Bir Diyalog
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 10 Ağustos 2020, 23:24:58


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bir Diyalog  (Okunma Sayısı 2796 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Abalı
Kemâl'in Askeri
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 43


Kemâl'in Askeri


« : 07 Kasım 2013, 06:23:12 »



- Bir şeyler dilinin ucundaymış ama bir türlü söyleyemiyormuşsun gibi durmaya ne kadar daha devam edeceksin?..

* Böyle durduğumun farkında değilim. İçinde olduğun şey her neyse, içinde olduğun sürece bunu asla bilemezsin. Belki de bu yüzden farkında değilim. Gerçi günlük hayatta kendime dışarıdan bakabilmeyi öğrendiğimi sanıyorum ama deşilmiş yara suya girince saklanmaz misali, geceleri yalnız başıma olunca bunu yapmaya, yani kendime dışarıdan bakmaya gerek görmüyorum. Hissediyorum ve gidiyor...

- Benim içeri girdiğimi fark ettiğini sanmıştım.

* Fark etmedim ama fark etsem de kuru bir hoşgeldinden fazla tepki vermezdim. Çünkü sen benim samimi bir arkadaşımsın ve insanlar samimi oldukları kişilere gülümsemek, kalabalık şeyler söylemek ve mutluluklar dilemek zorunda hissetmezler kendilerini. Onların yanında rahattırlar.

- Bu sözlerine sevinmeli miyim?..

* Sevinebilecek daha iyi sebepler aramanı tavsiye ederim.

- Bir insanın beni kendisine böyle yakın hissetmesi sevinmek için yeterli bir sebep değil midir?.. Her neyse, bu konuyu daha fazla uzatmamak sanırım en iyisi. Sen nasılsın?..

* Umarım bunu sorarken, ezberlediğine emin olduğum o malum cevabı almak için değil, gerçekten merak ettiğin için soruyorsundur.

- Tabi ki gerçekten merak ettiğim için soruyorum. İçinde olduğun için belki fark edemiyorsun ama, dışarıdan pek iyi görünmüyorsun...

* Aslında nasıl olduğum sorusuna verebilecek net bir cevabın olmasını ve tek kalemde yekten bu cevabı verebilmeyi isterdim. Fakat bu sorunun cevabını bulmak, o kadar kolay değil benim için. Öncelikle çevremdeki insanların içlerinde bulundukları durumları görünce, kötü bir halde olduğumu söylemekten utanıyorum çünkü onların yaşadıklarının çok azını bile yaşamadığım hâlde kötü olduğumu söylemek onlara büyük haksızlık olur. Ve fakat iyi olduğumu söylememi gerektirecek, en azından şimdilik bir kanıtım yok elimde. Sadece nefes alıp veriyorum işte ve az önce söylediğim gibi yaşıyorum gidiyor...

- Kim bu bahsettiğin insanlar? Neler yaşıyorlar?..

* Sanırım haberleri pek izlemiyorsun. İnsanlar günlerdir yerlerde sürükleniyorlar, adı belirsiz bir sürü kimyasal yüzünden sağlıklarını kaybediyorlar, ölenler bile oldu. Yaralıları ben sayamadım. Üzerinde günlük elbiseler olduğu hâlde zırhlı ve coplu adamlardan dayak yiyen bir sürü insan görebilirsin haberlerde. Bir de tabi kafese düşüp psikolojik şiddet denen şeye maruz kalanlar var.

- Peki sen.......

* Sözünü kestiğim için kusura bakma. Ben, bu saydıklarımın hepsini yaşadığım için, şimdi bunları yaşayanların neler hissettiğini çok iyi biliyorum. Çok iyi bildiğim için de, birileri şu anda bunları yaşarken, kendimi kötü hissettiğimi söylemek zor geliyor.

- Peki sen onlardan kendini soyutladığın zaman kendini nasıl hissediyorsun?..

* Bir kere onlardan kendimi soyutlamam diye bir şey söz konusu olmaz. Bu insanlar bunları yaşarken, benim basit bir sebep yüzünden ah vah etmem, Afrika''da çocuklar açlıktan ölürken, kapitalist bir iş adamın çocuğunun oyuncağını beğenmeyerek babasına küsmesine benzer. Bu yüzden bunlar hiç olmuyormuş gibi bencilce düşünemem.

- O zaman şöyle sorayım: Bahsettiğin insanlar bu durumdayken kendini kötü hissetmene sebep olmasının sana zor geldiği şey nedir?

* Birini özlemek...

- Anladım. Yani diyorsun ki; o insanlar bunca şeyle boğuşurken, ben evimde rahat rahat oturuyorum. Üstüne bir de birini özlüyorum...

