Anzavur İsyanları Sırasında Dökülen Türk Kanları 1 - Taner Ünal
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 20 Ekim 2019, 00:02:35


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Anzavur İsyanları Sırasında Dökülen Türk Kanları 1 - Taner Ünal  (Okunma Sayısı 2387 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 4.964


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« : 19 Ağustos 2014, 17:29:09 »

TÜRK MİLLETİ İSTİKLAL SAVAŞI VERİRKEN VAHİDETTİN BU MÜCADELEYİ AKAMETE UĞRATMAK İÇİN ORDU KURDURUYOR İSYANLAR ÇIKARIYOR BİNLERCE TÜRKÜN KANINA GİRİYORDU.


     İngiltere, Anadolu yönünden rahatsız edilmekten korunmak için, Boğazlar'ın doğusunda iki tampon bölge kurmayı düşünmüştür. Bunlar da Çanakkale Boğazı'nı doğuya karşı koruyacak olan Biga, Gönen ve çevresi ile Karadeniz Boğazı'nı Dogu'ya karşı güvene alacak olan Düzce, Hendek yöresidir. Nitekim iç İsyanlar bu bölgelerde başlar.

    Anzavur denen Gayri Türk bir Emekli alaylı binbaşısı paşa yapılır, süper yetkilerle o gün için 12000 kişilik çok önemli bir kuvvet verilerek Anadolu’da Can derdinde namus derdinde vatanını kurtarma derdinde olan çaresiz ve mazlum Türk milletinin üzerine gönderilir.

    Nisan ayı, Istiklâl Mücadelesi tarihine büyük bir hadise ile girdi. Anzavur Ahmet, asıl adı “Pomak Fevzi” olan “Gâvur Imam” ile, memleketin sinesinde parlayan mukaddes ayaklanma ateşini söndürmek için çalışan ve daima fırsat bekleyen kimselerdi. Bu defa bunlar, İstanbul'un işgalini takip eden Nisan ayı içerisinde Millî Mücadeleyi tehlikeye koyan o kadar büyük bir gaile olmuşlardır ki, onlarla ve onları tahrik eden vatansızların ihanetiyle, tarih huzurunda son kozu oynamak lüzumu hasıl olmuştur.

     Millî Mücadele’nin daha başlangıcında, Anzavur'un sık sık cephedeki düşmanla müşterek bir plan içerisinde tehlike teşkil etmiş, Akbaş'tan büyük kahramanlıklarla nakledilen silâhların berhava edilmesine sebeb olmuştur. Anzavur, ikinci defa da kumandan Sabri Bey'in emrinde gönderilen kuvvetlerin Biga’ya ilerlemesine mani olmuş, o bölgede kuvvet ve nüfuzunu arttırmaya başlamıştır. Yunanlılar’la cephelerde çarpışılan günlerde Anzavur, son muvaffakıyetinden aldığı cesaret ile faaliyetini bir kat daha arttırmıştı. Birdenbire “Anzavur, Biga ve Gönen köyleri halkından kurduğu mühim bir kuvvetle Gönen'e yürüyor“ haberini aldık. Anzavur, millete karşı Vahdettin sarayının sevk ve idaresiyle tekrar ortaya çıkıyordu.(Kazım Özalp)


Kazım Özalp şöyle devam ediyor:


    “Bu defa Anzavur kuvvetleri, iki top ve bir kaç mitralyözle de teçhiz edilmişti ve bunları kullanmasını bilen adamlar da bulmuşlardı. Hainler, kalabalık bir güruh halinde piyade, topçu ve süvariden kurulu bir kuvvetle Gönen'e taarruz ettiler. Gönen'de, Kaymakam Rahmi Bey'in kumandasında 200 askerlik bir kuvvetimiz vardı. Anzavur'un taarruzu üzerine, Gönen halkından silâhlarını alıp müdafaaya katılan vatanperverler oldu. Şakiler çok üstün bir kuvvetle Gündoğan, Karalar Çiftliği, Tuzakçı sırtlarından hücum ederek bu bir avuç kahramanı şiddetle zorlamış ve zor duruma sokmuşlardı. 200 asker, şakilerle 48 saat kahramanca çarpıştı. Bu çarpışmada şehit olanlar arasında, müfreze kumandanı Kaymakam Rahmi Bey de vardı. Anzavur ve avenesi Gönende caniyane şekilde soygunculuğa ve katliama başladılar. Ele geçirdikleri subaylarımızı jandarmayı öldürdüler. Bu arada Müftü Şevket, Belediye ve Müdafai Hukuk Reisi Hüseyin, Gönen'in vatanperver gençlerinden Ramiz Beyle, Gazi Mihal Bey ahfadından Mehmet Bey'i şehit ettiler. Evlere saldırdılar, halkın paralarını aldılar.(Kazım Özalp)"


