Türk Çocuklarının Yetiştirilmesi Üzerine-1
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 06 Aralık 2019, 07:05:59


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türk Çocuklarının Yetiştirilmesi Üzerine-1  (Okunma Sayısı 3911 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Tengiz
Ziyaretçi
« : 22 Ekim 2011, 21:13:32 »

Türk Çocuklarının Yetiştirilmesi Üzerine-1


 Bu düşün yazısında son dönemlerde Türkçü çevreler içinde oldukça sık sözü edilen ''Gelecek kuşaklar Türk yaşayışına uygun biçimde nasıl eğitileceklerdir?'' konusu üzerine değinilecektir. Yazının ilk bölümünde konu biraz daha kökten alınarak temel olarak bir çocuğun davranışlarını etkileyen olgular başlıklar altında toplanacaktır. Bunun ardından ortaya çıkan temel konu başlıkları ile Eski ve Genel Türk tarihi üzerinden yapılan çıkarımlardan elde edilen bilgiler karşılaştırılacaktır. Karşılaştırmanın temel güdüsü ise ortaya Türk kişisinin tarih boyunca edindiği yaşam görüşünü ve biçiminin, ilk adımda elde edilen kişiliği oluşturan öğeler üzerine oturtulması olacaktır.

 Tarihin tükenmek bilmez akışı içinde bir çok ulus ortaya çıkar, var olur, değişir ya da yok olur. Türk ulusu ise tarihin eski çağlarına uzanan kökleri ve ''yaşamda kalma'' yetenekleri ile bir çok yıkımın üstesinden gelerek kendi varlığını sibiryadan balkanalara uzanan geniş bir alanda bu günlere dek getirebilmiştir.
 Bu ''yaşam savaşı'' içinde de; doğanın kanunlarının işlediğince kendi varlığı da bir çok değişikliklerden geçmiştir. Ne yazık ki bu değişikliklerin çoğu da kendi öz değerlerinden uzaklaşma ve ''ödün verme'' şekline dönüşmüş, sonuçta ise özellikle Batı Türklerinde (Anadolu, Azerbaycan ve çevresi) önemli kültürel değişiklikler ve yıkımlar oluşmuştur.
 Tüm bu karamsar bakış açısına karşın Türk varlığına ve gücüne inanarak gönül veren ''Türk olma binincini'' benimsemiş Türk gençleri ve büyükleri, bir takım bilgilenme aşamalarından sonra sık sık ''İleri kuşakları Türklüğün öz değerlerine bağlı bir eksende nasıl yetiştirebiliriz'' sorusunu gündeme getirir olmuştur.
Ne yazıktır bu konu üzerine belirtilen görüşler ise birer ''dilek'' olmaktan öteye gidememektedirler.

 Öncelikle bu sorunun yanıtını vermenin güç bir iş olduğunu belirtmek gerekir. Çünkü insanoğlu (kişi oğlu) denilen varlık, oldukça karmaşık bir duygu ve düşünce yapısının iyesidir (sahibidir). Bu nedenle kişinin yetişmesi sırasında sayısız etken kişinin gelecekteki davranışlarına yön verir.
Bizler bu noktayı okuma yazması olmayan ana babaların bile geçmiş çağlarda ''yurduna yararlı'' iyi çocuk yetiştirmiş olmalarının yanı sıra günlük yaşamımızdaki örneklerini de göz önüne alarak, bilimsel verilerin çokluğunu ve içinden kolayca çıkılmazlığını göz önüne almayarak kendimizce bir takım kök çıkarımlar yapacağız.

 Bir kişinin yetişmesinde öncelikli etkenler olarak şunları sıralayabiliriz;

1)Soy yapısı (Genetik etkenler)
2)Çevre etkeni (Yetişme ortamı)
3)Aile kültürü (İçinde bulunduğu ailenin yapısı)
4)Özel durumlar (Biyolojik etkinlikler, toplumsal olaylar, ruhsal olaylar, iş-okul yaşamı, özel uğraşılar-özel yaşamda gelişen bir takım olaylar ve benzeri etkenler)
5)Doğa (Yaşanılan ortamın coğrafyasının etkileri)
6)Anlatılar ve Kültür Etkinlikleri (Din, Ulusal Gelenekler, Bayramlar, Kahramanlık Öyküleri-Destanlar, İnanışlar ve benzeri öğeler)
7)Bireysel Gelişim (Akademik eğitim, felsefi düşünce etkinlikleri)

Bu sıralamaları kısaca açıklamak gerekirse;

