TÜRKLERİN ANA VATANI(TANRI DAĞLARI)
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 24 Kasım 2017, 19:24:00


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: 1 [2] 3 4
  Yazdır  
Gönderen Konu: TÜRKLERİN ANA VATANI(TANRI DAĞLARI)  (Okunma Sayısı 32815 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
KANIKEY
Ziyaretçi
« Yanıtla #10 : 29 Aralık 2009, 23:55:58 »

Güzel paylaşımın için varolasın KALKAN...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #11 : 11 Nisan 2010, 19:45:48 »

(BEJİNG'DE ZAMAN)SERES'TEN SEREZ'E İPEK YOLU
Tiyenşan olarak da bilinen Tanrı Dağları'nın eteklerinde bir Kazak çadırında dostlarla oturmuş yemeğin ve sohbetin tadını çıkarırken, aklımda hep bir sözcük dolaşıyordu: Serez.
    Uzun bir süre bu sözcüğün burada birden zihnimde belirivermesinin nedenini anlayamadım. Acaba zihnim burası ile Serez arasında ne gibi bir ilişki kurmuştu?

    TANRI DAĞLARI NİRE, MAKEDONYA NİRE!

    Serez, bugün Yunanistan sınırları içinde kalan bir kent. Ülkenin kuzey kesimlerindeki Orta Makedonya bölgesinde bulunan Serez, Osmanlı döneminde Selanik vilayetine bağlıydı ve Balkanlar'ın önemli merkezlerinden biriydi.

    Ama Tanrı Dağları ile Serez'in ne ilgisi olabilir? Gün boyunca zaman zaman bunu düşündümse de herhangi bir cevap bulamadım.

    Benim de aile kökenim o bölgeden. Hem anne, hem baba tarafımın bütün üyeleri bir zamanlar Selanik vilayetine bağlı olan Karacaova bölgesindeki Vodina kentinden gelmiş. Bugün burası, Yunanlıların verdiği isimle Edessa olarak biliniyor. Lozan Antlaşması uyarınca 1924 yılında Türkiye'ye göç ettiklerinde anne ve baba tarafımdan büyükbaba ve büyükannelerim çocuk yaştaymış. Tabii, annem ve babam Türkiye'de doğmuş. Ama herhangi birinin Vodina'dan çıkıp Serez üzerinden Asya içlerine uzanarak Tanrı Dağları'na gelmek şöyle dursun, böyle bir yolculuğu hayal ettiklerini bile sanmıyorum.

    "TÜRKLERİN ANAYURDU"

    Biz ilkokula giderken Tarih ayrı bir ders olarak okutulurdu. İlkokul 4. sınıfta Tarih dersinde öğrendiğim bir cümleyi hiç unutmadım: "Türklerin anayurdu, Altay ile Tanrı Dağları arasındadır, bütün dünyaya buradan dağılmışlardır."

    O zamanlar bu toprakları çok merak ederdim. İşte yıllar sonra görmek kısmet oldu. Oldu, ama Serez'in musallat bir düşünce gibi neden zihnime takıldığını hâlâ anlayamıyordum.

    Şöyle bir açıklama uydurmaya çalıştım: Uzak atalarımın bulunduğu bu topraklardayken, yakın atalarımın yurdu olan topraklardaki bir kentin adı aklıma gelmiş olabilir.

    İyi, ama neden Selanik ya da Vodina değil de ille Serez?

    "İPEK YOLU'NDA YABANCI ŞEYTANLAR"

    Üzerinde durmamaya karar verdim. Gece olunca yanımda getirdiğim kitabı okumaya başladım. Bu, Peter Hopkirk adlı bir İngiliz yazarın "İpek Yolu'nda Yabancı Şeytanlar" adlı kitabıydı. Aynı yazarın "İstanbul'un Doğusunda Bitmeyen Oyun" adıyla Türkçeye çevrilmiş bir kitabı var, ama benim sözünü ettiğim kitabının Türkçeye çevrildiğini sanmıyorum. Daha önce okuduğum bu kitabı belki mekânında yeniden okurum diye Çin'e de getirmiştim. Urumçi olaylarıyla ilgili haberlerin en yoğun olduğu günlerde bir yandan bunları izlerken, bir yandan da kitabın çeşitli bölümlerini karıştırıyordum. Yazar, Orta Asya'nın bugün Çin sınırları içinde kalan bölümünde bulunan tarihi değeri yüksek sanat eserlerinin İngiliz, Fransız, Rus, İsveçli ve Japon serüvenciler tarafından bölgeden kaçırılışını sürükleyici bir roman havası içinde anlatıyor. Budizm'i benimsemiş olan tarihi Uygur devleti zamanında yaratılmış eserlerin yağmalanışının öyküsünü ilk kez okurken hayli üzüldüğümü hatırlıyorum.

