M. Can Kibritoğlu  Makaleler
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 18 Kasım 2017, 09:37:45


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: 1 2 [3]
  Yazdır  
Gönderen Konu: M. Can Kibritoğlu  Makaleler  (Okunma Sayısı 435261 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Erlik Tanrıöğen
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 878


Nur'dan Rıza aldık.


« Yanıtla #20 : 13 Şubat 2015, 23:21:58 »

Japonya
   
          Batılı bir devlet olarak tanımlanan Japonya, insan hakları ve kamu özgürlükleri bakımından Asya’nın Batı’ya en çok yaklaşan ülkesidir (Mumcu, 2005, sf: 81). Gösterdiği teknolojik gelişmeye dayanan güçlü ekonomisi ve yüksek hayat şartları nedeniyle göç için elverişli bir ülke olsa da uzun yıllar gerek kültürel farklılıkları gerekse güçlü toplulukçu devlet geleneği nedeniyle dikkat çekici bir göç hareketine uğramamıştır. Sıkı göç kanunları nedeniyle ancak göç edecek kişilerin istenen düzeyde vasıflı olması durumunda yerleşimine izin verilmekte olup, 2005 yılında yaklaşık 2 milyon yabancı kökenli kişinin Japonya’da yaşadığı bildirilmiştir. (Tarakçıoğlu, 2011, sf:4) Bu kitlenin de büyük çoğunluğunu 1900’lü yılların başında Rusya’dan gelerek Japonya’ya yerleşen kişilerin oluşturduğu bilinmektedir. Örneğin, o yıllarda Japonya’ya gelip 1950’li yıllarda Türk vatandaşlığına alınan Kazan Türkleri de bu grubun içindedir. 2006 yılı itibariyle Japonya’da 2600 Türk vatandaşının yaşadığı resmi kurumlarca açıklanmıştır. (TC Tokyo Büyükelçiliği İnternet Sitesi: Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın) Kayıtdışı göçmenlerle beraber bu sayının 7000’i bulduğu tahmin edilmektedir.

          OECD’nin verilerine göre Japonya’ya en fazla sığınmacı başvurusunun geldiği ülkeler, Myanmar, Türkiye ve Sri Lanka olarak sıralanmıştır. 2008 yılına ait bu verilere göre 979 Myamar, 156 Türk ve 90 Sri Lanka vatandaşı Japonya’da yaşamak için başvuruda bulunmuştur. (Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın)  Myanmar ve Sri Lanka’nın coğrafi ve kültürel yakınlığı göz önünde bulundurulduğunda Türkiye’nin bu sırada yer alıyor oluşu dikkat çekici hale gelmektedir. Her ne kadar toplamda bu değer oldukça az olsa da gelecekte Japonya’nın işgücüne ihtiyaç duyması veya göç kanunlarında düzenlemeler yapması halinde yeni bir rota oluşturabileceği düşünülmektedir.

          Japonya’da idam cezasının sürmesi ve Abe hükümetinin yapmayı planladığı ordu reformu insan hakları savunucularını ilgilendiren konulardır. Ancak göçmenlere ilişkin süreğen ihlallerden söz etmek oldukça güçtür.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Erlik Tanrıöğen
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 878


Nur'dan Rıza aldık.


« Yanıtla #21 : 13 Şubat 2015, 23:22:39 »

