TANRI deme günahtır!!!
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 15 Ekim 2019, 05:36:46


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: TANRI deme günahtır!!!  (Okunma Sayısı 4045 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
TEKE
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 143



« : 17 Nisan 2010, 23:42:12 »

Mesele inanç oldu mu, herkes bilgiç kesilir! Bir bakmışsınız kul hakkı yiyen, çalan-çırpan herif saf, temiz, masum kesilerek size dinî ithamlar vermeye kalkışmış. Sanki dinde varmış gibi bir de kendini ilah yerine koyarak adeta emirler yağdırır olmuş. Eminim ki siz de birçok yerde rastgelmişsinizdir, dinî konularda yaşanan bu tür tartışmalara...

Günümüzde en çok yaşanan bu tür tartışmalardan biri Yaratan’ın adı hakkındadır. Özellikle Allah-Tanrı kavram kargaşası oluşturulmak için sanki özel bir çaba harcanır! Nedense Tanrı demenin günah olduğu lanse edilir. Hem de bir o kadar da saçmadır, bunu savunmaya çalışırlarken kullandıkları şeyler. Bu herifler, ilk olarak, Yaratan’a sadece Kur’an’da geçen isimlerden birini kullanabileceğini söyler. Bunu söylerken de, Kur’an’da yer almayan Hûda gibi ifadeleri kullanmaktan çekinmezler. Diğer bir şey de Tanrı’nın Türkçe olması mevzusudur. Tanrı, Kur’an’da geçmez, bu yüzden kullanılması uygun değildir, günahtır derler. Arapça olarak indirilen bir kitapta, Türkçe kelime geçmesini beklerler. Bu iddaaları maddeleyip, birer birer öylesine çürütelim ki;
1 - Tañrı adı Türkleriñ eski dini olan Kökteñri inancından gelen bir addır, bu nedenle kullanılması uygun olmaz.
2 - Tañrı adı, 99 Güzel Ad (Esmâ’ûl Hûsnâ) içinde olmadığından kullanılması uygun olmaz.
3 - Tañrı adı “İlâh” karşılığıdır, çünkü dişil biçimi Tanrıça sözcüğü vardır…

Bu iddialara yanıt verelim;

1 - Tañrı adınıñ eskin (arkaik) biçimi Teñri‘dir, bu ad bugün tüm Türk Dilleriñde söyleyiş (telâffuz) farklılıklarıyla bulunmaktadır, Oğuz Öbeği Türk dillerinden; Azerice Tanrı, Türkmence Tañrı, Gagauzca (Gök Oğuzca) Tanrı, Kıpçak Öbeğinden Kırgızca Téñgir, Hakasça Téñir, Tıvaca Deer, Sahaca (Yakutça) Tangara… Tañrı adınıñ, Kökteñri inancından geldiği için kullanılması câiz değil ise, Zerdüştlük inancından gelen Farsça sözcükleri kullanmak nasıl câiz olmaktadır?Bu bakış açısıyla değerlendirirsek, Mazdaizm’den gelen şu sözcükleri de kullanmak câiz olmamalı; Hüdâ, Abdest, Namaz, Oruç, Peygamber…

2 - Tañrı adı Türkçe olduğu için Güzel Adlar arasında olmaması olağandır, Hüdâ ve Yezdan adlarının da olmaması gibi, Öte yandan Mevlâ ve Rab da Arapça olmasına karşın Güzel Adlar arasında değildir.

3 - Tañrı adı, bütün eski yazıtlarda, her zaman “tekil” olarak kullanılmıştır, hiçbir yerde “Teñriler” gibi “çoğul” bir kullanım yoktur.Oysa Hudâ adınıñ Eski Farsça kaynaklarda Hudâyân “Hüdâlar” biçiminde çoğul kullanıldığı olmuştur.