Bu sıralarda Bandırma'da bulunan Ahzıasker Reisi Şehzade Cemalettin Efendi de, Anzavur'a nasihatta bulunmak için Gönen'e gitti. Ancak bu nasihatlara rağmen Anzavur, Gönen'den kendisine katılan yeni kuvvetlerle Bandırma üzerine yürümeye başladı.


    “Anzavur'un Bandırma üzerine yürüdüğünü haber alır almaz, derhal telgraf makinesi başına koştum. O zaman Bandırma'da, Yusuf izzet Paşa ve birçok askerî kuvvet ve harb malzemesi vardı. Yusuf İzzet Paşa'yı makina başına çağırdım. Mukavemet fikrinde olup olmadığını sordum. Yusuf Izzet Paşa, Bandırmadaki kuvvetin mukavemete kâfi olmadığını bildirdi. Yanına yaverini ve daha birkaç subay ve biraz kuvvet alarak Bursa'ya gitmek üzere, KaracaBey'e hareket edeceğini söyledi ve veda etti. Bunun üzerine Bandırma’da bulunan Kaymakam Seyfullah Bey'i makine başına çağırdım: Bandırma'da bulunan bütün subay ve askerle derhal Balıkesir'e hareket ediniz. Gelmiyecek olan subaylar bizden sayılmıyacaktır. Pek yakında şakileri ezeceğimizden şüphe etmeyiniz, dedim.Seyfullah Bey, görüşmemiz üzerine, subay ve askerlerle beraber süratle Balıkesir'e hareket etti. Anzavur, bu suretle çarpışma olmadan Bandırma'ya girdi. Bandırma’ya giriş de, aynen Gönen'de yapıldığı gibi, çapulculuk ve alçakça zulümle sonuçlandırıldı. Şakilerin Bandırma'ya girmeleri üzerine önemli bir durum ortaya çıkıyordu. Artık Anzavur'la İstanbul hükümetinin doğrudan doğruya irtibat kurmalarına bir mani kalmamıştı. Anzavur, bizzat sadrazamla muhabere ediyordu. Bu arada alçaklığın yeni bir oyunu ortaya çıktı : Şaki Anzavur Ahmet, hükümetten, “ Saadetlû Ahmet Paşa “ unvanını aldı. Buna bir de “mîri miranlık” rütbesi ilâve olunmuştu. Anzavur telgraf başında Damat Ferit'e, Kuvayı Millîye’yi yakında perişan edeceğini bildiriyor; silâh, cephane, para ve iki tayyare gönderilmesini istiyordu. Bütün bunlara ilâve olarak, Paşalık fermanının bir an evvel gönderilmesini talep ediyordu.


    Aznavur kendi el yazısı ile hazırladığı mektubunda Çerkez gürcü vesair kişileri yanına topladığını Bursa Samsun ve Amasya ve Çorum ve Yozgat'ta taallûkatlarım da hazır olduklarını Nazilli'ye kadar temizledikten sonra Konyâ ya doğru yürümek, oradan Kuvayı Millîye’nin rüesalarını topladığı Ankara'dan mahdumun koluyla birleşmek üzere Sivas'a, bu harekâtı İngiliz kuvvetleri takip edecek ve kuvve-i zahir (kuvvetüzzahir olacaktır) derdest edilen bu melunları İngiliz ordusuna ve kanununa teslim edilecektir.”




     Anzavur, Bandırmâdaki zaferiyle büsbütün kudurmuştu. İlânlar, Beyannameler neşrediyor, ecnebi temsilcilerle görüşmeler yapıyor ve bir diğer Yunan ordusu gibi Anadolu'yu istilâya hazırlanıyordu. Onunla son ve katî bir çarpışmayı kabul etmek gerekiyordu.