Abadan Unat, Nermin. (2002), Bitmeyen Göç, İstanbul: Bilgi Yayınları
Abgs.com, TC Avrupa Birliği Bakanlığı İnternet Sitesi, 22.09.2003, Büyükelçi Fügen Ok, Danimarka Insan Haklarını Ihlal Ediyor, Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın  Erişim Tarihi: 20.12.2014
AlJazeera Türkçe Haber Sitesi. (26.12.2014), İslamofobya yeniden yükseliyor: PEGIDA nasıl okunmalı?, Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın Erişim Tarihi 28.12.2014
Avrupagazete İnternet Sitesi, ( 17.05.2013) İngiltere’de ırkçı yaklaşımlar ve İnsan Hakları, Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın  Erişim Tarihi:18.12.2014
Çolakoğlu, Selçuk. (2009), Uluslararası İlişkilerde Kuzeydoğu Asya. Ankara: Usak Yayınları
Deutsche Welle Türkçe Haber Sitesi, (09.10.2008) Almanya'da insan hakları tartışması, Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın Erişim Tarihi: 19.12.2014
-(01.11.2012), Almanya'ya insan hakları uyarısı, Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın Erişim Tarihi: 20.12.2014
-(15.08.2012), 'Aşırı sağcı şiddet önemsenmiyor', Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın Erişim Tarihi:20.12.2014
-(12.02.2010), Göçmen Türk gençler, Türkiye’de çalışmak istiyor, Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın Erişim Tarihi:22.12.2014
De Schutter, Olivier. (2010). AVRUPA SOSYAL ŞARTI: AVRUPA İÇİN YENİ BİR SOSYAL ANAYASA. Ankara: Şen Matbaa
Erdoğan, Mustafa. (2007). İnsan Hakları Hukuku ve Teorisi. Ankara: Orion Yayınevi
Euractiv İnternet Sitesi, (28.10.2014) Akdeniz'de arama kurtarma çalışmalarının geleceği belirsiz, Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
www.euractiv.com.tr/6/article/akdenizde-arama-kurtarma-calismalarinin-gelecegi-belirsiz-030477
  Erişim Tarihi:19.12.2014
Gazetevatan İnternet Sitesi, (16 Nisan 2012). BM’den Danimarka’ya "ırkçılık" eleştirisi, Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın Erişim Tarihi 20.12.2014
Gökten, Kerem. (2012/4). Kapitalizm İçin Çalışmak: Çin’de İşgücü Piyasasının İnşası, Çalışma ve Toplum, 99-120
Haberler.Com İnternet Sitesi, (31 Mart 2014) İnsan Hakları İzleme Örgütünden İngiliz Hükümetine Eleştiri, Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
www.haberler.com/insan-haklari-izleme-orgutunden-ingiliz-hukumetine-5852190-haberi/gundem-haber-10004/
  Erişim Tarihi:21.12.2014
HabersoL İnternet Sitesi. (31.07.2014). ABD’nin göçmen politikası, Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın Erişim Tarihi: 22.12.2014
Hugo, HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ GÖÇ VE SİYASET ARAŞTIRMALARI MERKEZİ, AVRUPA’DA GÖÇ, İSLAM VE ÇOKKÜLTÜRLÜLÜK , Sempozyum İçerik Belgesi
Kapani, Münci. (1991). İnsan Haklarının Uluslararası Boyutları. Ankara: Bilgi Yayınevi
Milliyet İnternet Sitesi. Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın Erişim Tarihi: 21.12.2014
Mumcu, Ahmet., Küzeci, Elif. (2005), İnsan Hakları ve Kamu Özgürlükleri, Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Yayınları
Nogayeva, Ainur. (2011), Orta Asya’da ABD, Rusya ve Çin: Stratejik Denge Arayışları. Ankara: Usak Yayınları
Ntvmsnbc İnternet Haber Sitesi. (30.11.2014), Almanya Yabancılar Raporu'nu açıkladı, Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın Erişim Taihi:20.12.2014
Ntvmsnbc Londra, (15.05.?.), İngiltere ‘göçmen köyü’ kuruyor, Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın Erişim Tarihi 27.12.2014
Star Kıbrıs Haber İnternet Sitesi, (?) Almanya’da Türkler, Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın Erişim Tarihi: 28.12.2014
Şen, Faruk. (1993), Türkiye’den Avrupa Toplumu’na Göç Hareketleri, ?: Önel Yayınları
Şenel, Aladdin. (1993). Irk ve Irkçılık Düşüncesi, Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları
Tarakçıoğlu Babadoğan, Gülay. (2011), JAPONYA ÜLKE RAPORU, Ankara: T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İHRACATI GELİŞTİRME ETÜD MERKEZİ   TBMM İnternet Sitesi, 2012. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ İNSAN HAKLARINI İNCELEME KOMİSYONU 2000-2006 Yıllarında Almanya’da Neo-Nazilerce İşlenen Cinayetler Hakkında İnceleme Raporu, Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın Erişim Tarihi: 20.12.2014
TC Tokyo Büyükelçiliği İnternet Sitesi. Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın Erişim Tarihi: 21.12.2014 
Trttürk Haber Sitesi. Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın Erişim Tarihi: 20.12.2014
TRT Haber İnternet Sitesi, (03.12.2014) BM’den İngiliz hükümetine eleştiri!, Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
www.trthaber.com/haber/dunya/bmden-ingiliz-hukumetine-elestiri-153960.html
   Erişim Tarihi: 19.12.2014
Yılmaz-Elmas, Fatma, ABD’de Siyah İsyan Ferguson Olayları. Analist, Ekim 2014/44, 22-25
Zaman İnternet Sitesi, (19.10.2013) İnsan Haklarına Arap Dünyası’ndan İlk Sırada Bae Girdi. Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
www.zaman.com.tr/dunya_insan-haklarinda-arap-dunyasinda-ilk-sirada-bae-geldi_2154030.html
  Erişim Tarihi: 21.12.2014
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Gök Türk Beyi
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 7.515


