Atsız, Meclis Kürsüsünde de Tartışılmıştı
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 12 Kasım 2019, 21:10:33


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Atsız, Meclis Kürsüsünde de Tartışılmıştı  (Okunma Sayısı 2013 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Kagan_Bahadir
Ziyaretçi
« : 09 Eylül 2011, 22:39:00 »

ATSIZ, MECLİS KÜRSÜSÜNDE DE TARTIŞILMIŞTI

Hüseyin Nihal Atsız ismi, yaşadığı dönemde ve sonrasında bir kesimin hayatında büyük etkiler yarattığı gibi, bir başka kesimin de büyük tepkisini çekti. Bu tepkiler genellikle mahkeme koridorlarında ve çeşitli yayınlar vasıtasıyla ortaya konuyordu. Atsız ismine tepkilerin verildiği bir başka saha da Meclis sahası olmuştu.
Aşağıda okuduğunuz metinler, Atsız isminin tutanaklarda geçtiği kayıtlardan alınmıştır. Bunların haricinde isim verilmeden ima yoluyla kendisinden bahsedildi ise, bunu bütün tutanakları incelemeden bulmak mümkün değildir.
Daha önce yayınlanmadığını düşünerek bu kayıtları meraklıları için yayınlıyorum.

Hamit Şevket İnce ismi, Atsız’ın hayatını okumuş kişiler için pek de yabancı değildir. İnce, meşhur Irkçılık – Turancılık Davası öncesinde Atsız’ın avukatlığını yapmaya karar veren, ancak Falih Rıfkı Atay’ın tavsiyeleri üzerine bu görevden vazgeçen bir isimdir.
Demokrat Parti iktidarı sırasında kabul edilen “Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkındaki Kanun” sırasında, Turancılık Davası’nda yargılanan ve daha sonra milletvekili olan Sait Bilgiç ile Atsız’ın avukatlığını yapmaya karar veren daha sonra da bu kararından vazgeçen Şevket İnce arasında bir “Atsız” tartışması yaşanır.
Sait Bilgiç, İnce’nin bahsettiği “aykırı” mecmualardan birinin de Orkun olduğunu söyleyerek İnce’ye şu sözler ile yüklenmiştir:

“Komisyon Sözcüsü Sayın Hamit Şevket İnce orada mecmualardan bahsetmişlerdi. Bu mecmualardan birisi Orkun'dur. Ben Orkun Mecmuasının bir abonesi ve onunla yakın ilgisi olan bir arkadaşınızım. O mecmuayı çıkaran Adsız hakkında açılan bir davanın müdafaasını üzerine alan Sayın Hamit Şevket İnce aradan birkaç gün geçtikten sonra tek parti devri içinde vaki bir işaret üzerine vekâlet vazifesini terk etmişti. Orkun mecmuasında Atatürk'ü hedef tutan bir yazının çıktığını ben şahsan görmedim. Eğer diğer mecmualarla, Necip Fazıl 'm Büyük doğusunda varsa, bu memlekette yüzlerce mecmua çıkmaktadır, bunlardan bir tekinden bir çatlak ses çıkıyorsa bu antidemokratik bir kanunun
vazı için kâfi bir sebep olamaz. Komisyon Sözcüsünün huzurunuza çıktığı zaman bazı mecmualardan bahsetmiştir. Binaenaleyh, bu noktaya temas etmek isterim. Bu memlekette yüzlerce gazete ve mecmua çıkar. Hemen tamamı büyük Atatürk'ün yüksek şahsiyetim, vicdam ammeye tercüman olarak güzel bir dille tebarüz ettiriyorlar. Bu arada bazı mecmualar da başkaca görüş de olursa kıyamet mi kopar? İzanına, idrakine, vicdanına ve kemaline güvendiğimiz büyük Türk Milleti en âdil hakemdir.”

