları, ‘Milletimiz tarih yapar; evet ama maalesef tarih bilmez’ diyenlere karşı bir cevap borcu yok mudur? Yüksek düzeyde eğitim, öğretim, bilimsel araştırma ve yayın yapan seçkin kurumlarımız, Türk milletinin kalbi değil midir? Bir Çinlinin yahut İranlının tarih boyunca, tarihin konusu olan Türklerden bahsetmesi ne denli itinalıdır? Malzemelerin değerlendirilmesi, arşivlerin okunması, yazım yöntemi, üslûbu, teknikleri kendilerine göre kestiği biçtiği bir şey midir? Maziyi hayalde canlandırarak mı düşüneceğiz yoksa öğrenmezsek, bilmezsek ve dikkate almazsak nasıl yaşatacağız? Metin okuma alışkanlığı olmayan, bilim gelişmeleri hakkında yeni eserleri okumayan, araştırma yapıp eser vermeyen profesörlerimiz kazanç vasıtası olan kitaplarla mı anılacaktır? Dünyaya hükmedenleri yazarken, Türkleri seçmek başka bir sorumluluğu da beraberinde getirir. Milliyetçilik, Türkler için ortak karakterdir ve doğuştan itibaren mevcuttur. Kanın saflığının korunması ise, zamanı da aşan diğer bütün meselelerin üstündedir. Bir türlü hâkimiyet kuramayan, soysuz, boyunduruğa girmeye hazır güruh temizlenmedikçe, Türk toplumunun çöküşüne sebep olanların hesapları görülmedikçe, hayatını böyle sürdürmek zorunda olan milletimize rahat yoktur. Türk olup da, karakteri yaradılışı itibari ile bozuk olan zihniyetin hücumuna uğramayan, karalanmayan, engellenmeyen var mıdır? Milli bağımsızlık fikri damarlarında ateşle dolu olan tek bir kalp gibi hareket eden yalnız Türklerdir. İrade, kuvvettir. Orta yol, çürümenin diğer adıdır. Objektif olmak ise, zaaf göstermektir. Sizce hangisi güçlüdür? Denge politikası güdenlerle, gayeye ulaşılmasına engel olanları ortadan kaldırmak mümkün müdür? Türk milletine atalarının milli ruhunu kazandırmak üzere girişilen mücadeleye girmedikçe, uluslararası öldürücülerini yok etmedikçe hiçbir Türk münevverine rahat yoktur. Zira bir kimsenin sağlamlığı yahut acizliği yalnızca kanındadır. Türk milletine düşman bir ruh zayıftır ve zayıfın yok edilmesi gerekir. Türk dehalarının mahsulü üzerine ilerleme, aydınlanma olacaktır. Düşünmesini bilen beyinler gerekmektedir. Hayata geçirmek üzere olduğumuz bir fikir, bilhassa yararlı olan bir şeyi içerdiğinde büyük aşamalar kaydeder. Büyük olan bir şeye duyulan beğeni, sadece onun büyüklüğüne karşı bir gönül borcu değildir. Bu gönül borcunu hissedenlerin tamamının birleşmesi, dayanışmasıdır. Türk münevveri korkak değildir. Sahip olduğu kuvvetlerden, kabiliyetlerinden asla vazgeçmez. Milli bilinci bulunmayan, yetersiz, kendi hesaplarına göre davranan hakiki bir korkak olup, ipleri elinde tutacağına, Türk kültürüne yararlı, bilime yeni değerler katan, milleti var etmek üzere çabalayan, şahsiyetinin kuvveti nedeni ile paha biçilmez kimselerden olmak yeğdir. Türklük, Türk büyükleri yahut Türkler hakkında kitap yazan bir kimse bilgi kazancını önemsemelidir. Elbette güzel fiyatlarla satışa çıkarılan bu kitaplar sıradan birer seçilip toplanmış olmaktan öte gidemez.

Türklüğe dair en mühim ve en eski meseleleri bilgisizce, bilinçsizce, çeşitli şekillerle yorumlayarak, süslenebilir kılmak mümkündür. Vasat kabiliyette ve karakterde olan kimseler için üstelik kazanç da sağlar. Türk milletinin yaşamsal kuvvetini, hayat hakkını, cesaret ve fedakârlık ruhu olanlar ileri taşır. Küçük olan büyük, aciz olan güçlüler değil!

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tan Hu
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 600


Möngke Tenggeri-yin Küčün-dür


« Yanıtla #59 : 03 Eylül 2017, 18:27:04 »

Var ol..

Küçük olan büyük, aciz olan güçlüler değil!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: 1 ... 4 5 [6] 7
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.068 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.018s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.