    DOĞU'DAN BAKARAK İPEK YOLU

    Yazar öyküsünü belirli bir tarihsel bağlama oturtmak için İpek Yolu'nun oluşumunu da anlatmış. Onun anlatımı bana ilginç geldi. Ama sonra düşündüm: Benim ilgimi çeken bir anlatım başkalarına çok özgün gelmeyebilir. İsteyen internete bile bakarak İpek Yolu'nun tarihini öğrenebilir. Nitekim ben de öyle yaptım. Fakat internetteki bilgilerin bölük pörçük olması bir yana, anlatım hep Batı'dan Doğu'ya bakılarak yapılıyordu. Peter Hopkirk ise İpek Yolu'nun oluşumuna Çin tarihinin içinden bakıyordu. Bana farklı gelen yönü de bu olmuştu. Onun için yazarın kitabında verdiği bilgilere dayanarak, İpek Yolu'nun oluşumunu Doğu'dan bakarak kısaca da olsa anlatmaya niyetlendim.

    Bu niyetimi fırsat düşünce bir gün yerine getirmek üzere okumaya devam ettim. Yazar İpek Yolu'nun tarihini anlattıktan sonra, Batılıların ipekle karşılaşmasını hikâye ediyor. Ben de aradığım açıklamaya bu hikâyede karşılaştım.

    HARRAN'DA İPEKLE İLK TEMAS

    Kitapta, ipekle ilk karşılaşan Batılılar'ın Romalı General Marcus Licinius Crassus komutasındaki yedi lejyon olduğu belirtiliyor.

    Bunu okuyunca, Crassus hakkında başka kaynaklardan biraz bilgi almak istedim. Meğer bu Crassus, Spartaküs'ün başını çektiği köle isyanını bastıran o menhus komutanmış. "Menhus" diye niteleyişim, sadece Spartaküs ayaklanmasının bastırılmasında oynadığı lanetli rolden dolayı değil. Ayrıca Gaius Julius Sezar ve Gnaeus Pompeius Magnus ile birlikte "Birinci Triumvira" yani üçlü diktatörlük olarak bilinen gizli anlaşmayı yapmış olan şerir bir adam. Dönemin en zengin insanlarından biri olmasına rağmen askeri zaferlerle tanınmak için can atarmış. Bu saplantısı onu Suriye'ye kadar sürüklemiş ve Romalıların bugün Türkiye sınırları içinde Şanlıurfa ilinde bulunan Harran'da uğradıkları yenilgi sırasında öldürülmüş.

  SPARTAKÜS'ÜN KATİLİ İPEĞE YENİK DÜŞTÜ

    Bu bednam adam müstehakını bulmuş deyip geçeceğim, ama Romalılar ipekle burada karşılaşmış. M.Ö. 53 yılında, Romalılar Fırat nehrine yakın savaş meydanında bozguna uğrattığı Part ordusunu önlerine katmış kovalarken, Part süvarileri birden atlarını geri döndürüp Romalıları ok yağmuruna tutmuş. Bu beklenmedik manevrayla Roma lejyonlarının düzeni bozulmuş. Ama çabuk toparlanmışlar. Bunun üzerine Part savaşçıları korkunç çığlıklar atarak muazzam büyüklükte ipek sancaklar açmış ve Romalıların üzerine yürümeye başlamış. Yakıcı güneşte parıl parıl parlayan bu acayip sancaklar zaten morali bozulmuş olan Romalıların gözlerini almış. Daha önce hiç böyle bir şey görmeyen Romalılar, üzerlerine üzerlerine gelen devasa ipek dalgalarının önünde korkuya kapılarak kaçmaya başlamış. Geride 20 bin ölü bırakmışlar. Spartaküs'ün katili de burada can vermiş.