     Karşı tedbirleri katiyetle hazırlayabilmek için Anzavur'un kuvvetini, vaziyet ve düşüncelerini yakından ve tam olarak öğrenmek lâzımdı. Bu maksatla evvelce Izmir'e gitmiş olan Ingiliz Kemal'i Bandırma'ya göndermeyi düşündüm. Kemal, teklifimi kabul etti. Kıyafet değiştirerek Amerika mümessili sıfatiyle Anzavur ile görüşecek, şakinin ecnebilerle münasebet derecesini, nelere ihtiyacı olduğunu ve kuvayı millîye aleyhindeki düşüncelerini anlayacaktı.

     Kemal, Bandırma'ya varınca, artık sahildeki Amerikan gemisinden çıkmış olan Mr. Düri idi. Mr. Düri, bir Rum’un evinde tenezzülen misafir kalarak büyük ikram gördü.

     Mr. Düri, bundan sonra rolünü mükemmelen oynuyordu. Rumların kilisede, YunanIıIar ile Anzavur'un muvaffakıyeti için yaptıkları ayinde hazır bulunuyor ve duadan sonra bir de Rum tercüman bularak, onun aracılığı ile Anzavur Paşâ’yı ziyaret ederek bir görüşme istiyordu. Anzavur, bizim Amerika mümessilini kapıdan karşıladı. Mr. Düri, Anzavur'un bir merasim kıtası ile selâmlanarak içeri giriyor ve görüşmeye başlıyordu.

     Anzavur kendi kuvvetinin çokluğundan, teşkilâtının kuvvetinden ve bir haftaya kadar Kuvayi Millîye’yi imha edip, ileri gelenlerini kendilerine teslim edeceğinden bahsediyor, Ingiliz tayyarelerinin kendisine yardımının faydalı olacağını söylüyor ve fakat harekâtı tamamiyle sona erdirmek için, elli bin İngiliz lirasına ihtiyacı olduğunu da ilâve etmek fırsatını kaçırmıyordu. Ayrıca Bandırma'daki teşkilâtı tamamladıktan sonra beş güne kadar, bir kolun Gönen - Balya üzerinden Balıkesir yönüne, diğer bir kolun Susurluk üzerinden Balıkesir üzerine, üçüncü bir kolun da Kirmastı üzerinden Bursa’ya sevkedileceğini Beyan ediyordu.
Bizim Amerika mümessili, Anzavur'un isteklerini ve Beyanatını not defterine kaydederek, istediği şeyleri bir iki güne kadar mutlaka temin edeceğini vadetti. Anzavur'a, mümkün olduğu kadar süratli hareket etmesini, kuvayı millîyenin ileri gelenlerinin kaçmalarına meydan bırakılmamasını, hıristiyanlara karşı iyi muamele yapılmasını, yağmacılık yapılmamasını tavsiye ile veda etti.

Bana anî olarak bir haber getirdiler :


    “Amerikalı Mr. Düri, Bandırmâ’dan telgrafla, makina başında benimle görüşmek istiyordu.”



     İngiliz Kemal'in elde ettiği bilgileri, derhal makina başında telgrafla vermeğe cesaret edecek kadar müsait bir vaziyette olacağını, hasımlarımızın bu derece gaflet içinde bulunacaklarını zannetmiyordum. Meğer bizim Amerika mümessili, kendisine ait olarak Izmir'e gönderilen bir evrak paketinin kayıp olduğunu, bunun yolda treni tevkif eden şahıslar tarafından alınmış olması ihtimali bulunduğunu, bunun için de izahat almak üzere Balıkesir'deki kumandanı makine başına çağırarak kendisiyle muhabere edeceğini ve bu arada Anzavur Ahmet Paşa ve maiyetinin, halka ve askere iyi muamele ettiğini tebliğ edeceğini söylemiş, bu suretle bana makina başında derhal malûmat vermek yolunu bulmuştu.