* Bunun vicdan azabını hissetmiyorum değil. Yani evde rahat oturmak ayrı bir vicdan azabı, üstüne bir de bu rahatlığı da beğenmiyormuşçasına fazlasını isteyerek başka birinin de bu evde benimle beraber olmasını istiyorum. Evet, onu özlüyorum ve özlemek, iradeye bağlı olmayan bir eylemdir. Yani birini özlemek isteyerek özleyemezsin veya özlememeyi isteyerek hafızandan silemezsin. Bu, tamamiyle kendiliğinden olur.

- O halde aslında vicdan azabı çekmeni gerektirecek bir şey yok denemez mi?..

* Denemez. Çünkü bu, benim olaya ben olarak baktığımda önemde duran tablo. Az önce söyledim ya; içinde olduğun şeyi fark edemezsin diye. İşte bu özleyiş, benim içinde olduğum bir durum. Fakat kendime dışarıdan baktığım zaman, bazı insanlar geleceklerinden bile emin olamadan bir şeyler uğruna mücadele verirken, rahat evinde yan gelip yatan ve bunlar hiç olmuyormuşçasına bir de birini özleyen bir adam görüyorum. İşte bu insana büyük vicdan azabı veriyor.

- İşin içine duygular girdiği zaman, diğer her şey bir anda allak bullak oluyor, insanın nevri dönüyor. Bu yüzden duygularını kontrol altında tutmayı bilmelisin. Onları hissetmekten ve kendi içinde yaşamaktan kaçmanın zaten bir yolu yok ama, en azından mantığınla onları yönetmeye çalışmalısın dediğini hatırlıyorum. Yani senin bu durumda birini özlemen kötü bir şey değil.

* Kötü bir şey olmadığına eminim. Bir insanı özlemek, hiç bir şart ve durum altında kötü bir iş olamaz bence. Fakat bahsettiğim insanlar gerçek anlamda zor durumdalarken, benim bu özleyişi sorun yapmam vicdan azabı çekmeme yetiyor.

- Peki özel bir soru sorsam kızar mısın bana?

* Ben insanlara soru sordukları için kızmam.

- Özlediğin kişi kim?..

* Tanımıyorsun. Söylesem de bilmezsin.

- Şahsını sormuyorum. Seninle ilgisi nedir? Sende nasıl bir etkisi var ki bu düşünceler içinde ona olan özleminden kurtulamıyorsun? Ayrıca ne kadar zamandır onu özlüyorsun? Onu böylesine özlemene sebep olacak kadar uzakta mı?.. Bunları soruyorum...

* Hayır, uzakta değil ve özlememin sebebi uzakta oluşa dayalı görememekten doğan bir özlemek değil. Sanırım bunu yanlış anladın. Özlemekten kastım, ona dair bir şeyleri hatırlamak ve hatırladıklarını o anda yaşamak istemekti. Ne zamandır özlüyorsun sorusuna gelince; henüz çok yeni bu... Onunla çok ilgili olduğumu itiraf etmeliyim ama onun benimle ne derece ilgili olduğunu bilmiyorum. Bendeki etkisinin de çok şidetli olduğunu söylemem gerekiyor. Bir kadının böyle etkilemesi ayrıca hoşuma gidiyor. Çünkü uzun bir aradan sonra ilk defa birinin nasıl..............

- Ne oldu? Neden durakladın?..

* Hiç, hiç bir şey... Çünkü uzun bir aradan sonra ilk defa bir kadının beni etkilediğini fark ediyorum. Bunu fark etmek hoşuma gidiyor elbette ama bu öyle bir zamana denk geldi ki, aynı anda dışarıda bir sürü insan az önce anlattığım olaylara maruz kalıyorlar. Onlar bu olanları yaşarken, ben bunları sorun yapmaktan utanıyorum.

- Peki bu durumda planın nedir? Sonsuza dek bunları düşünerek ve söyleyerek mi geçecek?..

* Bilmiyorum...

- Nasıl yani?..

* Sadece önümü net göremiyorum. Buna karar vermek için biraz daha ney görmem gerekiyor önümü.

- Onu özlediğinden, özlediğin kadının haberi var mı?

* Sanmıyorum...

- Peki bunu ona neden söylemiyorsun?..

* İşin büyüsü bozulur o zaman. Bu şekilde daha iyi. Eğer bir olaya, başkaları dahil olursa senin kontrolünden kısmen veya tamamen çıkar. Fakat başkalarını dahil etmezsen, hissettiklerine müdahale de olmaz.

- Senin hep söylediğin bir söz vardır; hayat kısadır ve neticeler çabuk alınmalıdır diye. O sözü hatırlatırım sana.

* Evet, bu sözü çok sever ve kullanırım. Fakat bir netice bekliyorsan çabuk alınmalıdır. Eğer beklediğin bir netice yoksa, ortada çabuk yapılması gereken bir şey yoktur.

- Ne yani? İçinde duyduğun bu aşkı sonsuza kadar bu şekilde mi yaşayacaksın?..