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #22 : 02 Eylül 2015, 19:10:06 »

Makale böyle yazılır, böyle de okuttururum diyorsun yani Erlik!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 3.675


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #23 : 14 Eylül 2015, 12:24:21 »

Birgün bende böyle bir makale yazabilirmiyim ki?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
M. Badurak
Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 3.138


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #24 : 10 Nisan 2016, 21:29:02 »

Erlik ustadan harika bir makale. Bir iki not da ben ekliyeyim. Ihvancıların tümü ingiliz sermayesiyle hareket ediyor. Dünya hegemonyasında durum yahudilerin aleyhine. İngilizler fazla gözükmesede hakimiyeti abd kanalıyla ele almışlar. Mezhep savaşlarını kızıştıranlar hep bu deyyuslar. Londra merkezli yayın yapan selefici ve şiacı kanalların arkasında hep bu ingiliz oyunları var.
Asıl aktör daha oyuna dahil olmadı ( Türk ırkı). Ulu Türkistan'da moskof oyunlari, Balkanlar'da gene urus var.

Anadolu'da ise germanik haçlı piyonları ile yahudi mason uşaklari feytullahçılar.

Türk ordusu zahirde pukaka'ya karşı mücadele veriyorsa da, aynı zamanda 21 dünya devletine karşı savaşiyor.

Misal verelim alman, fransız, rus, yahudi, abd hep bunlar var maymunların arkasında.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Erlik Tanrıöğen
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 878


Nur'dan Rıza aldık.


« Yanıtla #25 : 31 Mayıs 2016, 22:00:52 »

Özet   


          Küreselleşme çeşitli çalışmalarda bazı sosyolojik olguların gelişimine paralel olarak dönemler halinde incelenmiştir.  Bu sınıflandırmaların neredeyse ortak olan neticesi, bilgi ve bilişim teknolojisinin gelişmesiyle bugün yeni bir çağ yaşıyor olduğumuzdur. Buna göre bilgi/bilişim/enformasyon çağı denilen bu dönemde sermayenin değişimine bağlı olarak işin yapılışı değişmiş, böylece her şeyiyle özel yeni bir toplumsal yapı inşa olmuştur. Her dönemde olduğu gibi bu dönemde de toplumsal dönüşümün ana mimarı kitle eğitimi düzenidir. Tarihsel olarak sınıfları ve iktidarı sürdürülebilir kılma işlevi (Kaygısız, 1997) bulunan kitle eğitimi düzeninin bilgi çağının başladığı dönemden bu yana geçirdiği değişimleri anlamak hem bu işleve kanıt oluşturmaya hem de yapısal çarpıklıklar hakkında farkındalık geliştirmeye yarayabilir. Bu bağlamda çalışma öncelikle teorik çerçeveyi verip bilgi ve eğitim üzerine çalışmış filozofların düşüncelerini anlamaya çalışacaktır. Ardından eğitimin temel işlevi kabul ettiği duruma ilişkin semptomları, eğitimin geçirdiği bilgi toplumuyla çağdaş değişimlerde arayacaktır. Çalışmanın son kısmı ise, modern eğitimin özelliklerine odaklanma amacındadır.


