Flamalar Savaşı
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 17 Kasım 2019, 23:59:20


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Flamalar Savaşı  (Okunma Sayısı 2912 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
İzmirli Kurt
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 160


GökTürk Erki Cihana Hakim Olana Dek Cenk!


« : 10 Nisan 2010, 02:21:32 »

FLAMALAR SAVAŞI

Ülke olarak tehlikeli günlere her an biraz daha yaklaşıyoruz. Bir yandan iç problemlerle uğraşırken diğer yandan dış problemlerle uğraşıyoruz. Daha doğrusu dış problemler içten kaynaklanıyor.  1920li yılların kırmızı beyaz flamasının asıldığı direk çoktan sökülmüş ve yerine yenileri konmuştur. Bu direkleri biraz tanıyalım:

1. Sarı Lacivert Flamalı Direk:
İçinde her türden tehlikeli mahlukatı barındırmasıyla meşhurdur. Sözde milliyetçisi mi dersin, takkeli liboşumu dersin? Yoksa Gayrı Türklerden tutupta ipin ucunu bir zamanların solcularında mı kesersin? Rotary kulüplerden mason localarına kadar genel bir sıkıntı söz konusudur. Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK' ün vefatı ile başlayan süreçte temelleri çakılan bu direk, günden güne büyümüş ve günümüze geldiğimizde büyük bir bela haline gelmiştir.  Türkiye 1950li yılların ortalarından beri Avrupa Avrupa diye kapılarda bekleyerek inanılması güç bir sabır örneği göstermiştir. Ülkemiz siyasetçileri görüş farkı gözetmeksizin her 5 yılda bir bizi Avrupa Birliğine sokma başarısını istisnasız olarak her seçimde göstermişlerdir. İnsan hakları, demokrasi ve eşitlik kavramlarının zehirli kısımlarını iliklerimize enjekte eden bu topluluk, tarihten gelen hıncıyla yola çıktığı kan emicilik görevini başta kıbrıs, k.rt, ermeni ve ılımlı islam konularında başarıyla yerine getirmektedir.

2. Yeşil Flamalı Direk:
İlginç bir oluşumu vardır. Hetorojen yapı göstermeleri tehlikenin boyutunu arttırır. Kimisi Yeşil Flamasını utanmasa gözümüze sokacak derecedeyken bir başkası flamasını kapının ardına saklamaktadır. Yeşilin her türünün mevcut olduğu bu karmaşık yapının güçlenme sürecine baktığımızda önümüzdeki tablodan adeta sinsilik fışkırmaktadır. 80 ihtilali öncesi duruma bakıldığında Ülkücüler, Solcular ve Yeşiller 3 ana grup olarak karşımızdaydı. İlk 2 grubun savaşı sırasında sürekli teşkilatlanmaya çalışan yeşil flama deyim yerindeyse etliye sütlüye karışmamasıyla ünlüydü. İhtilalle birlikte Ülkücü ve Solcu Gençler "Dükkanı kapatıyoruz gençler haydi bakalım" cümlesiyle birlikte meydanlardan hapishanelere, yahut bir daha gazetelerin politika sayfalarını açamamacasına evlerine gönderilirken Yeşil flama serpilme sürecinden yükselme dönemine giriyordu. Önce adı sermaye kelimesinin önüne getirildi. Dışardan alışveriş yerine pahalı dahi olsa yalnızca birbirinden alışveriş yaparak yavaşça güçlenen yeşil flamalılar 2000li yıllara girerken kendi içlerinde tonunu seçme savaşına girdiler. Savaşı kazanan "Fıstık Yeşilleri"  koyu tonların geçmişte kazandıkları paralarla yaptırılan geminin başına geçmiş ve ellerindeki parayla 3lü yönetim mekanizması oluşturmuşlardı. Padişah, sadrazam ve şeyhülislamdan oluşan bu mekanizmanın en ilginç yanı hiç şüphesiz ki şeyhülislamın ABD' de yaşamasıydı. Yeşil flamamızın en büyük özelliğini ise kırmızı beyaz flamanın olduğu her yeri dar-ül harp olarak görmesi olarak nitelendirebiliriz. Sarı Lacivert flama ile daha çok satmak üzerinden giden yakın ilişkileri vardır.

