Büyük Atatürk
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 14 Ağustos 2020, 16:05:51


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Büyük Atatürk  (Okunma Sayısı 1171 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Abalı
Kemâl'in Askeri
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 43


Kemâl'in Askeri


« : 05 Kasım 2013, 01:28:33 »

   İnsanı, diğer insanlardan daha ileri ve üstün yapan meziyetler vardır ve bu meziyetlerin ortak tarafları erdeme dayalı oluşudur. Zeka, cesaret, beceriklilik, kararlılık ve istikrar bunlardan sadece bir kaçıdır...

   Türk Milleti'nin, insanlık alemi içinde ileri ve üstün olmasını sağlayan, onda toplanan bu meziyetlerdir ki, bunu tarihin uzak veya yakın her safhasında görmek mümkündür. İnsanlar, taşıdıkları bu erdemlerle diğer insanlardan farklı ve üstün olabilirler ancak.

   Fakat öyle bir adam vardır ki tarih sahnesinde, onunla bire bir savaşan insanların bile inkâr edemeyeceği kadar güçlü, feraset sahibi ve zeki bir adam... Yaşamı boyunca peş peşe iki günü yatarak geçmediği hâlde buna rağmen yorgunluğun ne olduğundan haberi olmayan, çocukluğu da, gençliği de, yetişkinliği de sürekli mücadele etmekle geçmiş ve girdiği her mücadeleden, yukarıda yer alan erdemler sayesinde başarıyla çıkmış, topu topu 57 yıl yaşadığı hâlde yüzyıllara sığmayacak işler başarmış bir adam... Evet, Mustafa Kemal ATATÜRK...

   Yurdun her bir tarafı düşman işgali altındayken, memleketin en tepesindeki yöneticiler de dahil olmak üzere herkes düşmanın varlığını kanıksamış, normal karşılamaya başlamışken o bu duruma içten içe isyan ediyordu. Zekası ve becerisi sayesinde git gide ilerledi ve güçlendi. Kendisini geliştirmekte ve ilerletmekte hiç bir zaman duraksamayan bu büyük insan, karşısına çıkan bütün zorlukları ve kötülükleri bir bir ezip geçerek, aklında var olan düşünceleri fiilayata geçirip başarıya ulaştı...

   O, düşmanı yurttan atma kaygısıyla savaşın içindeyken kendi şehri düşmanın işgaline uğradı, annesinden ve kardeşinden aylarca haber alamadı ama yine de bir nebze bitkinlik göstermedi. O, milli kurtuluş mücadelesini genişlettikçe, bütün Türk düşmanları ona karşı birleşiyordu. Osmanlı'nın başında bulunan ve fiilen işgalcilerle ortak çalışan idareciler, onun başına ödül koymuş, rütbelerini sökmüş, hain ilan etmişlerdi. Fakat o, bu yapay unsurların hiç birisini önemsemiyor, aşığı olduğu Türk Milleti'nin bağımsızlığı için olağanca gücüyle çalışıyor ve çabalıyordu...

   "Ya istiklâl ya ölüm" şiarıyla Türk Milleti'nin bağımsızlığını yine kendisinin kurtaracağına inanarak Türkleri örgütleyip Kuvay-i Milliye'yi hayata geçirdi. Sonrasında milli kurtuluş mücadelesiyle yavaş yavaş, iç ve dış düşmanların kafasına vura vura bütün Türk şehirlerini işgalden kurtarıp yeniden Türklere verdi... O, Türklerin kurtuluşunun ve bağımsızlığının temsilcisi idi...

   Atatürk'ün Türkçülüğü, Türklüğe olan sevdasını görmek ve göstermek için özel bir çaba sarf etmeye gerek yoktur aslında. Kurduğu devlete Türk adını vermesi bunun en açık göstergesidir mesela. Kökeni Türklere dayansa da tarihte kurulan devletlerin hemen hepsi, o devleti kuran kişinin veya hanedanın adını alırdı. Osmanlılar, Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular vs. gibi... Ancak Türkleri, tek bayrak ve tek devlet altında birleştiren Gök Türkler'den sonra, bunun aynısını, yani Türkleri Türk adı altında tek devlet altında birleştiren büyük Başbuğ'dur Atatürk. Bu nedenle kurduğu devlete Türk adını vermiş ve ona Türkiye demiştir.

   Şimdiye kadar yazdıklarıma ve yazmak için içimde uyanan duygulara bakıyorum ve şunu anlıyorum; bu büyük insanın erdemleri, bu şekilde yazılarak anlatılacak kadar az değişldir. Bu sebeple onun sadece bir tek yönünü anlatmak istiyorum. O çünkü o kadar donanımlı ve araştırmaya değer bir kişidir ki, bir tek yazıyla her erdemini anlatmak mümkün değildir.

   Ben de şimdi Atatürk'ün Türkçülüğü ve Türklüğe olan aşkına değinmek istiyorum. Öncelikle Atatürk'ün yaptığı her işte mutlak suretle Türklüğü esas aldığına dikkat çekmek istiyorum. Kurduğu devlete Türk adını vermiş, bu devletin resmi dilinin Türkçe olduğunu ilan etmiş, Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu'nu kurarak Türk'e ait değerlerin, yıllarca Osmanlı altında asimile edilmesine bir "dur" demiş ve Türk'ü tekrar milli duygu ve varlıklarıyla ayağa kaldırmaya çabalamıştır...