İsmi geçtiği için söz alan Şevket İnce de Atsız’a şu sözler ile yüklenir:

“Efendim, Sait Bey arkadaşımız sözleri arasında Nihal Atsız'ın vekâletini alıp iki gün sonra istifa ettiğimden bahsettiler ve fazla tafsilat vermediler ve bu beyanıyla benim şerefimi gölge altında bıraktılar. Bu meseleyi izah edeyim:
Nihal Atsız'la, Bulgaristan hududunda öldürülen Sabahattin Ali arasında bir hakaret davası vardı. Bana dediler ki: Milliyetçi, ateşin bir genç olan bu adamın davasını senin gibi milliyetçilik yolunda tanınmış bir avukata vermek istiyoruz, bunu al. Ben de: Memnuniyetle, dedim ve vekâletini deruhte ettim, ilk celseye girdim. Karşımızdaki komünistti, dikine komünistti, cesurdu, vekil bile tutmaktan müstağni kalacak kadar idealist bir adamdı. Hakikaten şayanı nazar bir adamdı. Ertesi gün bir komşum: Sen kimin müdafaasını yapıyorsun biliyor musun? Dedi. Biliyorum, Nihal Atsız'ın, dedim. Bana: Şunun saçına bak, rengine bak, şu eserini okuduktan sonra göreceksin ki bu adam müdafaa edilemez, çünkü bu adam ırkçıdır, tamamen Hitlerizm’e tâbi bir adamdır, dedi. Ben de o halde ver şu kitabı, bu gece okuyayım dedim ve aldım, okudum. Kitabın adı : (Sarhoşlar gecesi) Atatürk orada, o kitapta manen, maddeten öldürülüyor; okuyanlar bilirler. Atatürk bütün hüviyetiyle tehzil ediliyor, tahkir ediliyor. (Sarhoşlar gecesi) kitabını okuduktan sonra ben, bu adamın vekâletini alamam dedim, ertesi gün usulen bir i mektupla kendisine bildirdim ve: Benim dudaklarım sizi müdafaa edemez dedim, Vekâletini terk ettim. Milliyetçi diye vekâletini aldığım fakat Hitlerin peşinde, Hitlerizimci olduğunu yani ırkçı olduğunu anlayınca kendisini bıraktım.”

Sait Bilgiç’ten gelen “Hitler’in peşinde değildi” sözlerine karşılık İnce sözlerini sürdürür:

“Müsaade buyurun, arkadaşımın bu sözü bana bir şey hatırlattı. Biz encümende 141 ve müteakip o meşhur ve muazzam maddeleri müzakere ederken dediler ki; ırkçıları bundan ayırın, bunlar milliyetçi demektir, komünist değildir.
Biz bu teklifini müttefikan reddettik. Çünkü arkadaşlar biz, ırkçılığın, bu ideolojinin ne olduğunu bilenlerdeniz. Onun memlekete getirdiği ve getireceği zararları bilenlerdeniz. Şimdi anlıyorum ki Nihal Atsız arkadaşıdır.. Onun için müdafaa ediyor.”

Sait Bilgiç ise, ismi geçtiği için özel olarak söz alıp İnce’ye şu yanıtı vermiştir:

“Arkadaşlar; Ceza Kanunun tadili tasarısı komisyonda müzakere edilirken, Hamit Şevket Beyin dediği şekilde ırkçıların bundan istisna edilmesini istedim ve esbabı mucibe olarak şunu söyledim: (Bu memlekette hareket halini almış bir ırkçılık cereyanı yoktur, bu memlekette bilakis bâzı kimselerde ekalliyet şuuru vardır, öldürülmesi lâzım gelen şuur bu şuurdur. Yoksa hareket halini almış bir ırkçılık yoktur dedim. Hamit Şevket Bey bundan istidlal ediyor ve hükme varıyor, diyor ki:
Ben, ırkçıymışım. Eğer Hamit Şevket ince’nin anladığı ırkçılık bu ise evet ırkçıyım ve bununla iftihar ediyorum.”