Giriş


          Ünlü Amerikalı yazar Friedman, (2010) küreselleşmeyi bir süreç olarak ele alırken üç dönemden geçerek bugüne geldiğini ileri sürmektedir. Bu evreleri Kolomb’un ünlü seferinden 1800’lü yıllara kadar süren küreselleşme 1.0, Büyük Bunalım’dan 2. Dünya Savaşı’na kadar küreselleşme 2.0 ve 2000’li yıllardan sonrasını ifade eden küreselleşme 3.0 ile adlandırmaktadır. Bu adlandırmanın bilgisayar programlarının sürümleriyle özdeş yapılmasından daha dikkat çekici olan Bozkurt’un (1997) da ifadesine paralel şekilde endüstri çağının 300 yıl kadar süren hakimiyetinin sona ermesine yapılan vurgudur. Buna göre sanayi toplumu, fabrika düzeni, Taylorist ve Fordist üretim biçimleri ile tüm bunların meydana getirdiği toplumsal düzen artık sona ermiştir. Tamamen yeni özelliklere dayalı yeni bir toplum inşa olmaktadır.


        Küreselleşme ile eğitim arasında bir ilişki aranacaksa, birinci gibi ikincisinin de kökeni ve diyalektik gelişimi incelenmelidir. Bilindiği gibi kitle eğitimi olmasa da genelde eğitim insanlık kadar eskidir. Kadim dini metinler Tanrı’nın ilk insanı, onun da çocuklarını eğitmesiyle bu sürecin başladığına dikkat çekerler. Yani eğitim başlangıçta aile içinde ya da dar klikler halinde temel yaşam becerilerini edinmek için yapılan bir faaliyet olmuştur. Burada ilkel üretim biçimlerini öğrenen nesiller temel teknik bilginin kaybolmasına engel olmuşlardır. Bu sayede ilkel üretim ve o döneme ait keskin toplumsal çizgiler değişmeden kalabilmiştir. Hayvancılık faaliyeti, tarım faaliyeti ve hatta savaşçılık bu öğrenmeler sayesinde bazı insan gruplarına ait kalmıştır. Bu durum feodal dönemde de farklı seyretmemiştir. Kilise eksenine girmiş eğitim sert surlarla meşhur bir dönemin çimentosu işlevi görmüştür. Bu dönemin çok sınıflı ve opak toplumsal yapısı içinde haçlı ordularını oluşturan motivasyonun kiliselerdeki sıralardan geldiğini söylemek iddialı olmayacaktır. Feodal dönemde kitle eğitiminin başladığına dair bazı temel işaretler gözlense de küreselleşmenin doğasında olduğu gibi bu da surların yıkılmasını beklemek zorunda kalmıştır.
Sanayi devrinin başlamasıyla gözlenen büyük toplumsal değişim, kendini öncelikle fabrika çalışma düzeninde ortaya koymuştur. Artık insanlar daha dar alanlarda daha formalize edilmiş süreçlerle çalışmaya başlamışlardır. Büyük kısmı itibariyle işçi sınıfı bu dönemde doğmuş mülkiyet ilişkileri en keskin hatlarıyla bu dönemde cereyan etmiştir. Elbette farklı meslekler ve farklı çalışma alanları için farklı düzenlerde fabrika yaşamı yaşansa da dönemin en belirgin iş örgütlenme biçimi Taylorist ve Fordist süreçlerle açıklanan seri bant üretimidir (Bozkurt, 1997). Burada bir üretim bandı etrafında sıralanan işçiler sürekli olarak aynı işin aynı kısmını yaparak bandın ilerleme hızını, dolayısıyla üretimdeki verimi belirlemişlerdir. Bu nedenle işçilerin organize edilmesi üretimin en önemli kısımlarını oluşturmuştur.


         Bu organizasyonun nasıl sağlandığına geçmeden önce fabrika tipi üretim biçimi çevresinde oluşan diğer toplumsal değişimlere odaklanmak daha yol gösterici olacaktır. Öncelikle fabrikalar büyük şehirlerde kurulduğu için bu dönemin en dikkat çekici sosyolojik olayı göç olmuştur. Büyük kentlerin daha da büyüyüp çok çeşitli sosyal grupların ortak yaşam alanı olduğu dönem bilinen bazı sorunlara da kaynaklık etmiştir. Bu kadar geniş bir topluluğu bir arada yaşatıp üstüne bir de üretim sürecine katacak bir aktör arayışına girişildiği iddiasını destekleyecek kaynaklara rastlamak olasıdır. Bu aktörün eğitim olması beklenen bir şeydir. Fakat bu dönemde özel olan artık ailelerin verdiği eğitimin eksik kalmaya başlamasıdır. Tüm bu sebeplerle bugün kitle eğitimi olarak adlandırdığımız olgunun kökenini küreselleşmenin sanayi toplumu aşamasında aramak gerekmektedir.