    BULUT KADAR HAFİF, BUZ KADAR SAYDAM

    Romalılar, bir süre sonra bu malzemenin ne olduğunu araştırmaya başlamış. Partlar'ın "bulut kadar hafif" ve "buz kadar saydam" olan bu ince malzemeyi üretebilecek teknikten yoksun olduklarını bildiklerinden kaynağını bulmaya çalışmışlar. Kısa süre içinde de, Orta Asya'nın doğusunda oturan gizemli bir "İpek Kavmi" tarafından üretildiğini öğrenmişler. İmparator Wudi'nin gönderdiği ilk ticaret heyetleri, büyük seyyah ve diplomat Chang Chien'in yolundan giderek Part ülkesine kadar ulaşmışlar.

    Bir süre sonra Romalılar bu yeni malzemeyi elde etmişler. İpek çarçabuk Romalılar arasında yayılmış ve moda haline gelmiş. Ama ipeği hep aracılardan almışlar. Ne Roma'da Çinli tüccarlar görülmüş, ne de Han hanedanının başkenti olan ve bugün Yeraltı Heykeller Ordusu'yla ünlü olan Xian'in bulunduğu yerde kurulu olan Changan'a Romalı tüccarlar gelmiş.

    SERES: İPEĞİN GELDİĞİ ÜLKE

    Biz "ipek" sözcüğünü, kozanın iplik iplik uzayan liflerinden yola çıkarak türetmişiz. Ama Çinliler ipeğe "si" dedikleri için, Latince ve Yunancada da "ipeğin geldiği ülke"ye "Seres" denmiş.

    Seres mi?

    Evet. Seres!

    Romalı yazar Plinius da "Seres Ülkesi"ni anlatıyor. Bir yerde şöyle yazıyor: "Seres, ormanlarının yünüyle ünlüdür. Ağaçlarda yetişen bu ince yün yapraklardan suyla çıkarılır..."

    Virgilius da ipeği anlatırken "Seresliler bu ince maddeyi yapraklardan taraklarla tarayarak alırlar" diyor.

    "Seres" ile Serez birbirine benziyor. Sakın Serez'in adı buradan gelmiş olmasın?

    BATI'DA İPEK ÜRETİMİ

    Çinliler, ipek yapım teknolojisini tekellerinde bulundurmak için yanlış bilgileri düzetmek şöyle dursun, memnuniyetle karşılıyormuş. Ama bu tekeli altı yüzyıl sonra kaybetmişler. Söylentiye  göre, iki Nesturi keşişi, bir asanın içini oyarak ipek böceği yumurtalarını buna saklamış ve Çin dışına kaçırmış.

    Böylece ipek böcekleri Batıya ulaşmış ve ipek üretimi başlamış.

    Tekrar sormaktan kendimi alamıyorum. Acaba Serez kentinin adı Latince ve Yunancada "Çin" ve "ipek" anlamına gelen "Seres"ten mi türedi?

    Kentin Yunancadaki adı "Serres". Bir ara "Serre" de denmiş ama bu etimolojik anlamda bir değişikliğe işaret etmez.

    SEREZ'DE İPEKBÖCEĞİ VAR MIYDI?

    Belki burada ipek böcekçiliği yapılıyordu. Buna ilişkin bir bilgi bulamadım. Ama Osmanlının önemli kentlerinden Bursa belli başlı ipek böcekçiliği merkezlerinden biriydi. Osmanlı döneminde Serez de neden bu merkezlerden biri olmasın? Anneannem Serez'in de bağlı olduğu Selanik vilayetindeki Vodina'da ipekböcekçiliği yapıldığını anlatırdı. Eğer orada ipekböcekçiliği yapılıyorsa, Serez'de de yapılıyor olması çok muhtemel. Öyleyse adını da "Çin" ve "ipek" anlamına gelen "Seres"ten almış olamaz mı?

    Bence çok muhtemel. Fakat yaptığım sınırlı araştırmada bunu kesin olarak kanıtlayacak bulgulara ulaşamadım.

