Sistematik
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 09 Nisan 2020, 06:09:07


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sistematik  (Okunma Sayısı 1930 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Erlik Adana
Ziyaretçi
« : 13 Temmuz 2011, 22:54:34 »

Son günlerin popüler siyasi sloganı ‘değişim’. Peki, nedir bu değişim? Herkes değişmek mi istiyor da, siyaset bu slogan üzerinden politika geliştiriliyor? Bir düşünün, ticari başkent İstanbul, siyasi başkent Ankara yakıştırmaları dahi yapılıyor! Aslında kast edilen şey tam olarak nedir?
Hep böyle başlamadı mı? Önce slogan olarak duyduklarımız gazetelerin köşelerinde küçük puntolarla yer alan haberler yanı sıra reklam spotlarında kullanılarak önce bilinçaltlarımız hazırlandı. Şeffaf yönetim anlayışını takiben, sivil toplum arayışlarını tartışıyoruz adı altında tez, anti tez savunucusu konumunda tartışan konuklar eli ile bir ileri safhaya taşınan bu ülkede 36 ayrı etnik unsur yaşamaktadır kandırmasının asıl hedefi olan.‘’Kürt-Türk’’yakıştırmalarının, ‘’Kürt siyaseti’’ olgusu haline geldiğine şahit olduk. Daha sonra meclis gündemine gelerek yasallaşan birçok yapısallaştırılan toplum mühendisliği örneği kanunlar vs… Oysa Örümcekler Kayzerlerin sarayına perde örerken baykuşların afrasiab kulelerinde nöbet tutması gerektiği bilincinin unutturulması amaçlanmaktaydı…[1]Hatta bu bilincin unutturularak, Kayzerlerin, Afrasiab kulelerindekilere neden nöbet tutuyorsun, elini ver bana, sev kardeşim, ye, iç, gül, oyna diyor…
Aslında tüm bunlar da zaten ‘’demokrasi’’nin gereği hatta ileri demokrasidir diyerek yazılı, görsel medyalara servis edilen psikolojik harekât operasyonları olarak bilinçaltımıza gönderilen sloganlar yardımı ile olduğunu fark etmeden değiştik ve hazmettik!
Birçok meselenin aynı yol ve yöntemle bizlere kabul ettirildiği gerçeğinden hareketle, Türk milliyetçiliğinin bölücü, ayırıcı, ırkçı değil bütünleştirici toplayıcı birleştirici bir anlayışa sahip olduğu yerine tam tersi bir anlayışın hakim olduğunu hâkim kılmaya çalışanlarca nasıl farklılaştırılmaya çalışıldığını da gördük. Emperyalizmin hizmetinde olanların, Türk Milliyetçileri’ne karşı kurdukları komplolar ile algısını dönüştürüp değişime zorladığına örnek olarak;emperyalizmin hizmetinde olan bölücüler ile Türk Milliyetçilerini aynileştirme çabası, yabancıların Türk’ü sömürmesine razı olmayacağını bildiklerinden Türklerin ülkede kendilerini farklı kimlikle tanımlayanları sömürdüğü iddiasını dahi demokrasi kılıfıyla ambalajlayıp satmaları, Türk’ün Türkü sömürmesine de razı olmadığından  bir haber olanlar için çok çabuk kandıkları bir yalan olarak öne çıkmasına engel olunamadı. Dün sokaklarda ‘’leş yiyicisi’’, ülkemizden toprak talep eden,  Türk milletini bölmek isteyen 40.000 insanımızın katili, düşmanlarımızın işbirlikçisi A.֒nın Türk ceza evinde tutuklu olmasına ve ömür boyu orada kalacağı hakkında kesin bir kararın varlığına rağmen; siyasi tezleri yazılı ve görsel basında tartışılabiliyor. Türk Milliyetçileri’nin tezleri  Apo’nun tezleri’nin anti-teziymişçesine aynı seviyede karşılaştırmalı Türk Milliyetçisi kimlikli kişilerin karşısında Kürt milliyetçisi kimlikli kişiler oturtularak  tartıştırılıyor ve halen tartıştırılmaya devam ediyor.1984’den bu tarafa yaşayarak öğrendiğimiz düşüncelerimizin değiştirilmesi için yoğun bir bilgi bombardımanına tutulduk.Yadsınamaz bir gerçek olarak bu bilgi bombardımanın üretimi olan kazanımlar bölücü siyasetin kazanım hanesine artı değer olarak yazıldı.Dediler ki;’’(…)Biz Türkleri ideolojik olarak yendik…’’Öyle ya ne yaptığınız değil nasıl algılandığınız çok daha önemlidir.İmaj her şeydir,susuzluk ise hiçbir şey!
Yeni bir gelecek adına değişimin şart olduğu sloganlaşırken siyaset tarafından dayatılıyor.Ancak ne kadar gereklidir,gerekliliğinin mazereti nedir,ne kadar ve ne için olmalıdır soruları yine değişimi talep edenlerce ifade ediliyor. Bilinçaltımıza enjekte ediliyor. Örnek; ‘’Yeni Türkiye Cumhuriyeti.’’ Ünlü CİA ajanı Graham Fuller’ın ortaya attığı bu kavram, içi yine kendisi tarafından doldurulan bir kitabının da konusudur. Bu gün ülkemizde bu başlığı slogan olarak kullanan bir gazete dahi var. (Star)Hatta bunu her konuşmasında ifade eden hükümet yetkilileri ve başbakan, tesadüfmüdür hükümet’in söyledikleri ile Graham Fuller’ın yazdıklarının uyuşması? Hatta AKP kurulmazdan evvel Türkiye tarihini yeniden ele alarak yazan Turgut Özal ile Graham Fuller’ın bakışı açılarının örtüşmesi! Diğer taraftan Genelkurmay başkanının ifadesi ile ‘’yeni bir tarih anlayışı dayatılıyor’’ demesi…
