ŞAMANİZMİN ORTA ASYA DİNLERİ (TENGRİZM) İLE İLİŞKİSİ
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 29 Mart 2020, 08:04:43


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: ŞAMANİZMİN ORTA ASYA DİNLERİ (TENGRİZM) İLE İLİŞKİSİ  (Okunma Sayısı 3660 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
AY_hanım
Ziyaretçi
« : 30 Haziran 2010, 22:13:03 »

Bu çalışma, Şamanizm’in eski Türk dinî hayatındaki yerini incelemektedir. Şaman ve Şamanizm kavramları üzerinde durularak Orta Asya, Sibirya ve Kuzey topluluklarındaki yerine değinilmektedir. Orta Asya Türk bölgelerinde şamanın rolünün belirli işlevlerle sınırlı kaldığı ve dinî hayatın tamamını kapsamadığı sonucuna varılmaktadır.(*)

XX.yüzyılın başından beri dinî tarihte en çok kullanılmaya başlanan kelimelerden biri de Şaman kelimesi olmuştur. Özellikle bunu bir çok etnolog alışkanlık haline getirmiştir. Hekim-Adam (Medicine-man), büyücü sihirbaz gibi terimleri, büyü ve dinî prestijlerle mücehhez fertleri belirtmek için bu kelimeyi etnologlar sık sık kullanmışlardır. Aynı terminoloji, ileri milletlerin dinî tarihini incelerken de kullanılmış ve bunun için de bir Hind, İran, Alman, Çin ve hatta Bâbil Şamanizmi’nden bahsedilmiştir.1 Bu da, bu dinlerde varlığı kabul edilen ilkel unsurlara dayanılarak yapılmıştır. Şüphesiz olaya böyle karışık bakış, Şamanizm fenomeninin anlaşılmasına zarar vermiştir2.
Çünkü Şaman kelimesi ile sadece, sihirbaz, büyücü, hekim-adam veya vecdli adam ifade edilmek isteniyorsa; bu gibi vasıflara sahip kişileri, dinî tarih boyunca, her yerde görmek mümkündür. O zaman, Şaman kelimesi ile çok karmaşık ve oldukça da müphem bir yere ulaşmış oluruz ki bu da bizi bir sonuca götürmez. Zira, “büyücü” veya “sihirbaz” kelimelerini, “büyü” veya “ilkel mistik” mefhumlarını açıklamak için kullanmaktayız.
Bunun için Şaman ve Şamanizm kelimelerinin kullanım alanında bir sınırlandırma koymamız gerekecektir. Belki böylece, bu konudaki çift anlamlardan sakınmak mümkün olabilecek; büyü ve büyücülüğü daha da açık hâle getirebileceğiz. Çünkü Şaman, aynı zamanda bir büyücü ve bir hekim-adamdır. O bütün doktorlar gibi tedavi edici, Hind fakirleri gibi mucizeler icra edici olarak kabul edilmektedir. Yine Şaman, ilkel veya modern sihirbazlar gibi düşünülmektedir. Fakat diğer yandan o ruhları gönderici (psychopompe), bir rahip, bir mistik ve bir şairdir. Buna rağmen Arkaik cemiyetlerin dinî-sihirsel hayatının karşılığı içinde ve monoton kitlelerde Şamanizm, özel bir yapı sunmaktadır.
Şamanizm adını Orta-Asya ve Sibirya dinî fenomenine ancak dar anlamda verebiliriz. Şaman kelimesinin kökü üzerinde uzun tartışmalar yapılmıştır. İttifak olmasa da Şaman kelimesinin Tunguzca Shaman kelimesinden geldiği kabul edilmiştir3. Orta ve Kuzey Asya’nın diğer dillerinde de buna uygun kelimeler kullanılmıştır. Yakutlarda oyun, Moğollarda büğü,böğö, böğe, böö(buge, bü)4 ve Kırgızlar, Özbekler ve Kazaklar baksi (bakhsi) demektedirler5. Altaylılar ile Yakutlar kadın şaman için Udoyan, Buriate’larda, Udayan demişlerdir6. Yine Altaylarda Kam, Gam, Moğollarda Kami dendiği de görülmektedir. Şaman kelimesinin etimolojisi yapılırken Tunguzca Shaman kelimesinin Pali dilindeki Saman kelimesi ile de ilişkili olduğunu söyleyenler çıkmıştır.