    BİR KESİŞME NOKTASINDAN ÖTEKİNE BAĞLANTI

    Ama olsun! Serez'in adı "Seres"ten gelmese bile en azından ben kendi zihnimde Tanrı Dağları ile Serez'in yan yana gelişinin nedenini çözmüş oldum. Çünkü bütün bu anlattıklarım benim için özel bir şekilde birbiriyle birleşiyor. Çocukken Türklerin anayurdu olduğunu öğrendiğim ve yıllar sonra görme imkânı bulduğum bu bölge, aynı zamanda İpek Yolu'nun çeşitli güzergâhlarının da kesişme noktası.

    İpek Yolu üzerinden sadece mal taşınmıyordu, fikirler, bilgiler, gelenek ve görenekler de aktarılıyordu. Dolayısıyla Sincan aynı zamanda kültürlerin de kaynaşma noktası. Tanrı Dağlarının eteklerinde bir Kazak yurdu içerisinde dostlar arasındayken, çocukluğumda öğrendiğim o bilgiyi, sonra edindiğim başka bilgilerle birleştirmiştim. Bağlantı noktasını "İpek Yolu" ve "Seres" isimleri oluşturmuştu.

    Serez de, yine çeşitli yolların kesişme noktasında bulunduğu için farklı kültürlerin kaynaştığı bir bölge olan Balkanlar'daydı. İpek Yolu'nun Avrupa içine ulaşan uzantısındaki güzergâh üzerinde bulunuyordu.

    İpek Yolu'nun değişik güzergâhlarının Orta Asya'daki kesişme noktasında bulunurken, zihnimin bir başka kesişme noktasında olan aile köklerimin bulunduğu Serez'e bağlantı yapması tuhaf değildi.

   

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #12 : 12 Mayıs 2010, 21:08:13 »

Delinse yer; çökse gök; yansa, kül olsa dört yan
Yüce dileğe doğru yine yürürüz yayan.
Yıldırımdan, tipiden, kasırgadan yılmıyan;
Ölümle eğlenen tunç yürekli Türkleriz!...
Atsız



TANRI DAĞLARI
Tanrı dağı denince akla Doğu Türkistan gelir.Türkistan denince Turan.
Şiirlerimize,türkülerimize, marşlarımıza taşıdığımız ve hiç
görmediğimiz halde içimizi burkan bir güzelliktir Tanrı dağı.
Tarihte adı geçen, geçmeyen unutulmuş büyük kahramanlara ait
destanların yazıldığı yerlerdir mazisine hüzünlü bakış sergilediğimiz bu beldeler.
Tanrı dağının en tepesine ulu hakanının ismini verenler, bugün Kırgızistan da bütün heybeti ile mazisini arıyor.
Kağan Tanrı tepesi ( Khan tengri ) kutsal Tanrı dağının zirvesinde Türk’ün silik mazisine hüzünlü bir bakış sergiliyor.
Aral’ın ötesi Tanrı dağının mazideki arayışları sindiremiyorsa
bizleri, "Yesi" de "Çimkent" de Uluğ Türkistan da bir gün
yaşamak, bir Türk için ne güzel kavuşmadır.

Tanrı dağları’nın tepelerinde kar, eteklerinde her rengin kuşağını içinde barındıran yeşillik vardır.
Ormanlarla kaplı Tanrı dağı’nın çoğunluğunu çam, ardıç, şimşir gibi
ağaçların kapladığı bu ormanlıkta kendine has kokusuyla Tanrı dağına ayrı bir güzellik ve haşmet verir.
Kendisi birer efsane olan Türkler Tanrı dağını kutsal bilmiş,ne
Tanrı dağının altında nede üstünde "altın" olmadığı halde bazen
"altın dağları"demiş,
içinden çıkan nice kahramanlarına yuva olan bu tepelere ağıtlar yakmış.
Dağları yaşamlarıyla ilişkilendiren Türkler dağların ulaşılamaz
devasa haşmetinden etkilenmiş ve nice efsanelerine taşımışlardır.
Türkler’in ilk medeniyetini Tanrı dağları etrafında kurduklarını söyleyen bir çok kaynaklar vardır.