Bir gün Türkiye’nin başkent neresi olsun meselenin meclis gündemine gelip tartışılacağını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Mecliste gündeme gelecek olan Anayasa değişikliği olacaktır.  Değişecek anaysa ‘’yeni Türkiye’nin’’ kuruluşunu tescil edeceğini bilmek müneccim olmayı gerektirmiyor. İşte bu sürecin sonunda İstanbul başkent, Ankara ise bu fikri savunanların aynı Libya’da direniş gösterenlerin başkenti’nin statüsünde algılanacağı günlere doğru psikolojik operasyonlar sürgit devam edeceğini bu günden görmek çok da fazla uzman olmayı gerektirmiyor… Ancak edindiğimiz tecrübeler ışığında, tartışma şöyle başlayabilir; Ticari başkent, yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti olmalıdır. Çünkü tarihsel varlığımızın ve değişimin sembolü İstanbul dur. Ekonomik bağımsızlığımızı İstanbul sağlıyor ve İslam Dünyası’nın İstanbul’a bakışı Ankara ya göre daha pozitif çünkü İstanbul Osmanlıyı, İslam’ın birliğini temsil ediyor ve artık Osmanlıyı yeniden kurmak vaktidir. Ayrıca Ankara, İstanbul’un yanında çok taşralı kalıyor. O zaman gelin İstanbul’u yeniden başkent yapalım. Ancak gerçek elbette söylenilenin ötesinde söylenilenlerin örtüsü altında ilan edilen olmayacaktır…
 İstanbul, gevşek devlet modeli olarak tarif edilen Ortadoğu konfederasyonun ticari başkenti olacaktır çünkü ‘’Dünya Ticaret Oligarşisi’’dünya ticaret yollarının bağlantısı ve kesişme yeri olan İstanbul’da 2000 yıldır örgütlüdür. Tarih bize bu konuda ışık tutabilir.Tarihi İpek yolu ve değişen dünya konjöktürü gereği emperyalizmin faaliyet alanı İpek yolu ile doğru oratılı bir hat üzerinde meydana gelmektedir…
Her değişimin bir oluşuma ihtiyacı olduğu gerçeğinden hareket edersek, oluşanın ne olduğunun farkında olarak, oluşumu binlerce yıl almış olan Dünya Ticaret Oligarşisi’ni tarihsel arka planıyla birlikte ilişkileri, yerelde geliştirdiği kopuntularını anlamamız gerekir. Bu bağlamda dünya’yı saran değişim rüzgârlarının üzerinde yaşadığımız Türkiye coğrafyasında yaşayan insanlar olarak biz Türkler daha başka neler yaşayacağız?
Bu soruya cevap verebilmek için öncelikle geçmişin farklı bakış açılarından da irdelenmesi ve bütünsel bir resmin ortaya çıkartılması gerekiyor. Bu resim üç aşağı beş yukarı ancak esas itibarıyla bizi tarihin içinde yaşanmışlıkların esrarını ve günümüze kadar neleri taşıyabildiğiyle doğru orantılıdır.
Türkiye coğrafyasında yaşayan insanların kurduğu medeniyetler ve tarihin yanında, tarihte Türkler tarafından kurulan devletlerin devamı niteliğinde olan Osmanlı imparatorluğunun uzun yaşam süresi ve bu topraklarda ki yaşamsal olarak dayandığı erkin yalnızca savaşlarda kazanılan zaferlerle olduğu düşünülür ve övünülür. Oysa Osmanlı imparatorluğu kadar güçlü bir imparatorluğu bu topraklarda kuran Roma imparatorluğun un’da Osmanlı İmparatorluğu öncesinde Anadolu topraklarının Türkiye coğrafyası olarak isim almasına sebep olmuş Selçuklunun gerçek güç kaynağının da kadim ticaret oligarşisidir.
İnsanlar tarihi yapanların tarihini değil, tarihi yazanların tarihi öğretilir ve okutulursa sonuç bu gün değişmeye hazır bir toplumdur! Bizlere anlatılan tarih mutlaka bir belgeye dayandırılır. Ancak yaşanılanla, yazılan çoğu zaman bir birini tutmamaktadır.
Vel hâsıl-ı kelam bu dünya’nın egemenliği adına verilen mücadelelerin temelini din, ekonomi, siyaset ilişkilerinin toplamının sonucu belirlemiştir ve bu günde böyle oluyor…

[1] Fatih Sultan Mehmet’in Meşhur sözü; İstanbul’un fethinden sonra Zagonos paşaya Bizans sarayını gezerken söylemiştir…
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.043 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.008s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.