BİLAD-İ ŞAM'DA KİMYASAL KOMPLO
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 21 Ekim 2019, 21:58:33


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: BİLAD-İ ŞAM'DA KİMYASAL KOMPLO  (Okunma Sayısı 720 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bozkurt58
Ziyaretçi
« : 12 Nisan 2017, 22:57:34 »

 "Suriye, 6 yıldan fazla bir zamandır topraklarını kasıp kavuran bir iç savaşın dehşetini yaşıyor. Büyük acıların yaşandığı savaşa, bölgesel ve uluslararası aktörler de çeşitli derecelerde dahil oldu. Kendi destekledikleri gruplara vekalet savaşı yaptırıp ateşi daha fazla harlıyorlar ve krizi derinleştiriyorlar.

4 Nisan günü ise dünya İdlip'in Han Şeyhun kasabasından gelen görüntülerle şoke oldu. Yüzlerce çocuk, kadın ve erkek sarin gazı olduğu iddia edilen kimyasal bir maddenin etkisi nedeniyle nefes almak için çırpına çırpına can veriyordu. Daha kimse ne oluyor, kim yaptı, nereden atıldı, niye atıldı demeden Suriye ordusu katliamın baş suçlusu ilan edildi. Bilindik hikaye yine tekrar edildi: Zalim Esed, daha fazla demokrasi isteyen halkını kimyasal gazlarla boğarak öldürdü.

 Gerçekte ise bu külliyen yalandır. Kimyasal katliamı Suriye ordusunun yaptığına dair bir kanıt hiç kimsede yok. Kanıt olarak servis edilen şeyler, yüksek yüksek konuşan koltuk sahiplerinin kibirli sözleri, medya kuruluşlarının yazdığı yalan yanlış zırvalıklar ve kalıplaşmış, "Alevi-Nusayri zulüm ittifakı Sünniler'i öldürüyor." teziydi.

Suriye ordusunun bu katliama gereksiniminin olup olmadığını anlamak için iç savaşın son bir yılına bakmak lazım. Son bir yılda, Palmyra bir kez kaybedilip tekrar kazanıldı. İkinci kurtuluştan sonra şehrin etrafındaki geniş araziler ve gaz-petrol yatakları da denetim altına alındı. Kuzeydeki Halep'in kent merkezi tamamen işgalden kurtarıldı. Ordu şehirde düzeni sağladı, çatışmalar durdu ve şimdi haberlerde hiç "Halep'te falanca olay yüzünden şu kadar kişi öldü" diye haberler çıkmıyor. Aynı istikrarı dost ve müttefik Suriye'nin tamamına dileriz.

 Yine Halep'te Suriye ordusu kentin kuzeydoğu kırsalında çok geniş bir alanı İslam Devleti'nden aldı. Al Bab güneyinden itibaren Deyr Hafir'e ve Jirah hava üssünün kuzeyinden Fırat Nehri'ne kadar olan bölge denetim altına alındı. Bu sayede Halep şehri yıllardır hasret kaldığı temiz içme suyuna kavuştu. Bu arada ücretsizdir, kayıp kaçak bedeli, şu vergisi bu vergisi diye halk soyulmuyor.

Güneydeki başkent Şam etrafında ise birçok kuşatılmış bölge askeri operasyonla sindirilerek işgalcilerin anlaşma yoluyla tahliyesi sağlandı. Şam'ın esas su kaynağı olan Vadi Barada da buna dahil. Az kuzeydeki Humus'un Al Waer Mahallesi aynı şekilde işgalcilerden kurtarıldı. Türkmendağı'nda bir miktar toprak daha kurtarılırken, İdlip'te değişen bir şey olmadı.

 Bütün bu saydıklarımız Suriye ordusunun zaferleri sonrası kazandıklarıdır. Elbette müttefik İran ve Rusya'nın desteklerini de eklemek lazım.