     Kemal'i telgrafhaneden çıktıktan sonra tanımışlar. Fakat becerikli genç, yakayı kurtarıp Balıkesir'e dönmeye muvaffak oldu. Anzavur küstah bir cahildi. Bu arada, tasarladığı planı bildiren, kendi el yazısiyle yazdığı bir mektubu elimize geçmişti. Cehaletin tam bir örneği olan bu yazının sureti şudur :


    “Evvelen tren hareket etmek icap eder. Muvakkaten ve mecburen tadil edilen Ittihatçıların muhasamasında mevcut bulunan ve bulunmayıp iştirak edecek olan Manyas ve Gönen, Çekez, Laz, Gürcü vesair akvamı hemen cemedip miktarı kâfi silâh ve cephane ve hanelerinin idaresi için biraz maaş tevzi edip Balıkesir'i işgal ettikten sonra Soma ve Kırkağaç cihetlerini dolaştığım vakit, bütün benimle beraber olmak için söz veren ahaliden de miktarı kâfi işe yararlarını alarak, Kara Reşit ile biraderleri ve Elbistanlı Sarı Yusuf işgal ettikleri Salihli'ye yürüyüp Allahın lûtfu keremiyle bunları perişan ettikten sonra Kuvayı Millîye namını lisanına alacak Bursa ve Kale-i Sultaniye ve Karesi havalisinde kimse kalmıyacağı gibi, umumu da bana iltihak edeceklerinden Ingiltere hükümetinin Anadolu'ya karşı yapmak istediği harekâtı beraber müzakere edildikten sonra Samsun ve Amasya ve Çorum ve Yozgat'ta taallûkatlarım da hazır olduklarından o cihete miktarı kâfi cephane ve silâh ile mahdumum Sivas'a doğru gelmek ve bizzat benim kolumda Kale-i Sultaniye sahilinden Nazilli'ye kadar temizledikten sonra Konyâ ya doğru yürümek, oradan Kuvayı Millîye’nin rüesalarını topladığı Ankara'dan mahdumun koluyla birleşmek üzere Sivas'a, bu harekâtı İngiliz kuvvetleri takip edecek ve kuvve-i zahir (kuvvetüzzahir olacaktır) derdest edilen bu melunları İngiliz ordusuna ve kanununa teslim edilecektir.”


Bu vesikanın ne kadar kötü niyetli bir ifade tarzı var;


    "millî namusun galeyanı ile ayaklanmış olan Türk milleti, bizzat hükümdar tarafından elleri, kolları bağlanarak düşman ayaklarının önüne atılmak isteniyordu. Nesillerimiz, tarihin bu noktası üzerine geldikçe, derin bir düşünceye dalacaklardır.”


      Evet!. Kazım Özalp’ın Milli Mücüdale isimli eserini ve bu eserin II. Cildindeki tarihi vesikaları incelediğimizde İstiklal savaşının mana ve ehemmiyetini daha iyi anlıyoruz. Hele yukarıdaki son mektup insanın tüylerini diken diken ediyor. Arkasında Saray bulunan İslam adına Milletin ayağa kaldırılıp bu insanları ve topraklarını İngiliz’e teslim etmekle netilecelenecek bir oyun oynandığını açıklıkla görebiliyoruz.

     Nisan’da, Biga ve Gönen'de, Anzavur hareketi başlarken, aynı günlerde Bolu ve Düzce İsyanı patlak verir, İsyan Beypazarı ve Ankara'ya doğru yayılır. Bu İsyan dalgaları içinde, Damat Ferit'in İngilizler’le birlikte İstanbul'da kurduğu Kuva-yı İnzibatiye denilen kolordu, İzmit ve çevresindeki İngiliz tampon bölgesini millîyetçilerden temizlemek için harekete geçirilir.

     Damat Ferit, 7 Nisan sabahı Amiral de Robeck'i ziyaret ederek onunla, millîyetçilere karşı alınabilecek şiddet tedbirlerini görüşür. damat ferit, hükümetin millîyetçilere karşı bütün otoritesini kullanacağını, ancak buna rağmen direneceklere karşı kuvvete ihtiyacı olduğunu şöyler.