          Sanayi toplumunda kitle eğitiminin amacı bireyi fabrika çalışma düzenine hazırlamak olmuştur. Okul üniformaları iş önlüklerinin sanki bir önceki adımıdır. Okula zamanında gidip gelmenin sisteme dakik işçiler kazandırdığı savunulabilir. Sınıf kuralları kolayca fabrika kurallarına okuldaki hiyerarşi ‘’İşçinin yerini bilmesine’’ benzetilebilir.


          Pekiyi, bugün geçmişe baktığımızda gördüğümüz bu işlev bugün de sürüyor olabilir mi? Bizim eğitimde ilerici ve modernleşmeci adımlar olarak saydığımız değişimler yoksa gerçekte bugünün sistemini ayakta tutmaya yarayacak aygıtlara mı dönüşmüş durumdadır? Bunu anlamak için çalışma artık değişim, trend ve yorumlamayı beraber yürütmeye çalışacaktır. Küreselleşme, iş örgütlenmesi ve eğitimdeki değişimi beraber ele alarak semptomatik anlamlar çıkarmayı amaçlayacaktır. Bunun için esas olarak bilgi toplumunu doğru anlamak gerekmektedir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Erlik Tanrıöğen
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 878


Nur'dan Rıza aldık.


« Yanıtla #26 : 31 Mayıs 2016, 22:02:22 »

Bilgi Toplumu ve Eğitim


          Üzerinde çok yazılıp çizilmiş bir kavram olarak bilgi toplumu küreselleşmenin mevcut aşamasını ifade etmektedir. İktisadi bir perspektiften bakıldığında sermayenin şekil değiştirmesi onun en temel niteliği olmaktadır. Buna göre artık sermaye eskiden bu yana adlandırıldığı gibi toprak, altın, üretim aracı değil; bilgi ve iletişimde yer almaktadır. Yine ekonomik güç, üretim süreçlerinde bilgiye sahip olma ve onu dönüştürebilme kapasitesiyle alakalandırılmaktadır. Bu durum insanı bu yeni düzende merkezi bir konuma almakla kalmayıp işin işçiden beklentisini de artırmıştır (Friedman, 2010). Büyük ve sürmekte olan bir değişimin öznesi olarak bilgi toplumuna ilişkin özellikler çalışmanın devamında onun belirtileri sayılıp dökülürken zikredileceği için şimdilik bu referans noktası yeterli görülmektedir.


          Değerlendirilecek belirtilerden ilki, yaratıcılık kavramıyla son yıllarda eğitim literatüründe yer ettiği görülen durumdur (Erden, 2011). Sanayi toplumu üretim sürecinde işçiden yaratıcı olması beklenmemiştir (Bozkurt, 1997). Aksine kimi zaman bu bant üretimi için negatif etkilere yol açabileceği kaygısıyla törpülenmeye çalışılmıştır. Oysa bilgi toplumunda bilgi işçisinin yaratıcılığı gerçekleşecek üretimde çeşitliliğe yol açacak bir durum olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle yaratıcılık desteklenmekte ve ödüllendirilmektedir. Buna paralel olarak eğitimde de yaratıcılık önemi artan bir kavrama dönüşmüştür. Örneğin MEB, yaptığı bir çalıştayın sunum belgesinde buna şöyle işaret etmiştir: :  ‘’Öğrencilerin sadece önemli alanlarda temel ve ileri düzey beceriler geliştirmeye değil aynı zamanda yaratıcı kapasiteye de ihtiyaçları vardır.’’ Buradan anlaşılan bir devlet politikası olarak artık eğitimde yaratıcılığın destek göreceğidir. Tıpkı üretimde olduğu gibi.


          Bant üretiminin yavaş yavaş ortadan kalması ve artık işin daha çok bilgi kaynağı gerektirmesiyle işçilerin tanıştığı en yeni kavram grup çalışması olmuştur. Sanayi tipi üretimde benzerine rastlanması olanaksız görülen grup çalışması pratiği artık modern eğitimde karşılığını rahatlıkla bulabilmektedir. Öğrencilerin aldığı grup ödevlerinden sınıf oturma düzenlerine kadar pek çok eğitim uygulaması takım çalışmasının numunesi gibi durmaktadır. İş bölümünün yerini kolektif çalışmanın alması eğitimde bu denli önemli görülen yeni kavramların ortaya çıkışını hızlandırmıştır.
   