Bunca zafer ve sahada birer ikişer yok olan düşman kuvvetleri karşısında uluslararası toplum artık Esad ile anlaşmaya meyilli iken, Suriye ordusu hangi akıl ve mantıkla böyle bir katliamı yapıp, bütün kazanımlarını mahvedecek bir iş yapsın? 2013 Doğu Guta katliamı bu konuda örnek verilerek Esad yönetimi sıkıştırılmak isteniyor. Halbuki yüzlerce kişiyi öldüren o kimyasal katliamı yapan da işgalci teröristlerdi ve bu Birleşmiş Milletler raporu ile de sabittir. Tabii bunlar hep sümenaltı yapıldı bu güne dek.

2013'de Suriye ordusu berbat bir durumdaydı. Doğru dürüst dış destek almadan direnmeye çalışıyordu. Ayrıca Barack Obama, kimyasal silah kullanımını kırmızı çizgi saymış, ihlal edilirse askeri müdahale sinyali vermişti. Çok zor durumda oldukları bir dönemde ordu yine de kimyasal silaha başvurmadı. Gazın Guta'nın bir yerinden başka bir yerine işgalciler tarafından roketle atıldığı anlaşıldı. Amaç Amerika'yı Suriye ordusuna saldırtıp ülkeyi tamamen ele geçirmekti. Ama Obama bunu yemedi. Kamuoyunda Irak ve Afganistan'dan çekilen lider imajını canlı tutmak için yeni bir askeri operasyonda bulunmadı. Zaten halk da buna isteksizdi. Bugün ise büyük şeytan Amerika hem Irak hem de Afganistan'da geniş çaplı işgal hareketini devam ettiriyor. Ordu, elinin altında kırmızı çizginin altında yeteri kadar silah varken, zor zamanlar yaşasa da kimyasala başvurmadı. Açık bir askeri müdahaleyi göğüsleyecek hali olmadığı için sağduyulu davrandı. Sadece komplo sonrası bir miktar kimyasal silahını teslim etmek zorunda kaldı.

İşgalciler 2013'te tutmayan oyunlarını yine tekrarladı. Bu kez İdlip hedef seçildi. Her ne kadar Suriye ordusu kimyasal silah deposunu vurduk dese de, biz saldırının şehrin bilinmeyen bir yerinden atılan füzeyle yapıldığı ihtimalini de gözardı etmiyoruz. Kimyasal silah sahibi olmak sanıldığı gibi zor değildir. Savaş süresince defalarca şahit olduk. Teröristler Halep'te orduya, ordu Hama'da teröristlere, Ruslar yine Hama'da İslam Devleti'ne, İslam Devleti Haseke'de Kürtler'e ve Deyr Ez Zor'da orduya, ordu Deyr Ez Zor'da İslam Devleti'ne karşı zehirli gaza başvurdu. Fakat bunlar muharip güçleri etkileyip, sivil alanları fazla vurmadığı için fazla gündem olmadı.

Hiç şüphesiz Suriye üzerine oynanan kirli tezgahların çok nedeni var. Çünkü Suriye 2006'da Lübnan'daki kardeşi Hizbullah'a destek olarak İsrail'i küçük düşürdü. Körfez ülkelerinin uçak dolusu para teklifine rağmen Filistin'i satmadı ve ona abilik etmeye devam etti. Kendi topraklarını batının yağmacı ekonomik sistemlerine açmadı. İran ve Rusya ile iyi ilişkiler geliştirerek direniş ekseninin kilit ülkelerinden oldu ve Amerika'nın tek kutuplu dünya isteğine karşı "Biz buradayız ve bu coğrafyada size boyun eğmeyiz." dedi. Koca Arap aleminde İsrail ile kavgalı tek ülke olarak kaldı ve hala öyle. İsrail'i anlı şanlı Neo-Osmanlıcılar değil Arap milliyetçisi BAAS rahatsız ediyor. Gerçekleri iyi bilmek lazım.

 Büyük şeytan Amerika, İsrail'i tehdit eden ne kadar Arap ülkesi varsa hepsinin başını bir şekilde yedi. Suriye'de ise duvara tosladı. Bütün öfkeleri, kudurmuş köpek gibi saldırmaları bu yüzden. Herkes bilir ki, dünyada en çok Müslüman öldüren ülke olan Amerika için İdlip'te ölen Müslümanlar'ın önemi yok. Bunlar sadece bahane. İdlip'te şaibeli bir kimyasal saldırı sonucu ölen Müslümanlar'ın intikamını aldığını iddia eden Amerika, Rakka ve Musul'da günde ortalama 70 Müslüman öldürüyor.

