12 HAYVANLI TÜRK TAKVİMİ
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 20 Kasım 2019, 03:05:48


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: 12 HAYVANLI TÜRK TAKVİMİ  (Okunma Sayısı 9447 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ilbilge_hatun
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 8



« : 14 Kasım 2010, 19:01:53 »


Tabiat olaylarıyla iç içe olan atlı göçebe Türkler, hayatlarını belli bir düzene koyma ihtiyacı duymuşlardır. Bu sebeple "geçmiş şimdi - gelecek" bilgisi yoluyla, zamanı sistemli hale getirmişler.
Zamanı ölçmek için kullandığımız ölçütlerin , hepsinin temelinde aslında gök cisimleri ve göksel olaylar bulunur. Gerçekte zamanımızı Güneş'e, Ay'a, gezegenlere ya da yıldızlara bakarak belirlememiz eski atalarımızdan bize kalan bir mirastır. Türkler eski dönemlerden beri göçebe ve bozkır hayatı yaşadığı için bu insanlar zaman hesaplamaya, özellikle de hasat zamanını çok iyi belirlemeye gereksinim duydular. Öte yandan yıldızlara bakarak bilinmeyen; haber verdiği iddia edilen şaman, evliya, hesapçıların ya da kabile büyücülerinin işlerinden biri de yıldızların konumuna bakarak yaylaya göçme, koyunları çiftleştirme, ot biçme, tohum atma, tarlayı çapalama ya da ekinleri biçme zamanının geldiğini insanlara söylemekti. Böylece yılın belli zamanlarını hesaplama ve ilkel bir takvim yapma işini ilk kez bu şamanlar, evliyalar ve hesapçılar gerçekleştirmiş oldular.