1-Soy Yapısı (Genetik etkenler)
Türk düşünürü Nihal Atsız, kişilerin genlerindeki değişikliklerin, onların erdemlerini ve görgülerini (ahlaki yapılarını) da değiştireceğini belirtmiştir. Günümüz bilim adamları da; bu görüşü destekler açıklamalarda bulunmuşlar ve kişiliğin oluşmasını sağlayan etkenler arasında %50 lik bölümü -genlerin işleyişine- bağlamışlardır. Kişi oğlunu ''kişi'' yapan en temel öğe onun -soyu ve genleri- olduğuna göre de bu sonuçlar bizi şaşırtmamalıdır. Ailesinden hiç kimsenin özelliklerini taşımadığını söyleyen birisinin varlığını da büyük çoğunluğumuz görmemiştir. Yaşamı boyunca dedesini tanımamış birisi, yürürken, otururken, sinirlenir ve el-kol hareketleri yaparken dedesinden geçen bir çok özelliği -kendisi kabullenemese de- taşıyıp gösterebilir. Aynı şekilde birbirinden ayrı yaşayan ikizlerde görüldüğü üzere kalıtımları tümüyle aynı olan tek yumurta ikizleri bir çok olaya aynı tepkileri verebilmektedirler. Sonuç olarak soy yapısı davranışları ve kişiliği etkileyen görmezden gelinemez bir yapı taşıdır.

2) Çevre Etkeni (Yetişme ortamı)
Adından da anlaşılacağı üzere bir kişinin yetişme ortamı onun kişiliğini etkileyen önemli öğelerden birisidir.
İkiye ayırılabilir;

a-Toplumsal Çevre
Yetişme ortamındaki çevre den sözü edilmek istenen, kişinin mahallesi, şehiri, içinde bulunduğu toplumsal sınıfıdır. Doğduğu günden beri argonun sıkça kullanıldığı bir mahallede yaşayan çocuktan, özel bir eğitim almadığı sürece kaba ve argo sözcüklerin duyulma olasılığı yüksektir.
Karşıtı düşünüldüğünde ağır başlı ve uysal kişilerin yaşadığı bir köyde, olağanüstü bir etki olmadığı sürece çok geçimsiz ve dövüşken kişilikli çocukların yetişmesini beklemek te doğru olmaz.

b)Fiziksel Çevre
Kişinin çevresindeki fiziksel olanaklardır. (Kütüphane, okullar, yaşamsal olanaklar) Bu olanaklara örnek verilecek olursa; Boş sürelerini en yakın kütüphaneye giderek ve internet cafe de oyun oynayarak geçiren iki değişik çocuk, fiziksel çevrelerinin onlara sunduğu olanakları kullandıkları alana göre bir ''kültürel çevre'' edinmektedirler.

3)Aile Kültürü (İçinde bulunduğu ailenin yapısı)İki kardeşin büyüdüklerinde kurdukları iki aile bile, kendi içlerinde değişik yaşam biçimleri barındırabilmektedir. Örneğin erkek kardeş kendi çocuklarına ılımlı bir şekilde yaklaşırken, kız kardeş kendi ailesinde biraz daha sert yöntemler uyguluyor olabilir. Aile içindeki düzen, kurallar, ve olaylar her ailenin kendisine özgü bir takım davranışları geliştirmesine yol açar. Yetişecek olan çocukta, doğal olarak bu yaşam biçiminden karşıt ya da uyumlu tepkiler vererek etkilenir.

4)Özel durumlar
Özel durumlar, kişinin yaşamına ve kişiliğine bir çok etki bırakırlar. Bu durumlara örnek olarak biyolojik etkinlikler, toplumsal olaylar, ruhsal olaylar, iş-okul yaşamı, özel uğraşılar-özel yaşamda gelişen bir takım olaylar ve benzeri etkenleri sayabiliriz.
 Açık örnek olarak; yaşamı boyunca yalan söylemekten kaçınan birisi, geçirdiği bir beyin rahatsızlığından sonra sürekli yalan söylemeye başlayabilir. Bir savaş yaşamış ve ona katılmış bir gencin yaşamının ileriki yıllarında bu savaş sırasında yaşadığı olaylardan ötürü kişiliğinde bir takım değişiklikler olabilir.
Kişilerin yaptıkları özel uğraşılar (hobiler, etkinlikler) da onların yetişmelerinde önemli etkendirler.

5)Doğa (Yapay Olmayan Doğanın Etkileri)
 Kişilerin ve toplumların yaşam biçimini özellikle eski çağlarda en çok etkileyen öğelerin başını iklim ve doğa biçimleri etkiliyordu.
Çöller, denizler, tarıma elverişli bölgeler, dağlar, bozkırlar, doğada yaşayan canlılar, kişiyi yaşam biçiminde bir takım değişiklikler yapmaya ve yeni davranışlar edinmeye itiyordu. Yıldırımlar, yanardağlar, yüksek dağlar ve bir takım yaratıklar ise kutsal varlıklar olarak görülüp yaşamlar onların duygularda yarattığı etkilere göre biçimlenip ortaya çıkıyordu.
 Çocuğun da su götürmez olarak etkilendiği doğa, onun kişiliğinin gelişiminde önemli etkenlerdendir. Çocukların duygularının, ilkel insan duyguları ile örtüştüğünü de düşünürsek, ''Yapay olmayan doğa'' onlar için etkileyici ve önemlidir.