Orta ve Kuzey Asya’yı içine alan bu hudutsuz atmosfer içinde, cemiyetin sihirsel-dinî hayatı, Şaman üzerinde merkezileşmiş gibi görünmesine rağmen bu, bu bölgede inanılan kutsalın kutsalın yegane manipulatörü ve dinî faaliyetin tamamının teşkil ettiği anlamına gelmez7. Çünkü Orta ve Kuzey Asya’nın birçok kabilelerinde dinî kültür yöneticisi olan rahip, Şamanla yan yana bulunmaktadır. Hattâ Şaman, tedavi ile meşgul olan tabible yan yanadır. Tabip hastalığı, ilaç ile tedavi ederken, şaman hastayı kendi usulüne göre, daha çok sihir ve efsunla tedavi etmeye çalışmaktadır8. Burada aynı zamanda her aile reisi, aile kültünün de şefidir. Görüldüğü gibi bir takım merasimleri idare eden Şamanın dışında bir de dinî pratikleri icra eden birileri vardır. Fakat buna rağmen toplumda Şaman hâkim figür olarak kalmaktadır. Bunun sebebi, Orta ve Kuzey Asya’da vecdî tecrübenin, çok önemli bir yer tutmasıdır. Bu bölgede vecdî tecrübe en mükemmel dinî tecrübe olarak kabul görmektedir. Şaman ise, bizzat bu vecdîn büyük ustasıdır. İşte toplumda Şamanın saygınlığı, halk toplulukları içinde bu vecd ve istiğrak halini sağlamakta üstad olmasından ileri gelmektedir. Bunun için Şamanizm’in en belirgin tarifi “Şamanizm’in bir vecd tekniği olduğu şeklindeki tarifi olacaktır”9.
Güney ve Orta Asya’nın muhtelif bölgesine seyahat yapanların da söyledikleri ve tasvir ettikleri bu doğrultudadır.10
Diğer yandan sihirsel-dinî fenomenler sadece Orta Asya ve Güney-Kuzey Asya bölgelerine de mahsus bir olay değildir. Buna benzer fenomenler, Kuzey Amerika’da, Endonezya’da, Okyanusta ve başka yerlerde de görülmüştür. Elbette bunların da Sibirya Şamanizm’i ile birlikte incelenmesinde yarar vardır. Fakat şu nokta çok önemlidir: Herhangi bir bölgede Şamanik bir kompleksin varlığı, şu veya bu milletin sihirsel-dinî varlığının bir Şamanizm etrafında kristalleştiğini göstermez. Bu belki bazı yerlerde olmuştur. Fakat bu, genel bir dinî akım değildir. Genellikle Şamanizm, başka dinî ve sihir şekilleri ile birlikte yan yana bulunmaktadır11.
Buraya kadar kısaca anlatmaya çalıştığımız konu, Şamanın, diğer büyücülerden ve ilkel cemiyetlerin hekim-adamından ayrılmış olduğu konusudur. İşte bu nokta tespit edilirse şu veya bu dindeki Şamanik bir kompleks çok önemli bir anlam kazanacaktır. Büyü ve büyücüye, dünyanın her yerinde rastlanmaktadır. Oysa, Şamanizm özel bir sihirsel özellik göstermektedir. Meselâ, “Ateşin üstadı”, “Sihirsel uçuş” gibi ki bu bizim açımızdan oldukça önemlidir. Bunun için Şaman, diğer vasıflarının yanında bir büyücü bile olsa, herhangi bir büyücü Şaman olarak vasfedilemez. Yukarıda, Şamanik tedavilerin, tıbbî tedavilerden kendine has metotları ile ayrıldığını da belirtmiştik12.