Türkler uzun tarihi süreçte kendilerine has, 12 hayvanlı takvim geliştirmişlerdir. Bu takvimde yıllara numara vermek yerine 12 hayvanın adı verilmiştir. Bundan dolay "12 Hayvanlı Türk Takvimi" denilmektedir. Takvimin yıl simgeleri hayvanlardan oluştuğuna göre, kaynağın hayvancılıkla geçinen kavimlerde, yani Kazak bozkır topluluklarında aranması son derece doğal olacaktır. Bu takvim Türklerde Hun İmparatorluğu döneminden itibaren kullanıla gelmiştir. Ata yurdunda yaşayan Kazak Türkleri ata mirası olan eski Türklerin kullandıkları 12 hayvanlı takvimi ,simdi hala devam ettirmektedir. Bu takvimdeki hayvanlar sırasıyla şöyledir: Tışkan (Fare), Sıyır (Sığır), Barıs (Pars), Koyan (Tavşan), U1uw (Ejder), Jı1an (Yilan), Jılki (At), Koy (Koyun), Meşin (Maymun), Tavık (Tavuk), İyt (It), Domuz (Domuz).
Bu takvimde güneş yılı esas alınmış ve 12 devreye ayrılmıştır. Yılbaşı Fare'den ve Nevruz ayının (Mart ayının) 22'sinden itibaren başlar. Her 12 yılda bir başa döner. Buna göre 1991 yılının Mart ayında başlayan Koyun yılı 2003 yılının Mart ayında tekrar başlar.
Yıl sayımı, halkbiliminin bir bolümüdür. Yıl sayımına Kazaklar 'jil kayıruw" (yıl çevirme) demektedir. 12 yılın oluşturduğu zamanı bir küme saymıştır. Bu 12'lik zaman dilimine Kazaklar "müşel" adını vermektedir. Bu metot, geçen yılları hesaplamada hem kolay, hem de kullanışlı olan bir hesap sistemidir. Birincisi 13 yıldan, ondan sonrakiler 12 yıldan hesaplanarak insanların yaşı da çok kolay hesaplanabilir.
Kişinin yaşı hesaplandığında "Fare'den yani Fare 13" diye birinci müşeli (bebeklik çağı müşeli) 13 yaş diye hesaplanır ve ikinci müşel (delikanlılık müşeli) 25 yaş; üçüncü müşel (yiğitlik müşeli) 37 yaş; dördüncü müşel (orta yaş müşeli) 49 yaş; beşinci müşel (yaşlılık müşeli) 61 yaş; altıncı müşel (ihtiyarlık müşeli) 73 yaş; yedinci müsel (kocalık müşeli) 85 yaş ve böyle devam etmektedir. Eskiden ihtiyarlar "altmış birdeyim" demez onun yerine "beşinci müşeli doldurdum" derlermiş.
Yaş sorulduğunda, ilk önce "hangi yıl?" diye, yılını sorup, kişinin yüz hatlarına bakıp, yaşı tahmin edilir. Örneğin, orta yaşa basmış kişinin doğduğu yıl "sığır" olan bir kişiye 1977 yılında yay sorulursa, o kişi dört müşeli 49 yaş diye kabul eder ve gelecek yılı ekleyip "Pars 50, Tavşan 51, siz bu yıl 51'e basmışsınız" der.
12 Hayvanlı takvim tamamen Türklerin kendine özgü bir takvimi olduğu için, Kazaklar kendi anlayış ve inancına göre açıklık getirmiştir. Bu konuda Kazak Halkbilimcisi Seyit Kenjeahmetoglu'nun araştırmasında şu bilgiler yer almaktadır.
1. Fare Yılı: 12 yıllık sürenin birinci hayvanı Faredir. Her sene 21 Mart'ta sona erer ve 22 Mart'tan itibaren yeni yıl başlar. Uzun yıllar zorluklarını ve güzelliklerini birlikte yaşayan halk çok tecrübeler kazanmıştır. Her yılın özelliklerini kavradığı için yeni yıla hazırlıklı olarak girmişlerdir. Bunlardan biri olan fare yılını halk, bolluk ve bereket, saadet ve barış, sükunet yılı olarak saymaktadır. Halkın bu güveni çoğu zaman önem kazanmaktadır. Gerçekten de uzun yıllar boyunca fare yılında zorluk, savaş ve açlık olmamıştır.
İlk Kazak Hanlığı 1456 yılında yani fare yılında kurulmuştu.
Yüsün Boyunun düşünürü iniirii Töle Bit fare yılında (1756) vefat etti.
Lakabı Kanjıgalı olan Bögenbay Batur 1684 fare yılında doğdu.
2. Sığır Yılı: Evcil hayvanın adıyla adlandırılmaktadır. Halkın hafızasında çoğunlukla zorluk, kavga ve tartışma dolu bir yıl olarak kalmış. Sığır yılında bir uğursuzluk meydana geldiğinde halk " bu yıl zaten zor bir yıldır"deyip geçiştirmiş.Batıl inançlara göre sığır yılında doğan insanlar kendi eliyle sığır kesmezlermiş.
3. Pars Yılı: Yırtıcı hayvanın adıyla adlandırılmaktadır. Bu yıl kötülük ile iyiliğin, sıkıntı ile kolaylığın iç içe yaşandığı bir yıl olarak sayılmaktadır. Yine de pars yılını Kazaklar fena bir yıl olarak görmüyor.
Hz. Muhammed (s.a.s), pars yılında (570) dünyaya geldi ve ejder yılında (632) vefat etti.
1937-38 yıllarında "Halk Düşmanı" adı altında soy kırımı bu pars yılında oldu.
1986'daki Almat' da olan "Jeltoksan" olayı da bu yıla denk gelmektedir.
"Alaş"ın lideri Mustafa Çokay da Pars yılında (1890) da doğup, yılan yılında (1941) vefat etti.
4. Tavşan Yılı: Tavşan yılını Kazaklar felaket, kıtlık ve zorluk yılı olarak saymaktadır. Çünkü tarihe göz attığımızda Kazaklar 1867-68 yıllarında 'jalpak koyan" (Geniş Tavşan) kıtlığı, 1879-80'de "Ülken Koyan" (Büyük Tavşan) kıtlığı, 1891-92'de "Kişi Koyan" (Küçük Tavşan) kıtlığı ve 1915-16'da "Takır Koyan" (Çıplak Tavşan) kıtlığı yaşamışlardır. Bu büyük felaketerde halkın elindeki hayvanların hepsi ölmüş ve halk da büyük sefalete uğramış. Bundan dolap kıtlığın büyüklüğüne göre felaket yıllarına isim verilmiştir.
Kazak tarihindeki "Aktaban şubırındı, Alkaköl Sulamalı" (Çırılçıplak Bozguna Uğrama) adlı ağır göç olayı tavşan (1723) yılında olmuştu.
"Tavşan yılı" yazarların eserlerinde de önemli yer tutar. İlyas Jansugirev bu yıl hakkında şöyle diyor:
"Kış ayında tilki avlayıp kurda vuran,
Bir tane Kazak bulamazsın bozkırda.
Gelip geçti "beyaz tavşan gibi"birçok kışlar
Ağır ayaz getirip halkı zor duruma soktu"
5. Ejder Yılı: Eski Türkçede "ejder" yerine "uluw" olarak geçmektedir. Bununla ilgili çeşitli görüşler vardır. Kazaklar bu yılda tahıl ve otun bol olduğunu düşünmektedir. Bundan dolayı "Uluw Yılı" sakin, huzurlu, güzel bir yıl olarak sayılmaktadır. Ama bazen bu yılda başarısızlıklar da yaşanabilir
6. Yılan Yılı: Kazak efsane ve masalllarında "Yılan yılı sinsi geçti" gibi kalıplaşmış sözler geçmektedir. Ulu şairimiz Abay da "Kazak Halkının Kökeni Hakkında Birer Söz" adlı eserinde, tarihi belgelerle bunu destekliyor. Abay'ın dediğine göre Cengiz Han yılan yılı1221'de Otırar'ı aldı ve 1222-23 at ve koyun yıllarında ise Asya'yı işgal etti.
1928-29 yılan yıllarında Kazakların malı mülkü yağmalandı.
1941'deki savaş da bu yılan yılında oldu. 1917-18 yıllarındaki Kazak halkını felakete uğratan Ekim İstilası da bu yılan yılında oldu.
Ulu Abay yılan yılında doğdu ve Ejder yılındada da vefat etti (1845-1904).
7. At Yılı: Halkımızın geçmiş tarihinde, efsane, masal ve hikayelerinde at yılı hakkında kötü bir izlenim yoktur. Batıl inanca göre bu yılda doğanlar atı kendi elleriyle kesmezler.
Kazak edebiyatının ünlü temsilcilerinden Saken Seyfulin, Beyimbet Mayilin ve İlyas Jansügirov'ların hepsi at yılı (1884'de) doğdu ve pars yılında (1938'de) kurşuna dizildi.