Şayrat hava üssüne yönelik büyük şeytan Amerika'nın yaptığı terörist saldırıda, 59 Tomahawk füzesinin 30'dan fazlası hedefi bulmadı. Bu anlamda Suriye ve Rus hava savunması, henüz yüksek seviyede olmamasına rağmen güven verdi.

 Bize, "Muhalifler Amerikan köpeği de, Suriye Rus köpeği değil mi?" diye haklı bir soru sorulabilir. Bunu sorup yanıt almak isteyenlere eyvallah, bir de ebleh ebleh "Esed Rus köpeği len mq" diyenler var. Bu eblehler çuvaldızı kendisine batırmalıdır. Malum ülkedeki malum üsten kalkan Amerikan uçakları, aynı ülkenin bir numaralı tehdit saydığı malum terör örgütünü güçlü bir şekilde desteklerken sesiniz çıkmıyor, Hmeymim'den kalkan Rus uçakları Suriye vatanının düşmanlarını vurunca kukla yaftası vuruyorsunuz. Kendi ülkesindeki üsleri düşmanlarının hizmetine verenler, kendi ülkesindeki üsleri karşılıklı çıkarlar uğruna müttefik uçaklarına açanlara laf söyleyemez. Zillete batmış, komşu ülkenin işgale uğramasını alkışlayan eblehler, kukla arıyorsa kendilerine baksın.

"Yahu bu Esad'ın hiç mi suçu yok?" diye sorabilirsiniz. Var tabii. Biz size onları da anlatacağız. Suriye'deki rejim birçok mafyavari kadro ve her yeri saran rüşvetle bilinir. Bizim görüştüğümüz, özellikle Lübnan'da yaşayan göçmenler, çocukları doğduğunda bile rüşvetsiz kayıt yaptıramadıklarını bize anlatıp, "Bizi insan yerine koymadılar." diyorlar. Suriye devleti, barış ve istikrarın sağlanması için, halkı devletten soğutan, ona güveni zedeleyen böyle pis adetleri temizlemek için adım atmalıdır.

Fakat burada Suriye dışı aktörlere laf düşmez. Suriye'de çok rüşvet varmış yav diye gidip ne olduğu bilinmez işgalci teröristlere güdümlü anti tank füzesi verilmez. Biz burda art niyet ararız. Krizin ilk dönemlerinde Suriye ordusu kimi yerlerde uyguladığı aşırı şiddetle isyanın kolaylıkla vekalet savaşına dönmesine neden olacak çevrelere fırsat verdi. Bununla birlikte hem askerlere, hem sivillere ateş açan yabancı destekli provokatörlerin 2011 Suriyesi'nde cirit attığını biz çok iyi biliyoruz. Malum çevrelerde, camileri yıkıp Ömer ve Osman isimlerini tahrip eden, duvarlara "Beşar'dan başka Allah yok, BAAS'tan başka peygamber yok." yazan zalim Esad askerleri ile ilgili hikayeleri sürekli tekrarladılar. Kurtlar Vadisi dizisinde bile Suriye subaylarının esirleri Esad'ın resmine secde ettirdiği bölümler yayınlanıp halka pompalandı. Böyle komik şeylerle bize gelmeyin. Halkın ve ordunun %80'ini Sünniler'in oluşturduğu bir ülkenin devlet başkanı böyle eşşeklik yapmaz. Bunları yapanlar da yabancı destekli terör grupları ve aktivist denilen provokatörlerdir. Biz onları Hatay'da çektiği videoları "Halep'teyim, bu benim son videom olabilir." diye pazarlayan yalancılardan biliriz.