          Elbette artık yaratıcılığını kullanıp kendi benliğine yönelen işçinin bir grup üyesi olarak çalışmaya başlayacak oluşu işin istenildiği şekilde ilerlemesi için tehdit oluşturabilecek riskleri de bünyesinde barındırmıştır. En önemli konu artık zaman ve mekan kavramlarının da etkisini yitirdiği bu yeni çalışma düzeninde işçinin çalışmasının nasıl kontrol edileceği olmuştur. Anımsanırsa sanayi toplumunda iş sıkı kurallar ve disiplinli bir çalışma anlayışı çerçevesinde gelişmiştir. Her an işçiyi kontrol eden bir şef fabrikada yer almıştır. Ancak bu durum bilgi işçisinin işten beklentisine hiç uymayan bir durumdur. Bu nedenle yeni bir kavram meydana gelmiştir: Özdenetim. Kavram olarak bireyin kendi kendini kontrol etmesini, başında bir yetkili bulunmazken de yapması gerekene yoğunlaşmasını ifade eden özdenetim artık modern eğitimin vazgeçilmez bir parçası olarak görülmektedir. Öyle ki, Modern eğitim kuramları özdenetim kavramıyla sınıfa işlerin kendi kendine yürümesini tavsiye etmektedir. (Atıcı, 2014)
   

          Sanayi toplumunda işçinin işiyle bir bağ kurması bir yana, onu sevmesi bile gerekmemektedir. Tek gerekli konu, işini beklendiği şekliyle yerine getirmesi kabul edilmiştir. Ancak günümüzde özellikle Japon ekolü işçinin işiyle özdeşleşmesi halinde verimliliğin artacağı sonucuna ulaşmıştır (Bozkurt, 1997). Bu nedenle şirketler elemanların işleriyle bir özdeşleşme gerçekleştirebilmesi için büyük çabalar göstermektedir. Bunun bir benzerine eğitimde de rastlamak mümkündür. Özellikle son yıllarda aidiyet çalışmaları hemen her sınıf düzeyine uygulanarak okulla özdeşleşme sağlanmaya çalışılmaktadır. Ayrıca okul marşları, özel okul kıyafetleri ve okul ruhuna dair güçlü söylemler öğrencilerle okul arasında bir bağ meydana getiremeye odaklanmaktadır. Bunlar özdeşleşmemenin öğrenilmesi olarak görülebilecek nitelikte özelliklerdir.
   

          Sanayi toplumunda işçinin hayal gücüne ihtiyacı hiç olmamıştır. Oysa bilgi işçisinin, örneğin bir bilgisayar programcısının, en önemli değer kriterlerinden biri iyi bir hayal gücüdür. Son yıllarda eğitimdeki değişimler incelendiğinde burada da varsayımımızı haklı çıkaracak etkilere rastlamak mümkündür. Artık eğitim daha çok hayal gücünü desteklemektedir.


          Sanayi toplumuna bakıldığında üretim için gereken araştırmanın yalnızca ihtiyaç duyulduğunda, zaman ve mekan kısıtlaması içinde yapıldığı görülmüştür. Oysa bilgi toplumu üretim süreçleri sürekli bir araştırma halini geçerli kılmaktadır (Buğra, 2002). Yaşanan hızlı değişimler, üretim miktarının kolay ayarlanabilmesi ve bilimin yüksek bir hızda gösterdiği ilerleme araştırmayı genele yayıp sürekli ve her yerde yapılan bir iş haline getirmiştir. Bu durumun eğitimdeki karşılığı sürekli ve kontrolsüz araştırma yapmanın öğretilmesi olarak görülebilir. Öğrencilere yıl içinde birkaç defa verilen araştırma ödevlerinin yanı sıra ilköğretim ders kitaplarında hemen her kavramı takip eden ‘’Araştırınız!’’ komutu dikkatli bir izleyiciye özensiz gelecektir. Bu kontrolsüz araştırma hali öğrencileri internete yönlendirmektedir. Zaten işverenin belediği de bilimsel ve tam bir araştırma değil popüler ve dikkat çekici kavramlar bütünüdür.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Erlik Tanrıöğen
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 878


Nur'dan Rıza aldık.