Kazakların ünlü kahramanı Karakerey Kabanbay Batur da bu at yılında doğdu (1690).

Ünlu ozan Jambıl Jabayev de at yılında doğdu ve tavuk yılında vefat etti (1846-1945).
8. Koyun Yılı: Kazaklar bu yılı güzel olarak bulmakta ve hep bu yılı beklemektedir. Bu yılla koyunun karakteri arasında ilgi kurup koyun karakterine benzetirler. Koyun yılında çoğu zaman halk, huzur, bereket ve bolluk içinde yaşamıştır. Devlet ekonomisine göz atarsak gerçekten de (1966-67) koyun yılında Kazakistan'da milyar tondan fazla tahıl alındı.
Maşhür Jüsüp'ün söylediğine göre Kunanbay Hacı bu koyun yılında doğdu, ünlü Şon Biy ise koyun yılında vefat etti.
Halkı sömüren Sovyetler Birliği (1991) koyun yılında yıkıldı.
Kazakistan Cumhuriyeti koyun yılında (1991) bağımsızlığına kavuştu.
Kazak halkının manevi lideri Ahmet Baytursunoğlu koyun yılında doğdu ve pars yılında vefat etti (1873-1938).
9. Meşin (Maymun): Meşin'in nasıl bir mahluk olduğu belli değil. Eski Türkçe'de "biçin" olarak geçmekte. Şimdi Türkiye Türkçesinde ona Maymun da denilmektedir. Efsanelerde meşin maymun değil, yabanileşmiş vahşi bir insan olarak tasvir edilmektedir.
"Bu nasıl bir yıldır?" denildiğinde Kazaklar, bu yıla "uğursuzluk, karışıklık ve kötü hadiselerin çok olduğu yıl" diyerek kormaktadır.
Gerçekten de tarihte kıtlık, felaket gibi kötü olaylar bu yıllarda olmuştur. Örneğin, 1920 yılında Kazak bozkırında hayvanların çoğu ölmüştü. Bundan dolayı bu yıl "Tas meşin" (Taş Meşin) olarak nitelendirilmektedir.
Ak Orda Kağanlığı 1428 yılında (Meşin yılında) yıkıldı.
10. Tavuk Yılı: Tavuk yılı da halkın aklında zor bir yıl olarak kalmıştır. Yaşlılar, "bu yıllarda halk çok çile çekmiştir" diyorlar. Bu görüş temelsiz değildir. 1920-21, 1932-33 yıllarında kıtlık ve açlığın yaşandığı herkes tarafından bilinmektedir. 1968-69 yıllarında ise kuraklık yaşandı.
Tavuk yılında dünyaca ünlü alim ve yazarlar da doğdu. EI Farabi (870-950), M. Dulatov (1885-1935), M. Awezov (1897-1961) bu yılda doğdular.
11. İt Yılı: Kazaklar, köpeği yedi hazineden biri olarak saymaktadır. Halk bu yılı huzursuz bir yıl olarak görmüyor. Maymun ve Tavuk yılında yaşanan ağır felaketler ve güçlükler biraz olsun it yılında hafiflemiş, azalmıştır. Örneğin 1933 yılında açlık bitti ve 1945 yılında ise savaş sona erdi.
Büyük alim Kanış Satbayev it yılında doğdu ve ejder yılında vefat etti (1898-1964).
12. Domuz Yılı: 12 Hayvanlı Takvimin son yılıdır. Bazı Türk boyları ve Kazakistan'ın bazı yerlerinde buna "Kara Geyik Yılı" da denmektedir. 12 Hayvanlı Takvimi, Kazaklar Hun döneminden beri kullandığı için (yani İslamiyetten önce) domuz da bu yıllığa girmiştir. Domuz yılını halk "bela çok olur" diyerek iyi saymazsa da çoğu zaman huzurlu, sükünet yılı olarak bilinmektedir. Kazak-Jongar Savaşı, 1729 yılında (domuz yılı), Kazakların galibiyeti ile sona ermiştir.
KAYNAKLAR
1 .Prof. Dr. Zeynep İsmail. Kazak Türkleri, Yeni Türkiye Yayınlar Türk Dünyası Serisi: 1, Ankara 2002
2. Prof. Dr. Su Bei Hai. Kazakların Kültür Tarihi.Çince Ürümçi , Xing Jıang Üniversitesi Yayınları 1989
3. Prof. Dr. Akselev Seydimbek. Qazaq Alemi. Almatı "Sanat" 1997.
*Kaynak: Prof.Dr Zeyneş İSMAİL,TÜRKSOY Dergisi, Mayıs 2003