Öte yandan, Türkçe’de, hiçbir Altay dilinde (ve Ural dillerinde) olmadığı gibi ism-i müennes / feminen / dişil ad yoktur, Türkçe’niñ yapısı gereği zaten Teñri’niñ dişili olamaz. Peki bu Tanrıça kelimesi nereden gelmiştir? Sözcüğüñ en eski örneği olarak “1955” tarihi verilmiş, yâni 1955′te “uydurulmuş” bir sözcüktür “Tanrıça”.Doğal olarak eski yazıtlarıñ hiçbirinde böyle bir sözcük bulunmamaktadır.Slav dillerinde “dişil eki” +içe‘dir; Sırpça kral > kraliçe, patron > patroniçe, Rusça çar > çariçe …

Görüldüğü gibi, ekin özgün hâli +içe iken > +ça‘ya dönüştürülerek, tam bir “uydurma” örneğiyle ortaya Tanrıça sözcüğü çıkarılmıştır.Özetleyecek olursak, Tanrıça, Tanrılar, Tanrıçalar gibi kullanımlar yañlıştır, bu sözcüklerin yerine, Türkçeleri olmadığı için mecbûren ilâh, ilâhlar, ilâhe, ilâheler sözcüklerini kullanmalıyız.”Yunan ilâhları, Yunan ilâheleri” gibi…

Ayrıca bu herifler, şu sureyi de bilmezler;
“ De ki: “İster Allah diye çağırın, ister acıyıcı diye çağırın, ne diye çağırırsanız çağırın en güzel adlar Allah’ınkilerdir.” (İsra, 110)

Hâlâ Allah’a, Yaratan’a, Tanrı denilemeyeceğini iddia eden varsa ne diyeyim.

Allah, akıl-fikir versin.

Ömer Akyıl


Gerçekten Ömer Akyıl adlı kandaşımızı kutlarım, ancak böyle anlatılırdı arap sevdası.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Börü Kağan
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 507


Ben, Selim Pusat!..


« Yanıtla #1 : 18 Nisan 2010, 22:55:12 »

Bilgisayara kaydedilesi bir yazı olmuş gerçekten. Paylaştığın için teşekkür ederim kandaşım.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın,

Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,

Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;

Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 19 Nisan 2010, 00:22:56 »

Ya bacım biz bunların nasıl oruspuluk yaptıklarına da şahitiz, bunlar onların el gördülük hareketleri, onlarda namus nanay. Ben şahitim.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Settar Han
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 28


« Yanıtla #3 : 19 Nisan 2010, 10:38:56 »

Asker`de yemek duasın`da "TANRI" kelimesi geçtiği için yemek duasın`da sürekli sorun oluyordu.Pek çok asker Tanrı demek istemiyordu.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
KANIKEY
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 19 Nisan 2010, 11:46:42 »

Tanrı= Tan Ağaru, yani tanın ağarması yani güneş, eğer bu maksatla güneş putlaştırılıyorsa gerçekten yaratıcı fikri; güneşin de ''bir madde olduğundan yola çıkarsak'' üstünde bir güçtür. Asla yaratana Tanrı demek doğru olmaz ama neyi ne maksatla dediğimiz de önemli.. Benimde aklıma takılan konulardan biridir bu Tanrı kavramı, bir çok zaman ezberden konuşuyoruz gibi geliyor ne bileyim örtüşmeyen şeyler var teklik bilinci gibi... Tanrı tek ama atalarımız yere göğe suya savaşa her birine temsili bir güç tayin etmiş; Ülgen, erlik, ayizıt, umay vs vs....e PEKİ BUNLARIN EN BAŞINI KİM çekiyor? Tanrı demek günah allah mı diyelim he bu evrensel bir olgudur her yerde allah denecek diye ve bu allah tabirinin arapça olmadığını idda eden ıspatlayan biri çıkanaca ben yaratan demeyi tercih ediyorum..
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
TEKE
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 143



« Yanıtla #5 : 19 Nisan 2010, 12:30:42 »