6)Anlatılar Ve Kültür Etkinlikleri
Bu başlığı da ikiye ayırabiliriz;

a)Anlatılar
 Ege bölgesi Türkmenlerinden neden çokça zeybek ve efe çıktığı sorusunu o bölgenin yaşamını anlatan kaynaklar ''Çocukların doğduğu günden büyüyüp koca adam olduğu güne kadar sürekli eski yiğitlerin kahramanlık öykülerini dinlemelerine'' bağlarlar. Şüphesiz Türkmenler-Yörükler soylarından ve geleneklerinden gelen savaşçılık  yeteneklerinin iyesidirler (sahibidirler). Ancak buradaki ''anlatıların-öykülerin'' etkisi de oldukça önemlidir.
Çocukların küçükken duydukları masallar, yaşam öyküleri, destanlar, ve benzeri anlatılar onların gözünde ''ulaşılması gereken'' kavramlar yaratıp ilerideki kişiliklerini etkileyecek davranışlara yönlendirirler. Gün boyu ünlü bir çizgi diziyi izleyip kendini ''uçmak için'' camdan atan çocuk örneğine bakacak olursak, çocukların etki altında kaldıkları öykülerin kişiliklerini ve düşlerini nasıl biçimlendirdiğini görebiliriz.

b)Kültür (Yaşam Biçimi Etkinlikleri)
 Adından da anlaşılacağı üzere ulus, din, gelenek, görenek, batıl inanışlar, toplumun ortak günlük davranışları alanlarında yer alan ''sürekli yinelenen'' kutlamalar, bayramlar, davranışlar eylemler çocuğun kişiliğini etkiler.

7) Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim, kişinin kendi çabası ile ''bilinçli olarak''  dışarıdan doğrudan gelmeyen etkenlerle kişiliğine yön verebilmesidir. Bu eylemi okuyarak, okullara giderek, kendi düşünce düzenini oluşturarak ve diğer kişilerle tartışarak oluşturabilir. Özellikle çocukluktan sonra gelen gençlik döneminde bu türlü uğraşılar yoğunlaşır ve kişiliğin biçimlenmesini etkiler.

Tengiz-21 Ekim 2011 (TAVŞAN YILI)
1.BÖLÜM SONU
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kamtar
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 37


« Yanıtla #1 : 30 Ekim 2011, 20:30:40 »

Günümüzde ne yazık ki Türk çocukları el bebek gül bebek yetiştiriliyorlar.Bildiğim kadarıyla eski Türklerde çocuğun aklı ermeye başladığı yaştan itibaren çocuğa ok atmak, binicilik vb. şeyler öğretilirmiş ki çocuk savaşçı yapıda büyüsün, kendini her türlü zor durumda savunabilsin.Oysa günümüzde Türk çocukları rahata alışık ve özgüvensiz büyüyor, sokakta bile it kopuğa karşı kendini savunamayacak hale geliyor.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Altay Kağan
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 291


« Yanıtla #2 : 30 Ekim 2011, 20:47:41 »

Büyük deneyim (tecrübeli) Türkçüler, kendi evlerinde özel olarak, Türk çocuklara ve Türk gençlere, haftada en az iki kün, Türkçülük öğretimi önersinler. Evlerinde bir sınıf odası oluştursunlar, bu odada bir kara tahtası ve bilgisayarlar bulundursunlar. Bunun yanında, hafta da en az bir kün Türk spor öğretimi önersinler; okçuluk, güreş, at binmek gibi.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 5.086


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #3 : 23 Haziran 2015, 13:41:36 »

Türk cocukları, bu sıralar ya batının camurunda boğuluyor veyahut arap milliyetciliğiyle uyutuluyor.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Açina Tomris
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 167



« Yanıtla #4 : 24 Haziran 2015, 15:13:43 »

Hiç bir eğitim almadan araştırarak da bilinçli oluna bilir. Kural basit, eğer aklın varsa Türkçü olursun. Ben babamdan gizli gizli Türkçülüğün Esasları kitabını okuduğumu bilirim. Türkçü bir ailede yetişsem daha iyi olurdu fakat Türkçü olmak için akıllı olmak yeter.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Bir gün sabrın tükenir silahını kapınca, haykırarak çıkarsın yurdunun dağlarına.
-ATSIZ.
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #5 : 24 Haziran 2015, 15:52:19 »

Türkçülük akıldan önce kan meselesidir, sizin asil kanınız bu kutsal davaya sizi çekmiş. Yoksa ben pomak, çerkez olupda Türkçülük yapmaya kalkanlarıda gördüm, onlara ne demeli. Türkçülük kan meselesi.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.061 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.026s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.