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

>>>TTK<<<
ilbilge_hatun
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 8



« Yanıtla #1 : 14 Kasım 2010, 19:05:42 »

12 HAYVANLI TÜRK YILLIĞI
 
Erk YURTSEVER
 
TÂRÎHÇE:
 
12 hayvanlı Türk yıllığı, bir Ay-Güneş yıllığıdır. Çinliler Türk’lerden aldıkları bu yıllığı doğumdan önceki (D.Ö.) 1437nci yılın 31 Ocak günü, saat 18:13den bu yana yazılı kaynaklarında kullana gelmişlerdir. Buna ek olarak, Yazılı Çin Târîhi'nin öncesindeki 1200 yıllık Sözlü Çin Târîhi'nin de bu yıllık ile târîhlendirildiği göz önüne alınırsa, yıllığın yalnız Çin’de (D.Ö.) 2637nci yılın 7 Şubat günü, saat 18:10dan beri kullanılmakta olduğu gerçeği ortaya çıkar.*
 
YILLIK NEDEN ÇİN KÖKENLİ DEĞİLDİR?
 
Türk yıllığı, matematikçi ve gök bilgini Fatin GÖKMEN Hoca’nın 1936 yılında ileri sürdüğü görüşe göre en az 10000 yıllıktır (100 asır). Hoca, 1936 yılında yazdığı ve Târîh Cemiyeti’ne Tez olarak sunduğu “Eski Türklerde Hey’et ve Takvim” adlı eserde (Yayın Târîhi 1937 yılıdır) kısaca şöyle demektedir:
“Doğu’nun en büyük gökbilimcilerinden Nâsireddîn-i Tûsî (1201-1274),  Zîc-i İlhânî adlı eserinde Hıtay (Kıtay) ve Türk Takvimi adıyla Mogulların kullandıkları bir ay-güneş  takviminden bahsetmektedir. Tûsî, bu takvimin usullerini ve dayandığı yıldız topluluğu esaslarını açıklamasız ve dayanaksız  olarak sadece nakletmişti. Ben bu esasları îzâha çalışırken gördüm ki Tûsî'nin bize aktardığı takvim, Batlamyus hey’eti adını verdiğimiz (Hâmil-i merkez) topluluğundan önce yaşayan bir hey’et esâsı üzerine kurulmuştur; ve kuruluşun zamânı da 206 yüzyıl kadar öncedir. Kuvvetli bir varsayım ile kuruluşta, geometrinin ana teoremi olan Pisagor teoreminin de dâhil olduğu bir düzlem geometrisi ve oldukça ilerlemiş bir hesap usûlü kullanılmıştır.
Eski Çin yıldız toplulukları bilimine dair yazılan ve incelememden geçen batı eserlerinde, 206 yüzyıl önce kurulmuş olduğu kanaatine vardığım, yıldız topluluklarının esaslarına dâir bir ize rastlamadım. Çin yıldız toplulukları ve takvimi olarak ileri sürülen bilgilerin, batı kaynaklarına, perâkende ve yetersiz olarak aktarılmış olduklarını gördüm; ve şu neticeye vardım:
Kuvvetle muhtemeldir ki bu matematik ve yıldız toplulukları bilgileri, eski Orta Asya (Türk) ilimlerinin bir parçacığıdır.
Konu ile ilgili yararlandığım doğu eserleri şunlardır
Nâsireddîn-i Tûsî  (1201-1274)    Zîc-i İlhânî
Nizâmeddîn-i Nişâbûrî    Zîc-i İlhânî şerhi (Keşfülhakâyık)
Uluğ Bey  (1394-1449)    Zîc-i Gürgânî
Ali Kuşcu  (?-1474)    Zîc-i Gürgânî şerhi
Bercendî    Zîc-i Gürgânî şerhi
Miren (Mirân) Çelebi    Zîc-i Gürgânî şerhi
Abbas Vesim  (?-1759, 1761?)    Zîc-i Gürgânî şerhi
İbn-i Ebilfethissûfî    Risâletün fî Târîh il Hita vel' Uygur
İbn-i Ebilfeth’in bu risâlesi Marâga Rasathânesinde Tûsî'nin çalışma arkadaşı olan Muhiddîn-i İbn-i Ebî Şükrülmağribî'nin Türk takvimi hakkındaki Takvîm-ül edvâr adlı eserine dayanmaktadır. Takvim hakkındaki mâlûmâtı Tûsî gibi asıl kaynağından aktarmış olan bu yazarın eserine üzgünüm ki rast gelemedim. Istanbul kütüphânelerinde yok. Fakat Ebilfeth'in risâlesinde, Tûsî'nin verdiği bilgileri doğruladığını gördüm.“
* * *
Yukarıdaki kısaltılmış yazının özü de şöyledir:
Tûsî bir eserinde, Mogulların (Çingizli’lerin), Kıtay ve Türk Takvimi adlı bir ay-güneş takvimi kullandıklarını bildirmektedir.
Eseri inceleyen Fatin Hoca, bu takvimin, 3üncü yüzyılda Batlamyus’un düzenlediği (merkeze yüklü) sistemin 206 yüzyıl öncesine dayandığına kânî olmuştur.
Hoca, Çin yıldız bilimlerini toplayan batı kaynaklarını incelediğinde bu bilgilerin derme çatma ve yetersiz olduğunu görmüştür.
Çin kaynaklarında da takvimin çalışma sisteminin ne olduğunu, gök cisimlerinin hangi hareketlerine dayandığını bildiren bir açıklama ve anlatım yoktur.
Buna karşılık konu ile ilgili pek çok Türk kaynağı bulunmaktadır.
  