Eski Türk kültüründe büyük bir dağa sahip olmayan medeniyetlerin yok olacağı inancı hakimdi.
Asya’nın geniş alanlarına dağılmış Türk budunları efsaneleştirdiği
Tanrı dağına daima kutsal gözle bakmış,tarihten gelen gücünü ve
kudretini neredeyse Tanrı dağından almıştı.
Bu gün Oğuz soyunun sahibi olan Anadolu Türkler’inin Tanrı dağına
ilgisini anlayabilmek için, önce Türk gibi düşünmek zarureti vardır.
Kaldı ki daha dün gerçekleşmiş gibi anlatacağınız
ve adına "geçmiş" yakıştırması yapacağınız Türk tarihi 10 bin yıllık
bir gelenekten gelirse, bu köklü kültürün dünya medeniyetindeki
önemini anlamış ve sahiplenmiş oluruz.

Bugün biz Türkler’in içinde bulunduğu en büyük sıkıntı ,hiç
şüphesiz tarihine küs, geçmişine düşman bir vurdumduymazlıkla mazisine kayıtsız kalmasıdır.
Yüreklerinde bu büyük Mefkureyi yaşatanlar,ecdadına sahip çıkarak
yüceltenler,Tanrı dağlarının o sisli tepelerine özlem ile bakıyor
Khan Tengri nin heyecanını içlerinde sıcak tutuyorlar.
Dağlar acılı insanların meramını sinesinde saklar.
Sisli puslu dağlar bilinmez manevi bir güç verir adeta, dağları ardına alanlara.
Tanrı dağları ne kadar uzak olsa da, Türk’ün içinde beslediği o
büyük mefkure onları canlı ve diri tutmaya yetiyor bile.
Tanrı dağları bir dilektir.Türkün şerefli mazisinin devasa ispatıdır.
Doğu Türkistan’ın gelecekte bağımsızlığına da şahit
olacak,geçmişten bugüne uzayan Türk’ün hürriyet ateşinin yakılacağı
mekanın adıdır.Tanrı dağı denince akla Doğu Türkistan, Türkistan denince Turan gelir.
Tanrı dağının o haşmetli Türk tarihi, gelecekte çizeceğimiz yolun bizde yol belirleyicisi olacaktır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #13 : 23 Mayıs 2010, 21:50:43 »

TÜRKLERİN ANA YURDU: “ORTA ASYA”
   Türklerin ana-yurdu olarak nitelendirilen bölgenin coğrafî karakteri ülkenin hemen her yerinde büyük bir benzerlik göstermekteydi. Bazı vahaların ve Tarım, Seyhun, Ceyhun gibi ırmakların suladığı verimli arazilerin dışında ülke tamamen bozkır ya da çöldü. Bu coğrafî özellikler Türkler için zorunlu olarak sadece göçebe kültürüne elverişli bir zemin hazırlamıştır. Türk kabileleri, bir bölgede belli bir süre kaldıktan sonra kuraklığın baş göstermesi, yaşam koşullarının bozulması, düşman istilâları ya da kuvvetli kabilelerin baskıları sonucunda başka bölgelere göç etmek zorunda kalıyorlardı. Çinliler’e göre ise, Türkler otları ve suları takip ederek yaşamaktaydılar.
   Onlar, arabalar üzerinde yahut atlarla taşıdıkları çadırlarını hayvanları için elverişli yaylalara götürüyor, mevsimlere göre yer değiştiriyorlardı. Bu sebeple Çinliler eski Türkler’e “Arabaları Yüksek Tekerlekli Kavimler” adını vermişlerdi. At yetiştiriciliği, onların bakımı, arabaya koşulmak için hazırlanmaları, tedavileri gibi konular Türkler için dinamik, baş döndürücü ve süratli bir yaşam tarzını ortaya çıkarmıştır. Öyle ki, göç ve akınların hep hızla yapılması gerekmiştir. Düşmanların da çok hızlı olduğu hesaplandığında, kazanmak için süratli ve disiplinli olmak Türkler için büyük önem kazanmıştır. Dış tehlikelere karşı daima tetikte bulunma zorunluluğu nöbetçilik ve gözcülüğü sadece askerliğin değil, sivil hayatın da bir gereği haline getirmiştir.


Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #14 : 24 Mayıs 2010, 21:06:33 »

TÜRKLERİN ANA VATANI(TANRI DAĞLARI)DAN AYRILIŞI

  Türklerin anavatanları  olan Büyük Bozkırlar, Orta Avrasya kıtasına ait olup batıda Macar Ovası'ndan tam olarak Moğolistan'a ve Çin Seddi'ne kadar uzanmıştır.Türklerin tarih içerisinde çok geniş bir coğrafyaya yayıldıkları ve göç ettikleri bölgede güçlü devletler kurmuşlardır. Bu Türk göçleri atalarımızın ilkel göçebe bir toplum yapısına sahip oldukları gibi yanlış ve haksız bir iddianın da mesnedi olarak gösterilmeye çalışılmıştır. Halbuki bu göçlerin sebep ve sonuçları göz önüne alındığında Türklerin ilkel göçebe bir anlayışla değil atın sağladığı hız ile yüksek devlet ve toplum telâkkilerini geniş coğrafyalar üzerinde hâkim kılmıştır. Konar göçer atlı yaşantının temelinde büyük oranda hayvancılık ve kendine yeterli bir ziraat kültürü yer alır. Dolayısıyla Türk göçleri bu yaşantıya uygun olan sahalara doğru olmuştur. Hem Türk tarihi hem de Dünya tarihi üzerinde çok büyük tesirleri olan bu göçlerin birçok sebepleri vardır.
    Daha çok hayvancılıkla geçimlerini sağlayan Türkler kuraklık salgın gibi tabiî olayların etkisiyle göç etmek zorunda kalmışlardır. Otlakların yetersiz kalması veya nüfusun artması Türkleri iklimi ve coğrafyası müsait yeni bölgelere sevk etmiştir. M.S.IV. yüzyıldaki Hun göçlerinde Orta Asyada hüküm süren "kuraklık"ın etkili olmuştur.
   Toprağın artan nüfusu besleyemez hâle gelmesi veya hayvanlar için yeterli otlakların kalmaması Türkler kendi yaşantılarına uygun tabiatın zengin ve nispeten nüfusun az olduğu bölgelere yönelmişlerdir. Selçuk Bey ve Arslan Yabguya bağlı Türkmenlerin Horasan ve Harezme göçmeleri veya XI.-XII. yüzyıllarda Anadolunun Selçuklular tarafından fethinde bu durumu görebiliriz.  Yabancı kavimlerin baskısı veya kendi aralarındaki hâkimiyet mücadelesi göçlerin diğer bir sebebidir. Meselâ XI. yüzyıldaki Kitanların hücumu Türklerin batıya göçlerini beraberinde getirmiştir. Orhun-Yeniseydeki Uygur Devletinin 840 yılında yine bir Türk kavmi olan Kırgızlar tarafından ortadan kaldırılması Kutlu yurt Ötügenin elden çıkmasıyla neticelenmiş ve Uygurlar Kansu Tarım Havzası gibi daha güneydeki bölgelere göç etmek zorunda kalmışlardır. Belki de Uygurların meşhur "Göç" destanı bu olayın hatırasını taşımaktadır.
    Destanda vatanı sembol eden "Kutlu Dağ"ın Çinlilere verilmesi ve Çinliler tarafından dağın parçalanarak Çine götürülmesi ülkede felâket ve kuraklığa sebep olur ve bütün canlı cansız mahlûkat "göç göç" diye inler. Bu ilâhî emre uyan Uygurlar Beşbalıgın olduğu yere gelerek beş ayrı şehir kurarlar. İlkel göçebelerde görülmeyen bu mukaddes vatan anlayışı istiklâl ile perçinlenmektedir. Türkler istiklâlini kaybetmektense göç etmeyi yeğlemişler ve kendilerine yeni vatan aramışlardır. Türklerdeki bu güçlü vatan oluşturma ve devlet kurma geleneği atalarımızı yeni fetihlere sürükleyen diğer önemli bir sebeptir. Zaman içerisinde dünyayı huzur ve sükûna kavuşturmayı insanları adalet ve eşitlik içinde yönetmeyi töresinin bir hususiyeti olarak hedefleyen bu fütuhat anlayışı Türklerde "Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi"nin doğmasını sağlamıştır.
Dolayısıyla Türk göçleri ilkel göçebe anlayışından farklıdır. Göçebeler vatan kavramını tanımayan belirli yaylak ve kışlaklar arasında yaşayan "töreli" bir millettir. Bu sebeple eski Türkler konar göçer bir hayat yaşamaktaydılar.
  Milâttan Önce Türklerin Yayıldıkları Sahalar: Altay-Sayan dağlarının kuzey-batı kesimlerinde yaşayan Andronovo kültürü insanı M.Ö.1700lü yıllarda Altay Tanrı dağları ve Maverâünnehir e kadar olan bölgelere uzanmaktaydı. M.Ö. 1100 yıllarında aynı kültür Çinin kuzeyindeki Ordos ve Kansu bölgesinde görülmekteydi. M.Ö. IV. yüzyıldan itibaren Hazar ve güney Rusya da Türklerin yaşadıkları bölgeler arasına girmiştir. Bu duruma en iyi örnek mühim bir kısmını Türk kabilelerinin oluşturduğu konar göçer atlı kültüre sahip bir kavimler topluluğu olan İskitler (Sakalar)dir. İskitler M.Ö . VIII. yüzyılda Orta Asyanın Tanrı dağları ile Hazar denizi arasında kalan geniş bozkırlarında yaşarlarken daha sonra göç ederek Karadenizin kuzeyinde İtil ve Tuna nehirleri arasındaki düzlüklere yayılmışlardır. (M.Ö. VI.-IV. yüzyıllar)