      Anzavur tarafından örgütlendirilmiş kuvvetler, hükümet'in elindeki ilk silâhtır. ferit, yüksek komiserden bu ve buna benzer kuvvetlerin millîyetçilere karşı kullanılmasında müttefiklerin ne ölçüde yardımcı olabileceklerini sorar. yüksek komiser, Anadolu'daki millîyetçilere karşı böyle bir hareket için aktif bir ingiliz işbirliğini umut etmemesini sadrâzam'a uygun biçimde anlattıktan sonra,”millîyetçilere karşı, örgütlenen bu kuvvetlere askerî malzeme silâh ve cephane yardımı yapacaklarına söz verir.”bunun ilk adım olacağını, bunu öteki tedbirlerin izliyeceğini, prensip olarak askerî işbirliğinin dışında müttefiklerin yeni hükümete her türlü yardıma hazır bulunduklarının düşünülebileceğini belirtir. general Milne de, yüksek komiser ile aynı görüştedir. "gerçekten erlerine 30, teğmenlerine 60 ve âlay komutanlarına 150 lira maaş verilerek kurulan bu hilâfet ordusu'nun silâh, araç ve gereç ihtiyaçlarını, kontrolleri altında bulunan İstanbul'daki depolardan İngilizler sağlamışlardır.

      Hilâfet Ordusu birlikleri, Nisan sonları ve Mayıs başlarında İzmit ve bölgesinde yığınak yapmaya koyulmuştu. Taze kuvvetlerle güçlendirilen İngiliz birlikleri de, Halife Ordusu'nun arkasında İzmit ve gerisindeki ordugâhlara yerleşmiştir. "Anzavur Bandırma'dan, Gâvur İmam ise iki bin silâhlı ile, bir kol halinde Balya üzerinden Balıkesir'e doğru hareke geçer. Anzavur’un beşbin civarında kuvveti bulunmaktadır.. Kirmaşti’ye yürür ve işgal eder. Arkasından Susurluğu işgal etti. Anzavur, muzaffer olarak gireceği Bursa'da, Cuma namazını Çinili Cami’de kılacağını ilân eder. Millîyetçiler için dinsiz imansız diyor, etrafa zehir saçan bildiriler neşrediyor, Millî mücadele en kritik günlerini yaşıyordu.

     Prensip itibariyle yapılacak tek bir iş vardı. İzmir etrafındaki bütün millî cephelerden yardım isteyerek, bütün kuvvetlerden istifade etmek, kuvvetimizin büyük bir kısmını düşmanın önünden çekmek, diğer düşmanın önüne koymak lâzım geliyordu. Bunun manası şu olacaktı. Cephelerde yalnız oyalamaya yetecek kadar kuvvetler bırakarak, süratle Balıkesir'de toplanılacak ve Anzavur'a şiddetli bir darbe indirilecekti. Bu neticeye ulaşana kadar aşikâr bir tehlike kabul edilmiş olunacaktı. Yunanlılar, pek tabiî olarak cephemizin zayıflamasından istifade etmeye kalkışacaklardı. Bu yüzden, bir yıldan beri İzmir etrafında bunca zorluklarla kurulan cephelerin bozulması, Yunanlılar’ın vatandan bir kısım toprak daha istilâ etmeleri muhtemeldi.

     Yunanlıların ilerlemesi pek tabi ki zararlı idi. Ancak Anzavur’un ilerlemesi daha zararlıydı. Anzavur muvaffak olur ise, memlekette istiklâl ve hürriyet ruhu öldürülür, vatanı dış düşmanların istilâsına açık bırakmak isteyenlerin zaferi gerçekleşirdi. Yunanlıların ilerlemesi ise, bu derecede kötü bir sonuç vermezdi. Yunanlılar, İzmir etrafındaki cephelerimizi dağıtabilirler, bir miktar arazi elde edebilirlerdi. Fakat bu takdirde, milletin hamiyeti yeniden coşar ve birleşen millet karşısında bu istilâ her halde geçici olur, düşman er veya geç, yine mağlûp edilebilirdi.

     Türk Millîyetçiliğinin önderliğini yapan komutanlar, neticede Yunan’dan gelecek zararı tercih ederek bütün varlıklarıyla Anzavur'a karşı koymaya karar verdiler. Cephelerdeki kuvvetlerden çoğunun süratle Balıkesir'de toplanmaları sağlandı.