3. Yeşil Sarı Kırmızı Flamalı Direk:
Neresinden tutulsa insanın elinde kalır. Başta uyuşturucu, beyaz kadın, kaçakçılık, pavyon işletmeciliği gibi ticaretin ulvi kollarında kendilerini çok geliştirmişlerdir. Mağduru oynamayı çok seven bu flamanın çocukları mızıkçı, ergenleri kapkaççı, yetişkinleri dolandırıcıdır. Ayrıca elektrik faturası gibi ödemek bir haktan "Faşist Devletin" mahrum bıraktığı bu barışçıl yavrucakların tümü, kendini acındırmayı bir sanat olarak kabul edersek her biri, bir "guru"dur. Ellerinde ak-47 lerle dostluktan dem vurup molotof kokteyli hazırlamayı milli kültür ürünleri olarak kabul ederler. Tek başına kaldıklarında zararsız olmakla birlikte sayıları arttıkça zarar verme eğilimi de genetiklerine bağlı olarak artan yeşil sarı kırmızı flamalı direk mensuplarının en güzel özellikleri ise bulundukları ortamda rahatlıkla ayırt edilebilmeleridir. Kendi aralarında garip bir iletişim şekli olan bu yeşilçam figüranlarına karşı vicdan sahibi olan her bireyin gelip geçerken üstlerine fındık-fıstık atması tavsiye olunur. Ancak lütfen kuruyemişleri kabuklu olarak atmayınız. Zira ilginç içgüdüleri ve gözü doymaz zihniyetlerinden dolayı bütün olarak yeme eğilimleri nedeniyle kabukların boğazlarına takılması suretiyle "Kızıl Tamu" yolcusu olabilirler. Yeşil flamalılarla karşılıklı olarak birbirlerinden hiç hoşlanmazlar. Ancak her ikiside "Analar ağlamasın" sloganını kulllanmaktan büyük zevk duyarlar. Sarı Lacivert flamanın ise zaman zaman kapısında sabahlayıp ne derlerse yerine getirirler.


Uyan artık yattığın derin uykudan EY KIRMIZI BEYAZ FLAMALI!
Sen ki Mustafa Kemal ATATÜRK' ün, Osman BATUR' un, Oğuz Kağan' ın, Kürşad' ın, Osman Bey' in, Fatihin torunusun
Sen ki adını çakıyla ağaca kazır gibi Çin Seddine kazımış bir milletin torunusun
Sen ki tarih sayfalarında "Tanrının Kırbacı"sın
Sen ki Türkçesin, Türkiyesin, Türkistansın, TÜRKSÜN!
Eğer senin içinden her kim uyanmamakta ısrar ederse ONUN ADINA ONUN İÇİN GÖK GİRSİN KIZIL ÇIKSIN!

İzmirli Kurt
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

----------Burak Cilasun---------
Sanal Türkçü kahramanların ahlaksızlık ve bayağılıktan ibaret sözlerine itibar etmeyiniz.
İzmirli Kurt
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 160


GökTürk Erki Cihana Hakim Olana Dek Cenk!


« Yanıtla #1 : 10 Nisan 2010, 03:33:05 »

Andam bütün bir yazıdan bunu cımbızla çeker gibi çıkarmanı açıkçası garipsemedim değil.
Ayrıca evet dediklerinde haklı olmakla birlikte mevcut duruma ithafen yapılmış bir benzetmeyi sanki bilgi eksikliği varmış gibi göstermene üzüldüm. Ya da ben öyle anlamış ve alınganlık yapmış olabilirim.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

----------Burak Cilasun---------
Sanal Türkçü kahramanların ahlaksızlık ve bayağılıktan ibaret sözlerine itibar etmeyiniz.
salur alp
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 207



« Yanıtla #2 : 10 Nisan 2010, 10:07:37 »

Sarı-Kırmızı-Yeşil renklerinin Türk kökenli olduğu, Anadolu Selçuklularında ve bir çok Osmanlı ordu armasında bolca kullanıldığı bilinen bir gerçek...Ne yazık ki sahip çıkamadığımız kültür öğelerimiz birer birer anlamını kaybedip başka şeylere dönüşüyor...En basitinden baklavanın ve pişmaniyenin bile patentini etekli yunanlılara kaptırmamız ilginç bir başarı sayılır.
Bu üç renk hakkında daha fazla bilgisi olan varsa paylaşabilir. Art kanalı da uzunca bir süre bu renklerin Türk simgeleri olduğunu destekleyen yayınlar yapmıştı... Amaç terör örgütünün üzerine yapışmak üzere olan bu simgeleri kurtarmaktı ama pek başarıya ulaşılamadı sanırım...
Türk kültüründe bu renklerin kullanıldığı ve hatta özellikle yörükler tarafından özellikle kullanıldığı doğrudur.
Ancak Türk kültüründe bir çok renk farklı şeyleri temsilen kullanılmıştır.
Bunlara takılmak anlamsız.
Doğrudan Türklüğü temsil eden bir renk aranacaksa o da kutsal saydığımız gök mavisi ve bayrağımızın rengi kırmızı-beyaz olmalıdır.
Her fırsatta sarı-kırmızı-yeşil Türkler'in de kullandığı bir renkti denmesi de sentezci kansızların Türk-kürt kardeşliğini yaratmak için bahanelerinden biridir.
O üç renkli çaputu gördüğümüz yerde tekmeleyelim,yırtalım lütfen çapulcu oyunlarına alet olmayalım !!!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 1.24 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.0069999999999999s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.