Tanrı = Tan ağaru falan değildir kandaşım. Atalarımızın tek ve ulu yaratıcıya Tengri dediklerini biliyorsunuz, işte Tengri'nin günümüz Türkçesindeki halidir, ben ya TANRI ya TENGRİ derim yaradana. Atalarım gibi ve kendi dilimde. İslamiyette de yasaklanmadığına eminim: “ De ki: “İster Allah diye çağırın, ister acıyıcı diye çağırın, ne diye çağırırsanız çağırın en güzel adlar Allah’ınkilerdir.” (İsra, 110)
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

KANIKEY
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : 19 Nisan 2010, 12:44:16 »

Deli Teke, Tengri, Tengir, Tanrı, Tan Ağaru Türklerin kullandıkları isimlerdir..Neyin ne olduğunu  kesin anlamda araştırmadan yazmayın, atalarımızda güneş kültlerine karşı yoğun bir yönelim vardır, zaten yazıda da belirttim, muallakta bir konu var ve aydınlatmakta iki üç kelime ile kurulmuş cümlelerle olmaz. Tan ağarmasından türetilmiş bir kelime sence başka neyi ifade eder?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
KANIKEY
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : 19 Nisan 2010, 12:47:12 »

İsterseniz, Mugni, Cemil, Vedut, Alim, Mürid, Kadir diye doksandokuz ismini sayalım ne dersin Deli Teke!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
TEKE
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 143



« Yanıtla #8 : 19 Nisan 2010, 15:22:05 »

Tengri: (Eski Türkçe): Eski Türkçe kaynaklarda yaratıcı için kullanılıyor, Tanrı anlamına geliyor. Aynı sözcük, bugünkü anlamı ile Tanrı diye kullanılıyor.

Tengri tek bir yaratıcıdır ve O'nun yardımcısı, eşi ya da kocası yoktur. O tektir. (Dikkat edin aynen Kuran'ın bahsettiği yaratıcı)

Orta Asya'nın uçsuz bucaksız bozkırlarında yaşayan atalarımızın dini, Gök Tanrı = Kök Tengri inancıdır. Eski Türkçe'de Tanrı sözcüğü Tengri biçiminde söylenirdi (ayrıca Tengri kelimesi, gök anlamına da gelirdi). Eskiden Kök olarak söylenen gök sözcüğünün ise Eski Türkçe'de üç anlamı vardı: Biri bugünkü kullandığımız anlamı ile gök, gökyüzü; biri, yine bugünkü kullandığımız anlamı ile mavi renk; biri de, bugün kullanmadığımız anlamı ile ulu, yüce, kutsal. İşte Kök Tengri/Gök Tanrı deyiminde geçen kök/gök sözünün taşıdığı anlam ulu, yüce, kutsal'dır. Buna bağlı olarak da, Kök Tengri/Gök Tanrı deyimi Ulu Tanrı, Yüce Tanrı anlamlarına gelir. Söz konusu olan tek bir yaratıcı Tanrı ve bu tek Tanrı'ya yapılan saygı dolu bir sesleniştir.

Zaten Eski Türklerin kendi öz inançları, tek ilahlılığa dayanır. Tarihin hiçbir döneminde Türklerin öz dininde birden çok Tanrı olmamıştır. Bugüne değin yapılan arkeolojik araştırmalar da bunu desteklemektedir. Eski Türklerden kalan arkeolojik buluntularda ilah yontularına ve putlara rastlanmamıştır. Tabii ki, din değiştirip de başka dinlere geçen ve Eski Türklerin milli dini olan Gök Tanrı dininden ayrılanlardan kalan put ve ilah yontuları konu dışıdır. Çünkü bu ürünler, Gök Tanrı dininin kapsamı dışında oluşturulmuş nesnelerdir. Putçulukta putların, temsil ettikleri varlıkların manevi gücü ile dolu olduklarına inanılır; ama, Eski Türklerde manevi gücün biricik kaynağı Tanrı'dır. Eski Türkler, tüm evreni içeren tek ve ulu yaratıcı Gök Tanrı'nın yontusunu hiçbir zaman yapmamışlardır. Onun aynen İslamiyetin bahsettiği yaratıcı gibi tek ve heryerde olduğunu savunurlar.

