10 Kasım ve İhanet
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 19 Ocak 2020, 03:09:25


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: 10 Kasım ve İhanet  (Okunma Sayısı 3323 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Batur Alp
Ziyaretçi
« : 10 Kasım 2010, 20:52:32 »

Türk'e Türklüğünü hatırlatan ulu önderi, Türk'ün son Başbuğu Mustafa Kemal Atatürk'ü bugün mumla arıyoruz. 72 yıllık hazin ve utanç verici gidişat, 10 Kasım 1938 gününün son bağımsız Türk devletinin görünmez yıkılışı olduğu gerçeğini gözler önüne sermektedir.

Evet, bu rezil tablo içerisinde Türk'e ait olan kutsal değerlere çamur atmanın moda olduğu 2010 Türkiye'sinde haysiyetsizliğin boyutu artık atmosfere ulaştı. Çingeneye beylik vermişler, önce babasını asmış misali aydın namıyla toplumda yer alan karanlık beyinler, ulusun sorunlarına derman olmak yerine milliyet düşmanı iktidarın kurduğu soysuzlar sofrasından beslenerek Ata'mıza fütursuzca saldırma cüretinde bulunabiliyor.

İktidar partisi mensubu vekiller hiçbir çekince ya da utanma duymaksızın yüz binlerce serdengeçtinin kan ve can vergisini ödeyerek kazandığı Kurtuluş Savaş’ımızın marşını içinde Türklüğe övgüler bulunduğu nedeniyle kaldırılmak için yoğun çaba içerisine girdi. Andımız kaldırılıyor, Türklük ise anayasadan çıkarılacak!..

Yüzyıllarca aç sefil ve horlanmış bir hayata mahkum olan Türk köylüsünü ''Köylü milletin efendisidir.’’ sözüyle yücelterek adam sırasına geçiren Atatürk, en büyük ihaneti Türk köylüsünden gördü . Üniter yapılı milli devletin tasfiye sürecini başlatıp Abd eksenli İslamcı hüviyet sapağına girmemize sebep olan 12 Eylül 2010 referandumunda iktidarı destekleyen büyük çoğunluk ne yazık ki merkez ilçelerden değil köylerden çıkmıştır.

Oysa mahsüllerine ürettikleri oranında ödemeye yapmayan iktidara karşı türlü eylemler yapan ve bu durumdan muzdaripliğini her fırsatta türlü yakınmalar eşliğinde bildiren insanlar bunlar değil miydi? Bunu bir kenara koydum, ulusal çıkarlara ve vatanın selametine taban tabana zıt bir politika izlenilmesi Akp’nin bitirilişi için yeterli olamaz mıydı?

Gelelim bir bez parçası uğruna milli ırzlarına tecavüz edilmesine göz yuman, aslında başlarını değil de beyinlerini örten hurafeci dişilere!..

Bunların beğenmediği Mustafa Kemal Atatürk, çağdaşlık ve demokrasi havarisi kesilen batılı ülkelerin toplumsal konularda kadınları iplemedikleri bir çağda, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı tanıyarak Türklerin İslam öncesi kadına değer veren içtimai yaşantısına dönüşü sağlamıştır. Ne acıdır ki günümüz Türk kadınlarının % 58’lik evetçi güruh içinde yer alan kesimi kadının aşağılandığı, ikinci sınıfa itilerek metalaştırıldığı bir toplum sistemine geçiş sevdalılarının ekmeğine yağ sürmektedir. Belki de şevhet tutkunu bir sakallıya 4. Kadın olarak gitmeyi kabul etmek bilinçaltlarında yer alan aşağılık duygusunun bir sonucudur.. Fakat, sokma akıl sekiz adım gider sözünde anlatıldığı gibi birileri öyle olsun istiyor diye ulusal varlık dayanaklarına sırt çeviren bir zihniyet sonu hüsranla bitecek olan çıkmaz bir sokağa girmiş demektir.

Bugün Atatürk Türk milletinin hiç de azımsanmayacak bir bölümü tarafından unutulmuş, kamusal olarak da sadece okul kitaplarında ve resmi dairelerde''laf olsun adet yerini bulsun’’ mantığı ile yaşatılmaktadır. Yakın bir zamanda buralardan da adının silinmeyeceği garantisini kimse veremez.