Vecd ve istiğrak ile ilgili Şamanik tekniklere gelince Dinî Etimoloji ve Dinler Tarihi bunlarla dolup taşmaktadır. Yine de, herhangi bir vecd ve istiğrak sahibini bir şaman olarak düşünemeyiz. Şaman, vecdin ve istiğrakın ustasıdır. Bu esnada onun ruhu, vücudunu terketmiş olarak göklere çıkmakta veya cehennemlere inmektedir13.
Şamanın özelliğini ifade edebilmek için, şaman ile “ruhlar” ilişkisini de ele almak gerekecektir. İlkel ve modern dünyada “ruhlarla” ilişki kurduklarını iddia eden sayısız fertler bulmak mümkündür. Fakat bize burada düşen şey, yardımcı ruhları karşısında şamanın pozisyonunu ortaya koymaktır. Bu ortaya konduğun takdirde, bir şaman kolayca “herhangi bir ruhun sahip olduğu kişiden” ayrılacaktır. Şaman ruhlara hâkimdir. Bu istikamette o, ölülerle, şeytanlarla, tabiat ruhları ile, onlara alet olmadan iletişim kurabilmektedir. Yine de istisnaî olarak ruhların sahip olduğu Şamanlar da vardır14.
Şamanizm adı verilen dinî fenomen, en kompleks şekilde Orta-Asya’da kendini göstermiştir. Fakat buna rağmen Orta-Asya Türk bölgelerinde Şamanik unsurları saf bir şamanizm fenomeni olarak takdim etmek de doğru değildir. Yani, saf bir Şamanizm’in bu bölgede bulunduğunu iddia etmek de bilimsel açıdan tutarsızdır. Ancak Orta-Asya ve Sibirya Şamanizmini bu dinî fenomen açısından belli bir yapı içinde tespit etmek mümkündür. Bu bölge Şamanizmin belli başlı yapısını şu hususlar oluşturmaktadır.

1. Ruhlarla özel ilişkiler

2. Sihirsel uçuşa imkân veren vecd hâlleri

3.Göğe yükselme

4.Cehennemlere iniş

5. Ateşe hâkim olma.

İşte bu unsurlar, Orta-Asya ve Sibirya bölgesinde görülmüş, özel bir ideoloji ile bütünleşmiş ve özel tekniklerle geçerli hâle gelmiştir.
Ancak böyle bir Şamanizm’i, sadece Orta ve Güney Asya ile sınırlı tutamayız. Çünkü bazı Şamanik unsurların muhtelif büyü şekillerinde ve arkaik dinlerde de varlığına şahit oluyoruz. Bunlar bizim açımızdan oldukça önemlidir. Zira onlar hangi ölçüde Şamanizm’in bir inanç esası ve ilkel teknikler muhafaza ettiğini göstermekte ve hangi ölçüde yenilik ilâve edildiğini ortaya koymaktadır. Bu açıdan Şamanizm’in yerinin daima ilkel dinler bünyesinde sınırlı kaldığına dikkat etmek gerekecektir. Konunun daha iyi anlaşılması için başka kültür bütünlüğü ve ruhî yönlendirme içinde bütünleşmiş olan Şamanik unsurlara benzeyen, sihirsel dinî unsuru ortaya ve mukayese etmek daima faydalı olacaktır15. Şamanik unsurların bir dinde veya gelişmiş bir mistik bünyede tespit edilmesi, bizim için önemlidir. Çünkü eski Hind’de veya İran’da, Şamanik bir erkânın veya sembolün keşfi, ancak Şamanizm de, net bir dinî fenomende görüldüğü takdirde bir anlam kazanıyor. Aksi takdirde bu erkanın izahı için sonsuza dek “ilkel unsurlardan” bahsedilecektir. Çünkü Hint ve İran dinleri, diğer bütün antik ve modern dinlerde olduğu gibi, Şamanik olmayan birçok “ilkel unsurlar” takdim etmektedir. Yine de ne kadar ilkel olursa olsun Doğuda karşılaşılan her vecdi tekniğin Şamanik olarak düşünülmemesi gerekir16.