* * *

19.09.1962 tarihinde yapılan görüşmelerde söz birdenbire Turancılık konusuna gelmişti. Hüseyin Nihal Atsız, daha sonra bakanlık da yapacak olan Diyarbakır Milletvekili Recai İskenderoğlu tarafından şu sözlerle eleştiriliyordu:

“Katiyetle hislerden tecerrüt ederek, bölgevi hislerden tecerrüt ederek arz ediyorum. Türk tarihine intikal etmiş 'bir vesikadır. Muharrir geçinen ve yahut da yazar geçinen bir adam, biz buraya milletvekili olarak geldiğimizin birinci ayı içinde idi. Eğer, arz ederlerse, Sayın Başkana tevdi ederim. Şöyle (bir görüş tevdi etmiş idi; «Ben Kore'de şehit düşten kardeşim için mevlit okutan, matem tutan Moğol Türkleri, Kazan Türkleri gibi 'kimselere öz Türk kardeşini demeyeceğim de, Karadeniz sahillerinde
Rum Pontus Krallığının bir kırıntısı olan Lâzlara, Şarki - Anadolu'da oturan Kürtlere,
Hatay'da, tabire balkın, memlekettin en mümbit yerlerinde oturan, Hatay ve Adanandaki felahlara, eski Adapazarı'nda, İzmit havalisindeki Çerkezlere mi kardeşim diyeceğim? (“İsmini söyle” sesleri)
Bunu söyleyen Nihal Atsız'ın bu neşriyatı hakkında hiçbir takibat yapılamamıştır. Eğer bu neşriyat bugünün mevzuatına göre suç teşkil etmiyorsa, memleket bünyesini, biraz evvel konuşmamda arz ettiğim gibi siyasi Sevr Muahedesini tahrip edici hale sokan ırkçı durumun getirdiği iç harp meselesi haline getirilen kötü cereyanları bertaraf edecek bir kanun getirsinler.
Bir misal vereyim; bu kanunun, 105 sayılı Kanunun esprisi aynı şeydir. Eğer On dörtlerin ırkçı kararı Millî Birlik Komitesi tarafından bertaraf edilmeseydi bugün bir siyasi parti içinde emniyet tesis edecek olanlar, dışarıdaki arkadaşlarıyla beraber bu mevzuda gayretlerini daha da ileri götürürlerdi.”

* * *

Atsız ismi, vefatından sonra da meclis kürsüsünde bahsi geçen bir isim olmaktaydı.
27.04.1978 tarihli Cumhuriyet Senatosunda yapılan ve öncesi okunduğunda pek kavga – gürültülü olduğu görülen oturumda konu “bölücülük” idi… ve söz dönüp dolaşıp, Celal Bayar üzerinden Nihal Atsız’a gelmişti. Milletvekili Mehmet Fayyat, gürültülü bir ortamda konuşuyordu:

“Bakın rahmetlik Belediye Başkam için, Hamido Doğulu olduğu için, Kürt olduğunu iddia edenler vardır, böyle olduğunu söyleyenler vardır. Biz ne isek, o da odur. Rahmetlik, Malatya gibi bir yerde kale idi, şahsen bir kale idi. Hamido'nun şahsında Cumhuriyet Halk Partisi yıkılmaktaydı.
Arkadaşlarım;
Kürt kavramı, Türk kavramının ta kendisidir, içindedir, temelidir, özüdür; yani ayrılamaz. Bu itibarla, Kürt'e ayrı bir ırk nazarıyla bakanlar, düne kadar
“Ötüken” dergisini tenkit ettiğim gibi, “Kutsal Türk” kavramına ırkçılık izafe etmek gibi çirkin bir yola sapanlardır. İşte Romanyalı Celâl Bayar, Doğu Anadolu’da bu şekil Nihal Atsız gibi ırkçılık yapmaktadır. Ne işi var ihtiyarın orada?”

Bu sözlere yanıt, Ata Bodur adlı milletvekilinden gelmişti:

“Allah belanı versin, sersem herif. Bu hayvanı konuşturuyorsunuz.”

KAĞAN BAHADIR
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 09 Eylül 2011, 22:42:08 »

Kağan Bahadır, bu makaleni Türkçü Derginin 2 sayısına eklemelisin bence.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kagan_Bahadir
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 09 Eylül 2011, 22:51:50 »

Kağan Bahadır, bu makaleni Türkçü Derginin 2 sayısına eklemelisin bence.
Dergi yönetimi yayınlamak isterse yazıyı yayınlar. Ben o konuda kendilerine bütün yazı arşivimi açtım. Gerekirse ikinci sayı için yayınlanmamış bir makale de hazırlayacağım.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.052 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.014s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.