    Salihli cephesinde bulunan Çerkez Ethem’e bir telgraf çekilerek, bütün kuvvetleri ile yardıma gelmesi istendi.Salihli cephesinden, Ethem'in kumandasında süvari ve piyadeden kurulu iki bin mevcutlu bir müfreze geldi. Demirci Efe de, Aydın cephesinden Danişmetli İsmail Efe'nin kumandasında 600 süvari zeybek gönderdi. Akhisar cephesinden, Millî Alay Kumandanı Hafız Hüseyin Bey (şehit olmuştur) kumandasında millî kuvvetlerle 14. Süvari Alayı'nın büyük bir kısmı, Soma cephesinden Salâhattin Efendi kumandasında kuvvetli bir müfreze, İndirildi ve Ayvalık bölgelerinden önemli kuvvetler geldi. Bütün kuvvetler Balıkesir'de toplandı. Ayrıca Balıkesir'den de Keçeci Hafız Emin Bey kumandasında millî bir süvari müfrezesi kuruldu. Binbaşı Salim Bey'in kumandasındaki nizamiye kuvveti de bunlara katıldı. Eskişehir, Bilecik ve Bursa'dan da yardımcı olacak millî kuvvetler kuruldu ve sevk edildi. Bu hareket süresince Ali Fuat Paşa da Ankara'dan Bursâ ya gelmişti.



      Bütün bu kuvvetler cephelerden Balıkesir'e büyük bir süratle ve vatanperverce bir şuurla geldiler. Balıkesir halkı ve heyeti merkeziyesi, Kuvay-ı Milleye kuvvetlerini ve kumandanlarını çok samimî olarak karşıladılar. Harekâtın idaresini ve bütün kuvvetlerin kumandasını, Kazım Özalp üzerine aldı.

Anzavur gailesi karşısında bütün Anadolu millî teşkilâtı, büyük bir hassasiyetle çalışıyordu. Heyeti Temsiliye, bu tehlikeye karşı mühim tedbirler almıştı. Mustafa Kemal Paşa, Heyet'i Temsiliye adına aşağıdaki Beyannameyi neşretti :


    “ İtilâf hükümetleri tarafından İstanbul'umuzun işgali ve milletimiz hakkında hiç bir tarihin kaydetmediği tahkirat ve tecavüzata cüret edilmesi üzerine, tekmil Anadolu ve Rumeli'de bir vahdeti iman ve vicdan ile feveran eden ve istiklâli milleti tahlis gayesine inhisar eden azmi millîyi ihlâl için düşmanlarımızın en evvel tevessül etmek istedikleri çare nifakı dahilîdir."


     İşte sırf bu maksadı hainanenin tatbikatı cümlesinden olmak üzere, gerek İstanbul'da düşmanlarımızın amalini tatmin için teşkil eyledikleri Ferit Paşa hükümetini ve gerekse bizzat Anzavur'u teşvik etmişler ve bunun neticesi olarak Gönen ve Biga havalisinde ikaı fesada teşebbüs eylemişlerdir.

     Aydın cephesinde, Yunanlılar’ın taarruzu püskürtülerek bu cephenin vaziyeti emin bir şekle girdiği ve Kilikya havalisindeki işgal kuvvetleri Urfa'yı tahliye ettikleri, Mersin, Tarsus, Adana, Haçin mevkiindeki işgal kuvvetleri de kâmilen muhasara edildiği bir zamanda, Anzavur'un Gönen havalisindeki teşebbüsleri, doğrudan doğruya Yunanlıların menafüne hizmet ve menafü âliyei millîyeye sarih ve faal bir hıyanettir. Bu teşebbüsü caniyane düşmanlarımızın istihdaf ettikleri gayeyi teminden pek uzak olup, hiç bir kuvvetle tezelzüle uğratılmayacak derecede kavi olan azmi millî karşısında pek yakın Binaberin meclisi fevkalâdei millî azasından Ankara da içtima etmiş olan murahhaslar ve mebusların da reyü kararı inzimam ederek, 61. Fırka Kumandanı Miralay Kâzım Bey'e Karesi livası ve 56. Fırka Kumandanı Miralay Bekir Sami Bey'e de Hüdavendigâr vilâyeti dahilindeki tekmil kuvayı mülkiye ve askeriye ve millîyeyi deruhte eyleyerek, dahili memlekette ihdas etmek istedikleri tefrikaya mani olmak için her tedbire teşebbüs edebilmeleri ve vahdet ve istiklâli millîyi ihlâle teşebbüs edecek veya idamei vahdet için ibrazı mesai etmeyecek olan bilumum memurini mülkiye ve askeriye hakkında cürmün derecesine göre azil, hapis, idam gibi her nevi cezaları tatbik için salâhiyeti fevkalâde verilmiştir.