NEDEN D.Ö.Kİ 2637 YILI?
 
Türk takvimi günümüzde de Asya ülkelerinde kullanılmaktadır. Takvim bugün de Türk topluluklarından Türkmen’ler, Kazak’lar, Kırgız’lar, Kıpçak’lar, Uygur’lar, Saka’lar (Yakut?), Tıba’lar (Tuba, Tuva), Altay’lar, Şor’lar ve Teleüt’ler… Çingizli topluluğu ve buna bağlı olan Buryat’lar ve Mançu’lar… Çinli’ler… Koralı’lar… Vietnamlı’lar ve Japon’lar tarafından bilinmekte, bâzıları tarafından kısmen de olsa kullanılmaya devâm edilmektedir. Bu saydıklarımız kullandıkları takvimin ilk yılının D.Ö.ki 2637nci mîlâdî yıl olduğu konusunda mutâbıktırlar.
Takvimin başlangıç yılı olarak küçük bir topluluk D.Ö.ki 2649 yılını, Tibetli’ler D.Ö.ki 127 yılını, türlü boyların  mensûbları olan Budist’ler ise D.Ö.ki 543 yılını kabûl etmektedirler.
Son zamanlarda yayılan bir söylentiye göre ön Türk’ler D.Ö.ki 2637 yılına rastlayan bir Sıçan yılının yenigününde 400 yıldır yaşayıp çoğaldıkları Ergenekon’dan çıkmışlar, bu çıkışın anısına da yüzyıllardır kullanageldikleri takvimlerini 1 sayısı ile adlandırmışlardır. Her ne kadar Ergenekon bir Kök Türk destanı ise de destanların türlü zamanlarda yaşanmış benzer olaylar için kullanılmalarının da mümkünlüğü göz ardı edilmemelidir. Sonuç olarak;
1-       D.Ö.ki 2637 yılından daha eski çağlarda mâdene ya da taşa kazınmış bir târîhin bulunmasının imkansızlığı,
2-      Söylenti de olsa Türk’lerin Ergenekon’dan çıkışlarının D.Ö.ki 2637 yılına denk düşürülmeye çalışılması, düşünülmesi,
3-      Günümüzde Türk takvimini kullanmayı sürdüren Asya topluluklarının, büyük oranda takvimin başlangıç yılında hem-fikir olmaları
12 Hayvanlı Türk Takvimi’nin başlangıç yılının, D.Ö.ki 2637nci mîlâdî yıla rastladığı inancını desteklemektedir.
 