İsyanın ilk zamanlarında salon beyefendileri yurt dışı toplantılarda "direnişin silahı yok, her şey barışçıl" derken özgürlük savaşçısı diye pazarlanan terör örgütü Özgür Suriye Ordusu her hafta şu kadar asker öldürdük, şu kadar tank patlattık diye açıklamalar yayınlıyordu. Yine bu dönemde malum çevrelerin medyasında İspanya'nın Esad ailesinin mal varlığına el koyduğuna dair haberler çıkıyor. 690 milyon euro civarındaki servetine el konulan kişi Hafız Esad'ın kardeşi Rıfat Esad'tır. Hafız Esad hasta olduğu için ülke yönetimini 6 kişilik bir kurula devrettiği dönemde darbe yapmaya kalkmış, beceremeyip yurt dışına kaçmıştır. Bu arada söz konusu 6 kişilik kurulun tamamı Sünni idi. Mezhepçi okumalarla Nusayri azınlık ümmeti katlediyür diye ortada gezenlere duyrulur. İlgili karar kara para aklama şüphesiyle alınmıştır.

Muhaliflerin sözcülüğünü yapan Yahudi lobisi kuruluşu AIPAC üyesi Frenk Kadri lakaplı Ferid Ghadri'yi herkes bilmez. İsrail'e devrimimizi kucaklayın, sizi tehdit eden BAAS'a karşı savaşıyoruz diyip bunları gazetelerde yazan bir adamdı. Farzedin ki bir Azerbaycan Türkü çıkıyor ve kendi devletini Ermeni gazetesinde kötüleyip ona karşı Ermeniler'in yardımını istiyor. Aynı şey. Aşağılık ve onursuzca...

 Bu tarz örnekler çoğaldıkça halk da ülkeye yönelik komployu anlamış, Esad'ı sevmeyenler bile vatanın selameti için onun yanında saf tutmuştur. İşgal edilen topraklardan kaçan insanların akın akın devlet kontrolündeki yerlere geldiğini herkes biliyor. Medya yazmasa da biz biliyoruz. Suriye'nin tamamına yakını Alevi olan Lazkiye kentinin, teröristlerce işgal edilen Sünni bölgelerden gelen göçmenler nedeniyle nasıl mezhep demografisi açısından eşitlendiğini de biz biliyoruz.

Başkan Esad zaferle birlikte halkın taleplerine de kulak vermelidir. Bugüne kadar belli başlı engeller nedeniyle bunu yeterince yapamadı. Örneğin işkence ve kötü muamele geçmişleriyle bilinen Sadnaya ve Tedmür hapishaneleri kapatılmalı, hatta yıkılmalıdır. Bunlar Suriye'nin toplumsal hafızasının lekeleridir.

  Birleşmiş Milletler'de büyük şeytan Amerika daha önce Irak ve Libya için kimyasal yalanını uydurdu. Bugün aynı iblis Birleşmiş Milletler'de bağımsız komisyon kurulması ve Han Şeyhun katliamının incelenmesi için yapılan çağrılara kulak vermiyor, arkasına taktığı kuklalar ile "bebek öldüren zalim Esad" şarkısını söylüyor.

Biz her zaman Suriye'den yanayız. Komşumuz dünyanın başına bela olmuş bir sömürgeci tarafından işgale uğrar, toprak bütünlüğü bozulurken öylece bakmayız. Dileyen dilediği kuklalığı yapsın, isteyen de istediğini desin. Osmanlı bir daha dönmemek üzere yıkılmıştır, Suriye devleti de kendi Arap kimliğini belirlemiştir. Suriye'nin toprak bütünlüğüne zarar verecek Osmanlıcı hayallere de, emperyalist kuşatmalara da, Siyonist komplolara da prim vermeyiz. Bugün komşumuzu parçalayan sırtlanın yarınki hedefi bellidir.

 Sözlerimizin sonunda vatan müdafaasını devam ettiren Suriye ordusunu selamlıyoruz. Komşu Suriye'ye en kısa sürede barış, istikrar ve esenlik diliyoruz. Savaşın yaralarını sarmak konusunda üzerimize düşeni yapmaya da hazırız.

 Yüce yaratıcı Suriye halkını, ordusunu ve devletini büyük şeytan Amerika'nın şerrinden korusun."

İHTİLAL SAYFASINDAN ALINTI
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.046 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.