Türklük ihtiva eden bilumum kavramlara alerjisi bulunan Akp ve yardakçıları, giriştikleri hummalı çalışmalara açık ya da gizli olarak devam etmeyi sürdürecektir. Gidişatın ve devlet içi temelleşmenin nihayetinde ise iki baş bir kazanda kaynamayacağı için ya din tüccarları Atatürkçülerin ya da Atatürkçüler din tüccarlarının kökünü kurutacaktır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 10 Kasım 2010, 21:04:31 »

Baturalp, yüreğinin gücü kaleminde de var Bozkurtum, senin gibi Bozkurtlar varoldukça Türkün bayrağı dalgalanmaktan kendini alıkoymaz ve Atatürkünde ruhu her an Şad olur, benim inancım bu kandaşım, Yüreğine sağlık, gerekli yerlere parmak basmışsın.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ERGENOKON
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 10 Kasım 2010, 21:14:51 »

Kandaş seni fazla karamsar gördüm. Yedi düvel bir araya gelse Atatürk'çülerin kökünü kazıyamaz. Cahil güreba sınıfının oylarıyla iktidara gelen ceberrut iktidarın ömrü fazla uzun sürmez.  Atamın sözleriyle onları layık oldukları kızıl tamuya  uğurlayacağımız günler yakındır.

''Geldikleri gibi giderler.''
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Batur Alp
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 10 Kasım 2010, 21:35:44 »

Baturalp, yüreğinin gücü kaleminde de var Bozkurtum, senin gibi Bozkurtlar varoldukça Türkün bayrağı dalgalanmaktan kendini alıkoymaz ve Atatürkünde ruhu her an Şad olur, benim inancım bu kandaşım, Yüreğine sağlık, gerekli yerlere parmak basmışsın.

Güzel düşüncelerin için sağ ol Kam ağabey.

Kandaş seni fazla karamsar gördüm. Yedi düvel bir araya gelse Atatürk'çülerin kökünü kazıyamaz. Cahil güreba sınıfının oylarıyla iktidara gelen ceberrut iktidarın ömrü fazla uzun sürmez.  Atamın sözleriyle onları layık oldukları kızıl tamuya  uğurlayacağımız günler yakındır.

''Geldikleri gibi giderler.''


Kandaşım ''Geldikleri gibi giderler.'' sözünü tahakkuk ettirecek bir başbuğ ortaya çıkmadıkça gidecekleri yok. Zaten, gelişleri de yeni değildir. 10 Kasım 1938'den beri faal olarak içimizdeler.  Bugün ise etkinliklerinin son kertesine doğru koşar adım ilerliyorlar. Sana bir noktada katılıyorum, bir Türkçü asla umutsuzluğa kapılmaz. Lakin adam olacak çocuk da bokundan belli olur. Sayısız ihanete rağmen avam hala Akp'yi destekleyebiliyorsa beyni afyonlaşmış bu koyun sürüsünün iflah olması beklenemez.

Fikrimce, devletimizi yöneten bu etnik parazitlerin temizlenmesinin tek yolu kanlı bir ihtilal ile gerçekleşebilir. Onu gerçekleştirecek olan kurum ise dört bir yandan kuşatılarak sindirilmiş bulunuyor.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
salur alp
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 207



« Yanıtla #4 : 10 Kasım 2010, 21:38:26 »

Elestirinin dozu biraz kacirilmis.
Halkimizin gericilige dogru yoneldigi dogrudur.
Ancak ihanetin koylulere indirgenilmesini dogru bulmuyorum.
Kandas koydeki insanlarin kaci Turkculuk diye bir seyin varligindan haberdar.
Onlar seceneksiz birakilmis.
Turk milliyetciligi secenegi sunulmamis.
Bu elestirileri yapabilmek orgutlenmenin tamamlanmasi ve koylere gidip Turklere Turk'un propagandasi yapilmalidir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Batur Alp
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 10 Kasım 2010, 21:56:15 »

Elestirinin dozu biraz kacirilmis.
Halkimizin gericilige dogru yoneldigi dogrudur.
Ancak ihanetin koylulere indirgenilmesini dogru bulmuyorum.
Kandas koydeki insanlarin kaci Turkculuk diye bir seyin varligindan haberdar.
Onlar seceneksiz birakilmis.
Turk milliyetciligi secenegi sunulmamis.
Bu elestirileri yapabilmek orgutlenmenin tamamlanmasi ve koylere gidip Turklere Turk'un propagandasi yapilmalidir.