Orta ve Güney Asya’nın dinî hayatına Şamanizm fenomeni hâkim olmasına rağmen yine de o, bu bölgenin hudutsuz bir alan dini değildir. Sadece uygunluk ve karışıklık kuzey topluluklarının, Tatar Türkleri’nin dinin Şamanizm olarak telakkîye götürmüştür17. Aslında Güney ve Orta Asya Türk topluluklarının dinleri her yönden Şamanizm’i aşmaktadır. Öyleki, herhangi bir dinin imtiyazlı üyelerinin, mistik tecrübeyi aştıkları gibi aynı şekilde Şamanlar da birtakım seçkinlerdir. Onlar da cemaatin diğer üyelerinin giremediği kutsal bölgeye girmektedirler18. Onları vecdî tecrübeleri, dinî ideolojinin, mitolojinin, ritüalizmin katmanlaşmasına çok büyük etki yapmıştır. Fakat Kuzey halklarının, Sibiryalıların , Asyalıların, mitolojilerini, dinî rükünlerini şamanlar meydana getirmemişlerdir. Bütün bu dinî motifler Şamanizm’den öncedir veya en azından onunla paralellik arz eder. Bunları sadece genel dinî tecrübenin ürünleri olarak kabul edebiliriz. Yoksa bunlar, şamaların ürünleri değildir. Maalesef Şamanik tecrübe, daima uygun olmayan bir ideoloji vasıtasıyla ifade edilmiştir19.
Şamanlar kendi cemiyetlerinde ya içten bir eğilim (Vocation) veya en azından bir “Dinî Kriz’i” gösteren belirtilerle kendilerini ortaya koymaktadırlar. Böylece Şamanlar cemaatin diğer kesiminden “Dinin tecrübelerin kesafeti ile” ayrılmaktadırlar. Bunun için Şamanizmin genelde din diye adlandırılan mistik inanç sistemlerinin arasına dahil edilmesinin daha iyi olacağını söyleyebiliriz 20. Böylece önemli bir çok dinin içinde Şanizm’i bulmak mümkün olacaktır. Çünkü Şamanizm, daima bazı elitlerin emrinde teknik bir vecd olayı olayı olmuş ve mistik bir din oluşturmuştur.21Bu açıdan hristiyan kiliselerindeki azizler, mistiklerin, keşişlerin mistiği ile Şaman mistiği ile mukayese edilmiştir. Fakat bu mukayeseyi bile ileriye götürmemek gerekir. Çünkü Hristiyan’lıktakinin aksine kendine Şamanist diyenler, Şamanların vecdî tecrübelerine çok önem vermektedirler. Çünkü onları tedavi edenler Şamanlardır. “Karanlıklar krallığında” onların ölülerine refakat eden Şamanlardır. Bu elit zümre, cemaatin sadece dinî hayatını yönetmez ve onun ruhu üzerinde gözetleme icra eder22. Çünkü Şaman insan ruhunun en büyük mütehassısıdır. Onu sadece o görür. Zira, ruhun şeklin ve kaderini o tanımaktadır. Buna rağmen bu bölge halklarının dinî hayatının büyük bir kısmı, Şamanın müdahalesi olmadan icra edilmektedir. Bu da bize Orta Asya ve Sibirya Türk boylarındaki dinî hayatın içinde Şamanizm’in bir müdahil unsur olarak bulunduğunu gösterir. Yani, Şamanizm bu