    "İstiklâli millî uğrundaki mücahedei katiyemizde, her zaman olduğu gibi, bundan sonra dahi tevfikatı suphaniyeye mazhariyetimizden eminiz. Cenabı Hak bizimle beraberdir.”



Anzavur'un kuvveti, vaziyetini ve ne yapmak istediği, geçen hafta Kazım Özalp’ın hatıralarında naklettiği gibi İngiliz Kemal'in Mr. Düri adı ile yaptığı tetkikler sayesinde öğrenilmişti. Harekât plânı basitti : Mevcut kuvvetin bir kısmını, Gönen'den Balya - Balıkesir yönünde yürüyen Gâvur İmam'a karşı, Balya ile Gönen arasında müdafaa edici tertibat almaya ayırarak, büyük kuvvet ile Anzavur'un bulunduğu Susurluk bölgesine bizzat hareket edildi.Balya yönünde hareket eden kuvvetlerin başında Parti Pehlivan Kako Mehmet Efendi (şehit olmuştur), Mehmet Ali Çavuş (şehit olmuştur) bulunuyorlardı.

      Balıkesir'de cephe kumandanlığı vekâletine Avni Bey (sonradan Avni Paşa) bırakıldı. 14 Nisan 1920 de büyük bir kuvvetle hareket-i hucuma geçildi. Yunan kuvvetlerine karşı cephelerde ancak hafif gözetleme kıtaları kalmıştı. Bu millet, daha dün, Harbi Umumîden pek yorgun olarak çıkmış ve düşmanları tarafından bütün maddî müdafaa vasıtaları elinden alınmış olmasına rağmen, seri ve cesur bir hamle ile düşmanların karşısında durmuş, Padişahın ve hükümetin bu husustaki karşı koymasına önem vermeyerek onlara karşı da mücadeleyi kabul etmiş bulunuyordu. Dün cephede Yunanlılar’la harbeden ve fedakârlıklarını bir kere daha ispat eden bu insanlar, bugün mevcudiyetlerini tehdit eden, asırlardan beri millete musallat olan vatan hainlerine karşı, kin ve gazapla mücadeleye gidiyorlardı. Bunların içerisinde harb senelerinde yetişmiş tecrübeli askerler bulunduğu gibi, hiç silâh kullanmamış acemiler de vardı. Millette, Anzavur'a karşı o derece bir düşmanlık hasıl olmuştu ki, hiç silâh kullanmayı bilmeyenler ve hatta silâhsızlar bile millî ve vicdanî bir hissin tesiriyle bu harekete iştirak ettiler.

     Balıkesir'den hareket edilişinden bir gün sonra, 15 Nisan Perşembe günü akşamı, ileri kıtalarımız, Susurluk ile Kirmasti arasında Yayaköy sırtlarında, Anzavur kuvvetleriyle karşılaştı. Kuvay-ı Millîye kuvvetlerinin şiddetli taarruzu, ertesi gün akşamına kadar devam etti ve düşmanın kati bozgunluğuyla sonuçlandı.

     Anzavur, neye uğradığını şaşırmıştı. İlk bozgun karşısında, her şeyin üstünde tuttuğu kendi canının kaygısına düşmüş ve hemen atına atlayarak hiç tereddüt etmeden, bütün emrindekileri, bütün adamlarını bir anda terk etmiş ve dört nala Bandırma'ya doğru kaçmaya başlamıştı. Millîyetçi Süvariler arkasından şiddetle takibe koyuldular.

     İşin önemli kısmı bitmiş idi. Gönen'den ilerliyen Gâvur İmam'a karşı yardımcı kuvvetlerle derhal Balya bölgesine geçildi. Bu bölgede Gâvur Imam, müdafaa edici bir vaziyet almış olan kuvvetlerimizi bir hayli zorlamış, fakat cesurane mukavemet karşısında ilerleyememişti.Kuvay-ı Millîye Kuvvetleri yetişince bütün kuvvetlerle taarruza geçildi. Gavur İmam’ın kuvvetleri bir anda bozuldular, geri çekilmeye ve kaçmaya başladılar.

    Kirmasti'ye giren kuvvetlerimiz, şakileri süratle takip ederek Bandırma’ya girdi. Buradan iki kola ayrıldılar. Bir kol Gönen, diğeri Karabiga üzerinden Biga yönünde ilerledi.

  

      

 








  
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.05 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.006s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.