YILBAŞI:
 
12 hayvanlı Türk yıllığında yeni yıl, Güneş'in Kova Burcu'na girmesinden sonra görünen ilk hilâl ile başlar. O andan i'tibâren yeni yılın birinci ayının birinci günü başlamış olur. Dolayısı ile, Türk yıllığı yılbaşısı mîlâdî yıllığa göre 21 Ocak gününün gün batımı saati ile 20 Şubat gününün gün batımı saati arasındaki herhangi bir güne isâbet edebilir.
Konunun îzâhı şöyledir:
20 Ocak gününün akşamında görünen hilâl, yeni Türk yılının başlangıcı olarak kabûl edilemez. Çünkü o gün Güneş henüz kova burcuna girmemiştir.
21 Ocak gününün akşamında görünen hilâl, yeni Türk yılının başlangıcıdır. 22 Ocak gününün gündüzü ise Türk yılının birinçayının birinci gündüzüdür.
21 Ocak günü başlayan ve 29 gün süren bir ay ayından sonra;
19 Şubat gününün akşamında görünen hilâl, o Türk yılının ikinçayının başlangıcıdır. 20 Şubat gününün gündüzü ise ikinçayın birinci gündüzüdür.
21 Ocak günü başlayan ve 30 gün süren bir ay ayından sonra;
20 Şubat gününün akşamında görünen hilâl, o Türk yılının ikinçayının başlangıcıdır. 21 Şubat gününün gündüzü ise ikinçayın birinci gündüzüdür.
 
YIL SÜRESİ:
 
Güneş yılı süresi 365.24218979 gündür. Bu süre içine 12 adet Türk ayı girer. Birinci Güneş yılı, 13üncü ay ayının yaklaşık 11inci, ikinci Güneş yılı, 25inci ay ayının yaklaşık 22nci ve üçüncü Güneş yılı ise 38inci Ay Ayı'nın yaklaşık 3üncü günlerinde tamamlanırlar. Kısacası 3 Güneş ıılı süresi içerisine 37 ay ayı ve yaklaşık 3 gün girer. İşte bu sebepten ötürü Türk yılı süresi, bâzen 12 bâzen de 13 ay ayı olur. Gün sayısı olarak Türk yılı bâzen 354 veyâ 355 bâzen de 384 gün olabilir.
Hilâl, yer yüzünün her noktasından mutlakâ aynı gün görünmeyebilir. Bu bakımdan herhangi bir Türk yılı yer yüzünün batısında 355 gün çekerken doğusunda 354 gün çekebilir. Bir başka deyimle, herhangi bir Türk yılı yer yüzünün batısında, Güneş yılı'nın farazâ 32nci gününde başlarken, doğusunda 33üncü gününde başlayabilir.
 
AY SÜRESİ:
 
Ay süresi, o ayı başlatan hilâli tâkîb eden ilk hilâlin görünümünde biter. Yeni hilâlin göründüğü ân, süren ayın son gününün ve son gündüzünün bittiği, yeni ayın ilk gününün ilk akşamının başladığı ândır.
Ay, Yer çevresini 29.5305845830903 günde dolaşır. Bu sebepten Türk ayları bâzen 29, bâzen de 30 gün çekerler.  
Hilâl, yer yüzünün her noktasından mutlakâ aynı gün görülemeyeceğinden herhangi bir Türk takvim ayı, yer yüzünün batısında 30 gün çekerken doğusunda 29 gün çekebilir. Bir başka deyimle, herhangi bir Türk takvim ayı yer yüzünün batısında, Güneş yılının farazâ 175inci gününde başlarken, doğusunda 176ncı gününde başlayabilir.
 
GÜN SÜRESİ:
 
Hilâlin göründüğü andan itibaren başlayan yeni ayın birinci günü, ertesi günün Güneş batımına kadar devâm eder. Güneş batımından i'tibâren ayın ikinci günü başlar ki o gün de ertesi günkü Güneş batımına kadar devâm eder ve bu böylece yeni ayın hilâli görününceye kadar sürer gider. Burada Güneş'in batması demek, deniz ufkuna göre Güneş'in tepe noktasının ufukta tamâmen kaybolması demektir.
 