Eleştirinin dozu kaçırılmış değil, bir bölümü traşlanmıştır Salur Alp. Bir zamanlar Akp'nin imza attığı ihanetlerden saf! milletimizin haberinin olmadığını, bir gün bu gerçekleri görünce Akp'ye destek çıkmaktan vazgeçecekleri düşünüp avunuyordum. Ancak gördüm ki hepsi de işlenen eylemlerden buz gibi haberdar! Kimse saf maf değil, içlerinde saf olanlar varsa da büyük kitle azılı Akp taraftarı.

Ben Türk köylüsünü ''Türkçü'' olmadıkları gerekçesiyle de yargılamıyorum. Fakat, teknolojinin sınır tanımadığı bir çağa erişmişken ve mevcut imkanlarla her bilgiye kolayca ulaşılabilirken kimse bana onların saf duygularından dem vuramaz!

Ve şunu da bil ki benim güttüğüm kin şahsi çıkarlarım gereğince değil. Küllerinden dirilen bir milletin üzerine yeniden toprak atmaya kalkanlara çanak tutanlara nefretten başka bir şey hissedemem.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Gümüş Kurt
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : 10 Kasım 2010, 22:14:58 »

Doğru bir tespitte bulunmuşsunuz. Bu devirde bazı şeyleri öğrenmek artık çok kolay. En azından bazı haberler televizyonlardan da öğreniliyor. Şehitlerimize kelle, terörist başına sayın, çiftçiye ananıda al git gibi sözleri söyleyen birisi nasıl olurda desteklenir? Bu insanların onurları, şerefleri yok mu?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
TürkcüKasirga
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : 10 Kasım 2010, 23:05:34 »

Öncelikle kalemine yüregine saglik Batur Alp...
Yazmis oldugun aci fakat gercek olan önemli tespitlerine tamamen katiliyorum kandasim.

Cumhuriyet kurulmadan önce kaba saba (edrak-i bi idrak) diyerek Saray'in etrafina dahi yaklastirilmayan tasradaki kasabadaki Türkler, Basbugu Atatürk'ün Türkcü devrimleri ile birlikte "milletin efendisi" olmuslardi.
Geldigimiz bugünkü noktada bizzat Basbugu tarafindan milletin efendisi olarak takdim edilen Türk köylüsü, kendisini yüceltenleri degilde bilakis vakti evvelinde kendisini Saray'a dahi yaklastirmayan osmanli=devsirme zihniyetinin bugünkü devsirme temsilcilerini birseylerin özlemi ile üst üste secerek basa getirmeleri gercekten aklin mantigin alacagi bir sey degildir.

Ciftciyi "ananida al git" diyerek azarlayan osmanli artigi bugünkü devsirmeler ile, Türk ciftcisini köskte agirlayan Basbugu Atatürk arasindaki farki Osmanli özlemi ile yanip tutusan bugünkü mankurtlarin görmesi icin kissadan hisse babinda Basbugu Atatürk ile köylü kadin arasinda gecen konusmayi ekliyorum...



“BIR KÖYLÜ KADIN VE ATATÜRK”


Gazi Çiftliği’nde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı  bir kadına rastladık. Atatürk attan inerek bu ihtiyar  kadının yanına sokuldu;

-      “ Merhaba nine”

Kadın Ata' nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;

-    “Merhaba”  dedi.

-     “Nereden gelip nereye gidiyorsun?”

 
Kadın şöyle bir an duraladı;

-     “Neden sordun ki?” dedi. “Buraların sahabisi misin?  Yoksa bekçisi mi?”

Paşa gülümsedi;

-      “Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi sen nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin?”