Konuya dilbilim açısından bakarsak da aynı sonuca ulaşırız. Eski Türklerden kalmış yazılı eserlerde, Tengri/Tanrı kelimesinin çoğul ekinin getirilmeden hep tekil biçimde kullanıldığı görülür. Çünkü, Eski Türk düşüncesinde Tanrı tektir ve birden çok Tanrı düşünülemez; buna bağlı olarak da Tanrı'lar/Tengri'ler kelimeleri Türk kültüründe yer almamıştır.

Konuya tarihi ve yaşanmış bir kanıt olarak İbn-i Fadlan'ın anlattıkları gösterilebilir. İbn-i Fadlan 10. yüzyılda Oğuz Türklerini halifenin elçisi sıfatıyla ziyaret eder. Daha o zaman Türkler Müslüman değildir. İbn-i Fadlan'ın anlattığına göre, o çağlarda Türkler haksızlığa uğradıklarında ya da bir zorlukla karşılaştıklarında başlarını yukarı kaldırıp Bir Tengri demektedirler. İlginçtir ki aynı gelenek bugün de sürmektedir. Bugün de Türkler haksızlığa uğradıklarında benzer biçimde, "Yukarıda Allah Var" derler. Ayrıca Ebu Dülef'de (10. yüzyıl) Oğuzlarda put bulunmadığını kaydetmektedir. 13. yüzyıl Uygur Türkleri de Tanrı'nın, insan ya da başka herhangi bir varlık biçiminde tasvir edilemeyeceğini söylemekte idiler. Bunlardan dolayı, Eski ve milli Türk inancında putçuluk yer almamış, putları korumaya yönelik tapınaklar da yapılmamıştır.

Ünlü Arap gezgin İbn Fadlan’ın naklettiğine göre o sıralarda İslam’a henüz girmiş olan Oğuz Türkleri herhangi bir zorluk ile karşılaştıklarında bakışlarını gökyüzüne yöneltip “Bir Tengri.” derlermiş. Başta Kaşgarlı Mahmud olmak üzere İslami dönemin tüm yazarları Allah kasdıyla “Tengri” ismini kullandıkları gibi bütün kaynaklarda her işe; söze kutlu bir nitelik kazandırmak kasdıyla ilk önce “Ulu Tengri’nin adı” anıldıktan sonra başlanması gerektiğini bildirmişlerdir.

Türk tasavvuf tarihinin öncü ismi Ahmed Yesevi de Divan-ı Hikmet adı ile biraraya getirilen "hikmet" adlı şiirlerinin 12'sinde bu kelimeyi asli şekliyle " Tengri" olarak kullanmaktadır.

Anadolu tasavvufunun en önemli isimilerinden Yunus Emre ( XIII.yy.) ve Niyazi Mısri de şiirlerinde "Tengri" anlamındaki "Tanrı" ve eşdeğeri olarak "Çalab" kelimesini kullanmışlardır.

Oğuzların İslamiyete daha henüz yeni geçtikleri dönemden kalma Dede Korkut Kitabında, Allah'ın adı hatta sık sık "Tengri" olarak verilmiştir.

Müslüman olan atalarımız bile araplaşmadan önce Tengri demişlerdir, Kuran ne diyor; yaratıcı tektir, uludur. İslamiyet açısından hiçbir sakınca olmadığını düşünüyorum. Her zaman Tengri diyeceğim yaradana. Dedem gibi, Oğuz Kağan gibi, Kültigin gibi. Dinim değiştiyse törem değişmedi!!!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.048 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.009s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.