boylarda daima var olmakla beraber, onların hiçbir zaman dinî sisteminin bütününü teşkil etmemiştir. Orta Asya, Sibirya ve Kuzey halklarının çoğunluğu avcı veya çoban hayvancı halklardan oluşmaktadır. Hepsini belli oranda göçebelik karakterize etmektedir. Bu halkların etnik veya dil farklılıklarına rağmen, dinlerinin ana çizgileri ortaklık arz eder. Tchouktches, Tongouses, Samoyedes veya Tatar-Türkler, göksel yüce bir Tanrı’ ya inanmaktadırlar. Bu Tanrı, yaratıcı, her şeye kadirdir ve bir Gök Tanrı (deus otiosus) olma yolundadır23. Bazen Türkler Yüce Tanrı’ yı “Gök” anlamında kullanmışlardır24. Meselâ, Samoyedesler’ deki Num, Tongouzlar’ daki Buga, Moğallardaki Tengri, Buriatlar’daki Tengeri, Volga Tatarlarındaki Töngere, Beltireler’ in Tingiri, Yakutların Tangarası gibi...25 Bu konuda sadece “Gök” ismi bile insanı hataya götürebilir. Bu Tanrı’nın en belirgin sıfatlarından biri, “yüksek”, yüce, aydınlık, vs.dir. Irtytch ostyakslar’da Gök Tanrı ismi, Sânke’den türetilmiştir. Bunun ise anlamı, “aydınlık, parlak, ışık”dır26. Yakutlar onu “çok yüce Rabb” (ar-tojen), Altay Tatarları “Beyaz ışık” (ak ajas), Koryakslar “yüksekten biri””yüksekliğin Rabbi” vs. şeklinde düşünürler. Hatta Tatar Türklerinde”Yüce Tanrı” mefhumu, Kuzey ve Kuzey Doğu komşularından daha aktüeldir. Bunlar onu, Şef, Rab, Efendi, çoğu defa da Baba olarak adlandırmaktadırlar27.
Orta Asya ve Sibirya Türk topluluklarının bu Gök Tanrısı, en yüksek gökte oturmakta, birçok oğullara, birçok elçilere sahip olmaktadır. Oğullar ve elçiler, daha aşağı göklerde oturmaktadır. Bunların sayıları, bir kabileden bir kabileye değişmektedir. Genelde yedi veya dokuz oğul veya kızdan bahsedilir28. Bunların aralarından birçokları ile Şaman tamamen özel ilişkiler kurmaktadır. Bu oğulların, elçilerin veya Göksel Tanrı’nın hizmetçilerinin görevleri, insanları gözetlemek veya onlara yardım etmektir. Bu Gök Tanrı’ya bazen Ülgen adı verilmiştir. Meselâ, Altay Türkleri bu Tanrı’ya “ulu veya bay ülgen, zengin ulu” adını verirler. Yine bu Türklere göre Ülgen, altın kapılı bir sarayda, altın bir taht üzerinde oturur29.
Türk Halklarında Tanrılar panteonu bazen, Bouriatlarda, Yakutlarda, Moğollarda olduğu gibi çok büyük sayılara ulaşmaktadır. Bouriatlar elli beş iyi, kırk dört kötü Tanrı’ dan bahsetmektedir. Onlara göre bu iki Tanrı sınıfı arasında daimi bir savaş vardır. Ancak bu muhalefet olayında daha sonraki dönemlerin tesirlerini aramak gerekir30. Eski Türk dinî hayatında politeizm, bir yüce Tanrı fikrinin etrafında belirginlik arz etmektedir.