« Yanıtla #27 : 31 Mayıs 2016, 22:03:14 »

          Sanayi toplumunda iş mekan yönünden sınırlandırılmıştır: Fabrika. Oysa bilgi toplumu, bilgi işçisini dünyanın her yerinde ve yeriyle her an çalışmaya hazır olarak görmek istemektedir. Bu evrensel bazı gereklilikleri de beraberinde getirmektedir. Bilgi işçisinin yabancı kültürlere uyum sağlamayı öğrenmiş olması ve olabildiğince çok sayıda dili konuşabilmesi gerekmektedir. Bu durum akla eğitimle ilgili olarak derhal öğrenci değişim programlarını ve korkunç bir hızla yayılan yabancı dil eğitimini getirmektedir. Bunlar kültürel ilişkiyi artırma ve eğitimin bilimsel bir gereği olma iddiasıyla yola çıkmış iki kavram olarak bugün işverenlerin beklentisi doğrultusunda işlevsellik göstermektedirler.


          Yönetim biçimleri bakımından sanayi toplumu ile bilgi toplumu karşılaştırıldığında ortaya net bir tablo çıkmaktadır. Sanayi toplumunda işçi ile yönetim arasında yer alan katı tavan yıkılmış, bilgi toplumunda işçi yönetimin bir parçası olarak karar alma süreçlerine katılmıştır (Bozkurt, 1997). Fabrikaya has katı hiyerarşiyi bugün ofis ortamında görmek oldukça zordur. Yönetim ile işçi arasındaki geçirgenlik artmış, işi yapanla yaptıran arasındaki fark nötralize olmuştur. Modern eğitime bakıldığında durum dikkat çekici ölçüde benzeşmektedir. Pratik örneğine rastlamak güç olsa da pek çok eğitim uzmanı bugün ‘’öğretmensiz sınıf’’ konseptine en uygun uyarlamayı aramaktadır. Öğretmenin yetki ve görevleri kısıtlanmakta öğrenme işi öğrencilere ihale edilmektedir. Bu öğrencilerin böyle bir ofiste çalışmaya hazırlandığını düşünmek bu durumda komplo teorisi öznelliğini aşacak gibi görünmektedir.


          Bilgi toplumunda egemenlerin istediği cinsten bilginin en önemli kaynağı üniversitelerdir. Parsons’a göre modern toplumda tüm vatandaşlar üniversite mezunu olmalıdır. (Akt. Gülgöz, 2002) Türkiye örneğine bakıldığında 2000 sonrasının liberal iktidar anlayışı ‘’Her ile üniversite’’ sloganıyla ‘’kalifiye, üniversite mezunu, yedek’’ işsiz kadrosu oluşmasına neden olmaktadır. Öte yandan mesleki eğitim veren ortaöğretim kurumlarının desteklenmesinde ortaya çıkan tablo da en az bunun kadar destekleyicidir. Bilindiği gibi sanayi toplumunda işçinin ihtiyaç duyduğu teknik bilgi birkaç dakikada öğrenebileceği cinstendi. İşin devamına yetecek düzeyde asgari teknik bilgi yeterli kabul edilmiştir. Ancak bilgi toplumuna geçiş aşamasında kol işçisinin pratik, eyleme dönük, günlük hayatta karşılığı bulunan bilgiye ihtiyacı oluşmuştur. Bu yüzden bu dönemde mesleki eğitim oldukça önem kanmıştır. Yine örneğin Türkiye’de, en büyük sermaye sahiplerinden Koç grubu ‘’Meslek    Lisesi Memleket Meselesi’’ kampanyası ile mesleki eğitimi kuvvetli ir biçimde desteklemiştir.


          Sanayi toplumu kadına ekonomiye katılma olanağı sağlamış olsa da bu döneme ait bazı işler kadın işgücü için kısıtlayıcı bir etkiye sahip olmuştur. Oysa Bilgi toplumunda ve hizmet sektöründe kadın, eskisinden çok daha avantajlı bir hale gelmiştir (Bozkurt, 1997). Bu aşamada kadının üretim sürecine katılması için organize bir çaba göze çarpmaktadır. Devlet merkezli ‘’Baba Beni Okula Gönder’’ ve ‘’Ana Kız Okuldayız’’ gibi kampanyalara geniş şirket desteği de sağlanmıştır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Erlik Tanrıöğen
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 878


Nur'dan Rıza aldık.