        TÜRK YILLIĞI'NIN ÇALIŞMASI:
 
Türk yıllığında 12 yıllık bir süre içerisindeki her bir yıl bir hayvan adı ile anılır. Hayvanlar sırasıyla, SIÇAN, SIĞIR, BARS, TABŞAN, ULU, YILAN, YUNT, KOYUN, BİÇİN, TAĞUK, İT ve TONGUZ'dur.
12 yıllık sürenin birinci hayvanı sıçandır. 12 yıllık sürenin 12nci yılı olan tonguz yılı bittiğinde 12 yıllık yeni bir süre başlar ki bu sürenin de birinci yılı yine sıçan adını alır ve bu böylece sürer gider.
Türkler hayvan adlarıyla andıkları yıllarına sayı vermemişlerdir. Yıllara hem sayı ve hem de ayrıca ad vermek gereksizdir. Ancak sistemin mantıklı görünmesine rağmen, 12 yıl bir küme sayılmalı idi, bundan sonra sayılmalıdır. Bu kümelere de 1., 2.,...., 25., 26. v.b.g. sayılar verilmeli idi, bundan sonra verilmelidir.
Bu hesâba göre farazâ 1974 mîlâdî yılının özel hesaplama isteyen Ocak ve Şubat aylarının dışındaki bir ayının hangi Türk yılına karşılık geldiği şöyle bulunur:
(1974+2637=4611); Demek ki 1974 mîlâdî yılı, 4611inci Türk yılına karşılık gelmektedir.
(4611/12=384,25); Bölme sonucunun yüzdelikli çıkması sebebiyle, 384e 1 eklenir. Demek ki 4611inci Türk yılı, 385inci 12 yıllık kümeye âit bir yıldır.
4611inci Türk yılı, 385inci kümenin kaçıncı yılıdır ve adı nedir?
Bölme sonucunun yüzdelik sayısına bakılır: (384,25-384=0,25)… 0,25= 3üncü Türk yılıdır, adı Pars (Bars) yılıdır.
Yıl nasıl söylenmeli, nasıl yazılmalıdır?
385. PARS veyâ 4611. PARS olarak söylenmeli ve yazılmalıdır.
Yılın sayısını ve adını bulan yüzdelikler nelerdir? Hangi yüzdelik hangi yıl adına karşılık gelir?
0,08= 1. yıl= Sıçan; 0,17= 2. yıl= Sığır;  0,25= 3. yıl= Pars;    0,33= 4. yıl= Tabşan; 0,42= 5. yıl= Ulu;  0,50= 6. yıl= Yılan;
0,58= 7. yıl= Yunt;  0,67= 8. yıl= Koyun; 0,75= 9. yıl= Biçin; 0,83= 10. yıl= Tağuk; 0,92= 11. yıl = İt; 0,00= 12. yıl= Tonguz…
Çinliler, Türk’lerin yapmadıkları ya da yaptıkları hâlde bizlerce bilinmeyen bu kümelendirme işlemini, sözlü târîhlerine âit süreyi içine alan zamân dilimi için de yapmışlardır. 12 yılın oluşturduğu zamânı bir küme saymışlar, beş kümeyi de (yâni 60 yılı da) bir araya getirmek sûretiyle bir bağ meydana getirmişlerdir.
Çinliler kümeleme işine, iddiâlarına göre sözlü târîhlerinin başlangıcı olan M.Ö. ki 2637 yılından i’tibâren başlamışlardır.
Başka bir deyim ile Türk yıllığı, Çinli’lerce M.Ö.ki 2637 yılından başlatılarak, 12 yılı bir küme, 5 kümesi bir bağ yapılarak günümüze kadar kullanılmıştır.
 
TÜRK AYLARI'NIN ADLARI:
 
Türk Ayları sırası ile Birinçay, İkinçay, Üçünçay, Dörtünçay, Beşinçay, Altınçay, Yedinçay, Sekizinçay, Dokuzunçay, Onunçay, Onbirinçay, Onikinçay ve anılan yıl içine giren bir 13üncü ay var ise Onüçünçay diye adlandırılmalıdır. Bugüne kadar bulunmuş olan Türk Abaçalı yazılı taşların üzerlerinde "Birinçay" ve "Onüçünçay" adlı aylara rastlanmamıştır. Bilindiği gibi bu aylar kış aylarıdır. Muhtemelen bu aylarda, atalarımızın târîhe geçecek ehemmîyette bir faalîyet göstermeleri, belki de iklim şartlarının elverişsizlikleri sebebiyle mümkün olamamıştır.
Orkun yazıtlarından Köl Tigin bengü taşının kuzeydoğu yüzünün birinci dizisi şöyle başlamaktadır: “Köl Tigin Koyun yılının onyedisinde uçtu.”
Buradan anlaşılan şudur ki, yeni bir Türk yılının başladığı ay içindeki bir olayın târîhlendirilmesi için “--- yılının, birinci ayının, (meselâ) sekizinde” yerine “--- yılının sekizinde” demek de mümkündür. Yukarıdaki ifâdenin Yoluğ (Yolluğ) Tigin’in keskisinden çıkmış olması, bu şeklin de münâkaşasız kullanılabilirliğinin kanıtıdır.
Uygur Abaçası ile yazılmış, Uygur Vesîkaları'nda da "Birinçay" ve "Onüçünçay" adlı aylar yoktur. Bunlardan "Birinçay" yerine Farsça’dan geçmiş olabilecek "Ârâm", 13 aylı yılların 13üncü ayının adı için de muhtemelen Soğdça’dan alınmış olduğunu sandığımız "Çakşabut" kelimeleri vardır. Ancak kanaatimizce Türk takviminin tanzîminde bu tür keleçilerin kullanılmaları doğru bir tercîh değildir.
 