Kadın başını salladı;

-       “Tabii söyleyecem beyim, ben Sincan'ın  köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetişdiği kavruk  köylerinden birindenim. Bizim mıhtar bana bilet aldı  trene bindirdi, kodum Angara' ya geldim.

-       “Muhtar niçin Ankara'ya gönderdi seni?”

-       “Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da.... Benim iki oğlum gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa. Ben de gün demeyip mıhtara anlatınca, o da  bana bilet alıverip saldı Angara’ ya, giceleyin  geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte agşamdan  belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey.”

-       “Senin Gazi Paşa' dan başka bir isteğin var mı?”

 
Kadının birden yüzü sertleşti.

-       “Tövbe de bey tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki... O, bizim vatanımızı kurtardı. Bizi düşmanın elinden  kurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz.  Şunun bunun gavur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı?  Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağ ol paşam! Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık  gidecek. Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım edive de Gazi Paşayı bulacağım yeri deyive.”

 
Atatürk'ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek;

-      “Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır... Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu.

 
Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum;

-       “Anacığım” dedim, “sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk iste karşında duruyor.”

 
Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp, Atatürk'ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu. İkisi de ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on  defa öptü Ata' nın ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk'e uzattı;

-      “Tek ineğimin sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm.”

 
Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi. Sonra birlikte köşke kadar gittik. Oradakilere şu emri verdi;
 
-        “Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne götürün.
             Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun.”

 

Kaynak: Mustafa Bilge Işıktürk Mustafa Kemal Nasıl "Atatürk" Oldu.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Batur Alp
Ziyaretçi
« Yanıtla #8 : 10 Kasım 2010, 23:26:37 »

Ne yazık ki Atatürk'ün yarattığı o ulusal yanardağ yıllardır örselene örselene sönmeye yüz tuttu ağabey.  Kurtuluş Savaşı'mızdaki o cesur ve dirençli ruhu tekrar işlevsel hale getirmek başımıza çorap ören siyasi, ekonomik tüm sıkıntımlarımızdan arınmamız olacaktır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Horasanlı Türkmen
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 205


Batı'da İskender varsa, doğuda Nadir Şah var...


« Yanıtla #9 : 10 Kasım 2010, 23:55:02 »

Elestirinin dozu biraz kacirilmis.
Halkimizin gericilige dogru yoneldigi dogrudur.
Ancak ihanetin koylulere indirgenilmesini dogru bulmuyorum.
Kandas koydeki insanlarin kaci Turkculuk diye bir seyin varligindan haberdar.
Onlar seceneksiz birakilmis.
Turk milliyetciligi secenegi sunulmamis.
Bu elestirileri yapabilmek orgutlenmenin tamamlanmasi ve koylere gidip Turklere Turk'un propagandasi yapilmalidir.

Türkiye'de köylü bile bile yoksul bırakıldığı ve seçim dönemlerinde yoksul ve dahi orta düzeyli çiftçiler üzerinde ikramiye niyetinde sadakalar verildiğinden ötürü olsa gerek ki, köylü nereye çekilirse oraya gider olmuştur. Kökünde toprakla uğraşan bir aileden geldiğim için söyleyebilirim ki, Türk köylüsü aslında sadıktır. Kendisine ekmek uzatana hıyanet etmez. Yalnız şu da vardır ki, köylümüzü kendi elimizle cahil bırakmışızdır. Başbuğ Atatürk'ün toprak reformu ve kalkınma planları kırsalın lehine kullanılmamış, dolayısı ile bugünkü sadaka modeli ekonomiye geçiş yaşanmıştır. Devletçilik ile liberalizm arasındaki çizgiyi anlayamamış, kontrolsüz ve vahşi bir kapitalizm modeli ile enfekte olmuş bir memlekete sahip olmuşuzdur. Türk köylüsünün sosyo-ekonomik ve sosyo kültürel gelişimine önem verdiğimiz zaman, köylü ve çiftçi içerisinden bile Türkçüler çıkacaktır. Köylünün, ırkın muhafaza ambarı olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

" Benim ölümüm benim son silahımdır, bu silah dünyaya mert gelip mert gidenlerin silahıdır."

-Babek Hürremiddin-
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.064 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.021s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.