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #15 : 13 Haziran 2010, 12:14:39 »

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

GÜZEL TANRI DAĞLARI
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #16 : 02 Temmuz 2010, 19:21:16 »

Bakarken buğulanan ısınmış nefesime,
Duydum, bir gürlük çöktü kısık çıkan sesime.
Oklaşan bakışımı ufuklara fırlattım;
Ben Ilgaz'da kederi, gamı feleğe sattım.
Buralarda bu kadar değişirsem, coşarsam
Ne olurum acaba, Tanrı Dağı'na varsam?


Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın









Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın









Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

Göğe yakın başı vardır,
O, Türklüğün kaynağıdır;
Güneşle bir  yaşı vardır,
Tanrı dağların dağıdır,


Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın









Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın









Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

Ne anamın, ne babamın,
Toprak seninim, seninim.
Çoksa da kederin, samın,
Toprak seninim, seninim.


Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın









Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın









Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın









Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

Çiçek açar güneş soldursun diye,
Ben de Türklük için kurban doğmuşum,
Anamdan Tanrıya son bir hediye,
Ben de Türklük için kurban doğmuşum.


Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın









Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın









Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın









Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın









Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #17 : 02 Temmuz 2010, 19:25:35 »

ULU TENGRİ bir gün bana oralara gitmeyi nasip etsin. Çok güzeldi KALKAN kandaş. ellerine sağlık..
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #18 : 11 Temmuz 2010, 12:21:43 »

Tanrı dağlarının haritadaki konumu

Bugünkü siyasi coğrafya dikkate alınırsa, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Çin'in Sincan  ''Doğu Türkistan'' Uygur Özerk Bölgesi'nin merkezi kısımlarına yayılır. Tanrı Dağlarının 1,000,000 km² lik alanı kapladığı hesaplanmıştır.
Kuzeyde Çungar ve Güney Kazakistan düzlükleri, güneydoğuda Tarım Havzası, güneybatıda Hisar ve Alay Sıradağları ile sınırlanır.
Tanrı Dağlarını Pamir Dağ Sisteminden Hisar Vadileri ayırır.


Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
komando5593
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1



« Yanıtla #19 : 11 Temmuz 2010, 13:13:55 »

Tengri Dağlarını Çinlilerin elinden kurtarmak acaba birgün mümkün olabilirmi?
Çok zor.İt sürüsü Çinliler oraları artık zor bırakır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: 1 [2] 3 4
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.069 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.014s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.