TÜRK GÜNLERİ'NiN ADLARI:
 
Türk’lerde ve Türk yıllığında günlerin adları yoktur. Günler, bir, iki, üç, ..........., yirmidokuz (aslı dokuzotuz), otuz veyâ birinde, ikisinde, üçünde, .........,  yirmidokuzunda (aslı dokuzotuzunda), otuzunda diye sıralanırlar.
 
TÜRK GÜNLERİ'NİN ÇAĞLARI: Türk'lerin bir günü çağ adıyla 12'ye böldükleri bilinmektedir. Zaten çağ, Türkçe ya da yarı Türkçe konuşan topluluklarda zaman, süre, vakit, devir, süreç, saat anlamlarına karşılıktır. Çingizli'ler bugün bile kol veyâ duvar saatine çağ demektedirler. Bizim "kilovat saat" dediğimiz elektrik ölçüsü, Çingizlice'de "kilovat çağ"dır.
Türk'lerin günü böldükleri 12 çağın bâzıları bugün de kullanılmaktadır. Zannımız odur ki bu çağların 4'ü günün gece süresinin, 8'i ise gündüz süresinin çağlarını bildirmektedir.  Ancak bu çağlara âit adlar bugün unutulmuş, kullanılanların ardındaki çağ sözcüğü de yerini Arab'ın vakt sözüne bırakmıştır. (Bk.: 2nci teklif)
 
 
Asya'nın Merkezi, Tıba Eli'nin başkenti Kızıl'ın ve Uluğ Kem Irmağı'nın güney yakasındadır.
AÇIKLAMALAR, TEKLİFLER:
* Türk takviminin başlama târîhinin tesbîti hesapları, Kızıl kentinin koordinatlarında, Güneş’in batış zamânına (yerel saat) göre yapılmıştır. Kızıl,    51º.42´.45 K. ; 94º.24´.26 D. koordinatlarındadır.  
1inci teklif: Tıba Özerk Cumhuriyeti’nin başkent’i Kızıl'ın, Tıba Türkleri’nce Asya kıt'asının merkezi olduğuna inanılmaktadır. Tıba’lıların bu inançlarına    hayranlık ve saygı duyuyor, Kızıl’ın, Türk takvimini kullanan topluluklarca bu takvimin başlama yeri olarak kabûl edilmesini teklîf ediyoruz.
2nci teklif: Türk'lerin günü böldükleri çağlar (saatler) için günümüzde kullandığımız saat ölçüsüne göre teklîfimiz şöyledir: Saat:
02:00 vakti için Uykortası çağı  1
04:00 vakti için Tan çağı  *
06:00 vakti için Kün çağı  *
08:00 vakti için Mün çağı  2
10:00 vakti için Kuşluk çağı  *
12:00 vakti için Öğle çağı  *
14:00 vakti için Birindi (Bir indi) çağı
16:00 vakti için İkindi (İki indi) çağı  *
18:00 vakti için Künbatımı çağı  *
20:00 vakti için Sağım çağı  
22:00 vakti için Yatsı (Yatası) çağ  *
24:00 vakti için Tünortası çağı
 
Bunlardan ardında * uyarısı bulunan 7 çağ, günümüzde değişik adlarla ve artlarına 'vakti' sözcüğünü alarak kullanılmaktadırlar. Bizim eklediklerimiz ise şunlardır: 1- Uykortası çağı: Uyku ortası, uykunun en derin olduğu çağ; 2- Mün çağı: Çorba çağı; 3- Birindi çağı: İkindi'den yakıştırma. Güneş'in üst yücelim noktasından batı yönüne 30º kadar indiği çağ; 4- Sağım çağı: Sağmalların sağım ve bakım çağı, 5- Tünortası çağı: Gece yarısına denk düşen çağ.        
  
alıntıdır
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

>>>TTK<<<
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 14 Kasım 2010, 19:08:41 »

Otağa girişinde paylaştığın konu gibi kalışın da umarım uzun olur kandaşım, Kurt inine Esenlik getirdiniz.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ilbilge_hatun
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 8



« Yanıtla #3 : 14 Kasım 2010, 19:10:11 »

Bu güzel dileğiniz için teşekkür ederim.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

>>>TTK<<<
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.061 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.007s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.