* Bunun aşk olduğunu söylemedim. Bu, çok iddialı olur. Henüz buna karar verecek kadar iyi ve uzun tanıdığım birisi değil. Sadece beni etkileyen bir kadın olduğunu söyledim. Nereye kadar böyle süreceği konusunda senden fazla bir şey bilmiyorum çünkü etraf çok dağınık. Önümü görmem bu şartlarda mümkün değil...

- Bir dakika şimdi, sen bundan hiç bir netice almak istemiyor musun?..

* İstemiyorum demedim, beklemiyorum dedim. İnsan pek çok şeyi ister ama istediği şeylerin hepsini beklemez. Çünkü gerçekler vardır ve beklentiler gerçeklere göre belirlenmelidir.

- Peki bir netice almayı neden beklemiyorsun diye sorayım o zaman...

* Çünkü bu yönde bir ışığa veya bir olasılık belirtisine rastlamadım. Bunu çok fazla sorun da yapmıyorum çünkü o zaten var ve hayatımda. Bu kadarı yeterli. Netice dediğin şey gerçekleşse farklı olan ne olacak?.. Yine aynı şeyleri konuşup, aynı şeyleri yapacağız. E ne fark kaldı ki?..

- Cinsellik...

* O, bu konudan farklı. Ben, etkilenmekten bahsediyorum. Yani bir kadının, seni etkilemesinden. Cinsellik, duygusal bağı güçlendirmek için muhakkak gereklidir. Fakat bizim aramızda duygusal bir bağ yok......... Yani bilmiyorum, sanırım yok...

- Bence bu kadar yeter, konuşmaya başladığımızdan beri içtiğin votkayı hesaba katarsak, yeterince uykun gelmiş olmalı. Bence iyi bir uyku çekmelisin. Eğer bu konuşmamız bir yerde kayıt altına alınsa ve yarın sabah açıp okusan, ne hissedersin çok merak ediyorum.

* Neden?

- Gece içince biraz fazla açık sözlü olabiliyorsun çünkü.

* Herkese karşı değil.

- Bunun için sevinmem gerektiğini baştan söylemiştim. Beni böyle samimi görmen gerçekten güzel...

* İnsanlara, içinden geçenleri anlatmalarını sağlayabilecek güveni vermen de çok güzel.

- Teşekkür ederim, teveccüh ediyorsun. İyi uykular sana,

* Sana da...

- He bir de son bir şey;

* Buyur?

- Sen iyi bir adamsın...

* (Hafifçe tebessüm)..

Abalı
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk Çerisi
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 789


« Yanıtla #1 : 07 Kasım 2013, 14:10:04 »

Hoşgelmişsin Abalı Gülümseme
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Çalış didin ve çalış yıldızlar kapacaksın,
Bir Tanrıya bir de Türklüğe tapacaksın!
Abalı
Kemâl'in Askeri
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 43


Kemâl'in Askeri


« Yanıtla #2 : 07 Kasım 2013, 14:10:52 »

Hoşgelmişsin Abalı Gülümseme

Hoşbulduk...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Açina Tayeçe
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 07 Kasım 2013, 15:09:07 »

Doyumsuz dizelerinle hoş geldin Abalı. Gülümseme
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Abalı
Kemâl'in Askeri
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 43


Kemâl'in Askeri


« Yanıtla #4 : 07 Kasım 2013, 16:42:02 »

Doyumsuz dizelerinle hoş geldin Abalı. Gülümseme

Hoşbulduk, teveccühünüze teşekkür ederim...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 1.857



« Yanıtla #5 : 07 Kasım 2013, 19:36:10 »

Andam, yuvana esenlik getirdin. Senin güzel yazılarını zevkle okuyacağımdan hiç şüphen olmasın. Ben kim miyim? Eh bunu da sen bul artık.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
Abalı
Kemâl'in Askeri
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 43


Kemâl'in Askeri


« Yanıtla #6 : 07 Kasım 2013, 21:24:31 »

Andam, yuvana esenlik getirdin. Senin güzel yazılarını zevkle okuyacağımdan hiç şüphen olmasın. Ben kim miyim? Eh bunu da sen bul artık.

Çok teşekkür ederim, eksik olmayın...

Ancak kim olduğunuzu çıkaramadığımı üzülerek söylemeliyim...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 1.857



« Yanıtla #7 : 07 Kasım 2013, 21:31:58 »

Üzülme, biraz emek ile bulacagindan eminim. Açina abla da bu konuya dahildir desem!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
Abalı
Kemâl'in Askeri
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 43


Kemâl'in Askeri


« Yanıtla #8 : 07 Kasım 2013, 21:34:28 »

Üzülme, biraz emek ile bulacagindan eminim. Açina abla da bu konuya dahildir desem!

Merakımı daha da artırmış olursun sadece... Umarım bir an önce çözebilirim...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.226 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.