   Atatürk'ün, Türklerin iç düşmanlarına bakışı da Türkçü çizgideydi. Buna kanıt olarak da, devrin yarı resmi gazetesi Cumhuriyet'in haberlerine bakmak gerekir. 1930 yılında Ağrı'da isyan çıkaran kürtlere yönelik Cumhuriyet Gazetesi'nde yer alan haber şu şekildedir: "Bunların alelade hayvanlar gibi basit sevk-i tabiilerle işleyen his ve dimağlarının tezahürleri, ne kadar kaba hatta abdalca düşündüklerini gösteriyor... Çiğ eti biraz bulgurla karıştırıp öylece yiyen bu adamların Afrika vahşilerinden ve Yamyamlardan hiç farkı yoktur." ("Temizlik Başladı: Zeylan Deresindekiler Tamamen İmha Edildi", Cumhuriyet, 13 Temmuz 1930, sayfa: 4)

   Aynı isyan dahilinde Cumhuriyet Gazetesi'nde çıkan bir başka haber ise aynen şu şekildedir: "Ağrı Dağı tepelerinde kovuklara iltica eden 1500 kadar şaki kalmıştır. Tayyarelerimiz şakiler üzerine çok şiddetli bombardıman ediyorlar. Ağrı dağı daimi olarak infilak ve ateş içinde inlemektedir. Türkün demir kartalları asilerin hesabını temizlemektedir. Eşkıyaya iltica eden köyler tamamen yakılmaktadır. Zilan harekatında imha edilenlerin sayısı 15.000 kadardır. Zilan Deresi ağzına kadar ceset dolmuştur... Bu hafta içinde Ağrı Dağı tenkil harekatına başlanacaktır. Kumandan Salih Paşa bizzat Ağrı'da tarama harekatına başlayacaktır. Bundan kurtulma imkanı tasavvur edilemez." (Ağrı Dağı Harekatı Bu Hafta Başlıyor, Cumhuriyet, 16 Temmuz 1930)

   Ağrı'daki kürt isyanı sonrasında, Atatürk'ün kurduğu Türk cumhuriyetinin adalet sistemini kuran ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Adalet Bakanı, aynı zamanda Atatürk'ün en yakında arkadaşlarından olan, milli mücadeleye katılmak için yurtdışında aldığı hukuk eğitimini yarıda kesip ülkesine dönen Mahmut Esat BOZKURT, aynen şunları söylüyor: "Türk, bu ülkenin yegane efendisi, yegane sahibidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette tek hakları vardır; hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı. dost ve düşman, hatta dağlar bu hakikati böyle bilsinler."

   Yaptığı her eylem ve fiil, buram buram Türklük kokan bu büyük insanın "Türkiye Türklerindir" demesi aslında bütün bu anlattıklarımı özetler niteliktedir. Kurduğu ülkenin bir kişiye, hanedana veya zümreye değil, doğrudan Türklere ait olduğunu çok açık ve net bir şekilde belirtmiştir. Bunu, özellikle biz, Türkiye'nin Türklerin ülkesi olduğunu söylediğimiz zaman karşı çıkanların iyi anlaması gerekir. Bu ülkeyi kuran kişi bu ülkenin Türklerin olduğunu söylemiştir, bizler de onun söylediğini tekrar ve tasdik ediyoruz.

   Hülasa; "Osmanlı olarak doğdum, Türk olarak öleceğim" diyecek kadar Türklük aşığı Ulu Önder Atatürk'ü çıkaran büyük Türk Milleti'nin bir ferdi ve o büyük Başbuğ'un evlatlarından biri olmakla ne kadar onur duysak azdır.

   Elbette onu böyle ve bu şekilde anlatabilmek mümkün değildir. Ancak biz, dilimiz döndüğünce ifade etmeye çalıştık sadece. Hakkında en fazla kitap yazılan lider olma özelliğini taşıyan Atatürk'ü, bir tek makaleye nasıl sığdırabiliriz ki zaten?..

   Yazımızı, onun bir sözüyle bitirelim: "Bana hiç bir olağanüstülük arfetmeyiniz. Doğuşumdaki tek üstünlük, Türk olarak dünyaya gelmemdir..."

04.11.2013
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Alp77
YörükoğluYörük
SOYSUZ BİR PİÇ OLDUĞUNDAN ATILDI
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 979



« Yanıtla #1 : 05 Kasım 2013, 10:52:06 »

Yaşamı boyunca peş peşe iki günü yatarak geçmediği hâlde buna rağmen yorgunluğun ne olduğundan haberi olmayan, çocukluğu da, gençliği de, yetişkinliği de sürekli mücadele etmekle geçmiş ve girdiği her mücadeleden, yukarıda yer alan erdemler sayesinde başarıyla çıkmış, topu topu 57 yıl yaşadığı hâlde yüzyıllara sığmayacak işler başarmış bir adam... Evet, Mustafa Kemal ATATÜRK...

Yerinde tespit, bence harika ifade etmişsin burada.
Kalemin keskin olsun, makalelerinin devamını bekliyor, teşekkür ediyoruz.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Nihal Atsız Ata'dır, Türkçülüğün kapısı,
O'nun mahiyetinde, çizilmiştir yapısı,

Nihal Atsız atmıştır, davaya son temeli,
Turan Yurt kurulması, O'nun birtek emeli,

Gökbilge'dir davada, bu yüzden Atsız Ata,
Tanrı her doğan Türk'e, O'nun ruhundan kata...


Alp
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.213 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.006s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.