Orta Asya ve Sibirya dinî hayatında Yer Tanrı inancı da önem arz etmektedir. Orhon kitabelerinde yağız ve yer tabiri kök tenri, “mavi gök” ile yan yana geçmektedir31. Yine İbn Fadlan bazı Başkurt boylarının inandığı on iki ilâh arasında Yer, Su Tanrılarını da sayar32. Altay Türklerinde yer su diye gösterilen yer’ in bir ruhlar camiası olarak tasarlandığını ve bu ad altında on yedi ulu Tanrının toplandığını bildirir. Bunların yaşadıkları yerler umumiyetle dağ zirveleri veya kaynak havzalarıdır. Altaylılara göre insanları yaratan ve kötü varlıklardan koruyan bu Yer-Su Tanrılarıdır33. Altaylılar yer su ruhlarını, müstakil bir zümre olarak kabul etmektedirler34. Sağlığı hayvanların çoğalmasını temin eden ve kötü ruhların fenalıklarını önleyen bu ruhlar, kendilerine saygı göstermeyenleri cezalandırmakta ve hasta etmektedir. Genelde insana benzetilen yer-su ruhlarının umumî adı ē “sahip” dir. Çünkü bunlar, muayyen bir yerin, bir dağın veya bir ırmağın sahibi sayılırlar35.
Yine de bölge topluluklarınca yerin sihirsel-dinî fonksiyonu oldukça mütevazidir. Yer Tanrıçası figürü yoktur. Onlara kurban takdim edilmemektedir. Bazı Şamanik geleneklere rastlansa da kadının mitolojik rolü, oldukça kısıtlıdır. Altaylarda Atmosfer ve Gök Tanrısından sonra, Yüce Tanrı, cehennemin sahibi olan Erlik Khan’ dır. Bu da Şamanlar tarafından yeterince tanınmaktadır36.
Orta ve Güney Asya’nın dinî hayatını tamamlayan başlıca ögeleri, Ateş kültü, Av merasimleri, ölümle ilgili anlayışlar tamamlamaktadır. Bu açıdan Orta ve Güney Asya Türk topluluklarının dinini baştan aşağı bir Şamanist sistem olarak düşünmek yanlıştır. Bu bölge toplulukları dinî, morfolojik olarak ana hatları ile Hindi-Avrupai toplulukların dinleriyle bir yakınlaşma içinde olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü her iki toplulukta da yüce Gök Tanrı veya fırtına Tanrısı önem arz emektedir. Her iki toplulukta da tanrıçalar yoktur. Her iki toplulukta da aracı “oğullar” veya “elçiler” vardır. Her iki toplulukta da ateş tebcil edilmiştir37.
Tarih öncesi Hindi-Avrupailerle eski Türk Tatarları arasındaki benzerliğin, sosyolojik ve ekonomik planda da ortaya konması için aşağıdaki noktaların da bilinmesi gerekir: Her iki grupta patriyalkal bir yapıya sahiptir. Bunun içinde aile şerefinin çok büyük bir prestiji vardır. Ekonomileri ise avcı ve çoban-hayvancılık ekonomisidir. Atın, Tatar Türklerde ve Hindi-Avrupai halklarda dinî önemi büyüktür. En eski Grek kurbanında (le sacrifice olympien) Türk-Tatarlarının, Ougriens’ lerin ve kuzeyli halklarının kurban izlerine rastlanmıştır. Bu ise, tam olarak ilkel avcıları ve çoban-hayvan yetiştiricilerini karakterize etmektedir38.