« Yanıtla #28 : 31 Mayıs 2016, 22:05:13 »

Sonuç


          Foucault’ya göre ‘’Bilgi toplumun her noktasında iktidarı yeniden üretme aracıdır.’’ (Tekeli, 2002) Buna göre egemen gruplar eğitimi düzeni ve –çalışmada kabul ettiğimiz biçimi itibariyle- sınıfları sürdürülebilir kılıp şekillendirmek için kullanmaktadırlar. Bunun etkilerine 21. YY itibariyle daha sık rastlamak mümkündür. Artık Neoliberal programlar ile bugün, eğitim bilgi çağının ‘’gerekleri’’ için yeniden modellenmektedir. (Tekeli, 2002) Örneğin; Türkiye’de devletin eğitime en net müdahalesi darbe dönemi ürünü olan YÖK ile olmuştur. Üniversitelerin bilgi çağına uyumu için 1990 yılında hazırlanmasını istenen raporu TÜSİAD finanse etmiştir. (Akşit, 2002)
   

          Eğitim bugün bilgi toplumu çalışma hayatında görülen rekabetin, elemenin hatta sosyal sorumluluk çalışmalarının örenilip uygulandığı saha olmaktan fazlası olarak görülmemektedir. Rızayı imal etmek için kullanılan sıkı ‘’doğru-yanlış’’ ayrımına yeniden odaklanmadan yapılacak bir gözlem bunu net bir biçimde ortaya koymaktadır. Eğitimin hak ettiği seviyeye ulaşmasına engel olan neoliberal politikalar terk edilerek bilimsel ve etik ilkelerle örülü bir yönetişim anlayışının yerleşememesi bu işlevin sürmesine yol açarak bir fasit daireye yol açacaktır.






Kaynakça

Akşit, Bahattin. (2002). Bilgi Toplumuna Geçiş ve Üniversiteler. Bilgi Toplumuna Geçiş: Sorunsallar/Görüşler, Yorumlar/Eleştiriler ve Tartışmalar. Ankara: Türkiye Bilimler Akademisi Yayınları
Atıcı, Meral. (2014). Sınıfta Davranış Yönetimi. İstanbul: Karahan Kitabevi.
Bozkurt, Veysel. (1997). Enformasyon Toplumu ve Türkiye. Sistem Yayıncılık: Ankara.
Buğra, Ayşe. (2002). Uluslararası Bilgi Toplumunda Bilginin Ekonomik Politiği. . Bilgi Toplumuna Geçiş: Sorunsallar/Görüşler, Yorumlar/Eleştiriler ve Tartışmalar.Ankara: Türkiye Bilimler Akademisi Yayınları
Erden, Münire. (2011). Eğitim Bilimlerine Giriş. Ankara: Arkadaş.
Friedman, Thomas. (2010). Dünya Düzdür: 21. Yüzyılın Kısa Tarihi. İstanbul: Boyner Yayınları. Çev: Levent Cinemre
Gülgöz, Sami. (2002). Bilgi Toplumuna Doğru Psikoloji. Bilgi Toplumuna Geçiş: Sorunsallar/Görüşler, Yorumlar/Eleştiriler ve Tartışmalar.Ankara: Türkiye Bilimler Akademisi Yayınları
Kaygısız, İbrahim. (1997). Eğitim Felsefesi ve Türk Eğitim Sistemi’nin Felsefî Temelleri. Eğitim ve yaşam, Kış Sayısı.
Tekeli, İlhan. (2002). Bilgi Toplumu’na Geçerken Farklılaşan Bilgiye İlişkin Kavram Alanı Üzerine Bazı Saptamalar. Bilgi Toplumuna Geçiş: Sorunsallar/Görüşler, Yorumlar/Eleştiriler ve Tartışmalar.Ankara: Türkiye Bilimler Akademisi Yayınlar
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Gök Türk Beyi
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 7.515


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #29 : 03 Eylül 2017, 17:29:33 »

Adam Makale kurdu ve Otağımızında gururu!!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Sayfa: 1 2 [3]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.116 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.