Görüldüğü gibi Orta Asya Türk Topluluklarının dinî hayatına yön veren unsur sadece şamanik motifler olmamıştır. Sonra Şamanizm olarak adlandırdığımız kompleksteki unsurları da bir tahlile tâbi tuttuğumuzda, arkaik dönemden gelen birçok unsura sahip olacağını göreceğiz. Yine de bu arkaik kökenli Şamanik unsurların saf ve orijinal olduğu da söylenemez. Türk-Moğol Şamanizmi de bulunduğu şekil içinde birçok doğu tesirleriyle şekillenmiş haldedir. Kuzey Sibirya ve Orta Asya Türk halklarının dinine gelince orada da Şamanizm, diğer dinî motiflerle en ileri derece de bir entegrasyon içinde bulunmaktadır. Bu toplulukların dini de bir yandan semavî yüce bir tanrı ile karakter kazanırken diğer yandan da av merasimleri, atalar kültü gibi tamamen ayrı bir dinî istikamete dayanan kültleri bünyesinde taşımaktadır. Şaman az veya çok bu dinî sektörlerin her birine dahil olmuş vaziyettedir. Pek tabiki vecdi bir tecrübe ve sihirle oluşmuş olan Şamanizm, kendinden önceki dinî yapılara uyum sağlamıştır. Halk bazen dinî hayatının bütünü içine Şamanik seansların tasvirini yerleştirerek, Şamanizm’i güçlendirmiştir. Bununla, yüce bir semavî tanrıyı ve onu ilgilendiren mitolojileri kastediyoruz. Burada birbirinden ayrı iki dünya intibaına şahit oluyoruz. Oysa bu intiba yanlıştır. Çünkü fark, dinî dünyaların yapısında değil, Şamanik seanslarla başlayan dinî tecrübenin yoğunluğundandır. Bu Şamanik seans daima vecde başvurmaktadır. Dinler Tarihi, hiçbir dinî tecrübeni vecdi tecrübeden daha çok biçimi bozulmuş, daha çok yönünü değiştirmiş bir şeyin olmadığını ortaya koymuştur39.
Yukarıda belirttiğimiz gibi mevcut şekli altında Şamanizm saf bir fenomen değildir. Şamanizm, animist felsefî sistemin psikolojisi ve sosyal sistemi içinde bir takım köklere sahiptir. Ama sadece bu da değildir. Kuzey Doğu-Asya etnik grupları arasında Budizm’in nüfûzunun bir sonucu olmuştur Şamanizm. Bunun için bu sahaların bazı uzmanları Şamanizm’in, Budizm tarafından uyarıldığından bile bahsetmişlerdir40. Hatta hâlâ bu uyarının, Moğalistan’da devam ettiği söylenmektedir. Çünkü Lamalar, Şamanların dengesiz olmasını tavsiye etmektedirler. Bir çok defa Lama, Şaman olmakta ve Şamanların ruhlarını kullanmaktadır. Durum böyle olunca, şaman kelimesinin kaynağı bulunduğu kabul edilen Tonguz dinî hayatı, Budizm’den ve Lamaizm’ den alınan birçok unsur ihtiva etmesinde şaşılacak bir halin olmaması gerekir. Hatta bu tesirlerin, Bouriates’ larda ve Moğollar’ da da41 genişçe olduğunu söyleyebiliriz. Tatarlar’ın ve Bouriate’lerin dinî ideoloji, kozmoloji ve mitolojilerinde bu tesirler açık olarak görülür. Özellikle Budizm, Orta Asya ve Hindin dinî katkısını taşımıştır. Aslında Hind tesirleri, Orta Asya’ da ilk tesire sahip olan bir ülke değildir. Tarihin en eski dönemlerinden beri, Güney kültürleri ve daha sonra antik Yakın - Doğu, bütün Orta Asya ve Sibirya kültürünü etkilemiştir. Yine, Hindî-İranî ve Mezopotamya tesirlerinin Orta-Asya ve Sibirya kozmolojisi ve mitolojilerinin formasyonunda önemli etkileri vardır42.
İran kökenli terimler Ougriensler, Tatarlar ve Moğallarca kabul edilmiştir43.Kültürel temas, Çin ve Helenist doğu arasındaki karşılıklı tesirler yeterince bilinmektedir. Sibirya ise bu kltür alış verişinden yeterince istifade etmiştir. Meselâ, Sibirya halkının kullandığı rakamlar, dolaylı olarak Çin’den olduğu kadar Roma’ dan alınmıştır44.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.053 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.